T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1651 (KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/148 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/45 E - 2023/376 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İpt…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1651 (KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2026/148 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/45 E - 2023/376 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 20/02/2026 YAZILDIĞI TARİH : 12/03/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 21/08/2020 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında davalı şirketin uygulama işlemleri almasının ve bu işlem karşılığında davacı şirkete 71.980,00 TL ödemesinin kararlaştırıldığını, bunun yanı sıra taraflar arasında 27/10/2020 tarihli ikinci sözleşme imzalandığını ve bu sözleşme uyarınca davalı şirketin alacağı kutu imalatı karşılığında davacı şirkete 23.600,00 TL ödemede bulunması yönünde mutabakat sağlandığını, müvekkil şiketin sözleşmeler gereği üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini ve işi yaparak davalı şirkete teslim ettiğini, ancak yapılan işler nedeniyle kesilen fatura bedellerinin ödenmediğini ve cari hesap alacağının bulunduğunu, bunun üzerine ödenmeyen borcun tahsili amacıyla davalı borçlu hakkında Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2676 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, devam eden süreçte davalı borçlunun söz konusu takibe itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, davalının haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline ve takibin devamına, ayrıca davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmeler kapsamında kesilen faturalara konu malın ve hizmetin müvekkil şirkete teslim edilmediğini, bu konuda düzenlenen sevk irsaliyelerinin bulunmadığını, ayrıca üretildiği iddia edilen ürünlerin sözleşmeye uygun imal edilmediğini, bu nedenle davalı şirketçe teslimin kabul edilmediğini, dolayısıyla davalı şirketin 42.553,46 TL alacaklı olduğunu savunarak, davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında ticari hizmet ilişkisinin sabit olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirleriyle uyumlu olduğu kısımlar üzerinde davalı şirketin, davacı şirkete 47.260,00 TL borçlu bulunduğu, dolayısıyla davacı şirketin alacağın bu kısmının tahsilini talep edebileceği, her ne kadar davalı şirketçe, takip tarihi itibariyle davacı şirkete borcun bulunmadığı savunulmuş ve davacı şirketçe ise tespit edilen miktardan fazla alacağın olduğu iddia edilmiş ise de, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında bu hususta işlenmiş olan belgelerin dayanaklarının sunulamadığı, bununla birlikte davacı şirketin takip öncesinde davalı şirketi temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği, ayrıca dava konusu alacağın likit nitelikte olduğu, bu itibarla davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, ancak kesilen fatura bedellerinin ödenmediğini, bu nedenle davacı şirketin alacağının bulunduğunu, bilirkişi raporu ile 79.060,00 TL'lik faturanın her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığının ve bu konuda ihtilafın olmadığının ifade edildiğini, dosyaya ibraz edilen beyanların dikkate alınmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı şirketin, takip dayanağı faturalarda yer alan ürünlerin müvekkil şirkete teslim edildiği hususunu ispat edemediğini, kesilen faturaların tek başına ticari ilişkiyi kanıtlar nitelikte bulunmadığını, bunun yanı sıra iade faturaya konu ürünlerin borçtan mahsup edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, ayrıca alacağın likit bulunmadığını, bu nedenle davacı şirket lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ifade ederek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davacının, takibe konu fatura ve cari hesap nedeniyle alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, satışı gerçekleştirilen uygulamalar ve kutu imalatı için düzenlenen fatura ve cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamı ile %20 icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2676 Esas sayılı takip dosyası ile, 23/02/2021 tarihinde davacı ... tarafından davalı ... aleyhine, 14/01/2021 tarihli faturaya ve cari hesaba dayalı 71.292,00 TL asıl alacak ve 703,15 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 71.995,15 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67. maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı şirket tarafından davacı şirket adına 13/11/2020 tarih ve GIB20200042 numaralı KDV dahil 10.733,46 TL bedelli fatura düzenlendiği, fatura içeriği incelendiğinde, ürünlerin muhtelif ölçülerde maskeler olduğunun belirlendiği, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 06/01/2021 tarih ve GIB20210001 numaralı KDV dahil 24.032,00 TL bedelli fatura düzenlendiği, fatura içeriği incelendiğinde, ürünlerin "Maske Koli Üretimi ve GIB202000042 numaralı faturaya ilişkin fiyat farkı" olduğunun belirtildiği, bununla birlikte, davalı şirket tarafından davacı şirket adına 06/01/2021 tarih ve 20210003 numaralı 6.474,94 TL tutarında, 21/06/2021 tarih ve 20210008 numaralı 20.208,25 TL tutarında ve 22/06/2021 tarih ve 20210009 no.lu 23.600,00 TL tutarında faturaların düzenlendiği tespit edilmiştir. Bilindiği üzere, Hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı konusu 4721 Sayılı Kanun'un "İspat yükü" başlıklı 6. maddesinde, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Dosya kapsamında davacı tarafın, teslim olgusunun gerçekleştiğini iddia ettiği ürünler yönünden dava dilekçesi incelendiğinde, davacının diğer deliller ile birlikte aynı zamanda yemin deliline de dayandığı anlaşılmaktadır. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif eder. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (HMK m. 233) yemin eder ise, yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez. Davacının, teslim savunmasını kesin delillerle ispat etmesi gerekir. Davacı sunduğu dava dilekçesinde teslime ilişkin iddialarda bulunmuş ve yemin deliline dayanmıştır. Açıklanan bu nedenlerle mahkemece; ispat yükünün anlaşma konusu ürünlerin tamamının teslim edildiği iddiasında bulunan davacı üzerinde olduğu ve davacının yemin deliline dayandığı dikkate alınarak, davacıya, karşı tarafa yönelik olarak yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak teslim olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında gerekli değerlendirmenin yapılması ve karar yerinde tartışılması sureti ile hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekmektedir. Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; tarafların iddia ve savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış ve mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a.6 maddesinde öngörülen şartlar gerçekleştiğinden davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının AYRI AYRI KABULÜ ile; Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2022/45 Esas, 2023/376 Karar sayılı ve 16/06/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatıran tarafa İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 20/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."