(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2012/9047 E. , 2013/956 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava niteliği ve içeriği itibariyle 1581 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhtesat niteliğindeki fındık ağaçlarının aidiyetinin tesbitine ilişkindir. Tapuda kayıtlı taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına …
**(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2012/9047 E. , 2013/956 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava niteliği ve içeriği itibariyle 1581 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhtesat niteliğindeki fındık ağaçlarının aidiyetinin tesbitine ilişkindir. Tapuda kayıtlı taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu olduğu belirlenen 1581 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 15.09.2011 günlü haritada belirlenen temyize konu 7245 m2 yüzölçümündeki bölüm içinde gösterilen 350 adet fındık ağacının davacı ... tarafından meydana getirildiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve kararda gösterilen diğer gerekçelere göre davalılardan ...'un sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 718. maddesi hükmünde, arazi üzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklandığından, taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Bu olgu gözönüne alındığında kural olarak ve aksine bir hüküm bulunmadıkça taşınmaz üzerindeki muhtesatların mülkiyetinin tespiti dava edilemeyeceği gibi, mahkemelerce de muhtesatların taşınmazın arzına malik olanlar dışında başka bir kişiye ait olması sonucunu doğuracak şekilde hüküm verilemez. Ne var ki, çoğun içinde azın da bulunduğu, muhtesatların mülkiyetinin tespiti isteminin muhtesatların meydana getirildiğinin tespiti istemini de içerdiği gözönüne alındığında, mülkiyet tespiti istemiyle açılan davalarda, koşullarının varlığı ve davanın kanıtlanması halinde davaya konu muhtesatların davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine, mülkiyet tespiti isteminin ise reddine karar verilmesi gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece az yukarıda açıklanan hukuksal olgu gözetilerek davanın kısmen kabulü ile davacının mülkiyet tespitine ilişkin talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ... ve arkadaşlarının temyizi bu nedenle yerinde ise de; yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm yerinin 1 numaralı bendindeki "...kabulüne ..." sözünün hüküm yerinden çıkartılmasına, yerine sırasıyla "...kısmen kabulüne..." 3. bendindeki “...1663,20 TL nin...” ve 3. bendindeki “...1264,55 TL...” sözlerinin hüküm yerinden çıkarılmasına yerine sırasıyla “red ve kabul oranına göre 831,60 TL... ” ve 3. bendindenki “...red ve kabul oranına göre 1182,28 TL...” ile 3. bendden sonra gelmek üzere "Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına," söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 13.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.