İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/04/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların maliki, sürücüsü ve ....sigortacısı bulunduğu ... plakalı …
8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/312 KARAR NO: 2026/620 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/10/2022 NUMARASI: 2016/758 Esas - 2022/714 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/04/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların maliki, sürücüsü ve ....sigortacısı bulunduğu ... plakalı aracın, vekil edeninin sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması neticesinde meydana gelen 29/06/2012 günlü trafik kazasında ağır bir biçimde yaralandığını, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsü ...'in tam kusurlu bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) vekil edeninin kaza neticesinde uğradığı geçici ve kalıcı iş gücü kaybı zararına karşılık olmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan; 50.000,00 TL manevi tazminatın da sigorta şirketi dışında kalan diğer davalılardan kaza tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş; 25/06/2021 havale tarihli dilekçe ile; 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istek miktarını 800,64 TL'ye, 9.500,00 TL olan sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin istek miktarını da 153.571,09 TL'ye çıkarttıklarını açıklamış; müteakip sunduğu 01/06/2022 günlü dilekçe ile de; güncel verilere göre düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin 153.571,09 TL'lik talebi ıslah yolu ile 222.937,26 TL'ye arttırdıklarını bildirmiştir. Davalılar ise davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; davacının yaralanması ile sonuçlanan 29/06/2012 günlü trafik kazasının oluşumunda, davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsünün ise kusursuz bulunduğu ve davacının kaza neticesinde %11 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı ve iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceğinin ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan temin edilen raporla belirlendiği, bu durumda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve prograsif rant uygulamasıyla ve hüküm tarihine en yakın veriler ile düzenlen en bilirkişi raporu ve ıslah talebi doğrultusunda davacının maddi tazminata ilişkin taleplerinin kabulü gerektiği, davacının manevi tazminatına ilişkin taleplerinin ise kısmen kabulüne karar verilmesinin somut olayın özelliklerine uygun olacağı şeklindeki özet gerekçeyle;-Maddi tazminat yönünden Davanın Kabulü ile, 222.937,26 TL tazminatın davalı ... ve ... yönünden 29/06/2012 tarihinden, davalı ... Şirketinden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline, (davalı ... Şirketine sigorta poliçesi limiti ile sınırlı olmak üzere)-Manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile, 20.000,00 TL manevi tazminatın 29/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizin davalılar ... ve ...’den tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davalı ... şirketi vekili ve adli yardım talepli olarak da davalılar ... ile ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş ve ilk derece mahkemesince davalıların adli yardım talebinin kabulüne karar verildiği görülmüştür.Davalı ... şirketi vekilinin istinaf nedenleri; sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilmesinin ve hükme esas alınan maluliyet raporunun isabetsiz bulunduğu, ayrıca tazminat hesaplamasına esas alınan gelirin hatalı biçimde belirlendiği, kazanın iş kazası niteliğinde olduğu anlaşıldığından SGK tarafından hak sahiplerine peşin sermaye değerli gelir bağlanması muhtemel olup, bu husus tam olarak araştırılmadan hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı, kaldı ki davacı tarafa 20/05/2016 tarihinde yapılan tazminat ödemesi ile vekil edeni sigorta şirketine ait sorumluluğun sona erdiğinin karar yerinde gözetilmediği, tüm bunlardan ayrı tazminat hesaplamasında da 1,8 teknik faiz uygulan ması gerekirken prograsif rant uygulanarak yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının yanlış olduğu, karar tarihindeki poliçe limitinin 225.000,00 TL bulunduğu dikkate alındığında, dava öncesinde yapılan ödeme ile limitin kısmen tüketildiği gözetilerek bakiye poliçe limitini gösterir şekilde herhangi bir duraksamaya ve hak kaybına neden olmayacak şekilde açıklayıcı hüküm kurulması gerekirken bunun yapılmamış olmasının da hatalı olduğu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.Diğer davalılar vekilinin istinaf nedenleri ise; maluliyete ilişkin raporun hükme esas alınmaya elverişli olmadığı, zira söz konusu raporda eksik evrak bulunduğunun açıklandığı, raporda belirtilen eksiklik giderilmeden maluliyet oranının belirlene meyeceği, kaldı ki dosyada mevcut ..............nden temin edilen Sağlık Kurulu raporunda belirtilen maluliyet oranının ATK raporunda belirtilen maluliyet oranıyla çelişkili olduğu halde, mahkemece açıklanan hususlar üzerinde durulmadan verilen kararda isabet olmadığı, ayrıca; sadece kaza tespit tutanağına dayanılarak düzenlenen bir kusur bilirkişi raporu doğrultusunda vekil edeni ...'in kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu sonucuna varılmasının hatalı bulunduğu ve mahkemece müterafik kusur değerlendirilme si yapılmadan karar tesis edilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğu, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.Dava; trafik kazasın neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Haksız fiil sonucu çalışma gücünün kaybedildiği, bedensel bütünlüğün bozulduğu ve maluliyet oluştuğu iddiasıyla tazminat talep edilmesi durumunda; zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranı ile davacının iyileşme süresinin ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, bu yöndeki belirlemelerin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 gün ve 2021/7309 E.-2022/122 K. sayılı içtihadı). Bu durumda kaza tarihinin 29/06/2012 olduğu gözetildiğinde maluliyete ilişkin belirlemenin "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre yapılması gerektiği konusunda duraksama bulunma -maktadır.Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince davacıda meydana gelen yaralanmanın niteliği gözetilerek oluşturulduğu anlaşılan doktor bilirkişi heyeti aracılığıyla, kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümleri gereğince ATK Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlendiği anlaşılan 30/10/2020 günlü raporla belirlenen %11 maluliyet oranının hükme esas alınmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte; söz konusu rapor incelendiğinde maluliyet oranına ilişkin belirlemenin "mevcut belgelere" göre yapıldığına işaret edilerek; Raporun sonuç bölümünde; "Kurulumuzun 27/02/2019 tarih ve 3723 sayılı müzekkeresinde; Kişinin bir tıp fakültesi ya da eğitim araştırma hastanesi Ortopedi birimine sevki sağlanarak, yeni yaptırılacak eklem açıklıklarını dereceleri ile belirtir, nötral sıfır metoduna göre, sağ ve sol taraf uzunlukları da dahil mukayeseli yapılacak muayenesi sonucu düzenlenecek raporun gönderilmesi istenmekle beraber, dava dosyası içerisnde mevcut olmadığı, istenen tıbbi evrakın temin edilip gönderilmesi halinde yeniden değerlendirilebileceği." şeklinde açıklama yapıldığı görülmüştür.Bu durumda, maluliyet oranına ilişkin olarak hükme esas alınan söz konusu raporun eksik tıbbi evrak ile düzenlendiği anlaşılmakla, davacının gerçek maluliyet oranının belirlenmesi bakımından yeterli sayılamayacağı sabittir.Bundan ayrı, dosyada mevcut olan ve davacının kişisel müracaatı ile ..... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden temin edildiği anlaşılan ve tüm vücut fonksiyon kaybının % 4 olduğunu bildiren 23/03/2016 günlü Engelli Sağlık Kurulu Raporu ve eklerindeki belgelerin de hükme esas alınan ATK raporunda gözetilmediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 30/10/2020 günlü raporunda belirtilen eksik tıbbi evrakın temininden sonra dosyanın yeniden ATK 2. İhtisas Kurulu'na gönderilmek suretiyle, davacının geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı (illiyetli) maluliyet oranının ne olduğu, değişen bir durum bulunup bulunmadığı (aleyhe ve lehe), varsa bu değişikliğin ne zaman meydana geldiği, diğer bir ifadeyle davacının kesin mulaliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceği ve oranının ne olduğu hususunda davacı hakkında düzenlenen ve dosyada mevcut olan diğer tüm maluliyet raporlarının da değerlendirildiği; taraf ve yargı denetimine açık, ayrıntılı, hükme esas almaya elverişli nitelikte rapor alınarak hasıl olunacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bunun yapılmamış olması HMK.m. 353/1-a/6 hükmü kapsamındaki durumu oluşturacağından davalı ... şirketi vekili ile diğer davalılar ... ile ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının açıklanan nedenle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen eksik incelemeye ve araştırmaya dayalı kararın kaldırılmasına, kaldırma sebep ve şekline göre de istinaf yasa yoluna başvuran davalıların sair istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davalı ... şirketi vekili ve davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../10/2022 tarih ve 2016/... Esas 2022/.. Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, -Sair istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, 2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ... şirketi tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davalı ... şirketine İADESİNE, 4/Davalılar ... ile ...'in adli yardım taleplerinin ilk derece mahkemesince kabul edilmesi nedeniyle kendilerinden harç alınmadığı anlaşılmakla, adı geçen davalılara ilişkin olarak harç konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 5/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafların istinaf aşamasında yapmış olduğu diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/04/2026