İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:04/04/2023 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:27/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muh…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:04/04/2023 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:27/03/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/01/2017 tarihinde, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı olan sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı otobüs ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında ...'ın kullandığı araçta yolcu konumunda seyahat eden davcının yaralandığı ve iş göremezliğe maruz kaldığı, acı ve ıstırap duyduğu, davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru nedeniyle kazanın vuku bulduğunu beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla 10.000,00 TL daimi iş göremezlik zararı ile 6.590,87 TL tedavi giderinin olay tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davlıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 22/02/2023 günlü dilekçesinde iş göremezlik zararına ilişkin maddi tazminat istemini 83.691,57 TL'ye yükselmtiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın müvekkili nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunduğu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, sigorta genel şartları kapsamın ve azami poliçe limitiyle sınırlı olduğu, dava öncesi sigorta şirketine başvuru yapılması gerektiğine ilişkin şartın usulünce yerine getirilmediği, kusurun ve zararın usulünce ortaya konup ispatlanması icap ettiği, zarar tespitinde sigorta genel şartlarında belirtilen formülün kullanılarak hesaplama yapılması lazım geldiği, dava öncesi usulünce müracaat edilmediğinden temerrütte oluşmadığı, ancak dava tarihinden ve yasal faiz istenebileceğini beyanla davanın reddini istemiştir. DELİLLER: Trafik kazası tespit tutanağı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi örneği, kusur, maluliyet ve tazminat bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davacının yaralandığı uyuşmazlık konusu kazanın vukunda davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu, ATK 2. Üst Kurul raporunda trafik kazası sonucu yaralanmasına bağlı arazı nedeniyle davanın %8 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı, iyileşme süresinin ise olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceğinin mütalaa edildiği, tazminat bilirkişi raporunda davalı yanın %75 kusur durumu, davacının %8 daimi iş göremezlik oranı ile 4 aylık geçici iş göremezlik süresi, TRH 2010 yaşam tablosu ve davacının asgari ücret düzeyindeki gelirine göre 3.812,26 TL geçici ve 79.879,31 TL sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığı, yine SGK kapsamında olmayan ve davalı yanın kusuruna isabet eden 6.590,87 TL tedavi gideri bulunduğunun belirtildiği, raporların yargısal denetime elverişli olduğu, öte yandan geçici iş göremezlik zararı istemi bulunmadığı ve salt daimi iş göremezlik zararı ile tedavi gideri bakımından davanın sübuta erdiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve 79.879,31 TL sürekli iş göremezlik zararı ile 6.590,87 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 86.470,18 TL maddi tazminatın 26/02/2022 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, ilk kez ıslahla talep edilen geçici iş göremezlik zararı bakımından usulünce açılmış dava bulunmadığından bu zarar kalemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava öncesi müvekkili sigorta yapılan başvuru sırasında tazminat hesaplamasına esas tüm bilgi ve belgenin sunulması zorunlu olup, davacının müvekkili şirketi usulünce başvuru yapmadığını, kusurun ve zararın usulünce ispatı gerektiğini, uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin SGK tarafından davacıya yapılan tediyelerin araştırılması ve tespiti halinde hesaplanan zarardan mahsup edilmesi, yine emniyet kemeri takıl olmadığının belirlenmesi halinde bu durumun TBK 52. madde uyarınca tenzilat sebebi yapılması gerektiğini, tedavi giderinin poliçe kapsamına yer almadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava öncesi temerrüt oluşmaması ve ticari bir işin söz konusu olmamasından dolayı talep olunan tazminata dava tarihinden yasal faiz işletilebileceğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davacı, çift taraflı trafik kazası sonucu yaralandığını ve sürekli iş göremezliğe maruz kaldığını, tedavi sürecinde tedavi masrafı yaptığını ileri sürerek belirtilen zarar kalemlerine ilişkin maddi tazminatın, içinde yolcu olarak bulunduğu aracın trafik sigortacısı olan davalıdan kusuruna göre tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda geçici iş göremezlik talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, sürekli iş göremezlik ve tedavi gideri zararı talebinin ise kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; 1-Dava tarihinden önce davacının sigorta şirketine başvuru yaptığı ve kaza tarihinde yürürlükte bulanan Yönetmeliğe göre düzenlenmiş maluliyet raporu, kaza tespit tutanağı, tazminat hesabına ilişkin aktüerya bilirkişi raporları vs. evrakların da başvuruyla birlikte davalı sigorta şirketine ibraz edildiği, davalı sigorta şirketinin ise başvuruya rağmen ödeme yapmadığı, bu haliyle davacı tarafından davalı sigorta şirketine yapılan başvuruda bir eksiklik bulunmadığı, bu nedenle KTK 97 maddesinde yer alan dava şartının yerine getirildiğinin kabulünün zorunlu olduğu kanaatine varılmış ve davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir. 2-Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında hükmolunan tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekmektedir. Sigorta şirketinin taraf olduğu davada ise, sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihi olarak temerrüt tarihinin kabul edilmesi gerekmekte olup, bu temerrüt tarihinin de sigorta şirketine davadan önce başvuru yapılmış olması halinde bu başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasından başlatılması (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99/1 maddesi), başvuru yapılmamış olması halinde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Somut dosyada, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığına ve yukarıda 1 nolu bentte açıklandığı üzere bu başvuru geçerli ve yeterli kabul edildiğine göre, davalı sigorta şirketi aleyhine hükmolunan tazminata başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününden sonra başlatılacak şekilde temerrüt tarihi belirlenerek işlemiş faize hükmolunması gerekir. İlk derece mahkemesi tarafından sigorta şirketine başvurunun ulaştığı tarih olan 10/02/2022 tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasına isabet eden 26/02/2022 günü temerrüt tarihi olduğu belirlenerek bu tarihten itibaren faize hükmolunmuş olup, bu durumda ilk derece mahkemesinin faiz başlangıç tarihine ilişkin tespiti isabetlidir. Bu nedenle, davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf talebinin reddi gerekmiştir. 3-Davacı tarafça belgelendirilemeyip SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden, kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri uyarınca sigorta şirketi de sorumlu olduğundan, davalı sigorta şirketi vekilinin tedavi giderlerinden sorumlu olmadıkları yönündeki istinaf talebi yersizdir. 4-Dosya arasına alınan SGK kayıtlarına göre, davacının kaza tarihinde SGK kaydı mevcut olmadığından davacıya SGK tarafından bir ödeme yapılmış olmayacağı da sabit olmakla, davalı sigorta şirketi vekilinin bu hususa yönelen istinaf talebinin reddi gerekmiştir. 5-Zarar görenlerin koruyucu tertibat takmaması (kask yahut emniyet kemeri), alkollü olduğunu bildiği kimsenin veya ehliyeti bulunmayan kişinin sürücülüğünü yaptığı araca binmesi gibi hususlar mutazarrır açısından müterafik kusur oluşturur (Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 21/12/2017 gün ve 2016/19269 esas, 2017/11960 karar; 19/02/2018 tarih ve 2015/7675 esas, 2018/1070 karar sayılı içtihatları). Zarar görenin müterafik kusurunun olması durumunda yerleşik yargısal uygulamalara göre tazminat miktarından %20 oranında indirim uygulanması gerekir. Müterafik kusur indirimi sebebiyle yapılabilecek azami indirim oranı %20'dir. Birden fazla müterafik kusur oluşturan davranış bulunsa bile indirim oranı %20'yi aşamaz (Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 2014/21303- 2017/4354). Ayrıca, müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması için davalı tarafın bu hususu savunma olarak ileri sürmesi şart değildir. Dosya kapsamında hal ve şartlara göre müterafik kusurun belirlenmesi halinde mahkemece kendiliğinden gözetilmesi, tazminattan usulünce tenkis yapılması gerekir (Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 09/04/2018 tarih, 2015/9251 - 2018/3894 E.K. Sayılı içtihadı). Bu açıklamalar ışığında dosyaya bakıldığında; kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğu işaretlendiğinden kaza anında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının kesin bir biçimde tespit edilemediği, keza ceza dosyası ve somut dosyadaki diğer deliler itibariyle de emniyet kemerinin takılı olup olmadığının kesin olarak tespitinin mümkün olmadığı, davacının sağ kolu ve göğsünden yaralandığı dikkate alındığında yaralanması itibariyle de emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilemeyeceği kanaatiyle, zararın (yaralanmanın) ortaya çıkmasında davacının müterafik kusurunun bulunduğu kesin olarak ispatlanamadığından, ilk derece mahkemesince tespit edilen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamasının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu sebeplerle, davalı tarafın müterafik kusur indirimine yönelen istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. 6-Somut dosyada aktüerya bilirkişisi tarafından sunulan ve hükme esas alınan raporda, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ve Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun olarak, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi (progresif rant) yönteminin kullanılarak rapor tanzim edilmiş olması nedeniyle raporun isabetli olduğu anlaşılmakla; raporda teknik faiz yöntemi kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğine yönelik davalı itirazının yerinde görülmemesinden dolayı, davalı vekilinin aktüer bilirkişi raporuna yönelen istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından peşin yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile (179,90 TL + 1.297,00 TL) 1.476,90 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 4.429,88 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye verilmesine, 3-Yapılan istinaf giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-Artan istinaf gider avansının yatıranlara iadesine, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iadesi, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi uyarınca 26/03/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliğiyle ile karar verildi. ...