6. Ceza Dairesi 2023/1074 E. , 2023/11062 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/173 E., 2022/359 K. KATILANLAR : ..., ... SUÇ : Tehdit HÜKÜM : Beraat TEMYİZ EDENLER : Katılanlar ve mağdur vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşürülme 1. Mağdur ... ... vekilinin temyiz istemi yönünden, mağdur ... ...'nın 05.04.2022 tarihli duruşmada şikâyetçi olmadığını beyan ettiği, bu itibarla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin bi…
**6. Ceza Dairesi 2023/1074 E. , 2023/11062 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/173 E., 2022/359 K. KATILANLAR : ..., ... SUÇ : Tehdit HÜKÜM : Beraat TEMYİZ EDENLER : Katılanlar ve mağdur vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşürülme 1. Mağdur ... ... vekilinin temyiz istemi yönünden, mağdur ... ...'nın 05.04.2022 tarihli duruşmada şikâyetçi olmadığını beyan ettiği, bu itibarla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, mağdur ... ...'nın vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. 2. Katılanlar ..., ... vekilinin temyiz istemi yönünden, sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Pendik Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2011 tarihli ve 2010/20461 soruşturma sayılı iddianamesi ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106 uncu maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. Pendik 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 18.05.2011 tarihli ve 2011/171 Esas, 2011/709 Karar sayılı kararıyla, sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen nitelikli tehdit suçunu oluşturma ihtimaline binayen mahkemenin görevsizliğine, Pendik Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2012 tarihli ve 2011/691 Esas, 2012/1184 Karar sayılı kararıyla, sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin ikinci fıkrası, 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen nitelikli yağma suçunu oluşturma ihtimaline binayen mahkemenin görevsizliğine, Kartal Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. ... Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.02.2014 tarihli ve 2013/91 Esas, 2014/16 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında tehdit suçundan, delil yokluğu nedeniyle beraatine, karar kesinleştiğinde dava dosyasının Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek senet yağması ile ilgili iddiananın taktir edilmesinin istenmesine karar verilmiştir. 5. ... Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.02.2014 tarihli ve 2013/91 Esas, 2014/16 Karar sayılı kararının katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 04.02.2021 tarihli ve 2019/1962 Esas, 2021/1659 Karar sayılı kararı ile; "1.Sanık hakkında Sulh Ceza Mahkemesine TCK'nın 106/1 maddesi gereğince tehdit suçundan kamu davası açıldığı, iddianamede senet ve senedin yağması ile ilgili bir eylemden bahsedilmediği, Sulh Ceza Mahkemesinin de tehdit suçunun silahla işlendiğini ve TCK 106/2-a maddesine uyduğu gerekçesiyle Asliye Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verdiği, Asliye Ceza Mahkemesi de senedin yağmasının söz konusu olabileceği ve eylemin TCK 148/2 ve 149/1-a maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı vererek dosyayı Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiği, Ağır Ceza Mahkemesi ise yağmadan herhangi bir kamu davası açılmadığından bahisle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğu,suç duyurusundan dolayı kamu davasının açılıp açılmadığı, açılmışsa bu dava ile birleştirilerek yargılama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2.Mahkemenin, gerekçesinde katılan ...’ın sekreteri olan Bahar Akdulun’un beyanına dayanılarak karar verdiğini belirttiği, ancak olayın tanığı olan ...’un Sulh Ceza ve Asliye Ceza Mahkemelerinde sanığın katılanlardan rızaları dışında sözleşme ve senedi aldığını, katılanların geri istemesi üzerine, katılanlar Saliha ve Kazımı tehdit ettiğine dair beyanda bulunduğu, Ağır Ceza Mahkemesince talimat yoluyla alınan ifadesinde ise tehdit sözlerini duymadığını bildirdiği, mahkemece bu tanığın beyanındaki çelişkiler giderilmeden ve bu tanığın beyanı dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurması," Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 6. ... Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.09.2022 tarihli ve 2021/173 Esas, 2022/359 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında tehdit suçundan, delil yokluğu nedeniyle beraatine, karar kesinleştiğinde dava dosyasının Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek senet yağması ile ilgili iddianın taktir edilmesinin istenmesine karar verilmiştir. 7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.11.2022 tarihli ve 2022/144080 sayılı, zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri 1. Sanık hakkında yalnızca tehdit suçundan dolayı kamu davası açılmış olsa da sanık tarafından senet yağması ve silahla tehdit suçları işlediğine, bu nedenle sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğine, 2. Vesaire İlişkindir. III. GEREKÇE Bir başkasının, kendisinin veya yakınının; hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslimine, malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Malın alınması veya verilmesini temin için zilyetin üzerinde cebir ve tehdit kullanılmaktadır. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamakta ve bu durumda failin malı doğrudan alması söz konusu olmaktadır. Yani mağdur malı teslim etmektedir. Bu suçla korunan hukuki değer yalnızca malvarlığı değil, aynı zamanda kişi özgürlüğü ve vücut dokunulmazlığıdır. Yağma, icrai hareketle işlenebilen bir suç tipidir ve bu suçun maddi unsuru hareket kısmıdır. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkartmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Yağma suçundan bir kamu davası açılması halinde yürütülen yargılama sırasında iddia, savunma ve bu bağlamda toplanan delillere göre ortada bir yağma suçundan bahsedilemeyeceği ve/veya yararlanma kastı ile bir malın alındığının saptanamaması durumunda açılan kamu davası içinde barındırdığı birleşik suçlardan hangisine dönüşüyor ise bu belirlenerek, infaza esas tek bir hüküm kurulmasıyla yetinilmesi bir zorunluluktur. Somut olaya gelince; Sanık hakkında, iddianamenin içeriğine göre, katılan ... ve mağdur ...'a yönelik "sizi vururum" şeklindeki söylemi nedeniyle dava açıldığı, senet yağmasından bahsedilmediği, ancak Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılama aşamasında, suçun konusunun sanığın katılan ... ile mağdur ...'ı silah gösterip ölümle tehdit ederek senedin imhasını yönelik nitelikli yağma suçunu oluşturacağı kabulle görevsizlik kararı verildiği görülmüştür. Ağır Ceza Mahkemesi görevsizlik kararı ile kendisine gelen dosyadaki delilleri bir bütün halinde değerlendirerek iddianamede senet yağmasından bahsedilmediğinden bahisle sanık hakkında tehdit suçundan delil yokluğundan beraat kararı verip karar kesinleştiğinde dava dosyasının Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek senet yağması ile ilgili iddianın taktir edilmesinin istenmesi şekilde suç duyurusunda bulunulduğu görülmüştür. Sanığın eyleminin, katılan ... ve mağdur ...' a silah gösterip ''sizi vururum" şeklinde tehdit edip katılan ...' nın elinden senedi alarak yırtması iddiasını içerdiği, buna karşılık iddianamede sadece "sizi vururum" şeklindeki sözleri nedeniyle dava açıldığı, ancak tehdit eyleminin nitelikli yağma suçunun unsuru olduğu, bu nedenle sanık hakkında nitelikli yağma suçundan ek iddianame düzenlenmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına yargılama aşamasında suç duyurusunda bulunularak bekletici mesele yapıldıktan sonra, Cumhuriyet Başsavcılığınca nitelikli yağma suçundan ek iddianame ya da kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmesi sonuçlarına göre sanık hakkında hüküm kurulması gerekirken nitelikli yağma suçunun unsuru niteliğindeki tehdit suçundan delil yokluğundan beraat kararı verildikten sonra senet yağması suçundan Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunularak kararda çelişki oluşturulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Mağdur ... ... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Ön inceleme bölümünün 1 numaralı paragrafında açıklanan nedenle mağdur ... ... vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebligname’ye aykırı olarak, oy birligiyle REDDİNE, B. Katılanlar ..., ... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Başkaca yönleri incelenmeyen ... Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.09.2022 tarihli ve 2021/173 Esas, 2022/359 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 30.05.2023 tarihinde karar verildi.