10. Ceza Dairesi 2023/13278 E. , 2024/17569 K. ... MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/650 E., 2019/366 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için…
**10. Ceza Dairesi 2023/13278 E. , 2024/17569 K.** **"İçtihat Metni"** ... MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/650 E., 2019/366 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 01.07.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/32591 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59392 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59392 sayılı Kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 19 uncu maddesinde yer alan "Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder." ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28 inci maddesinde yer alan "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır." ve 5271 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Somut olayda, sanığa ait cezaevi bilgileri incelendiğinde, 07.04.2018 tarihinde tutuklanarak Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna girdiği ve 06.06.2018 tarihinde tahliye edildiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı 16.05.2018 tarihinde sanığa tebliğ edilerek itiraz edilmemesi üzerine infazı için denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderilmiş ise de, sanığın tebliğ tarihinde ceza evinde tutuklu olarak bulunduğu, tutuklu ve hükümlülere yapılacak tebligatın bulundukları kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur tarafından taraflarına okunup anlatılmak suretiyle yapılması gerektiği, sanığa normal usulde yapılan tebligatın usulsüz olduğu, kamu davasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda denetim süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği cihetle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden sanık hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre ise; 1. 05.09.2018 tarihinde Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında gerçekleştirilen soruşturma uyarınca yapılan aramada, üzerinde herhangi bir suç unsuruna rastlanmayan sanığın, gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Cumhuriyet Savcısının talimatıyla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesince idrar örneği alınıp 05.09.2018 tarihli idrar testi raporu tanzim edildiği, Mahkemesince de söz konusu raporun dayanak gösterilerek sanığın idrarında uyuşturucu etken maddelerinin bulunduğundan bahisle mahkumiyetine ilişkin karar verildiği anlaşılmış ise de, 5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesinde yer alan "Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz." ve delillerin takdir yetkisi başlıklı 217 inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Cumhuriyet Savcısı tarafından delil elde etmek amacıyla gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında sanığın idrar örneğinin alınmasına yönelik verilen kararın Sulh Ceza Hakimliğinin onayına hiç sunulmadığı anlaşıldığından, hukuka uygun elde edilmeyen bu delilin sanığın mahkumiyetine esas alınamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2. Sanık hakkında 25.12.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2019 tarihli ve 2018/31407 Soruşturma, 2019/1904 Esas, 2019/1512 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası neticesinde Malatya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2019 tarihli ve 2019/250 Esas, 2019/372 Karar sayılı kararıyla aralarında hukuki ve fiili bağlantı olması nedeniyle inceleme konusu Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/650 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2019 tarihli ve 2018/650 Esas, 2019/366 Karar sayılı kararı ile atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, Malatya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/250 Esas sayılı birleşen dosyasında sanığın savunması alınmadan birleştirme kararı verildiği ve ana dosyadaki yargılama sırasında da birleşen dosya yönünden sanığın sorgusunun yapılmadığı anlaşılmakla bu şekilde yargılamaya devamla sanığın savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 14.01.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2018 tarihli ve 2018/1552 soruşturma, 2018/183 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın, şüpheliye Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 16.05.2018 tarihinde bizzat kendi imzasına tebliğ edildiği, 30.05.2018 tarihinde tedbirin infazı için Malatya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Malatya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlandığı, uyarılmasına rağmen yükümlülük ihlalinde ısrar etmesi nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 24.07.2018 tarihli kararıyla dosyanın kapatılmasına karar verilerek 14.08.2018 tarihinde Malatya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, C. Şüphelinin 25.03.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmanın da birleştirilmesine karar verildiği, D. Şüphelinin 05.09.2018 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2018 tarihli ve 2018/8143 Soruşturma, 2018/5800 Esas, 2018/4383 sayılı iddianamesi ile Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, davanın 2018/650 Esasa kaydedildiği, E. Şüpheli hakkında, 25.12.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 13.03.2019 tarihli ve 2018/31407 Soruşturma, 2019/1904 Esas, 2019/1512 sayılı iddianamesi ile Malatya 8.Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan açılan kamu davasının, Malatya 8.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2019 tarihli ve 2019/250 Esas, 2019/372 Karar sayılı birleştirme kararı ile Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/650 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, F. Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 24.05.2019 tarihli ve 2018/650 Esas, 2019/366 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 01.07.2019 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. G. Dosya kapsamına göre; 7201 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinde yer alan "Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder." ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28 inci maddesinde yer alan "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır." ve 5271 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, Somut olayda, sanığa ait tutukluluk bilgileri incelendiğinde, 07.04.2018 tarihinde tutuklanarak Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna girdiği ve 06.06.2018 tarihinde tahliye edildiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 16.05.2018 tarihinde sanığa Ceza İnfaz Kurumunda bizzat tebliğ edilerek itiraz edilmemesi üzerine infazı için denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderildiği sanığın tebliğ tarihinde tutuklu olarak bulunduğu, tutuklu ve hükümlülere yapılacak tebligatın bulundukları kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur tarafından taraflarına okunup anlatılmak suretiyle yapılması gerektiği, sanığa normal usulde yapılan tebligatın usulsüz olduğu, kamu davasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatlar hukukî sonuç doğurmayacağı gibi erteleme süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, kamu davasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek kesinleştirilmesinden sonra infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kabule göre de; 1. 05.09.2018 tarihinde üzerinde herhangi bir suç unsuruna rastlanmayan sanığın, gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Cumhuriyet Savcısının talimatıyla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesince idrar örneği alınıp 05.09.2018 tarihli idrar testi raporu tanzim edildiği, Mahkemesince de söz konusu raporun dayanak gösterilerek sanığın idrarında uyuşturucu etken maddelerinin bulunduğundan bahisle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, 5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesinde yer alan "Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz." ve delillerin takdir yetkisi başlıklı 217 inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, Cumhuriyet Savcısı tarafından delil elde etmek amacıyla gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında sanığın idrar örneğinin alınmasına yönelik verilen kararın Sulh Ceza Hakimliğinin onayına hiç sunulmadığı anlaşıldığından, hukuka uygun elde edilmeyen bu delilin sanığın mahkûmiyetine esas alınamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, 2. Sanık hakkında 25.12.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2019 tarihli ve 2018/31407 Soruşturma, 2019/1904 Esas, 2019/1512 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının, Malatya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2019 tarihli ve 2019/250 Esas, 2019/372 Karar sayılı kararı ile hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/650 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2019 tarihli ve 2018/650 Esas, 2019/366 Karar sayılı kararı ile atılı suçtan sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, Malatya 8.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/250 Esas sayılı birleşen davasında sanığın savunması alınmadan birleştirme kararı verildiği ve ana dosyadaki yargılama sırasında da birleşen dava yönünden sanığın savunmasının alınmadığı anlaşıldığından, yargılamaya devamla sanığın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2019 tarihli ve 2018/650 Esas, 2019/366 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2024 tarihinde karar verildi. ...