T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2088 - 2025/2314 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2088 KARAR NO : 2025/2314 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2023 NUMARASI : 2022/108 E. - 2023/61 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2088 - 2025/2314 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2088 KARAR NO : 2025/2314 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/07/2023 NUMARASI : 2022/108 E. - 2023/61 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/07/2023 tarih ve 2022/108 E. - 2023/61 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "... ..." ve "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, markaların belli bir bilinirliğe eriştiğini, bu markaları mesnet göstererek davalı şirketin 2021/15089 sayılı ve "... ..." markasına yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2022-M-2503 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, "..." ibaresinin çatı markası olması nedeniyle benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmayacağını, taraf markalarının iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, emsal yargı kararları bulunduğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, davacının tescil ettirmiş olduğu "..." markasının; bir "renk adı" olması ve davacı tarafından tanınmış marka kriterine ulaştırılamamasından ötürü zayıf bir marka olduğunu, davacının bu ibarenin başkaları tarafından kullanılmasına katlanması gerektiğini, taraf markaları arasında benzerlik de bulunmadığını, tanınmışlık ve kötüniyet iddialarını kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." ve ''...'' esas ibareli markalar ile davalının "... ...'' ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, dava konusu marka ile davacı markalarında yer alan "..." ibaresinin İngilizce'de "yeşil" anlamına geldiği, tek başına renklerin genel olarak ayırt edici niteliği zayıf ibareler olduğu, başka ibareler ile birlikte kullanıldığında ülkemiz de dahil olmak üzere dünya çapında, bu ibareleri "çevre dostu" olarak tanımlamak için kullanıldığı (... ... vb.) dolayısıyla ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğu; dava konusu "... ...'' ibareli markanın esas unsurunun ''...'', davacının ''... ...'' ibareli markasının esas unsurunun ise ''...'' ibaresi olduğu, dolayısıyla söz konusu markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimali olmadığı, her ne kadar dava konusu marka ile davacı markasında ''...'' ibaresi ortak olarak yer alsa da, ''...'' ibaresinin ayırt edici niteliği zayıf olması nedeniyle dava konusu markanın esas unsurunun tüketici tarafından ''...'' olarak algılanacağı, ilke olarak zayıf ayırt ediciliğe sahip ''...'' ibaresini içeren davacı markaları ile davalı başvurusunun iltibasa neden olacak düzeyde benzer olduğunun kabul edilemeyeceği, başvurudaki farklılığı oluşturan ''...'' ilavelerinin ortak unsur olan ''...'' ibaresine göre daha yüksek bir ayırt ediciliğe sahip bulunduğu, ''...'' unsurunun davalıya ait tanınmış çatı marka konumunda bulunduğu ve genel izlenimde de hakim olduğu, bu nedenle en alt seviyede ayırt edicilik taşıyan ''...'' ibaresinin ortak olmasından hareketle taraf işaretlerinin benzerliğinden söz edilemeyeceği, tüketicinin davalının "... ..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, somut olayda, hem markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının haksız rekabete ilişkin iddiasını kanıtlayacak somut delil olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzer olduğunu, dava konusu markanın SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca tanınmış markaya zarar vereceğini, dava dilekçesinde çatı markası hususuna değinmelerine rağmen kararda bu hususa değinilmediğini, başvurunun tescili halinde müvekkili markasının davalı şirkete ait olduğu izlenimi doğacağını, markalar arasında karışıklık yaşanacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesi istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "... ..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresi, Türkçe'de "yeşil anlamına gelmekte olup, bu hali ile ayırt ediciliğinin zayıf olduğu; başvurudaki esas unsurun "..." ibaresi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.12.2018 tarih ve 2017/11-114 E. - 2018/1995 K. sayılı kararından da anlaşılacağı üzere, lider markayı takip eden ve ayırt ediciliği oldukça zayıf tali bir ilave niteliğindeki ibarelerin varlığı halinde asıl vurgunun lider marka üzerinde olacağı, somut uyuşmazlıkta da başvuruda çatı markasıyla yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11.HD.nin 21.12.2015 tarih ve 2015/6190 E-2015/13755 K. sayılı, 11.09.2019 tarih ve 2018/3502E- 2019/5292 K. sayılı ilamlarında da "..." ibareli marka ile "...+şekil" ve “... ...+şekil" ibareli markalar arasında benzerlik bulunmadığının kabul edildiği, öte yandan taraf markaları arasında iltibas benzerlik bulunmadığından, davacı tarafın tanınmışlık iddiasının tartışılmasının da sonuca etkili olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 28/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.