11. Hukuk Dairesi 2025/3121 E. , 2025/7770 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2422 Esas, 2024/1728 Karar HÜKÜM : Ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 23.12.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazı…
11. Hukuk Dairesi 2025/3121 E. , 2025/7770 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2422 Esas, 2024/1728 Karar HÜKÜM : Ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 23.12.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.02.2007 tarihinde davalılara 30.09.2007 tarihinde geri ödenmek üzere 250.000,00 TL borç para verdiğini, davalıların aldıkları borç karşılığında müvekkiline 30.09.2007 ödeme günlü, 250.000,00 TL bedelli bonoyu imzalayarak verdiğini, ancak borcun vadesinde ödenmediğini, senet borçlularının bonoyu ödeyemediklerini belirterek müvekkilinden birkaç kere süre aldıklarını, müvekkilinin davalıların arsasına yapacağı inşaat nedeniyle davalıları icraya vermeyip bir müddet beklemek zorunda kaldığını, 30.09.2007 ödeme günlü, 250.000,00 TL bedelli bononun ... 2. İcra Müdürlüğü'nün 2014/... E. sayılı dosyasıyla icra takibine verildiğini, borçluların itirazı üzerine ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/... E. sayılı dosyasıyla zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/... E. sayılı dosyasının temyiz edildiğini ve henüz kesinleşmediğini, dava konusu bono üzerindeki imzaların davalılar tarafından açıkça kabul edildiğini, bonolarda da çeklerde olduğu gibi üç yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra bir yıllık süre içinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak davası açılabileceğini, müvekkilinin borç para verip davaya konu bonoyu aldığını, bonodaki imza kabul edilmekte olup davalıların sadece zamanaşımı iddiasında bulunduğunu, borcu ödemelerinin söz konusu olmadığını, davalıların itirazlarının haksız olup bedelini aldıkları bono bedeli ve faizlerini zamanaşımı itirazları nedeniyle ödemeyip bono bedeli ve faizleri (takip talebindeki alacak kadar) sebepsiz yere zenginleştiklerini, zamanaşımına uğradığına hükmedilen 250.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davalı borçlular hakkında açtıkları davada bonoya ilişkin temel ilişkiye dayanma hakkını saklı tuttuklarını ileri sürerek davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına, takip talebinde gösterilen 615.551,37 TL üzerinden %20 inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın müvekkillerinin imzasını taşımayan ve hiçbir şekilde davacıya verilmemiş hayali bir senede dayanarak müvekkilleri hakkında ... 2. İcra Müdürlüğü'nün 2014/... (yenileme öncesi 2010/8894) E. sayılı dosyasından takibe konulduğu söylenen bononun zamanaşımına uğraması sonucu, ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/118 E. ve 2016/395 K. sayılı kararı ile zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması kararı verilmesi üzerine haksız ve kötü niyetli olarak gerçekte olmamakla birlikte zamanaşımına da uğrayan bonodan kaynaklanan alacağımı istiyorum diyerek ve müvekkillerinin adreslerini de gerçek dışı hayali adresler yazarak ... 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/... E. sayılı dosyası ile ilamsız olarak müvekkilleri hakkında ikinci bir takip daha başlattığını, bu takibe yapılan itiraz üzerine itirazın iptali davası açtığını, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi ne 250.000,00 TL borç para aldıklarını ne de 250.000,00 TL bedelli bir senedi imzalayarak davacıya vermediklerini savunarak davanın reddi ile kötüniyetli takip tazminatı istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı alacaklı vekili tarafından borçlu davalılara karşı ... (kapatılan) 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/... E. sayılı takip dosyası ile ilamsız takip başlatıldığı, davalıların borca itiraz dilekçelerinde ve cevap dilekçelerinde takibe konu senedi düzenlemedikleri ve vermediklerini ileri sürerek imzaya itiraz ettikleri, ancak takibe konu senet aslı icra müdürlüğünde bulunamadığından imza itirazı yönünden inceleme yapılamadığı, davacı alacaklının borç para verme olgusuna dayandığı, dinlenen davacı tanıklarının bu iddiayı doğrular nitelikte beyanlarda bulunduğu, ancak tanık beyanlarıyla bu paranın ... Bankası ve ...'dan çekilmek suretiyle davalılara teslim edildiği ileri sürüldüğünden ilgili bankalara müzekkere yazıldığı, paranın verildiği beyan edilen 01.02.2007 tarihinde ilgili banka şubelerinde iddiayı doğrular nitelikte hesap hareketi bulunmadığı, banka kayıtlarının tanık beyanlarıyla örtüşmemesi karşısında tanık beyanlarına itibar edilmediği, davacının, tüm dosya kapsamıyla taraflar arasında ödünç verme ilişkisi bulunduğunu ispat edemediği, davacının takipte kötüniyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın ve davalıların kötüniyetli takip tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin dava dilekçesinde, bonoya ilişkin temel ilişkiye dayanma haklarını saklı tutarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 732. maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak itirazın iptalini talep ettiği, taraflar arasında düzenlenen senet incelendiğinde, davalıların keşideci, davacının ise lehtar olduğu, yerleşik Yargıtay uygulaması gereğince aralarında temel ilişki bulunup değinilen yasa maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerinin taraflar arasında uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, davacı yanca temel ilişkiye de dayanılmadığından davanın bu gerekçe ile reddi yerine, TTK'nın 732. maddesinin uygulanmama sebebi belirtilmeden temel ilişki kapsamında değerlendirme yapılarak davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, zamanaşımına uğramış bonoya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.HMK'nın 33. maddesinde, hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı düzenlenmiş olup bu çerçevede, maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hâkime aittir. Dava dilekçesinde temel ilişki açıklanmış olup senetteki sıfatlarına göre davacı ve davalı taraflar arasında bononun düzenlenmesine dayanak bir temel ilişki bulunduğu, ancak bononun zamanaşımına uğraması nedeniyle kambiyo senedi niteliğini yitirdiği anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.03.2021 tarihli, 2017/(19)11-937 E. ve 2021/357 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere alacaklı, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi hâlinde bile bonoya dayanarak borçluya karşı takip yapabilir veya genel mahkemelerde bir alacak davası açabilir. Zamanaşımına uğramış bono, kambiyo senedi vasfını kaybettiği için kambiyo hukukunun tanıdığı özel imkânlardan alacaklı yararlanamaz. Zamanaşımına uğrayan bono, adi senede de dönüşmeyeceğinden alacağın, yani, taraflar arasındaki temel ilişkinin ispatı açısından tek başına yeterli olmaz. Ancak HMK’nın 202. maddesi kapsamında yazılı delil başlangıcı olarak kullanılabilir. HMK’nın 202/2 maddesine göre iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge, delil başlangıcı sayılır. Zamanaşımına uğrayan bono, delil başlangıcında bulunması gereken tüm unsurları taşımaktadır. Bu nedenle zamanaşımı nedeniyle kambiyo vasfını kaybeden bonoya dayanma imkânı olmayan alacaklı, temel ilişkiye dayanarak açılan davalarda, zamanaşımına uğrayan bonodan delil başlangıcı olarak yararlanabilir ve senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında iddiasını tanık dinleterek veya başka delillerle ispat etme imkânına sahip olur (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 25.12.2019 tarihli ve 2019/1 E., 2019/8 K. sayılı kararı). Ancak alacaklının, zamanaşımına uğrayan bonodan delil başlangıcı olarak yararlanabilmesi, senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında iddiasını tanık dinleterek veya başka delillerle ispat edebilmesi için öncelikle senedin düzenleyenlerden sadır olduğunun, imzasının düzenleyenlere ait olduğunun ispat edilmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalılar (senet borçluları), senetteki imzalarını inkar etmişlerdir. Senet aslının kayıp olduğu bildirildiğinden senet aslı üzerinde imzaların davalılara (senet borçlularına) aidiyeti hususunda bir inceleme yapılamamıştır. Bu durumda zamanaşımına uğrayan bonodan delil başlangıcı olarak yararlanmak, icapsız olarak alınan tanık beyanları ile temel ilişkiyi ispat etmek mümkün değildir. Davanın açıklanan bu gerekçelerle reddi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki verilen karar sonucu itibariyle doğru olup bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/4 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/4 hükmü uyarınca re'sen gerekçesi DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, düzeltilerek onamanın mahiyetine göre taraflar leh ve aleyhine duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.12.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.