T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: 2024/1767 - 2026/1352 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1767 KARAR NO : 2026/1352 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 20.03.2024 NUMARASI : 2022/... Esas, 2024/... Karar DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - …
T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: 2024/1767 - 2026/1352 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1767 KARAR NO : 2026/1352 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 20.03.2024 NUMARASI : 2022/... Esas, 2024/... Karar DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : 1- ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : 2- ... - ... VEKİLLERİ : Av. ... - DAVA : Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) KARAR TARİHİ : 28.04.2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28.04.2026 Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.03.2024 tarih ve 2022/... Esas, 2024/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21.09.2015 tarihinde davalıların sürücüsü ve maliki oldukları ... ve müvekkili ...'ın ... plakalı araçların karıştıkları trafik kazası sonucunda müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, meydana gelen kaza nedeniyle müvekkilinin iş göremez hale gelerek maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek, davacı ... için 6.454,00 TL geçici iş göremezlik 28.881,00 TL sürekli iş göremezlik ve 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH : Davacı vekili 29.02.2024 e-imza tarihli dilekçesi ile dava değerini geçici iş göremezlik bakımından toplamda 6.814,46 TL'ye, kalıcı iş göremezlik bakımından toplamda 172.841,40 TL olmak üzere dava değerini toplamda 179.655,86 TL'ye ıslah etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili olduğu cevap dilekçesinde özetle; 21.09.2015 tarihli trafik kazasına karıştığı belirtilen ... plaka sayılı araç müvekkil şirkette, 9206504 nolu poliçe ile zorunlu mali mesuliyet ( trafik) sigortası ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçeye göre teminatlarının sakatlanma kişi başı 290.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne isnat edilen kusur kabul edilemeyeceğini, dava konusu kazanın oluşumunda müvekkili tarafından sigortalı olan ... plaka sayılı aracın kusurunun bulunmadığını, tüm kusurun davacının yönetimindeki ... plaka sayılı araca ait olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... beyan dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkili ...'ın kusurunun bulunmadığını, kazanın davacının kusuru sonucu meydana geldiğini, davacının uğradığı maddi zararı kanıtlaması gerektiğini, bir maluliyet olmadığını, talep edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olup kabul etmediklerini beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; ıslaha karşı zaman aşımı itirazları da gözetilerek 6.454,00TL geçici iş göremezlik ve 28.881,00TL sürekli iş göremezlik tazminatı toplamı 35.335,00TL tazminatın sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla ve dava tarihinden itibaren, davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 30.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği görüldü. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davanın açılış tarihinde zamanaşımı süre ihlali yapılmamış olduğunu, dilekçesinde bildirdiği Yargıtay içtihatlerinde açıkça belirtildiği üzere ıslaha karşı zaman aşımının uygulanamayacağını, bu sebeple ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinin gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. Karara karşı davalı ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davanın 2 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını ve bu nedenle ıslah dilekçesi ile arttırmış olduğu taleplerinin zamanaşımına uğradığı, bu sebeple taleplerinin tümden reddi gerekmekteyken davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının maluliyet oranı hususundaki çelişkiler giderilmeksizin ve kusur raporuna itirazları değerlendirilmeksizin anılan veriler esas olmak suretiyle hesaplamanrın yapıldığı aktüer raporuna göre hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan aktüer raporunun hatalı olduğunu, uyuşmazlık konusu sebebiyle davacıya ifa amacı taşıyan ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmaksızın hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davası olup, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen kararı davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf etmiştir. Davacı vekilinin ve davalı vekilinin hükmedilen reddedilen ve kabul edilen maddi tazminat talebine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; 2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır. Bu açıklamalara göre, kazanın 21.09.2015 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin 21.09.2023 tarihinde dolacağı, davanın ise 21.03.2022 tarihinde zamanaşımı süresi içinde kısmı dava olarak maddi tazminat yönünden 35.335,00 TL olacak şekilde açılmış ve akabinden 29.02.2024 tarihinde davayı ıslah etmek sureti ile dava değerini 144.320,86 TL daha arttırarak toplam 179.655,86 TL olarak belirlemiştir. Somut olayda zamanaşımını kesen ve durduran özel kanun ve TBK hükümlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Öncelikle, zamanaşımı süresini kesen haller düzenleyen TBK’nun 154. maddesi değerlendirilmelidir. Zamanaşımı süresinin kesilmesi halinde zamanaşımı süresi en baştan işlemeye başlayacaktır. TBK 154 maddesi uyarınca; "Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı süresi kesilir." davacının bahse konu kazaya bağlı olarak 01/06/2021 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığına başvurduğu, başvurunun ardından 13/12/2021 tarihinde Uyuşmazlık Hakem Heyetince uyuşmazlığın süresi içinde hakem tarafından bitirilemeyeceğinden esas hakkında karar verilmeksizin, başvurunun sonlandırılmasına karar verildiği görülmüştür. Bu durumda, iş bu uyuşmazlık yönünden zamanaşımı süresi 01/06/2021 tarihinde kesilmiş sayılarak, bu tarihten itibaren 2 yıl olmak üzere yeniden başlayacaktır. Artık davacının iş bu trafik kazasından kaynaklı olarak zamanaşımı süresi 01.06.2023 tarihinde son bulacaktır. Yukarıda açıklanan zamanaşımın kesen nedenlerin yanı sıra durduran nedenleri de değerlendirmek gerekmektedir. Davacı tarafından davalı ... şirketine karşı 18.11.2021 tarihinde arabuluculuk yoluna başvuru yapıldığı ve arabuluculuk tarihinin 24.11.2021 tarihinde sona erdiği, bu durumda HUAK 16. maddesi gereği arabuluculuk sürecinde geçen 7 günlük sürenin eklenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Yine, 7226 sayılı Kanun ve Cumhurbaşkanlığının 2480 sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Kararına istinaden Coronavirüs (Covid19) salgını nedeniyle HMK'deki başvuru sürelerinin 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasında yani 93 gün durmasına karar verilmiş olup bu sürenin de eklenmesi gerekmektedir. Öte yandan kazanın Adana il sınırları içinde gerçekleştiği ve davacının Adana da ikamet ettiği dikkate alındığında, 6-7 Şubat depremleri nedeni ile 20 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2. maddesinde; "Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; ... ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar veya ilgililer bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler,... ...06/02/2023 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 06/04/2023 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar." hükmü gereği 80 gün eklenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Yani davacı yönünden toplam 180 gün zamanaşımı süresi durmuş olup, iş bu sürenin zamanaşımı süresinin dolduğu son gün olan 01.06.2023 tarihine eklenmesi ve akabinde davadaki ıslah tarihi olan 29.02.2024 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan zamanaşımı süresinin durmuş olduğu 180 gün eklendiğinde, iş bu dava yönünden zamanaşımı sürenin 14.01.2024 tarihinde dolacağı anlaşılmıştır. Islahın ise 29.02.2024 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşılmakla, davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı vekilinin hükme esas alınan kusur raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Somut olayda, 21/09/2015 günü saat 17:10 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı otomobil ile ... sokağı takiben seyirle gelmiş olduğu üç yönlü (T) kavşak noktasında sola dönüş manevrasıyla ... Caddesi kuzey yönüne katılmak istediği esnada idaresindeki aracın sağ ön kısımları ile; seyir istikametine göre sağ tarafında bulunan kavşak kolundan ... Caddesini takiben seyirle gelen ve Kuzey yönüne doğru hareket halinde olan sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı kamyonetin sol yan-arka kısımlarına çarpması sonucu bahse konu trafik kazası meydana gelmiştir. Tüm dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı, olay yeri basit krokisi, İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapor İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/... karar nolu Gerekçeli Kararı, olayın oluş şekli, konumu ve dosyada mevcut tüm beyanlar incelendiğinde mevcut bulgulara göre; sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde bulunan sokak üzerinde gündüz vakti seyri sırasında, gerekli dikkat ve özeni yola vermesi, bahse konu kaza mahalli üç yönlü kavşak noktasına geldiği anda görüş alanını kontrol altında bulundurması, sola dönüş manevrasına başlamadan önce katılmak istediği cadde üzerinde bulunan araçların seyir durumlarını dikkate alıp öncelikli geçiş hakkını sağ tarafında bulunan kavşak kolundan seyirle gelen ve düz istikamette hareket halinde olan kamyonete vermesi, dönüş manevrasını uygun bir anda kontrollü bir şekilde tamamlayarak caddeye katılması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, kontrolsüz şekilde girmiş olduğu kavşak bölümünde, dönüş manevrasına başladığı sırada, idaresindeki aracın sağ ön kısımları ile sağ tarafında bulunan kavşak kolundan seyirle gelmekte olan kamyonetin sol yan-arka kısımlarına çarpması sonucu gerçekleşen kazada %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan kamyonet ile kaza mahalli caddeyi takiben seyirle gelmiş olduğu üç yönlü kavşak noktasından düz istikamette geçişi sırasında, sol tarafında bulunan sokak üzerinden seyirle gelerek sola dönüş manevrası ile caddeye katılmak isteyen aracın çarpmasına maruz kaldığı olayda atfı kabil kusuru bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. Mahkemesinde hükme esas alınan 21.06.2023 tarihli ATK maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 16.03.2018 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %3 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı vekilinin manevi tazminat yönünden alacağın zamanaşımına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; 2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır. Bu açıklamalara göre, kazanın 21.09.2015 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin 21.09.2023 tarihinde dolacağı, davanın ise 21.03.2022 tarihinde zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda 21/09/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı Gökhan'nın sürücüsü olduğu aracın, davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının vücudunda %3 oranında kalıcı maluliyet oluşacak biçimde yaralandığı, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yüksek olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.463,03 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan toplamda 1.115,75 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 3.347,28 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı ve davalı ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin tarafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, manevi tazminat davası yönünden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere, maddi tazminat davası yönünden ise; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy ÇOKLUĞU ile karar verildi. 28.04.2026 ... ... ... ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır (Muhalif Üye) MUHALEFET ŞERHİ Kaza tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK 72.md uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 21.09.2015 tarihinde trafik kazası meydana gelmiştir. Öncelikle, zamanaşımı süresini kesen haller düzenleyen TBK’nun 154. maddesi değerlendirilmelidir. Zamanaşımı süresinin kesilmesi halinde zamanaşımı süresi en baştan işlemeye başlayacaktır. TBK 154 maddesi uyarınca; "Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı süresi kesilir." davacının bahse konu kazaya bağlı olarak 01/06/2021 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığına başvurduğu, başvurunun ardından 13/12/2021 tarihinde Uyuşmazlık Hakem Heyetince uyuşmazlığın süresi içinde hakem tarafından bitirilemeyeceğinden esas hakkında karar verilmeksizin, başvurunun sonlandırılmasına karar verildiği görülmüştür. Bu durumda, iş bu uyuşmazlık yönünden zamanaşımı süresi 01/06/2021 tarihinde kesilmiş sayılarak, bu tarihten itibaren 8 yıl olmak üzere yeniden başlayacaktır. Artık davacının iş bu 8 yıllık süre 13/12/2029 tarihinde son bulacak olup, yukarıda açıklandığı üzere, 21.09.2015 tarihli bu kazadan kaynaklı olarak mutlak zamanaşımı süresi ise 21.09.2025 tarihinde son bulacağı dikkate alındığında; her halükarda zamanaşımının hakem başvuru nedeni kesilerek yeniden uzamış 8 yıllık sürenin sınırı ise, mutlak zamanaşımı süresinin son bulduğu tarih olan 21.09.2025 tarihinin son bulduğu tarih olarak değerlendirmek gerekecektir. Davacı tarafın, davadaki ıslah tarihi olan 29.02.2024 tarihi, uzamış ve mutlak zamanaşımı süresi içinde kaldığından, davacının davasının kısmen reddedilen kısmı yönünden kurulan hükme ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne katılmayarak muhalefet ediyorum. ... Üye ... (Muhalif Üye) ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır