İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin ... holding bünyesinde faa…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1192 KARAR NO:2026/218 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:15/11/2021 NUMARASI:2015/951 Esas - 2021/664 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin ... holding bünyesinde faaliyet gösteren tekstil pazarında tanınmış köklü bir firma olduğunu, Davalı firma ile müvekkili şirket arasında süregelen ticari ilişkiden kaynaklı olarak hatırı sayılır meblağda mal alım satımı gerçekleştirildiğini, bir başka deyişle taraflar arasında süreklilik arz eden bir ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili şirketin davalı firmadan olan 109.722,17 USD tutarındaki alacağının davalı firma tarafından ödenmediğini, davalı firmanın ödeme yapmaması üzerine 11.04.2013 tarih, ... sıra no'lu, 72.847,52 USD bedelli ve 13.05.2013 tarihli, ... sıra no'lu, 73.312,62 USD bedelli faturalar üzerinden toplam alacak miktarı olan 109.722.17 USD'nin tahsili talebi ile İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası kapsamında davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirket tarafından kötü niyetle borca itiraz edildiğini, takibin durdurulmasının talep edildiğini, icra takibinin durduğunu belirterek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, öncelikle davalının yetki itirazının reddine, haksız ve kötü niyetle yapılan itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, haksız ve kötü niyetle yapılan itiraz neticesinde icra takibi durduğundan davalı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili icra müdürlüğü dosyasında yetki itirazında bulunduğu, mahkemenin yetkisiz olduğunu, davanın yetkisizlik yönünden reddinin gerektiğini yönünde beyanda bulunduğu, mahkemeden süre uzatım talep ettiği ancak herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...davacı tarafın iddiasına göre taraflar arasında mal alım satımı olduğu, bu sebeple davalı taraftan alacağı olduğu gerekçesi ile fatura kaynaklı olarak dava konusu icra takibini başlattığı, davalı tarafın itirazı üzerine takibin durduğu, davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı münkir olarak kabul edildiği, mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesine göre, dava konusu faturaların davacı tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafın Vergi Dairsi tarafından gönderilen BA kayıtlarına göre dava konusu faturaların bu kayıtlarda yer almadığı, faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair veya malların davalıya teslim edildiğine dair, davacı tarafından bir belge sunulmadığı anlaşılmakla, davanın ispatlanamadığı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmadığından davacıya yemin teklifi hususunun da hatırlatılmasına gerek olmadığı, sonuç olarak ispatlanamayan davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dosya kapsamında sunulan deliller ve bilirkişi raporu göz ardı edilerek davanın ispatlanamadığı yönünde tespitte bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar yerel mahkemece faturaların veya malların davalıya teslim edildiğine ilişkin belge bulunmadığı iddia edilmişse de dava dilekçemiz ekinde sunulan ve davalı şirket kaşe ve imzasını içerir sipariş formu ve ilgili siparişin sevk irsaliyesi bile sadece işbu davanın haklılığını gösterdiğini, sadece bu delillerin bile davanın haklılığını ispatlarken yerel mahkemece nasıl davanın ispatlanamadığı ve sevk irsaliyesi olmadığı yönünde tespitlerde bulunulmadığının taraflarınca anlaşılamadığını, davalı şirketin BA kayıtlarının eksik olmasının sorumluluğunun müvekkili şirkete yükletilemeyeceğini, uyuşmazlık konusu somut olayda davalının icra dosyasına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, uyuşmazlık konusu fatura bedelinin ödendiği yönündeki iddialarını somutlaştıramadığı açık olduğundan, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/951 E. - 2021/664 K sayılı 15.11.2021 tarihli kararının müvekkili lehine ortadan kaldırılmasına ve müvekkili davacı lehine hüküm tesis edilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava; faturadan kaynaklanan alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının iddiasının ispatlanmış olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı tarafından davalı hakkında başlatılan İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında "11.04.2013 tarih ... seri numaralı 72.847,52 USD bedelli faturanın 2.847,52 USD'lik kısmı ile 13.05.2013 tarih ... seri numaralı 73.312,62 USD'lik kısmı" sebebine dayalı olarak 76.160,14 USD asıl alacak, 33.562,03 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 109.672,09 USD alacağın tahsili istemiyle 13.08.2015 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı tarafından 12.04.2013 tarihli ... nolu ve 13.05.2013 tarihli ... nolu sipariş formları düzenlendiği ve bu sipariş formları üzerinde davalı şirkete ait kaşe ve imzanın bulunduğu, davacı tarafça 11.04.2013 tarihli ... sıra numaralı toplam 72.847,52 USD bedelli fatura ve fatura içeriği mallara ilişkin 11.04.2013 tarihli ... sıra numaralı sevk irsaliyesi düzenlendiği, 13.05.2013 tarihli ... sıra numaralı toplam 73.312,62 USD bedelli fatura ve fatura içeriği mallara ilişkin 13.05.2013 tarihli ... sıra numaralı sevk irsaliyesi düzenlendiği , davacının davalı hakkında düzenlemiş olduğu takibe konu faturaların tebliğine ve faturalara konu malların davalı tarafa teslim edildiğine dair sevk irsaliyesi üzerinde davalıya ait isim ve imza bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davacı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmuştur. Davacının lehine delil olma vasfına sahip ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacının fatura alacağına karşılık, davalıdan 11.04.2013 tarihinde 72.847,52 USD ve 22.05.2013 tarihinde 73.311,98 USD olmak üzere toplam 146.160,14 USD çek aldığı ve çek bedellerini alacağından düştüğü, davacının 22.05.2013 tarihi itibari ile davalıdan alacağı kalmadığı ancak davacının davalıdan almış olduğu 146.160,14 USD bedelli çekleri iade ettiği ve davalıdan 146.160,14 USD alacaklı hale geldiği, 01.09.2014 tarihinde 30.000 USD, 17.09.2014 tarihinde 20,000 USD, 08.10.2014 tarihinde 20.000 USD olmak üzere toplam 70.000 USD tutarındaki davalı tahsilatlarından sonra davacının 13.08.2015 takip tarihi itibari ile davalıdan 76.160,14 USD alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davalının 2017-2018-2019-2020 yıllarında BA Formu vermediği, dosyaya sunulan 2016 yılına ait BA Formunda ise mal veya hizmet alışına ilişkin hiçbir bildirimde bulunulmadığı anlaşılmıştır .Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddeye göre ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerekir.HMK'nın 222/3.maddesine göre ticarî defter kayıtlarını HMK 222/2.maddesinde belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. ( HMK'nın 222/3.maddesinde yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi 28.07.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.) Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı )Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça, bedeli ödenmediği iddia olunan malların davalıya teslim edildiği ileri sürülerek anılan hususların ispatı için diğer deliller yanında her iki tarafın ticarî defterlerine dayanılmıştır.Davacının ticarî defterleri ibraz edilmiş olmakla birlikte davalı tarafından ticarî defterler ibraz edilmemiştir. Ancak Mahkemenin ara kararında ticarî defterlerin ibraz edilmemesi hâlinde HMK’nın 220/3.maddesi gereğince ortaya çıkacak sonuçlar usulünce ihtar edilmemiştir. Davalı tarafça mazeretsiz olarak ticari defterlerin ibrazından kaçınılması halinde davacı tarafın kayıtlarına göre karar verilmesi mümkün olup, davalıya 220/3 ve 222/3 maddesindeki ibraz etmenin sonuçları hatırlatılacak şekilde ihtarlar yapılarak 2013 yılına ait ticari defterlerinin ibrazı istenerek, üzerinde mali müşavir aracılığıyla inceleme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026