11. Hukuk Dairesi 2023/2753 E. , 2024/5532 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/683 Esas, 2023/324 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/579 E., 2020/385 K. BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 2. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/806 E. sayılı dosyası Taraflar arasındaki asıl dava FSEK hükümlerine göre açılmış eser sahipliğinin tespti, maddi ve manevi tazminat,…
**11. Hukuk Dairesi 2023/2753 E. , 2024/5532 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/683 Esas, 2023/324 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/579 E., 2020/385 K. BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 2. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/806 E. sayılı dosyası Taraflar arasındaki asıl dava FSEK hükümlerine göre açılmış eser sahipliğinin tespti, maddi ve manevi tazminat, yoksun kalınan kazanç ve birleşen dava FSEK hükümlerine göre açılmış maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davanın davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Tv ve Sinema sektöründe faaliyette bulunduğunu, belgesel, sinema, dizi ve televizyon formatlarına ilişkin çalışmalarını sürdürdüğünü, "Kim Bilemez" isimli Tv formatını Elbistan 2.Noterliğinde tescil edildiğini, formatın ayrıntılı biçimlendirilmiş halini TRT'ye sunulmak üzere hazırladığını, ispat vesikası olarak 16.06.2016 ve 22.09.2016 tarihinde gönderilen e-posta gönderimi ile tevsik ederek güvence altına aldığını, müvekkilinin Tv kanalları ile görüşmeleri devam ederken, Davalı ...'ın format sahibi olduğu, Davalı ...'nin ise yapımcılığını üstlendiği, Davalı AKS Televizyonun ise yayıncı olarak Show Tv kanalında yayınlanmakta olan dava konusu "Bir Sorun Mu Var" adlı yarışma programının 06.04.2017 tarihinde yayınlanmaya başladığını, müvekkili tarafından davalı AKS Tv'ye ve Davalı ...'ne yayının derhal durdurulması, müvekkilinin eser sahibi olmasından kaynaklanan haklarının ve uğramış olduğu zararların tazminini, aksi halde hukuki yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, davalı AKS Tv'nin cevap vermediğini, davalı ... Merkezinin ise format sahibinin ... olduğunu, müvekkile ait formatın bilinmediğinin bildirildiğini, dava konusu formatın, müvekkilinin formatından taklit edilmesi suretiyle oluşturulduğunu, yarışma formatmda yarışmacıların soruları kimin bilemeyeceğini bildiklerini, Yarışmanın hiçbir yerinde “Bir sorun mu var" ifadesinin yer almadığını, her soruda “kim bilemez" sorusunun sorulduğunu, dolayısıyla müvekkilinin formatına iltibasın söz konusu olduğunu belirterek, dava konusu yayının derhal durdurulmasını, her türlü tanıtımın sonlandırılmasını, dava konusu yayının bütün haklarının müvekkiline ait olduğunun tespitini, FSEK m. 68 uyarınca 1.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminat ve 1.000,00 TL yoksun kalınan ticari kazancın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. 2. Birleşen davanın davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin "Zekice Çok Basit" isimli yarışma programı ... geliştirdiğini ve bu ... Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü'nün 25.03.2010 tarih ve 63498 sayı ile tescil ettirdiğini, tescil sonrasında davalı AKS Tv ile yarışma programı olarak sunulması hususunda görüşmeler yapıldığını ve teklif götürüldüğünü, davalı AKS Tv tarafından müvekkiline daha sonra haber verileceğinin bildirildiğini ancak haber verilmediğini, daha sonra eserin isminin değiştirilerek "Bir Sorun Mu Var" ismi ile Show Tv'de yayınlandığını, Fsek kapsamında müvekkiline ait yarışma programı formatının bilgisi dışında program haline getirildiğini dolayısıyla maddi kayıp oluştuğunu, müvekkilinin, eserin isminin değiştirilmesi ve formatta izin alınmaksızın yanıltıcı değişiklikler yapılması nedeniyle manevi olarak da zarar gördüğünü belirterek, FSEK hükümleri gereğince 10.000,00 TL maddi ve 35.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davanın davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; iktibastan bahsedilebilmesi için eserin alenileşmiş olması gerektiğini, müvekkillerinin "Kim Bilemez" isimli formatının, davacı tarafın iddiaları kendisine gönderilene kadar ve "Bir Sorun Mu Var" isimli yarışma programı yayınlanana kadar duymadığını ve görmediğini, davacının TRT'ye gönderdiği formatın ancak alenileşmeye teşebbüs olabileceğini dolayısıyla intihal ve iktibasın hukuki şartlarının oluşmadığını, her iki format içerikleri arasında da birçok farklılık bulunduğunu, dolayısıyla bu açıdan da iktibas ve intihal olarak tanımlanabilecek benzerlik bulunmadığını, dava konusu yarışma programının birden çok eser sahibi olan bir Tv programı olduğunu, bu eserden elde gelirin tazminat tespitine dayanak olamayacağını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Asıl davanın davalı Aks Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik San. ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin usulüne uygun olarak düzenlenmediğini, açıklattırılmak üzere davacıya süre verilmesi gerektiğini, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini gerektiğini, esasa yönelik olarak dava konusu yarışma programının diğer davalı şirket ile müvekkili arasında imzalanan sözleşme kapsamında yayına sunulduğunu sözleşme bedelinin de müvekkili şirketçe ödendiğini, davacının iltibas ve intihal iddialarının kabul edilemeyeceğini muhattabının da müvekkili şirket olmadığını, davacının TRT kadrosunda yer alan bir şahsa gönderdiği iddia edilen e-posta üzerinden, iktibas ve intihal iddialarının ileri sürülmesi ve dinlenmesinin olanağı olmadığını, davacı yanın öncelikle müvekkilinin ve diğer davalıların "Kim Bilemez" isimli yarışma programı formatına dair bilgi sahibi olduklarını somut deliller ile ispatlaması gerektiğini, iki format arasında soruları kimin doğru cevap veremeyeceğinin tahmin edilmesi dışında başka bir benzerlik bulunmadığını, bu benzerliğin sıradan bir benzerlik olduğunu, bu benzerlikten hareketle intihal iddiasında bulunmanın gerçekçi olmadığını, istenilen tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek, öncelikle dava dilekçesinin açıklattırılması için davacıya süre verilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Birleşen davanın davalı AKS TV vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu yarışma programının diğer davalı şirket ile müvekkili arasında imzalanan sözleşme kapsamında yayına sunulduğunu sözleşme bedelinin de müvekkili şirketçe ödendiğini, davacı tarafından tescil edildiği bildirilen "Zekice Çok Basit" isimli fikir ile müvekkili şirketin yayınlamış olduğu "Bir Sorun Mu Var" isimli yarışma programı arasında en ufak bir benzerlik olmadığını, bu nedenle yanıltıcı değişiklik yönündeki taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının formatının FSEK kapsamında "Eser" ya da "Format" olarak haksız rekabet hükümlerine göre korunduğunun kabulü halinde dahi müvekkilinin yayınladığı yarışma programı ile aralarında bir benzerlik bulunmadığından maddi ve manevi olarak haklarının ihlal edildiğinden bahsedilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 4.Birleşen davanın davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; iktibastan bahsedilebilmesi için eserin alenileşmiş olması gerektiğini, davacının "Zekice Çok Basit" isimli formatı diğer davalı şirkete göndermiş olmasının alenileşme teşkil etmeyeceğini, her iki format içerikleri arasında da birçok farklılık bulunduğunu, dolayısıyla bu açıdan da iktibas ve intihal olarak tanımlanabilecek benzerlik bulunmadığını, "Bir Sorun Mu Var" isimli yarışma programı ile ilgili İstanbul 2.... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde de 2017/579 E. sayılı dosya mevcut olduğunu dava konusunun aynı olduğunu belirterek, her iki dava dosyasının birleştirilmesine karar verilmesini ve her iki format arasında benzerlik bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (5846 sayılı Kanun) kapsamında ana fikrin yada fikrin değil fikrin ifade ediliş biçiminin korunduğu, davacıların tescil ettirdikleri yarışma programlarının eser vasfında olmadığı için ana fikrinin de korunamayacağı, asıl dosya davacısının “Kim Bilemez" isimli formatıyla ve yine birleşen dava davacısının “Zekice Çok Basit" formatıyla, “Bir Sorun mu Var?" isimli formatlar arasında bir intihalden söz edilemeyeceği, Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğu üzere, fikir, düşünce ve konseptlerin tek başına korunmadığı, korunanın bunların ifade ediliş biçimi olduğu, dolayısıyla aynı konsept ve fikirden yararlanılarak farklı kişilerce değişik programların hazırlanabileceği, meselenin esinlenme serbestisi açısından değerlendirilmesi gerekeceği, buradaki benzerliklerin taklit ve kopyalama değil, olsa olsa esinlenme kapsamında değerlendirileceği bu durumda da intihalden söz edilemeyeceği gerekçeleri ile asıl dosya ve birleşen dosya davacılarının taleplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından asıl dava ve birleşen davanın ayrı ayrı redddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...’e ait "KİM BİLEMEZ" isimli eserinin noter onayında hususiyetin açık ve net olarak belirtildiği gibi 25 sayfalık detaylı şekilde senaryo edilmiş olan sunumda da açık şekilde belirtildiğini, bu hususiyetin ‘Ekrana gelen soruları kimin bilemeyeceğini tahmin etmek’ olduğunu, Müvekkili ...’e ait olan sunum hem dijital sunum dosyası(.PDF) şeklinde hem de kağıt üzerinde şekillenmiş olduğunu, . 25 sayfalık replik ve diyalog içeren yazıların bugün senaryo olarak kabul edilmekte olduğunu, üstelik yarışmacıların temsili resimlerinin dahi yer aldığını, ‘Şekillenme’ kavramını ‘televizyonda yayınlanma’ olarak tanımlamak Hususiyet kavramının hukuken tanımlanmış kaidelerine aykırı olduğunu, FSEK’in 2.maddesinin ‘İlim ve Edebiyat Eseri’ başlığı altında ‘herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler’ denilerek ...’in noter tasdikli formatını ve 25 sayfalık sunumunu FSEK koruması altına alındığını, Bilirkişilerce ve mahkemece değerlendirilmemiş olan Ankara 2.... Sinai Haklar Mahkemesi’nin emsal kararında da görüldüğü üzere 1 sayfalık bir yarışma programı metni hem FSEK Madde 2’deki ‘herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler’ hem de ‘her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları’ çerçevesinde ele alınarak eser olarak kabul edildiğini, bu kararın değerlendirilmemesinin kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, Mahkeme Kararında “telif hakları fikirleri değil, onların ifade ediliş şekillerini korumaktadır.” diye yorumlanan TRIPS 9/2 maddesinin “Fikir hakkının korunması…” şeklinde başladığını ve TRIPS 9/2 açıktır ki; ‘Fikir Hakkı’ ile ‘Düşünce’ aynı şey olmadığını, davacının KİM BİLEMEZ eserini hem notere onaylattığını, hem de 25 sayfalık senaryo sunumu hazırlayıp eposta ile yayıncı kuruluşa göndererek alenileştirdiğini, KİM BİLEMEZ eserinde düşüncenin ifade ediliş biçiminin (... hususiyetin) Yarışmacılar ekrana gelen soruları hangi yarışmacının bilemeyeceğini tahmin ederek başarılı olmaya çalışacak olmaları olduğunu, SHOW TV’de yayınlanan Bir Sorun Mu Var programında düşüncenin ifade ediliş biçiminin; Yarışmacılar ekrana gelen soruları hangi yarışmacının bilemeyeceğini tahmin ederek başarılı olmaya çalışmaları olduğunu, Hatta Show TV’de yayınlanan programın her bölümünde ‘Dünya’nın en farklı bilgi yarışmasına hoş geldiniz. Neden en farklı diyoruz. Çünkü bu yarışmada ekrana gelen soruları kimin bilemeyeceğini bileceksiniz.’ denildiğini ve ...’in ‘KİM BİLEMEZ’ eserinin ismi planlı ve periyodik şekilde 323 kez programda zikredilmekte olduğunu, programın izleyicileri programın isminin ‘KİM BİLEMEZ’ olması için yorumlar yaptıklarını, Son bölümü olan 21.bölümünde de, programın ilk bölümünde de ‘ekrana gelen soruları kimin bilemeyeceği tahmin edilmektedir’ Yine yayınlanan programın ilk bölümünden son bölümüne kadar kesintisiz ve sürekli olarak KİM BİLEMEZ sorusu jenerik olarak kullanılmakta olduğunu, ...’in eserindeki replikler birebir aynı şekilde zikredilmekte olduğunu, böylesi bir benzerliğin intihalden başka bir açıklaması olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ...’ın 25 yıllık televizyonculuk hayatında tek bir format üretmemiş olması, ilk formatını ...’in noter onayından 6 ay sonra, ...’in gönderdiği epostadan da 3 ay sonra ürettiğini iddia etmesi de davalı taraf iddialarını dayanaksız kıldığını, Davalı taraf savunmalarında tevili ikrarla; ...’ın ...’in eserinden haberi olduğunu kabul etmekte olduğunu, ... hususiyeti aynen kopyalayarak, yarışma ismi, yarışmacı sayısı, joker sayısı, dekor rengi gibi ayrıntılar değiştirildiğinde asıl eserden farklı bir eser ortaya çıkmadığını, ...’e “KİM BİLEMEZ” eserine ait 25 sayfalık detaylandırılmış senaryo sunumunun yargılamaya esas olarak hiç bir suretle incelenmediğinin karar ile de açık olduğunu, “KİM BİLEMEZ” eserinin 25 sayfalık sunumu standartların üzerinde detaycı bir anlatıma sahip olduğunu, yarışmacıların diyaloglarına, repliklerine kadar her ince ayrıntı düşünüldüğünü, öfkelenen, gülen, güldüren, üzülen, sevinen, intikam alan yarışmacılar belirtildiğini, Yarışmanın genel kuralları, ...’in “KİM BİLEMEZ” eserine ait 25 sayfalık detaylandırılmış mizansenin 2.sunum sayfasında ... hususiyet, yarışmacı sayısı, duruş şekli, stüdyoda olacağı, soruların ekrana yansıyacağı, her soruda ‘Kim Bilemez’ diye sorulacağı, oylama ve eleme sistemi, oylama ile alakalı kısa örnek, programın ana akışı, yarışmada bir ödülün varlığı, sonraki bölümde yeni yarışmacının dahil olması gibi tüm detaylar belirlendiğini, Oyuncuların muhtemel stratejileri, sunumunun 10. Sayfasında yarışmacıların strateji geliştirmesi ve gruplaşma örnekleri olduğunu, Yine 11.sayfada Philip isimli yarışmacının diğer yarışmacıları stratejileri kapsamında örgütlemesi detaylı bir sunumun tüm gerçekliğini ortaya koyduğunu, 15.sayfasında bir yarışmacının rakiplerini yanıltmak için strateji gereği kafasını kaşıdığı dahi görüldüğünü, eserinin 25 sayfası baştan sona okunduğunda dakika dakika akışın mevcut olduğu görüleceğini, mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, temsili sunucu ve yarışmacı resimleri eklendiğini, temsillerin ayrı coğrafyaları, ayrı meslekleri, cinsiyetleri, karakterleri ve hayatları temsil etmekte olduğunu, ayrı temsil ve tipteki kişilerin programa ne kadar renk kattığını eseri okuyan her kişi için tasdik edilesi bir gerçeklik olduğunu, sunucunun resmi ile nasıl bir görünüşü olacağının belirlendiğini, Yarışmayı nasıl sunduğunun, sunumun tümünde repliklerine kadar belli olduğunu,19.sunum sayfasındaki sunucunun yarışma ile ilgili tarifi dikkat çektiğini, sunumdaki 2.sayfada her soruda yarışmacılara “KİM BİLEMEZ” sorusunun sorulacağı belirtilmiş olduğunu, 8. sayfasında sunucunun yarışmacılara her soru geldiğinde KİM BİLEMEZ diye soracağı tekrar belirtildiğini, Show TV’de yayınlanan programda da sunucu her soru geldiğinde yarışmacılara “KİM BİLEMEZ?” diye sormakta olduğunu, rapora itirazlar, itiraz görsel ve USB VIDEO SUNUM’larda belirtilmiş olmasına rağmen yerel mahkeme kararının gerekçesinde işbu husus hiç bir suretle ortaya konulmadığını, 15.sayfasında yarışmacılarla birlikte stüdyodaki konukların da tezahürat yaptıkları ve yarışmaya aktif katıldıkları açık şekilde belirtildiğini, Jokerlerden birinde stüdyodaki izleyicilerden birinin sayı söylemesi de yine bu unsurun eserdeki varlığını gösterdiğini, ‘içeriğin şekillenmesine ... olan hususiyetle yoğrulmuş özgün fikrin de bir başka biçim etrafında meydana getirilmesi’ cümlesinin ‘Ekrana gelen soruları kimin bilemeyeceğini tahmin etmek’ ... hususiyetinin başka bir biçim etrafında Show TV’de yayınlanması ‘olayına karşılık geldiğini, özgün unsurun kullanım oranına bakılması gerektiği kararda belirtildiğini, “KİM BİLEMEZ” eseri ve “BİR SORUN MU VAR” programı incelendiğinde; “BİR SORUN MU VAR” isimli program Show TV’ de 21 bölüm yayınlanmıştır. Eğer bu programda ... hususiyet aynı olmayıp yarışmanın sadece bir yerinde konuşma esnasında bir kez sunumdaki replik kullanılmış olsaydı bu durumda telif hakkı ihlalinden bahsedilmesi gerçekçi olmazdı. Ancak 1. Bölümden 21.bölüme kadar her soru geldiğinde “KİM BİLEMEZ” diye sormak, yarışmanın ... hususiyetini (ki bu ... hususiyeti davalılar bizzat kendileri dünyanın en farklı bilgi yarışması olarak nitelemişlerdir.) 1.bölümün başından 21.bölümün sonuna kadar sirayet etmiş şekilde kullanmak, bu da yetmezmiş gibi ...’in sunumundaki replikleri bile birebir aynen kullanmak açık ve hüsnüniyet barındırmayan bir intihaldir. Yarışmacı sayısı, dekor rengi , sunucunun ayakkabısı gibi ayrıntıların ... hususiyetle karşılaştırılabilecek derecede önemli ayrıntılar olmadığı sabit olduğunu, 1.bölümden 21.bölümün sonuna kadar yani programın tamamına sirayet etmiş bir özgün fikrin orantısız ve kötü niyetli kullanımı söz konusu olduğunu, Yerel Mahkeme Kararı ve bilirkişi raporlarının ‘kamera açısı, kamera sayısı, ışığın rengi, vs.’ gibi unsurları farklılaştırarak, ‘Ekrana gelen soruları kimin bilemeyeceğini tahmin etmek’ ... hususiyetini, yani davalıların bile dünyanın en farklı bilgi yarışması ... olarak nitelediği çok değerli bir eserin ... hususiyetini farklı renk ışık kullanarak, kamerayı birkaç metre geride konumlandırarak, farklı enstrüman ile çalınan bir müzik kullanarak herkesin izinsiz kullanabileceğini belirtmesinin hukuka aykırı olduğunu, eserin telif hakları kapsamında karşılaştırmasını yapmak için eserin televizyonda yayınlanmış olmasına gerek olmadığını, alenileşmenin, “eserin üçüncü kişiler tarafından görüldüğü anda başladığına” dair hukuki dayanakların dosyaya eklendiğini, uzman olmayan ortalama bir izleyici dahi; ...’e ait sunum okutulduğunda ve yayınlanan programın sadece bir bölümü izletildiğinde ‘KİM BİLEMEZ’in defalarca yayınlanan programda tekrar edildiğini, programın ana fikrinin aynı olduğunu belirteceğini, Raporun uzmanlıktan ve tarafsızlıktan uzak olduğunu, eserin isminin yanına ‘ismi değişebilir’ ibaresi eklenebileceğini, bu eserin isminin değişmesi eseri farklı bir eser yapmayacağını, noterde ... hususiyetin genel çerçevesiyle ile tescil ettirildiğini ve diğer ayrıntıları opsiyonlu olarak, bilinçli şekilde kaleme alındığını, 25 sayfalık senaryo sunumunda noter onayında opsiyonlu yazdığı her unsuru belirlediğini, ... hususiyet esinlenmek adıyla haksız suretle kullanılamayacağını, Davalı ...’dan 3 ay önce e-posta yolu ile göndermiş olduğu 25 sayfalık, replikleri dahi içeren adeta bir senaryo olan sunumu yok sayıldığını, gerekçenin yerinde olmadığını, itirazların değerlendirilmediğini, bilirkişilerin görüş ve kanaatlerini ortaya koydukları makale ve kitaplarındaki tespitlere tamamen zıt tespitlerle hareket ettiklerini,bilirkişiler hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, kararın ve tespitlerin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Asıl davacı vekili istinaf aşamasında beyan dilekçesi ve 25 sayfalık sunumun yapım halinin video görüntülerinin yer aldığını belirttiği 1 adet USB bellek sunduğu, bilirkişiler hakkındaki soruşturma dosya numarasını bildirdiği, yeni bilirkişi incelemesi talep ettiği görülmüştür. 2.Birleşen davada davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece birleşen dava dosyasında davalı aleyhine ikame ettiğimiz davamız asıl dava dosyasındaki davacının talepleri ile herhangi bir ayrıştırma yapılmaksızın genel ibareler kullanılmak sureti ile reddedildiğini, kararın bu anlamda hiçbir gerekçeyi içermediğini, somutlaştırma gerçekleştirilmeden eser vasfı bulunmadığına hükmedilerek bu kapsamda davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, her iki davadaki program formatlarını ayrı ayrı karşılaştırması gerektiğini, müvekkilinin tescil belgesinin kendi inisiyatifiyle notere giderek beyanda bulunma şeklinde değil Kültür Bakanlığı nezdinde kaydedilmiş olduğunu gözetilmesi gerektiğini, müvekkilinin formatı özgün ve eser niteliğinde olmasa idi Kültür Bakanlığı tarafından hiçbir şekilde tescil edilmeyeceğini, raporda formatın eser vasfını haiz olup olmadığı yönünden değerlendirme başlıklı kısımda dipnotlardan da anlaşılacağı üzere pek çok müellifin kitaplarından alıntılar yapıldığını, bu şekilde bir rapor düzenlemesini kabul edilemeyeceğini, raporun 5. sayfasının 3 numaralı bendinde: “davacılara ait format sunuluş biçimi, akışı, içeriği benzer formattaki programlar gibi hususiyet taşımayan alelade formatlardan olup fsek kapsamında eser vasfını haiz değildir. zira davacıya ait formayahususiyet katan herhangi bir unsur söz konusu olmayıp bu tür programlar birçok kişi tarafından yapılmakta ve genellikle aynı özellikleri taşımakta ve harcıâlem nitelik arz etmektedirler” ibarelerinin yer aldığını, müvekkili ile diğer davacı ... tarafından tescil ettirilen yarışma formatı arasında herhangi bir benzerlik olmadığı gibi her iki davacının sunduğu formatların birlikte cümleler ile sıradan kabul edilerek eleştirilmesini kabul edilemeceğini, müvekkili tarafından ortaya konulan fikrin özgün bir fikir olup bu sayede Kültür Bakanlığı tarafından tescil edildiğini, Müvekkilinin sunduğu formatın eser mahiyetinde olup olmadığını tartışılmasının elindeki tescil belgesinin gücü karşısında hukuken olanaksız olduğunu, bilirkişi raporunda bu hususta hiçbir açıklama bulunmadığını, mahkemenin bilirkişi heyetine dava konusu formatın eser niteliği olup olmadığını da sormadığını, bu formatın eser niteliğini Kültür ve Turizm Bakanlığı tescil etmiş olduğuna göre artık hiç kimsenin harcıâlem olarak değerlendiremeyeceğini, bilirkişilerin anlaşıldığı kadarı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının üzerinde bilgi sahibi şahıslar olduğunu, Diğer davacının ve davalının tescil belgeleri ise noterliklerden alınmış ve tamamen beyana dayalı durumu tespit niteliğinde belgeler olduğunu, İstanbul 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/806 E. sayılı dava dosyası ile birleştirildiğini, delillerin ise birleştirilen dava dosyasının içinde mevcut olup bilirkişi raporunda mukayese tablolarına ve fotoğraflara yer verilmediğini, delillerinden bahsedilmediğini, tablonun tekrar sunulduğunu, her iki programın amblemi, tanıtımı ve sunumu arasında çok büyük benzerlikler bulunduğunu, bu benzerliklerden dolayı ana ... müvekkilinin özgün buluşu olan fikir etrafında çalıntı eser halinin çağrıştırılmaması için yapılmış küçük değişiklikleri barındırdığını, müvekkilinin bu programı Show TV’ye yayınlatmak üzere götürdüğüne dair tanık dinlettiğini, Kültür ve Turizm Bakanlığının eser mahiyetini kabul ederek tescil ettirdiği format özgün fikrine ilişkin bir fikir eseri olup davalı taraf eğer bunun aksini iddia ediyor ise önce bu tescil belgesinin iptalini dava etmesi gerektiğini, kararda ortada bir intihalin bulunmadığına hükmediş ise de dinlenen tanıkların beyanlarını hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, müvekkilinin programını Show TV’ye sunmuş, örneğini bırakmış ve daha sonra geri almamış olduğunu, bilirkişilerden sadece ... Karstayanç İstanbul Üniversitesinde görevli akademisyen olup diğer iki bilirkişinin uzmanlıklarının nereden geldiği çözülemediğini, ... ...'in Avukat olarak internet ortamında bulunmuş olup bu kimliğini gizleyerek FSEK uzmanı olarak raporu imzaladığını, bilirkişi ... ...’ta reklam şirketi sahibi olup Show TV’ye onlarca reklam vermiş olabileceği ihtimali üzerinde durulması gerektiğini, Gerekçeli kararın son sayfasında: “olsa olsa esinlenme kapsamında değerlendirileceği” ibarelerine yer verilirken müvekkilinin formatının özgün niteliği ile Kültür Bakanlığının yönetmeliğine uygun bulunup eser vasfı gözetilerek tescili hakkında yorum yapılmaktan kaçınılmış olması kararın gerekçesizliğini gösterdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, mahkemece iki ayrı bilirkişi raporu alınmış olup her iki rapor da aynı doğrultudadır. Raporlarda her iki davacının formatı dava konusu program ile ayrı ayrı karşılaştırılmıştır. Davacı ..., eserinin hususiyet unsurunun kimin bilemeyeceğini tahmin etmek olduğunu ileri sürmüş ise de özellikle ilk raporda; yarışmada her katılımcının hem asil yarışmacı hem de rakip olduğunu, bu yönüyle formatın "En Zayıf Halka " "Kİm Gitsin" Programlarındaki mantık ile aynı olduğu, ...' e ait yarışma formatında kimin bilemeyeceği yarışması tarafından tahmin edilmekte olduğu, davalılara ait programda sıklıkla kullanılan ve kilit cümle olan "KİM BİLEMEZ" cümlesi olduğu, programda da bu ifadenin sıklıkla kendini belli ettiğini, ancak bu cümlenin veya fikrinin tek başına davacının hususiyetini taşıyan unsur olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Davacının delil olarak dayandığı noter belgesinde formatın kesin sınırlarla belirlenmiş bir çerçevesinin olmadığı, şartların kuralların değişkenlik gösterdiği, keza birleşen dosyada davacı ...'ın "Çekice Zok Basit" isimli yarışma formatında ise yarışmada kimin bileceğinin tahmin edildiği, formatta tam anlamıyla şekillenmemiş hususlar olduğu, geçerli bir formatta hususiyetten bahsedebilmek için kim bileceği yahut kimin bilemeyeceğini tahmin etmek dışında başka benzerlikler olması gerektiği, davalıların programı ile davacı formatı arasında intihal, iltibas olmadığı tespit edilmiştir. Asıl davacı delil olarak dayandığı 25 sayfalık sunum dosyasının dava dışı TRT çalışanına gönderildiğinin belirtmiş ise de, bu delil davalılar ile ilişkilendirilememiştir. İstinaf dilekçesi eki beyan dilekçesindeki Usb bellek, HMK 357 md gereğince yeni delil olarak istinaf aşamasında incelenmeyecektir. Bu durumda; dosyadaki her iki bilirkişi raporunda davacıların formatının FSEK kapsamında eser olmadığı belirlenmiş olmakla dava konusu program ile davacıların formatı arasında intihal bulunmadığından haksız rekabet de oluşmayacağı kabul edilerek davaların reddine karar verilmesi yerinde olup davacı ve birleşen davacı vekilinin istinafının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl davanın davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürmüş olup ayrıca bilirkişi heyeti ve Bölge Adliye Mahkemesi heyeti hakkında şikayette bulunduklarını, bilirkişi raporunda müvekkilin eserinin video şeklinde olmamasından dolayı tam inceleme yapılamadığının belirtildiği, istinaf başvurusu esnasında mahkemeye sunulan usb bellek mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 357 nci maddesi gerekçe gösterilerek incelemediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Birleşen davanın davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının gerekçesiz olduğunu, müvekkilinin Kültür Bakanlığından tescilli hale getirdiği ve kendi buluşu olan program arasındaki benzerliklerin gereği gibi irdelenmediğini, sunulan eserin eser vasfı olmadığı belirleniyor ise o zaman görevsizlik kararı verilmesi ve genel mahkemede haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl dava FSEK hükümlerine göre açılmış eser sahipliğinin tespti, maddi ve manevi tazminat, yoksun kalınan kazanç ve birleşen dava FSEK hükümlerine göre açılmış maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 370 ve 371 inci maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl dava ve birleşen dava davacıları vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.