T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2279 KARAR NO : 2025/2361 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/09/2025 NUMARASI : 2024/384 E. - 2025/518 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Ankara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2279 KARAR NO : 2025/2361 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/09/2025 NUMARASI : 2024/384 E. - 2025/518 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/09/2025 tarih ve 2024/384 E. - 2025/518 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalının 5/10/2021 tarihli iş sözleşmesi uyarınca müvekkili nezdinde "Takım Lideri-Baş Denetçi" sıfatıyla çalışmaya başladığını, bu sözleşmenin devamı sırasında bulunduğu pozisyon ve yapmış olduğu işin niteliği gereği ücreti müvekkili tarafından ödenerek çeşitli eğitimlere katılımı sağlanan davalının 16/06/2023 tarihinde sözleşmeyi feshettiğine dair ihbarname gönderip 6 haftalık ihbar süresinin sonunda 02/08/2023 tarihinde işten ayrıldığını ve müvekkili şirketteki iş akdini feshettikten çok kısa süre sonra müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren .... Ltd. (...) adlı şirkette onaylı denetçi olarak, ... adlı şirkette de serbest denetçi olarak çalışmaya başladığını, oysa müvekkili ile imzalanan 15/10/2021 tarihli iş sözleşmesinin "Fesih Sonrası Rekabet" başlıklı 4.5.maddesinde ve bu madde atfıyla Ek 5 maddesinde davalının ayrıntılı olarak müvekkili ile yapmış olduğu sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl süre ile "sera gazı emisyon raporu doğrulama veya sera gazı emisyon azaltımı proje validasyonu/verifikasyonu" işi yapan şirketlerde çalışmayacağını taahhüt etmiş olup sözleşme maddesinin ihlali halinde Ek 4 maddesindeki "Tazminat" ana başlığı altındaki "Gizlilik" başlığı altındaki tazminatı ödemeyi kabul ettiğini, 6098 sayılı TBK'nun 446/1 maddesindeki "Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür." hükmü uyarınca davalı işçinin rekabet yasağını ihlal etmeyecek şekilde müvekkil şirkete rakip olmayacak bir şirkette kolaylıkla iş bulma ihtimali olduğu halde, rekabet yasağına aykırılık teşkil edecek şekilde müvekkili şirkette çalışırken öğrendiği ticari sır ve teknik bilgileri rakip firmada kullanabileceği üst düzey bir konumda işe başlamasının sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ...nun 107.maddesi uyarınca, rekabet yasağına aykırı eylemleri neticesi müvekkilinin uğramış olduğu zararlar nedeniyle 50.000 TL'nin davalının rakip şirketlerde işe başladığı tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, eğitim giderlerinin iadesi talepli olarak davacı tarafından müvekkili aleyhine Ankara 18. İş Mahkemesi'nin 2023/572 E. Sayısı ile dava açıldığını, anılan davada iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ortaya çıkacağından bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 4.4. sayılı Tazminatlar ana başlığını taşıyan maddesinde iş sözleşmesinin feshi durumunda hangi hallerde tazminat ödenmeyeceği hususunun düzenlendiğini, bu hususlar arasında iş sözleşmesinin haklı nedenlerle derhal feshinin de yer aldığını, sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin maddesinin genel işlem şartı niteliğinde olup çalışma hakkını ölçüsüz şekilde sınırlaması sebebiyle geçersiz olduğunu, kaldı ki rekabet yasağına ilişkin hükümlerin muğlak ve belirsiz olduğunu, bu kapsamda rekabet yasağı süresi 1 yıl olarak belirlenmiş ise de, coğrafi sınırlarının belirlenmediğini, sektörel sınırlamanın müvekkilinin uzmanı olduğu alanda çalışmasını engellemesi nedeniyle çalışma hürriyeti, sözleşme hürriyeti ve angarya yasağının yanında maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını da ihlal eder nitelikte olduğunu, bu yasağın aynı zamanda TBK m. 445/1 maddesindeki "Rekabet yasağı işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz.” hükmüne de uygun olmadığını, TBK'nun 444/2 uyarınca, işçi işverenin üretim sırları ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağına sahip olsa bile bu bilgilerin kullanılmasının işverene önemli bir zarar verebilecek nitelikte bulunmaması halinde sözleşmenin hüküm doğurmayacağını, haksız rekabetin ancak işverene ait bilgilerin kullanılmasının kazançlarda veya sipariş sayısında ciddi bir düşüş doğurması, ilgili piyasada rekabet gücünde bir geriye gidiş yaratması, iş yapma olanaklarını gözle görülür bir biçimde sınırlandırması ve zararın kolayca telafi edilemeyecek olması gibi hallerde söz konusu olabileceğini, müşteri çevresinin işçinin ehliyeti, kişisel yeteneği ve bilgisi dolayısıyla sağlanmış olduğu hallerde rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olmayacağını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre gizlilik koşulu nedeni ile cezai şart talep edilemeyeceğini ve istenen faiz türü ile faiz başlangıç tarihinin doğru olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlü olduğu, benzer bir düzenlemenin 6100 sayılı HMK’nın “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde hüküm altına alındığı, yine 6098 sayılı TBK’nın 444/2.maddesine göre rekabet yasağı kaydının hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olması halinde geçerli olduğu, bu hükümler çerçevesinde davacının, davalının önceki iş yerinde edindiği bilgilerin niteliği ve bunların davalı tarafından kullanılması durumunda ne şekilde bir zarar ortaya çıkacağını somut delillerle ortaya koyamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı nedenlerle feshedildiği tespiti yapılmışsa da, feshin haklı olduğuna dair mahkeme kararının henüz kesinleşmediğini, ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki sözleşmedeki rekabet yasağına ilişkin hükmün ölçüsüz olduğuna dair bilirkişi raporunu esas almasının yargılama faaliyetinin bilirkişilere bırakılması niteliğinde olduğunu, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ilgili maddesinin ''Sözleşmenin sona ermesinin ardından bir (1) yıl boyunca, ELEMAN; sera gazı emisyon raporu doğrulama veya sera gazı emisyon azaltımı proje validasyonu/verifikasyonu işi yapan şirketlerde çalışmayacağını kabul eder.'' hükmünü içermekte olup İş Kanunu ile Türk Borçlar Kanunu'nda rekabet yasağı ile ilgili düzenleme yapılmasını engelleyen bir hüküm bulunmadığını, dört üniversiteden mezun, çevre mühendisliği yapan, kimya alanında yüksek lisansı bulunan bir çalışanın rekabet yasağının bulunduğu alan dışında çalışma imkanı varken müvekkil şirket ile aynı faaliyet kolunda çalışmayı tercih etmesinin rekabet yasağını ihlal ettiğini, takım lideri unvanıyla çalıştığı müvekkil şirketten istifa ettikten kısa bir süre sonra, şirketin rakibi olan ... Şirketi ile serbest denetçi sözleşmesi imzalayan ve bazı projelerde de takım lideri olarak çalışmaya başlayan davalı, kendi Linkedin sayfasında dahi bu durumu doğrularken mahkemenin bu eyleminin rekabet yasağı kapsamında değerlendirilmeyeceği yönündeki kabulünün hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirkette takım lideri pozisyonunu üstlenen davalının burada edindiği edinimleri aktarması, yeni şirkete ait benzer projede kilit rolü üstlenip projeyi tamamlama yönünde gayret göstermesi ve müvekkil şirketin müşteri çevresi ile ilgili beklenti ve talep edilen hedeflere sahip olmasının müvekkili şirkete zarar verme riskinin varlığını açıkça ortaya koyduğunu, ayrıca imzalanan iş sözleşmesinin Ek 4 - Gizlilik alt başlıklı maddesinde cezai şarta ilişkin hükümlerin mevcut olup miktarın işçinin şirketteki konumuyla orantılı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, tazminat (haksız rekabetten kaynaklanan) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, TBK'nın 444/2. maddesi uyarınca rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olduğu, somut olayda davacının dayanmış olduğu iş sözleşmesinin Gizlilik başlığını taşıyan 7.2 maddesinde davacı şirketin sahip olduğu mesleki sırların Euro cinsinden yaklaşık değeri hususunda tarafların anlaştıkları, sözleşmenin "Gizlilik ve Rekabet" başlıklı Ek 5 maddesinde davalının davacının gizli ve mahrem bilgilerini iş yeri dışına çıkarmamayı ve aynı maddenin "Rekabet" başlıklı alt maddesinde iş sözleşmesinin feshinden itibaren 1 yıl süre ile davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren başka şirkette çalışmamayı kabul ettiği, ancak sözleşme kapsamında davalının rekabet yasağına aykırı hareket etmesinin sonuçlarının özel olarak hüküm altına alınmadığı, bu halde davacı tarafından davalının gizli ve mahrem bilgileri yeni iş yerine taşıdığı hususunun davacı tarafça dosyaya sunulan deliller itibariyle kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/12/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...