7. Hukuk Dairesi 2009/2872 E. , 2010/142 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 235 ada 5 parsel sayılı 22.213,09 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ...'in zilyetliğinden bahsedilmekle birlikte zilyetlik süresinin yetersizliği gerekçesiyle d…
**7. Hukuk Dairesi 2009/2872 E. , 2010/142 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 235 ada 5 parsel sayılı 22.213,09 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ...'in zilyetliğinden bahsedilmekle birlikte zilyetlik süresinin yetersizliği gerekçesiyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras hakkına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemce davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava ve temyize konu 235 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyedi davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, taraflar yargılama sırasında bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Dava ve temyize konu taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Somut olayda kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa aittir. Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden taşınmaz başında keşif yapılmış, tespit bilirkişisi ... ... dinlenmiş mahalli bilirkişi dinlenilmediği gibi tespitte saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düştüğü halde taşınmaz başında tutanak bilirkişilerinin tümü dinlenilmemiş ve davacının bayii ... ... yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre aynı çalışma alanı içerisinde kayıt ve belgesizden taşınmaz mal tespit yada tescil edildiği Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmadan hüküm kurulmuştur. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle taraflardan yöreyi iyi bilen el verdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterdikleri tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tutanak bilirkişileri de ayrı ayrı taşınmaz başında dinlenmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen tutanak bilirkişisi ... ...’un sözleri ile diğer tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, ayrıca davacı yararına zilyetlikle edinme koşulları gerçekleştiği belirlendiği takdirde davacının bayii ... ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörüldüğü şekilde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başka taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı işleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.