11. Hukuk Dairesi 2022/6696 E. , 2024/2857 K. MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi SAYISI :2022/1149 Esas, 2022/1121 Karar HÜKÜM :Kararın kaldırılması İLK DERECEMAHKEMESİ:Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/68 E., 2021/149 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmi…
**11. Hukuk Dairesi 2022/6696 E. , 2024/2857 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi SAYISI :2022/1149 Esas, 2022/1121 Karar HÜKÜM :Kararın kaldırılması İLK DERECEMAHKEMESİ:Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/68 E., 2021/149 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı TÜRKPATENT vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketçe yapılan 2015/91211 sayılı “kendi işim” ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin sahibi olduğu 2011/93933 sayılı “... kendi işim paketi” ibareli markaya dayanarak itiraz ettiklerini, itirazların kısmen kabul edilerek 35 inci sınıfta “reklamcılık, pazarlama, halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat – ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri”nin başvurudan çıkartıldığını, kalan mal ve hizmetler açısından anılan karara itiraz ettiklerini, ancak itirazlarının YİDK tarafından 27.09.2017 tarih ve 2017-M-8018 sayılı kararıyla reddedildiğini, oysa taraf markalarının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzer olduklarını, anılan KHK'nın 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca tescili mümkün olmayan bir işaret olarak kabul edilmesinin gerektiğini, anılan KHK'nın 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendi anlamında davalının markasının tescil ettirmek istediği hizmetler yönünden tanımlayıcı bir ibare olup, somut ayırt ediciliğinin de bulunmadığını ileri sürerek, YİDK kararının iptalini ve tescil edilmesi halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 41 inci sınıfta herhangi bir tescilinin bulunmadığını, kesişim alanının 35 inci sınıfta olduğunu, davacının iddialarının aksine tüketiciler nezdinde yanıltıcı bir durum oluşmayacağını, müvekkilinin markasının kâr amacı gütmeyen bir organizasyon olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2015/91211 sayılı marka başvurusu ile davacı yanın önceki tarihli markasının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca bir kısım emtialar yönünden benzer olduğu görülmekle birlikte, anılan ibarenin niteliği itibariyle dava konusu marka ile davacı markaları arasındaki benzerliğin, karıştırılma ve iltibas ihtimaline neden olmayacağı, dava konusu "KENDİ İŞİM" şeklindeki markanın KHK'nın 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca en temel fonksiyonu olan kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getirmeye elverişli bir ibare olmadığı, tescilinin mümkün olamayacağı, anılan KHK'nın 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendi doğrudan hizmetin amacını, niteliğini belirtir durumda olduğu, ticaret hayatında kendi işini yapanlar tarafından sıklıkla kullanıldığı, tescilinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın YİDK iptal talebi yönünden kabulü ile, YİDK kararının iptaline, dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TÜRKPATENT vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı TÜRKPATENT vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davada davacı tarafça 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi, 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendine dayanılmadığı ve YİDK kararında da bu maddelere dayalı değerlendirme yapılmaksızın, itirazla bağlı kalınarak, sadece aynı KHK nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca değerlendirme yapıldığı halde, mahkemece 56 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi, 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendine dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki aksi kanaatte olunsa dahi dava konusu başvurunun, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin bulunduğu gibi tanımlayıcı veya vasıf bildirici de olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça başvuruya itiraz aşamasında, anılan KHK'nın 7 nci maddesinde düzenlenen mutlak ret nedenlerinin hiçbirisine dayanılmadığı, uyuşmazlık konusu iptali istenen YİDK kararında da davalı şirket başvurusuna davacı şirketin tescilli markasına dayalı olarak yaptığı itiraz, işaretlerin 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca anlamında benzer olmadıkları gerekçe gösterilerek reddedildiği, her ne kadar mahkeme gerekçesine konu olan mutlak ret nedenleri kapsamında olup, kamu düzenine ilişkin bulunan bu hususun mahkemece resen dikkate alınması gerekmekte ise de, 556 sayılı KHK'nın 53 üncü maddesine dayalı olarak açılan davada, mahkemece sadece iptali istenen YİDK kararının hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğinden, bu kararda tartışılmayan hususların kararın iptalinde gerekçe olarak göz önüne alınmasının mümkün olmadığı, somut uyuşmazlık yönünden de YİDK kararında değerlendirilmeyen mutlak ret nedenlerinin, YİDK kararının iptali davasında dikkate alınması mümkün olmayıp, ancak böyle bir nedene dayalı hükümsüzlük davasında değerlendirme yapılması gerektiği, mahkemece yapılan değerlendirmede de tarafların markaları arasında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi maddesi anlamında benzerlik bulunmadığının tespit edildiği, mahkemece verilen kararın davacı tarafça da istinaf edilmediği, o halde mahkemece, uyuşmazlığın hukuki tavsifinin tarafların iddia ve savunmaları ile iptal istenen YİDK kararının dayanağını teşkil eden hükümler çerçevesinde yapılması ve sonuç itibariyle doğru olduğu anlaşılan YİDK kararının iptali hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği, ayrıca somut uyuşmazlıkta davalının marka başvurusu İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden önce, 13.12.2017 tarihinde tescil edildiği halde, mahkemece davalı markasının hükümsüzlük istemi konusunda, dava konusu markanın henüz tescil edilmediği gerekçesiyle bir karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, karara karşı davacı vekilince (veya davalı şirket temsilcisi tarafından) istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, bu durumda hükümsüzlük talebi konusunda verilen karardaki bu yanlışlık, kararın kaldırılması nedeni yapılamadığı, davacı yararına oluşan usulü kazanılmış haklar da gözetilerek, İlk Derece Mahkemesince davacı yararına bu nedenle hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile ilgili hüküm kısmı da aynen muhafaza edildiği, YİDK kararının iptali davası yönünden ise İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan harç ve vekalet ücretleri dikkate alındığı gerekçesiyle davalı TÜRKPATENT vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesinin davanın mutlak ret nedenleri yönünden incelenemeyeceğinin tespitinin isabetli olmadığını, taraf markalarının iltibasa yol açacak derecede benzer olduklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi. 3.556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) ve (c) bentleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.