11. Hukuk Dairesi 2023/637 E. , 2024/4094 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/389 Esas, 2022/1430 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/745 E., 2020/620 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölg…
**11. Hukuk Dairesi 2023/637 E. , 2024/4094 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/389 Esas, 2022/1430 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/745 E., 2020/620 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA [adres satırı maskelendi] II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin önceki genel kurul toplantısının 10.06.2014 tarihinde gerçekleştiğini, bu genel kurulda ...'in %50 ortak olduğunu, davacının, şirketi ve şirketin diğer ortağını dolandırıp şirketi iflasın eşiğine getirene kadar genel kurul talebinin olmadığını, davacının hile ve desise ile elde ettiği bir vekâletname ile şirketi mali yönden çok büyük zararlara soktuğunu, şirketi iflasın eşiğine getirdiğini bu durumun Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/383 E. kayıtla dava konusu olduğunu, davacının haksız bulunduğunu, yapılan tüm satışların iptal edildiğini, o tarihten itibaren şirket yetkilisi Ferhat Asan'ın bir çok defa ulaşılabildikçe sözlü olarak olağan genel kurulun toplanması ve şirketin ticari faaliyetini sürdürebilmesi için gerekli asgari zorunlu kararların alınması gerektiği konusunda davacıyı bir çok defa uyarmış olmasına rağmen davacının yıllarca olağan genel kurul toplantısının yapılmasına engel olduğu gibi sürekli il ve adres değiştirerek kendisini ulaşılmaz kıldığını, şirket müdürünün gerekli ilan ve tebligatları davacının adres değiştirmesine rağmen şirkete bildirdiği en son adrese yaptığı, 25.09.2019 tarihinde olağan genel kurul toplantısını yaparak şirketin devamı ve işlerin yürütülebilmesi için asgari zorunlu kararları aldığını, davacının genel kuruldan 5 gün önce adresi kontrol etmesine rağmen, genel kurul toplantısının yapıldığı gün adresin etrafında dolanıp genel kurul toplantısının bitmesini beklemesi, şirket ortağı ve müdürünün ayrılmasına müteakip bir iki dakika sonra gelip kimseyi bulamamış gibi tutanak tutması, süreci tıkamaya ve genel kurul toplantısının yapılmasını engellemeye yönelik bir davranış olduğunu, davacının asıl amacının Ankara Asliye 17. Hukuk Mahkemesinin 2016/383 E. sayılı davasına konu olan şirket paylarını kaçırmaya yönelik eylemleri neticesinde şahsı aleyhine açılan ve şirket lehine sonuçlanan tapu iptal ve tescil davasını sabote etmek, şirket müdürünün yetkilerini elinden alıp, şirketi müdürsüz bırakmak ve davayı akamete uğratmak olduğunu, davacının adresi bulamadığı, ulaşamadığı veya adreste evrakı inceleyemediği şeklindeki beyan ve iddiaların gayri ciddi olduğunu, davacının bu süreçte ne şirket yetkilisini ne ortağını ne de mali müşavirlik bürosunu arayıp irtibata geçmediğini, toplantı adresinin sabit bir yer olup, saatinin de belli olduğu, dışarıda bekleyip toplantının bitmesini beklemek ve gelip tutanak tutmanın kötü niyetli bir davranış olduğunu, dava dileçesinin 2 nci sayfasında olaylar kısmının 5 inci maddesinde belirtilen şirketin burada olmadığı aynı adreste Günay Butik firmasının olduğu beyanında bahsi geçen firmanın yaklaşık 9 - 10 yıldır aynı adreste ticari faaliyetini yürüttüğünü davalı şirketin bu adresi 15.07.2010 tarihinde terk ettiğini, bu durumu şirketin ortağı olan davacının bilmemesinin imkânsız ve hayatın olağan akışına ters bir durum olduğunu, davacının yaklaşık 6 yıl önce 2014 yılında ortak olduğunu, ortak olduktan sonra ve ortak olurken yaklaşık 6 yıl boyunca şirket adresine uğramamış olmasının şirket adresini bilmiyor olmasının düşünülemeyeceği, toplantı çağrı evrakında finans tablolarının ve yıllık faaliyet raporlarının şirket adresinde olduğunu, sonrasında çekilen ihtarda da yine şirket adresinde ve bir nüshasınında toplantı yapılacak olan depoda olduğunun davacı tarafa bildirildiğini, şirket merkez adresinin ticari sicilde kayıtla olan Basınevler Mah...... Sok. 5/A olmadığını merkez adresinin 2014 yılından beri homeofis olarak şirket ortağı ...'ın evi Basınevler Mah. Öykü Sok. 3/13 olduğunu, ...'in ortak olduğu günden itibaren bildiğini, davacının..... Sok. 7/A 7/B'de bulunan dükkânların farklı katlarda ve girişlerinin farklı olduğu gibi bir algı oluşturma gayreti oluşturduğunu, oysa dükkânların her ikisinin de binanın ön cephesinde ve yan yana olduğunu, davacının toplantı adresini araştırırken dükkânlardan birine sorup diğerine sormamasının kötü niyetinin göstergesi olduğunu, ...'ın şirket müdürü olarak tüm hesaplara ve defterlere hakim olarak genel kurul sırasında kısa sürede hazırlayıp gözden geçirdiğini, gündem maddeleri arasında bir yoğunluk olmadığı gibi davacı ortağın haklarını zarara uğratacak, kısıtlayacak bir karar da alınmadığını bu nedenle toplantının kısa sürdüğünü 10-15 dakika sürdüğünü, TTK'nın 447 nci maddesinin işbu davada uygulanmasının mümkün olmadığını, davacı aleyhine karar alınmadığını, alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf dava konusu davalı şirketin 25.09.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 447 nci maddesi birinci fıkrasında hükümsüz olduğunun tespiti talebinde bulunduğu, bu duruma gerekçe olarak toplantıya katılma hakkının engellendiği, toplantının yapılacak yer adresi olarak bildirilen adresine gidildiği, ilan edilen yerin oyun salonu olduğu, A/B işaretleme olmadığı görülmekle yaptığı incelemede 7/A no.lu bölümün depo olarak görülen yer olduğunu belirtildiği, bu adrese 10:13'de gidildiği bu kadar süre içerisinde toplantının yapılamayacağı gibi doğru adres bildirilmediği için toplantıya katılmanın sağlanmadığı iddiasında bulunmuş ise de, dosya kapsamı itibariyle toplantının saat 10:00'da başlayıp 10:10'da sona erdiği davacı ortağın toplantı adresinin an itibari ile bulamamış olmasında davalı şirket yetkilisine yöneltilecek bir kusurun bulunmadığı, toplantıya katılımın bu sebeple engellendiği iddiasının kabule şayan görülemeyeceği gibi, anılan maddedeki hususların oluşmadığı anlaşılmakla bu madde kapsamında butlan talebi yerinde görülmediği, anılan Kanun'un 446 ncı maddesinde iptal davası açabilecek kişilerin belirtildiği, davacının toplantıya yukarıda açıklanan gerekçelerle katılmasının engellendiği hususun kabule şayen görülmediği, bu durumda toplantıya katılmamış olması nedeniyle anılan Maddenin (b) bendi uyarınca çağrının usulüne göre yapılmadığı, gündemin gereği gibi ilan edilmediği, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerin toplantıya katılıp oy kullandığı, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediği ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren... madde düzenlemesi kapsamında yapılan incelemelerde; dosya kapsamı itibariyle toplantı çağrısının usulüne uygun olarak davacıya yapıldığı, gündemin de ilan edildiği, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin ve temsilcilerin toplantıya katılıp oy kullandıkları hususlarının olmadığı, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmeme durumumun olmadığı, toplantıya katılması yönündeki iddianın yukarıda değerlendirilip kabule şayan görülmediğinin belirlendiği, şirket merkez adresinde toplantı yapılmamış ise de aynı ilçe sınırlarında başka yerde yapıldığı, dosya kapması içinde bulunan şirket ana sözleşmesinde toplantı yapılacak yer ile ilgili bir hükmün yer almadığı, merkez adresinde toplantının yapılmamış olmasının sırf bu nedenle toplantıyı geçersiz kılamayacağı kanaatine varıldığı, gündem maddelerinin toplantı nisapları yönünden değerlendirilmesinde, 1 inci maddenin toplantı açılışını, 2 nci maddenin toplantı başkanlı seçimine ilişkin olduğu, oylamaya etki edici unsurların bulunmadığı, 4 üncü maddenin bilançonun onaylanmasına ilişkin olduğu, anılan Kanun'un 424 üncü maddesi uyarınca bilançonun onaylanmasına ilişkin kararın yönetim kurulu üyelerinin... ibrası sonucunu doğurduğu, anılan Kanun'un 436 ncı maddesi uyarınca şirket yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanamayacakları, bilançonun onaylanmasının da ibra hükmünde olduğu, davalı şirket temsilcisinin 4 ve 5 inci maddelerde oy kullanarak karar alındığı, yasa hükümleri de nazara alındığında oy kullanamayacak olması durumları da nazar alındığında bu maddede yöneticinin oyuyla alınan kararın yok hükmünde olduğu, dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 4 ve 5 inci maddesinde alınan kararların yoklukla batıl olduğu, diğer maddelerde alınan kararların içerikleri itibariyle anılan Kanun'un 418 inci madde kapsamında oldukları, toplantı ve karar nisabının oluştuğu, aksine daha ağır nisap öngörülmüş olan haller kapsamında olmadığı anlaşılmakla anılan Kanun'un 446 ncı maddesindeki koşulların bulunmadığı, dava genel kurul karar iptali davası olup, iptal talebine konul genel kurul toplantı tutanağı toplam 10 maddeden ibaret ise de, bunlardan 1, 2 ve 9, 10 maddelerin iptal talebine konu kararlar niteliğinde bulunmadığı, diğer 8 maddeden iki madde ile ilgili davanın kabul edildiği, yargılama giderlerinin kabul ret oranlamasında 2/8 6/8 oranlamasına göre hesaplama yapıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin dava konusu 25.09.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin 4 ve 5 inci maddelerinde alınan kararların yoklukla batıl olduğunun tespitine, diğer maddelerle ilgili açılan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini, müvekkilinin, davalı şirket yetkilisince genel kurula katılmasının açıkça engellendiğini, müvekkilinin şirket kayıtlarını inceleyemediğini, şirket yetkilisinin genel kurulu kendisi yaparak 10 dakikada 10 yıl süreyle yapılmayan genel kurulu kapsayacak şekilde yaptığını bu genel kurulun 10 dakika gibi kısa bir sürede yapılamayacağını bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, genel kurula katılma hakkı engellendiği için alınan kararların batıl olduğu ve ayrı ayrı iptalinin gerektiğini, şirket müdürü ...'ın müdür yetkisinin TTK'nın 44 uncu maddesi kapsamında dava sonuna kadar yürütülmesinin geri bırakılmasına ve bu hususun sicil gazetesinde ilan edilmesini talep ettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirketin 25.09.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla batıl olduğunun tespiti, olmadığı takdirde iptalleri istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 446, 447, 424, 436 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.