7. Hukuk Dairesi 2011/1996 E. , 2011/7827 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 1105 ada 55 ve 57 parsel sayılı sırasıyla 42905.89 m2 ve 16260.14 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... taşınmazların dev
**7. Hukuk Dairesi 2011/1996 E. , 2011/7827 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 1105 ada 55 ve 57 parsel sayılı sırasıyla 42905.89 m2 ve 16260.14 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın payları oranında Naciye ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler eşliğinde davanın saptanan niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Tespitte bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Hal böyle olunca yanlar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur. Bir taşınmaz üzerinde sürdürülen ve iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliğin zilyedi yararına hukuksal bir sonuç doğurabilmesi için taşınmazın türünün sağlıklı biçimde saptanması taşınmazın saptanan türüne göre de az yukarıda vurgulanan biçimde taşınmazda sürdürülen zilyetliğin, zilyedi yararına hukuksal bir sonuç doğurup doğurmayacağının belirlenmesi gerekir. Tespitte saptanan hukuksal olgular gözönüne alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden tahsis haritası ve eki belgeler, taşınmazlara komşu tüm taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğünden kütükler devredilmiş ise Tapu Sicil Müdürlüğünde getirtilmeli, davalı olanlar varsa mahkemesinden getirtilmeli, bu yolla da dava dosyası keşfe hazır hale getirilmelidir. Mahkemece dava konusu 1105 ada 55 ve 57 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Taşınmaz üzerinde sürdürülün zilyetliğin hukuksal bir sonuç doğurabilmesi için zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanılması gerekir. Kuşkusuz taşınmazın otundan faydalanmak ya da taşınmazın üzerindeki çayırı biçmek suretiyle bir taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin ekonomik değerinin olabileceği dikkate alındığında somut olayda dava konusu taşınmazların özel ya da genel çayır niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi zorunludur. Taşınmazların özel çayır niteliğinde olduğunun kabulü için ise taşınmazların çevresini harici alemle ilişkisini kesecek biçimde duvar, çit ya da tel örgü gibi yapay sınır yerleriyle çevrilmiş kapatılmış olması taşınmaz üzerinde somut olayda yalnızca davalı tarafın zilyet olması açık bir deyişle yalnız davalının taşınmazın otunu biçerek yararlanması gerekir. Kuşkusuz iyi komşuluk ilişkileri ve davalı tarafın rızası ve hoş görüsü ile başkalarının da taşınmazın otundan yararlanması gibi ayrık hallerin varlığı dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde genel çayır olduğunu göstermez. Ne var ki mahkemece somut olaya özgü bu doğrultuda yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen, dava sonucunda yararı olmayan elverdiğince yaşlı, yansız, taşınmazın bulunduğu köye yada beldeye komşu belde yada köyler halkından seçilecek yerel ve uzman bilirkişi tapu fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmış ise öncelikle mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenerek tahsis haritası ve eki belgeler yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine haritalar çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay, varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, bölgede mera tahsisi yapılmamış ise taşınmazların öncesi bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı mera ya da genel çayır niteliğinde kullanılıp kullanılmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan somut olaylara dayalı bilgiler alınmalı, taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalmadığı, bölgede mera tahsisi yapılmamış ise taşınmazın geleneksel biçimde mera, genel çayır ya da yayla niteliği ile kullanılmadığı saptandığı takdirde taşınmazın öncesinin kime ait olduğu kimden kime kaldığı, sürdürülen zilyetliğin süresi ve sürdürülüş biçimi, zilyetliğin iradi olarak terk edilip edilmediği, az yukarıda saptanan maddi ve hukuksal olgular gözönüne alınarak açık bir deyişle taşınmazın özel çayır niteliğinde olduğunu göstermeye elverişli biçimde taşınmazın harici alemle ilişkisinin kesilip kesilmediği, taşınmazdan yalnızca davalı tarafın yararlanıp yararlanmadığı yolunda ayrı ayrı yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanakları içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, özellikle sözü edilen belgelerde komşu taşınmazların tesbitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise bu belgelerde nizalı parseller yönünün ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği üzerinde durulmalı, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde taşınmaz bizzat gezilip görülüp gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, taşınmazda toprak yada taş unsurundan hangisinin galip olduğu duraksamasız belirlenmeli, gözlenen bu olgularda keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, yerel bilirkişi ve tanık anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişileri de dinlenerek çelişki duraksamasız giderilmeli, uzman bilirkişilerden konularında keşfi izlemeye, yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye ve uzman ziraatçi bilirkişiden gözlemi yansıtmaya imkan verecek yargı denetimine açık olacak şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazların bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmış ise taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalmadığı takdirde tahsis gününden tesbit gününe kadar geçen süre belirlenmeli, iktisap sağlayan süreye ulaşıp ulaşmadığı incelenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun ./. 16/B, 18 ve 14 maddesi hükümleri eşliğinde oluşan sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz, davacı ...'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.