T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1151 KARAR NO : 2025/1672 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/03/2022 NUMARASI : 2022/55 E. - 2022/197 K. DAVANIN KONUSU: Şirketin İhyası Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne, şirketin ihyasına dair verilen …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1151 KARAR NO : 2025/1672 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/03/2022 NUMARASI : 2022/55 E. - 2022/197 K. DAVANIN KONUSU: Şirketin İhyası Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne, şirketin ihyasına dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ihyası istenilen ... ve ... Sanayi Ltd. Şti. arasında Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/335 Esas sayılı dosyası açılmış olan tasarrufun iptali davası bulunduğunu, söz konusu davanın yargılaması sırasında İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından ihyası istenilen şirketin resen ticaret sicilinden terkin edildiğini, mahkemece davalı şirketin ihyası yönünden dava açmak ve mahkemeye bildirmek üzere taraflarına süre verildiğini ileri sürerek, ... ve ... Sanayi Ltd. Şti.'nin ticaret sicile yeniden tescili ile ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğünün, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, resen terkin işleminin 6102 sayılı TTK 'nın Geçici 7. maddesi ve ilgili yasal mevzuat kapsamında yapıldığını ve tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, Ticaret Sicil Müdürlüğünün mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanı, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava, davacı tarafça davalı aleyhine açılan TTK'nın Geçici 7. maddesi uyarınca resen sicilden terkin olunan şirketin ihyası istemine ilişkindir. Davacı taraf dava dışı ... ve ... Sanayi Ltd. Şti.'nin ihyasına ve ticaret sicile yeniden tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Ticaret Sicil Memurluğu yasal mevzuat gereğince şirketin sicilden terkin edildiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesinde; ihyası istenilen şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı ... ve ... Sanayi Limited Şirketi unvanlı şirket olduğu ve ticaret merkezinin Kağıthane / İstanbul olduğu, şirketin 09/10/2015 tarihinde sicilden resen terkin edildiği anlaşılmıştır.Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/335 Esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacı ... ... Kundura San. ve Tic. A.Ş. tarafından davalı ... ve ... Sanayi Limited Şirketi ve Sami Bölge aleyhine açtığı tasarrufun iptali davasının derdest olduğu ve davacı tarafa davalı şirketin ihyasını sağlamak üzere süre verildiği ve duruşmanın 18/04/2022 tarihine bırakıldığı anlaşılmıştır. TTK'nın Geçici 7. maddesinin 15 numaralı bendinde de "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulananlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir. " düzenlemesi getirilerek haklı sebepler bulunması halinde terkin edilen şirketin ihyası hususunda hukuki yararı bulanan kişilere ihya imkanı tanımıştır.6102 sayılı TTK'nın Geçici 7/2 fıkrasında, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.Davacı tarafından ihyası istenilen şirket aleyhine Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/335 sayılı esas üzerinden dava açıldığı sabit olup, derdest olan bu davanın devamı için gerekli olan taraf teşkilinin sağlanması bakımından şirketin ihyasının talep edilmesinde hukuki yarar bulunmaktadır. Davacı tarafça dava 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış ise de ihyası istenilen şirket hakkında devam eden dava bulunması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nın Geçici 7/2 fıkrasındaki hak düşürücü süre eldeki davada uygulanamayacağından davaya devam olunmuştur. 6102 sayılı TTK'nın Geçici 7. maddesinde anonim şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin 1. fıkrasının b bendi uyarınca, 6102 Sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, terkin sebebi olarak sayılmış olup, anılan maddenin 4. fıkrasının a bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, münfesih olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp ticaret siciline bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11.bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden resen silineceği düzenlenmiştir.Dosya arasında bulunan ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, dava konusu ihyası istenilen şirket 6102 sayılı TTK'nın Geçici 7. Maddesine göre sicilden terkin edilmiş olup, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2020/1896 Esas, 2020/4397 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, 6102 Sayılı TTK'nın Geçici 7/4-a maddesi uyarınca, şirketin sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollanması gerekmesine rağmen şirket temsilcilerine tebligat çıkarılmamış olduğu ve terkine ilişkin sadece şirkete gönderilen ihtarın iade edildiği ve ilan yoluyla yapılan ihtar üzerine terkinin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.Somut olayda, davacı tarafından, ihyası istenilen şirkete yönelik açılmış Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/335 esasında görülmekte olan tasarrufun iptali davası mevcuttur. Bu davanın görülebilmesi ve verilecek kararın infazı işlemlerinin yapılması için ihya isteminde bulunulmuş olup, ihyası istenilen şirket TTK'nın Geçici 7/15. maddesine dayanılarak resen terkin edilmiştir. İhyası istenilen şirket hakkında açılmış dava varken terkin işlemi yapılması aynı TTK'nın Geçici 7/2. maddesine aykırı olup esasen tasfiyesi de yapılmadığından ve yapılacak tasfiye işlemi de yasaya uygun olmayacağından yalnızca taraf teşkilinin sağlanması bakımından ihya kararı verilmesi ile yetinilmesi gerekip, ayrıca tasfiye memuru atanmasına gerek bulunmamaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/09/2018 tarih, 2018/3714 Esas, 2018/5439 Karar sayılı içtihadı da bu yöndedir.Bu haliyle ihyası istenilen şirket hakkında devam eden dava nedeniyle şirketin ihyasının gerektiği ve davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğundan, ... ve ... Sanayi Ltd. Şti. ünvanlı şirketin sicildeki terkin kaydının Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/335 Esas sayılı dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın infazı işlemleriyle sınırlı olarak iptali ile aynı ünvanla ticaret siciline tescili sureti ile ihyasına karar verilmiş, yalnızca taraf teşkilinin sağlanması bakımından ihya kararı verildiğinden ve yapılacak tasfiye işlemi de bulunmadığından ihyası istenilen şirkete ayrıca tasfiye memuru atanmamıştır.İhyası talep edilen şirket aleyhine açılan davanın varlığına rağmen şirketin, TTK'nın Geçici 7. maddesine göre 18/02/2015 tarihinde re'sen terkin edildiği, TTK’nın Geçici 7. maddesinin 4. fıkrasının “a” bendi uyarınca sicil kayıtlarına göre şirketi temsile yetkili kişilere ayrıca tebligat yapılmadığı anlaşılmakla, terkin işlemini TTK'nın Geçici 7. maddesine uygun olarak yapmayan davalı kurum yargılama giderlerinden sorumlu olup, Yargıtay11. Hukuk Dairesinin 2019/4755 Esas, 2019/8101 Karar sayılı içtihadı da bu doğrultuda olduğundan davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden tahsiline dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, davacı tarafça açılan davanın kabulü ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken 09/10/2015 tarihinde TTK'nın Geçici 7. maddesi uyarınca resen sicilden terkin edilmiş olan ... ve ... Sanayi Ltd. Şti. ünvanlı şirketin sicildeki terkin kaydının Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/335 Esas sayılı dava dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın infazı işlemleriyle sınırlı olarak iptali ile aynı ünvanla ticaret siciline tescili sureti ile ihyasına, ihya kararının tescil ve ilanına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müdürlüğün re'sen terkin işleminin gerek terkin işlemlerinin sıhhati bakımından gerekse de dava konusu şirketin TTK Geçici 7. madde kapsamında yer alması bakımından hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, ancak (davacı tarafın bu yönde bir iddiası dahi bulunmadığı gibi dava konusu şirket bakımından üçüncü kişi konumunda olan davacı tarafın bu yönde bir iddiayı ileri sürmesi dahi mümkün bulunmamakla birlikte) mahkemece yazılı gerekçe ile müvekkili hüküm kurulmasının hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin, davacı taraf üzerinde bırakılmasına ve dava konusu şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerekirken aksine hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay kararları ve BAM kararlarının da bu yönde olduğunu, müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve dava konusu şirkete tasfiye memuru atanması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve şirkete tasfiye memuru atanması yönünde karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın Geçici 7.maddesi uyarınca sicilden resen terkin edilmiş olan şirketin ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, ihyası istenilen ... ve ... Sanayi Ltd. Şti.ile davacı arasında Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/335 Esas sayılı dosyası açılmış olan tasarrufun iptali davası deva ettiğini, bu sırada şirketin resen sicilden terkin edildiğinin öğrenildiğini, bu dava dosyasında mahkemece şirketin ihyası için taraflarına süre verildiğini, eldeki davanın bu sebeple açıldığını ileri sürerek, adı geçen şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı ve kayıtlarına göre; ihyası istenilen ... ve ... Sanayi Ltd. Şti.'nin 09.10.2015 tarihinde, TTK'nın Geçici 7.maddesi ve 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tebliğ hükümleri (5/1-b) uyarınca sicil kaydının resen silindiği, şirketin son ortaklarının ... olduğu, ...'ın aynı zamanda şirket yetkilisi olduğu anlaşılmaktadır. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.Somut olayda, Ticaret Sicil Müdürlüğünün müzekkere cevabı ve kayıtlarına göre ihyası istenen ... ve ... Sanayi Ltd. Şti.'nin TTK'nın geçici 7.maddesi kapsamında resen terkinine karar verildiği ve 09.10.2015 tarihinde resen terkin edildiği anlaşılmaktadır. TTK'nın Geçici 7maddesine bakıldığında ise şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden resen terkin edileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, münfesih olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp ticaret siciline bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği düzenlemeleri yer almaktadır. İhyası istenen şirketin, davacı tarafça hakkında başlatılan ve derdest olan dava dosyası varken 09.10.2015 tarihinde resen terkinine karar verilmesi doğru olmadığından mahkemece şirketin ihyasına karar verilmesi doğru olmuştur. Ancak yasal hasım konumunda olan davalı Ticare Sicil Müdürlüğünün, şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair iddia ve delil de ileri sürülmediğinden; yasal hasım konumunda olan davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılmaktadır. Davacının sadece şirketin ihyasını talep ettiği, herhangi bir Yasa hükmüne dayanmadığı dikkate alındığında ve Geçici 7. maddede gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiğini ileri sürmediğine göre, mahkemece davalının tesis ettiği işlemin hatalı olduğu kabul edilerek yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi doğru olmamış ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür (Yargıtay 11. HD'nın 2020/2299 E- 2020/4113 K sayılı, 14.10.2020 Tarihli kararı ile 04.12.2023 tarih ve 2023/6083 Esas, 2023/7021 Karar). Öte yandan, TTK'nın Geçici 7.maddesindeki sebeplerle resen terkin edilen şirketin ihyası davasında husumetin sadece ilgili Ticaret Sicil Memurluğuna yöneltilmesi gerekmekte olup eldeki davada da dava doğru şekilde Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilmiştir. Ancak Geçici 7.maddesi kapsamında ihyasına karar verilen şirkete ek tasfiye kapsamında işlemlerin yerine getirilmesi için bir tasfiye memuru atanması gerekirken mahkemece tasfiye memuru atanmaması doğru olmamıştır. Dairemizin önceki uygulamalarında tasfiye memuru atanmaması gerektiği belirtilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/11-3184 Esas, 2021/1107 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 25.09.2023 tarih ve 2023/4063 Esas, 2023/5283 Karar sayılı kararları sonrasında Dairemizce de görüş değiştirilmiş ve TTK'nın geçici 7.maddesi kapsamında ihyasına karar verilen şirketlere de tasfiye memuru atanması gerektiğine karar verilmiştir. Bu nedenle, davalı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf sebebi de yerinde görülmüştür. Mahkemece bu iki hususta eksik inceleme ile karar verildiği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 22.10.2025 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.