T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1547 - 2025/2533 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1547 KARAR NO : 2025/2533 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/05/2024 NUMARASI : 2023/408 E. - 2024/202 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1547 - 2025/2533 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1547 KARAR NO : 2025/2533 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/05/2024 NUMARASI : 2023/408 E. - 2024/202 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/05/2024 tarih ve 2023/408 E. - 2024/202 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirkete ait "...'' ibareli markalar ile itiraz olunan 2021/149000 sayılı ''... ..." markasının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markalar arasında iltibas riski bulunduğunu, müvekkili şirkete ait olan "..." markasının 09, 35, 38 ve 42. Sınıf mal ve hizmetleri kapsadığını, davaya konu ... ... markasının da 35, 38, 41 ve 42. sınıflarda tescilinin talep edildiğini, ... iştiraki olarak kurulan müvekkili şirketin, sektörde güvenilir ve itibarlı bir marka olarak bilinip tercih edildiğini, davalı şirketin, müvekkilinin ticaret ünvanını ve markasını bilmemesinin ve büyük bir iktisadi değer haline geldiğinden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, müvekkili ile ayırt edilemeyecek bir marka tercihinde bulunmasının tesadüf olarak değerlendirilemeyeceğini, “... ...” markasında kullanılan yazı stilinin dahi müvekkilinin markası ile aynı tercih edilmesinin başvurunun kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ileri sürerek, Türk Patent ve Marka Kurumu, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 12.07.2023 tarih ve 2023-M-7706 sayılı kararının iptaline kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı-itiraz sahibinin, verilen süre içerisinde itiraz gerekçesi markaların kullanımını ispatlayamadığını, bu nedenle SMK m.19(2) hükmü uyarınca, 2006 54173, 2012 62283 sayılı markalara dayalı olarak SMK m.6(1) maddesi kapsamında yapılan itirazın reddedildiğini, davacının kötü niyet iddiasını itiraz aşamasında belgelendirmediğini, kötüniyet iddiasının ispat edilemediğini, Kurum karanının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, markayı oluşturan işaret veya sözcüğün aynı zamanda ticaret ünvanı veya işletme adı olarak kullanıldığı durumlarda sadece ticaret ünvanı veya işletme adı olarak kullanımın doğrudan markasal kullanım olarak değerlendirilemeyeceğini, sunulan önceki faturaların tek başına markasal kullanım olarak kabulünün mümkün olmadığını, davacının sunduğu faturaların ciddi ve pazar payı yaratır surette kullanım delili oluşturmadığını, davacının 2006 54173, 2012 62283 sayılı, "...", "..." ibareli markalarının kullanımını verilen süre içerisinde, usul ve esasa uygun olarak ispatlayamadığını, SMK m.19(2) hükmü uyarınca, 2006 54173, 2012 62283 sayılı markalara dayalı olarak SMK m.6(1) maddesi kapsamında yapılan itirazın reddine karar veren YİDK kararında hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkilinin, markayı uzun yıllardır kullandığını, sektörde ayırt edicilik kazandığını, markalar arasında marka tescil başvurusunun reddini gerektirecek bir benzerliğin bulunmadığını, müvekkilinin savunma sanayi ve havacılık alanlarında faaliyet gösterdiğini, davacının ise bankacılık, finans ve pos cihazları alanında faaliyet gösterdiğini, markaların mal ve hizmetlerinin doğası, kullanım amaçları, hitap ettikleri çevre, malların fiziksel görünümü, ticari pazara ulaşmada satış yolları, mal ve hizmetlerin birbirini tamamlayıcı olmaları faktörlerinden hiçbirinin gerçekleşmediğini, davacı taraf ile müvekkili şirketin alıcı gruplarının uzman olduğunu, müvekkilinin ... ve ... ... olmak üzere ... yazısındaki A harfinin birleşim yerinin yer almadığı markalarının mevcut olduğunu, bu nedenle müvekkilinin ticaret unvanında da yer alan "..." markasının, müvekkili açısından seri marka gibi değerlendirilebileceğini, kazanılmış hak oluşturduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, eldeki talep salt YİDK kararının iptali istemini barındırdığından YİDK karar tarihi olan 12.07.2023 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapıldığı, salt marka işlem dosyası kapsamında yer alan delillerin “...” ibareli markaların, dava konusu marka başvuru tarihi olan 21.10.2021'den önce tescil kapsamında yer alan mallarda ve hizmetlerde Türkiye’de ciddi kullanımı kanıtlamada yetersiz olduğu, bu bağlamda TÜRKPATENT Markalar Dairesi Başkanlığı ve YİDK tarafından kullanıma ilişkin yapılan tespitin ve 6769 sayılı SMK’nın 19/2 ve 6/1 maddeleri kapsamında verilen itirazın reddi kararının yerinde olduğu, kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece marka işlem dosyasına sunulan deliller dışında dava dosyasına sundukları deliller ile müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının incelenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerek dava dilekçesinin ekinde gerekse marka işlem dosyasında sundukları diğer delillerin ve faturaların "..." markasının ciddi kullanımı açıkça ispat ettiğini, müvekkilinin "..." markasıyla satılan ürünlerinin detaylarına https://www.....com.tr adresinden ulaşılabileceğini, yine faturalara konu olan ürünlerin "..." lisanslı olarak sunulan ve üzerinde açıkça "..." markası yer alan ürünler olduğunu, müvekkili ile dava dışı ... firması arasında 2013 yılında imzalanan iş ortaklığı sözleşmesi kapsamında yaşanan ihtilaflar sebebiyle İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/960 Esas sayılı dosyası ile açılan ve müvekkili lehine neticelenen davanın da "..." markalarının markasal kullanımını gösterdiğini, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında işaret ve emtia benzerliği ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, bu durumun davalı marka sahibi lehine haksız yarar sağlanmasına neden olacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava münhasıran davalının marka başvurusuna davacı tarafından gerçekleştirilen itirazın reddi istemine ilişkin olduğundan, mahkemece davacı tarafından marka işlem dosyasına sunulan delillerle sınırlı olarak inceleme ve değerlendirme yapılmasının yerinde olduğu, YİDK sürecinde davacının SMK'nın 6/1 ve 6/9.maddelerine dayalı itirazı üzerine davalı tarafından davacının tescil tarihleri itibariyle kullanım ispatına tabi bulunan 2006/54173 ve 2012/62283 sayılı mesnet markalarına karşı SMK'nın 19/2.maddesi uyarınca kullanım ispatı talep edildiği, davacının marka işlem dosyasına sunduğu kullanım delillerinin, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğunu ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamaya elverişli bulunmadığı, öte yandan davacı tarafından, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığının ispat edilemediği, benzer marka başvurusunda bulunulmasının, tek başına kötüniyetle başvuru yapıldığının kabulü için yeterli sayılamayacağı, bu nedenle davacının itirazının reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.