11. Hukuk Dairesi 2010/1361 E. , 2011/10583 K. MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12/11/2009 tarih ve 2009/15-2009/410 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layi…
**11. Hukuk Dairesi 2010/1361 E. , 2011/10583 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12/11/2009 tarih ve 2009/15-2009/410 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin fener ve tahlisiye ile gemi kurtarma ve çıkarma konusunda tekel hizmetleri veren bir kuruluş olduğunu, davalının acentesi bulunduğu geminin 08.02.2003 tarihinde sürüklenmeye başlaması sonucu İstanbul Deniz Trafik Kontrolünün talimatıyla müvekkilinin römorkör gönderdiğini, gemi kaptanın önceden yardım talep ettiğini, römorkörün gemiye yaklaşması sonucu kaptanın kontrol istasyonuna yardım istemediğini açıkladığını, römorkörün geri döndüğünü, 10.02.2003 tarihinde de yine talimat üzerine gemiye römorkör gönderildiğini, gemi adamlarının kurtarıldığını,ancak geminin karaya oturması sonucu yardım talebinde bulunulmadığını, hizmet bedelinin ödenmediğini, tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkiline husumet düşmeyeceğini, aracılıkta bulunduğu veya akdettiği bir sözleşmenin olmadığını, acentelik ilişkisi bulunmadığını, salt gemi adamlarının ülkelerine dönmesi için donatana kredi verdiğini, esasen kurtarma ve yardım hizmetinin de olmadığını, talep edilen ücretin de kurtarma ve yardım ücreti niteliğinde bulunmadığını, meydana gelen olayın karaya oturan gemideki canların kurtarılmasından ibaret olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma,uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının isteminin 23.09.1910 tarihinde Brüksel'de kabul edilen “Deniz yardım ve kurtarma işlerine mütedair bazı kaidelerin tevhidi hakkındaki sözleşme” hükümlerine tabi olduğu, dava konusu olayda AGIOS DIMITROIS 7 isimli gemi kurtarılamadığından, 1910 tarihli sözleşmenin 2. maddesinin 2. fıkrası ve aynı mahiyetteki TTK'nun 1223. maddesi uyarınca davacının ücret veya masraf istemesinin mümkün bulunmadığı, Türk Boğazları Deniz Trafik Düzeni Tüzüğü'nün 15. maddesinin davacının istemine dayanak teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20/09/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.