T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/555 - 2026/799 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/555 KARAR NO : 2026/799 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/09/2023 NUMARASI : 2022/455 E. - 2023/366 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararı İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkeme…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/555 - 2026/799 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/555 KARAR NO : 2026/799 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/09/2023 NUMARASI : 2022/455 E. - 2023/366 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararı İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/09/2023 tarih ve 2022/455 E. - 2023/366 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2021/090778 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin "..." ibareli markasını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine diğer davalı ... YİDK'nın 2022-M-14486 sayılı kararıyla, müvekkilinin marka başvurusunun nihai olarak reddedildiğini, oysa "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, müvekkili markasının farklılaştığını, zayıf marka seçenin sonuçlarına katlanması gerektiğini, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, tarafların farklı sektörde faaliyet gösterdiğini, taraflara ait markaların piyasada uzun süre birlikte var olduğunu, müvekkiline ait markanın 2017 yılından itiraz tarihine kadar geçen 5 yıllık süre içinde hiçbir çatışmaya karıştırılmaya sebebiyet vermeden piyasada kullanıldığını ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin "..." ibaresinin gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu, bu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olmadığını, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, birlikte var olma ve sessiz kalma yoluyla kaybı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraf markalarının da benzer olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalı firmanın "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki taraf markasınında emtia benzerliğinin de gerçekleştiği; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davacının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalı firmanın "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markada benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalar algısının oluşabileceği, SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulları oluştuğundan YİDK kararının yerinde ve doğru olduğu; bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmediği; davacı taraf daha önceden tescilli olan markalarına bağlı müktesep hak iddiasında bulunmuş ise de, "..." ibareli 5 yılı geçen tescilli markaları olmadığından müktesep hak koşullarından da yararlanamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporundaki taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı yönündeki görüşün mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, bilirkişiye başvurarak somut vakıanın çözümü için gereken özel ve teknik bilgiye sahip olmadığını ortaya koyan hakimin sonradan bilirkişinin açıkladığı görüşü değerlendirmesinin olanaklı olmadığını, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliği niteliğinin zayıf olduğunu, zayıf markaların koruma kapsamının dar olduğunu, markaların kavramsal olarak farklılaştığını, markaların karıştırılması ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davalının itiraza mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira her iki taraf markasının esas unsurunun, dava konusu hizmetlerde ayırt ediciliği düşük olmayan "..." ibaresinden oluştuğu, taraf markalarında bu ibareden sonra yer alan "..." ibarelerinin ise markaları birbirinden uzaklaştırmadığı, bu hali ile davacının başvuru markasını gören tüketicilerin bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayamayacağı, başvurunun kapsamından çıkartılan hizmetler yönünden emtia benzerliğinin de oluştuğu; öte yandan, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 30/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.