7. Hukuk Dairesi 2012/4229 E. , 2012/5648 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 128 ada 41 parsel sayılı 17404,04 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak da
**7. Hukuk Dairesi 2012/4229 E. , 2012/5648 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 128 ada 41 parsel sayılı 17404,04 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Kadastro davalarında keşif giderleri yatırılmadığından kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi ve uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması, dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmesi, ispat yükü kendi üzerinde olan tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul ve yeterli uzunlukta kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içinde kabul edilebilir yasal bir mazeret olmaksızın keşif giderlerinin mahkeme veznesine yatırılmamış olması gerekir. Somut olayda kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de, davacı tarafa verilen kesin önel gerekli koşulları içermemektedir. Şöyle ki; mahkemece davacıya duruşma tutanağında belirtilen toplam keşif miktarının 15.08.2011 günü mesai bitimine kadar yatırması yönünde süre verilmiş, aynı zamanda keşif tarihi olarak 16.08.2011 günü belirlenmiştir. Böylesi bir durumda davacıya verilen sürenin son günü olan 15.08.2011 tarihi ile keşif için belirlenen 16.08.2011 tarihleri arasındaki 1 günlük süre tanık ve bilirkişilere çıkartılacak tebligat için yeterli değildir. Hal böyle olunca kesin önelin yöntemine uygun olduğundan söz edilemez. Her ne kadar mahkemece yerel ve tespit bilirkişilerinin hazır edilmesi için kolluğa yazı yazılmasına karar verilmiş ise de adlarına usul hükümlerinin öngördüğü şekilde ihtaratta bulunulmayan tanık ve bilirkişilerin zorla getirilmesine yasal olanak olmadığından mahkemenin bu ara kararının yasal olarak uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı hususu da gözetildiğinde mahkemenin takdir ettiği gündeki keşfin baştan sonuçsuz kalma ihtimali de yüksektir. Bundan ayrı olarak kesin süre sonuçlarını içeren muhtıra davacıya 11.08.2011 gününde tebliğ edilmiş olup tebliğ tarihi ile keşif giderlerinin yatırılması için belirlenen süre arasında kalan 4 günlük zamanın makul olduğundan da söz edilemez. Belirtilen bu hususlara göre oluşturulan ara kararının kesin önel sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ... ...'nün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 06.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.