10. Ceza Dairesi 2022/12100 E. , 2023/8429 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2018 tarihli ve 2017/525 Esas, 2018/344 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullan…
**10. Ceza Dairesi 2022/12100 E. , 2023/8429 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2018 tarihli ve 2017/525 Esas, 2018/344 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 09.10.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 03.07.2022 tarihli ve 2022/11943 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100758 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100758 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Sanığın soruşturma aşamasında 22.08.2016 tarihinde adresini "..." olarak bildirdiği ve kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karara ait tebligatın da mernis şerhi düşülmek suretiyle, söz konusu adrese çıkartıldığı, ancak anılan tebligat incelendiğinde bir açıklamaya yer verilmeksizin, mahalle muhtarlığına teslim edilmek suretiyle tebliğ işleminin tamamlandığının anlaşılması karşısında, öncelikle sanığın en son bildirdiği adrese tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, tebligatın yapılamaması halinde ise bu kez sanığın "adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek" tebliğ işleminin yapılması gerektiği, bu halde usulüne uygun bir tebligat yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 22.08.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 23.09.2016 tarihli ve 2016/105459 soruşturma, 2016/2191 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 19.10.2016 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, 05.07.2017 tarihinde tedbirin infazı için İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 06.07.2017 tarihli ve 2016/6781 DS sayılı çağrı yazısının şüpheliye 10.07.2017 tarihinde tebliğ edildiği, Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle 31.07.2017 tarihli uyarılı çağrı yazısının doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 07.08.2017 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, yine Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verildiği, C. Erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2017 tarihli ve 2016/105459 Soruşturma, 2017/26086 Esas, 2017/18509 sayılı iddianamesi ile sanığın cezalandırılması istemiyle İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, D. İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.06.2018 tarihli ve 2017/525 Esas, 2018/344 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 09.10.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2018 tarihli ve 2017/525 Esas, 2018/344 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulması halinde, İstanbul İnfaz Hakimliğinin 13.04.2021 tarihli ve 2021/6969 Esas, 2021/7124 Karar sayılı erteli cezanın "aynen infazına" ilişkin kararının hukuki değerden yoksun olacağı gözetilerek yapılan incelemede; Kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede; karar numarasının "2018/344" yerine "2018/525" olarak yazılması maddi hata kabul edilmiştir. 7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Somut olayda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, erteleme kararı usulûne uygun şekilde kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, müdürlük tarafından yapılan işlemlerin hukuken geçersiz olacağı, kaldı ki İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce düzenlenen uyarılı çağrı yazısının da doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğinin usulsüz olduğu, ısrar şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; mahkemece, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilmesi ve geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme kararı ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.11.2019 tarihli ve 2019/240 Esas, 2019/790 Karar sayılı kararına karşı, koşullarının gerçekleşmesi halinde 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi için mahkemesince ihbarda bulunulması mümkün görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2018 tarihli ve 2017/525 Esas, 2018/344 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2023 tarihinde karar verildi.