11. Hukuk Dairesi 2023/5090 E. , 2024/7542 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/619 Esas, 2023/584 Karar HÜKÜM : Asıl davanın reddi, birleşen davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/327 E., 2020/463 K. BİRLEŞEN DAVA : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/342 E. sayılı dosyası. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... Tekstil…
**11. Hukuk Dairesi 2023/5090 E. , 2024/7542 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/619 Esas, 2023/584 Karar HÜKÜM : Asıl davanın reddi, birleşen davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/327 E., 2020/463 K. BİRLEŞEN DAVA : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/342 E. sayılı dosyası. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... Tekstil Deri Ürünleri İnşaat İşleri ve Turizm Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti. vekili ile davalı TÜRKPATENT vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 14.12.2015 tarihinde 2015/102624 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Şirketin adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiğini, bu karara yönelik davalı itirazının ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından kısmen kabul edildiğini ve bir kısım hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, söz konusu YİDK kararında "2001/16567 ve 2014/05894 sayılı markaların hükümsüzlük tehdidi altında oldugu anlaşıldığından müktesep hak sağlamasının mümkün olmadığı, davaya konu 2015/102624 sayılı marka basvurusunun itiraza mesnet gösterilen 2014/39049 ve 2014/39051 hariç diger davalı markalarıyla görsel, isitsel ve kavramsal düzeyde benzerliği bulunduğu gerekçeleriyle 2015/102624 sayılı basvurunun mal ve hizmet listesinden “35. sınıf müşterilerin malları elverisli bir sekilde görmesi ve satın alması için Parfümeri; kozmetik ürünleri, kisisel kullanım amaçlı koku vericiler (insanlar ve hayvanlar için deodorantlar dahi); gözlükler, günes gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları; kuyumculuk esyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taslar ve bunlardan mamül takılar, kol dügmeleri, kravat igneleri ve heykeller, biblolar; saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometlerer ve parçaları, saat kordonları dahil); koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmıs iç-dıs giysiler, çoraplar; ayak giysileri, bas giysileri, sapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler mallarının biraraya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satıs magazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diger yöntemler ile saglanabilir)” hizmetlerinin çıkartılmasına karar verildiğini, oysa, taraf markalarının iltibas yaratacak kadar benzer olmadığını, davalı Şirketin 35. sınıfta ... ibareli marka tescili ve kullanımının bulunmadıgını, sadece 14. sınıfta marka tescillerinin olduğunu, 2005’den itibaren sadece gözlük ve saat imalatı ile satışı sektöründe faaliyet gösterdiğini, geçmişi 1978’e dayanan müvekkilinin ise 1998 yılından itibaren cüzdan, kemer, valiz ve çanta imalatı, ithalatı, toptan ve perakende satışı işi ile iştigal ettiğini, pek çok ünlü markaya sahip firmalara internet üzerinden satış yaptıgını, müktesep hak teskil eden 2001/16567 sayılı markasını 18 ve 25. sınıflara konu mallar ve 35. sınıfa konu hizmetler için tescille 17 yıldır fiilen kullandığını, davaya konu 2015/102624 sayılı ... marka başvurusuna müktesep hak teskil eden ... markasının kullanımına iliskin 2003 ve 2012 yıllarında dava dışı şirketlere lisans verdiğini, 556 sayılı KHK'nın 7/son maddesi uyarınca markası ayırt edicilik kazandığından başvurusunun reddedilemeyeceğini, davalı Şirketin açtığı 2001/16567 ve 2014/05894 sayılı ... ibareli müvekkili markaların kullanılmaması iddiasına dayalı iptal davasının 18. ve 35. sınıfa konu mal ve hizmetler bakımından reddedilirken sadece 25. sınıf yönünden kabul edildiğini, YIDK’in karar tarihindeki kayıtlar ile bağlı olduğunu, YİDK'in 02.07.2018 tarih 2018-M-3012 sayılı emsal kararında da, 2001/16567 sayı ile tescilli ... markasının cüzdanlar, çantalar, çek defteri kılıfları, kart kılıfları mallarının yer aldığı markanın basvuru sahibi tarafından bu ürünler üzerinde uzun süredir kullanıldığının İzmir FSHHM kararıyla tespit edildiğinin, markanın ayrıca 2015 Şubat ayından itibaren kemerler içinde yoğun şekilde kullanılan cüzdanlar, çantalar, kemerler vb gibi emtialar için Türkiye’de belirli bir bilinirlik kazandığı için başvuru sahibinin kemerler emtiası için öncelik hakkına sahip olduğunun belirtildiğini, davaya konu kararın davalı Kurumun önceki kararları ile çeliştiğini ileri sürerek, 2018-M-4924 sayılı YİDK kararının iptaline, tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, davalı Şirket tarafından 2015/102624 sayı ile 35. sınıf kapsamında yapılan “...” ibareli marka tescil başvurusuna, müvekkilince karıştırılma ihtimali, kötü niyet, ticaret unvanı, gerçek hak sahipliği ve tanınmışlık gerekçeleriyle itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca müvekkili itirazının reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise YİDK tarafından kısmen kabul edildiğini ve iltibas gerekçesiyle başvuru kapsamından bir kısım hizmetlerin çıkarıldığını, ancak başvurunun tümden reddinin gerektiğini, zira her şeyden önce dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını, markalar arasında başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden de iltibas tehlikesinin bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve bu nedenle de başvurunun tescil edilemeyeceğini, müvekkilinin anılan ibarenin gerçek hak sahibi olduğunu, "..." ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanının ayırt edici kısmını teşkil ettiğini ve bu nedenle de başvurunun tescil edilmemesi gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2018-M-4924 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümzülüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı TÜRKPATENT vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Asıl davada davalı Şirket vekili, davaya konu YİDK kararının "..." ibareli basvurunun reddine karar verilen hizmetler bakımından isabetli olduğunu, bu hizmetler bakımından müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, müvekkili tarafından davacıya karşı açılan davada, müktesep hakka dayanak edilen 2001/16567 sayılı markanın kısmen iptaline karar verildiğini, davacı Şirketin kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Birleşen davada davalı TÜRKPATENT vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 4. Birleşen davada davalı Şirket vekili, davacı taraf beyanlarının aksine taraf markaları arasında herhangi bir benzerliğin bulunmadığını, şekil, ibare, içerik, fonetik, görsel olmak üzere marka görsellerinin çok farklı olduğunu, müvekkilinin markasını davacının markalarına benzetmekten ziyade farklılaşma, ayrışma gayreti içinde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi uyarınca başvuru kapsamındaki tüm hizmetler bakımından hükümsüzlük şartlarının bulunduğu, başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının ise kanıtlanmadığı, davalı tarafın 2001/16567 ... ibareli markasına dayalı müktesep hak savunmasında bulunduğu, davalının 2001/16567 ... ibareli markasına dayalı olarak başvuru kapsamında yer alan "Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamül taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar; çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler." malları açısından müktesep hakkı olduğu, davalının 2014/05894 sayılı önceki markası açısından ise müktesep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, birleşen dava dosyasında 2018-M-4924 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2015/102624 sayılı markanın kapsamında yer alan 35. sınıftaki "Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamül taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar; çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler." dışında kalan tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, aynı hizmetler yönünden dava konusu markanın hükümsüzlüğüne, birleşen dava dosyasında 2015/102624 sayılı markanın kapsamında yer alan 35. sınıftaki "Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamül taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar; çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler." yönünden ise açılan davanın reddine karar verilmiş hüküm taraf vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, her ne kadar birleşen davalı adına tescilli önceki tarihli "..." ibareli tescilli marka bulunmakta ise de taraflar arasında uzun süredir devam eden davaların bulunduğu, bu itibarla davalının, davacı markalarından ve bu markaların tanınmışlığından haberdar olduğu, buna rağmen davalının sürekli önceki markalarının kapsamlarını da aşacak şekilde "..." ibareli marka başvuruları yaptığı, bu başvuruların bir kısmında şekil unsurları itibariyle de davacı markalarına yanaştığı, Dairemizden geçen 2019/1781 E., 2021/1117 K., 2020/1228 E., 2022/715 K., 2022/1032 E., 2022/942 K. sayılı kararlarında da davacının "..." ibareli marka başvurularının kötü niyetli olduğunun kabul edildiği dikkate alındığında, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığı kanaatine varılmış, bu yönden de birleşen davada davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmüş ve bu nedenle de birleşen davanın kabulüne karar vermek gerektiği, her ne kadar davalı taraf, 2001/16567 sayılı markasının hükümsüzlüğü için açılan davada, Yargıtay 11. Dairesinin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ilamıyla kötü niyetli olmadığının kabul edildiği savunulmuş ise de her marka başvurusunun kendi koşullarına göre değerlendirilmesinin esas olduğu, tüm bu nedenlerle dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı ve aksi yöndeki YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiğinden birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, YİDK kararının iptali, birleşen dava ise YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekili ve asıl-birleşen davada davalı TÜRKPATENT vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 23.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.