11. Hukuk Dairesi 2022/5800 E. , 2024/3826 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1327 Esas, 2022/856 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/483 E., 2018/241 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurun
**11. Hukuk Dairesi 2022/5800 E. , 2024/3826 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1327 Esas, 2022/856 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/483 E., 2018/241 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların 25.07.2012 tarihli sözleşme ile kendilerinin ve 1. derece yakınlarının ve bu kişilerin ortak oldukları ve olacakları tüzel kişiliklerin o tarihe kadar ve o tarihten sonra üretecekleri takviye edici gıda, kozmetik ürün, bitkisel ilaç ve aromatik suları münhasıran tek satıcı olarak dava dışı Prof. Dr. ...’a vermeyi taahhüt ettiklerini, Prof. Dr. ...’ın da bu haklarını 29.08.2012 tarihinde ... Doğal Sağlık Ürünleri ve Tic. Ltd. Şti.’ye (... Şirketi) devrettiğini, bunun üzerine davalıların anılan ürünlerini Kayseri’de kurulu bulunan... Bitkisel Ürünler Bitkisel İlaç Kozmetik Gıd. San. ve Tic. Ltd. Şti. (...) aracılığıyla üretip, davalı ... Ürünler İlaç Kozmetik Gıda San.. ve Tic. Ltd. Şti.’ye (... Şirketi) vermeye başladıklarını, ... isimli şirketin o tarihteki ortaklarının ise davalılar ... ve ... olduğunu, daha sonra ...’in hisselerini yanında çalışan ...’na devrettiğini, şirketin müdürlerinin ise ... ve... olduğunu, ürünleri teslim ettikleri ve satışını yapan ... Şirketinin ortaklarının ise davalı ... ve davalı ...’in eşi... olduğunu, müvekkilinin 2011 Ekim ayından beri Ankara ilinde bitkisel ürün satış mağazası bulunduğunu ve çok ciddi satış ciroları yakaladığını, müvekkilinin dava dışı ...Doğal Sağlık ile 01.09.2012 tarinde bayilik sözleşmesi imzaladığını, davalının ürettiği ürünlerin satışını üstlendiğini, işbu sözleşmenin 12.8. maddesinde tek satıcı, üretici, olan davalıların ürünlerini sözleşmeye aykırı olarak üretmesi veya dağıtılması halinde ...’ya halef olarak kendi nam ve hesabına zarar talep edebileceğine ilişkin yetki verildiğini, müvekkilinin ...bayisi olarak bir takım giderlerde bulunduğunu ve bayilik sözleşmesine uygun davranarak faaliyetini sürdürdüğünü, 2011 yılında satış yapmasına rağmen ciddi reklam harcamaları nedeniyle kâra geçemediğini ve zarar ettiğini, 2012 yılında ise kâr elde ettiğini, kendisini ...Bayisi olarak tanıtarak çok ciddi harcamalarda bulunduğunu, müvekkilinin 3. dükkanını da çok prestijli bir yerde 15.04.2013 tarihinde açtığını, davalıların eylemleri nedeniyle 15.01.2014 tarihinde dükkânı kapattığını, müvekkilinin 2013 yılında 3. iş yerini açmasına rağmen cirosunun ve karının düştüğünü, 2014 yılıda ise şubelerinin kendi giderini karşılayamaz duruma geldiğini, zararının meydana gelmesine, davacıların ...haricindeki firmalara ürün vermeyeceklerine ilişkin edimlerine uymamasının neden olduğunu, bu şekilde sınırlı sayıda olan perakende satıcıların sayılarının arttığı ve müvekkilinin pazar payının daraldığını, davalıların başta en çok satılan ürün ...Panax olmak üzere piyasa ürün vererek müvekkilinin zararına neden olduğunu, piyasaya çok ucuz fiyata mal vererek haksız rekabete neden olduklarını, ...markalı ürünler başka yerde satılamazken, davalılar tarafından ürünlerin 3. kişlere satılmaya başlandığını ve bunun sonucu olarak ürünlerin sahtesinin ve taklitlerinin çıkmaya başladığını, sahte ürün kullanan kişilerin de ...markasına güveninin sarsıldığını, bu durumunda satışların azalmasına neden olduğunu, bazı ürünlerde bulunmaması gereken kimyasalların kullandığını, müvekkilinin tüm zararlarının davalıların eylemlerinden kaynaklandığını, ileri sürerek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, müspet, menfi ve munzam zararları nedeniyle 1.500,00 TL'nin müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar ... ve ... Kozmetik Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının senaryodan ibaret olduğunu, müvekkilinin, ...şirketi ile aralarında devam eden sözleşmenin feshi ve farklı sebeplerle açılan davalar ve ceza dosyaları olduğunu, ayrıca bayiler tarafından müvekkili hakkında açılan 26 dava olduğunu, davanın kötüniyetle açıldığını, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde; husumetin kendisine yöneltilemeyeceğini, yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davanın esası yönünden ise, kendisinin davacı ile hiç bir bağının olmadığını, kendisinin ne ... ile ne de ...Şirketi ile doğrudan anlaşmasının olmadığını, 2 sene öncesine kadar sahibi olduğu ... şirketinin ... firması ile fason anlaşması olduğunu, bu nedenle iddiaları kabul etmediğini, taleplerin fahiş olduğunu ve maddi koşulların olunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ...Ltd. Şti. Bayisi olan davacı tarafından dayanalıların davada, piyasaya bayi haricinde kişilere "...ürünlerinin satılması", "internet üzerinden ucuz satış yapılması" ve "ürün kalitesinde düşüş olması" nedeniyle "müspet", "menfi" "munzan zarar" iddiaları ile belirsiz alacak davası açıldığı, davacının davasını, davalıların "âkidi" olduğu iddiasına dayandırmamış, Bayi sözleşmesi imzaladığı, "...Doğal Ürünler Ltd Şti" ile imzaladığı sözleşmedeki hakka istinaden açtığını iddia ettiği, dava dilekçeesinde üretilen maldaki kalitenin bozulması ileri sürülmesine rağmen, üretici ... Ltd. Şti. hakkında dava açılmadığı, davanın "Tek Satıcılık (Genel Dağıtıcılık) Sözleşmesine" dayandırıldığı, ürünlerin 2012 yılından itibaren ... tarafından üretildiği, varlığı iddia edilen şikayetlerin bu tarihten sonra ki döneme ilişkin olduğu, öte yadan ...Doğal Ürünleri ve bayileri tarafından aynı davalılara karşı açılan bir çok dava olduğu anlaşılmakla beraber, ayrıca çeşitli suçlamalara dayalı davalılar ile "..."arasında bir çok ceza ve hukuk davası bulunduğu, "..." ile ... arasında 2011 yılında distribütörlük sözleşmesi varken, distribitörün ürünlere ait dağıtım hakkını eline almışken ...'nın, ...'e neden mal verdiğinin, ... ile ne gibi bir sözleşme imzalandığının kanıtlanmadığı, ...'in "..." ile pazarlama haklarını devraldığını iddia ettiği sözleşmelerden sonra aralarında hukuki sorumluluğunu gerektirecek bir sözleşme bulunmadığı, devir geçerli kabul edilirse borçlu ve alacaklı birleşmesi nedeniyle distribitörlük sözleşmesi sona erecek olmasına rağmen ...'in dağıtıcısı ve ürtetici olduğu ürünlere ilişkin olarak kendisinin distribütörü olan ...'nın, sonrasında tek dağıtıcı olduğunu iddia etmesine rağmen hangi çerçevede ...'den ürün sağladığı, aralarında 2011 yılındaki üreticinin ve dağıtıcının ... olduğu dönemden sonra ki dönemde ne gibi bir sözleşme ilişkisi olduğunun davacı tarafından açıklanamadığı, bu çerçevede uyuşmazlığa bakıldığında, davacı bayinin ispatlaması gereken hususun, bayisi olduğu ve kendisine karşı yükümlülükleri bulunan ...haricindeki davalıların, kendisine karşı sorumlu olduklarını, sorumlulukları var ise zararını ve zararının davalıların eylemlerinden kaynaklandığını kanıtlaması gerektiği, buna göre davalılar ... ve ... hakkındaki dava yönünden; üretilen üründeki kalitenin bozulması iddiası yönünden üretici firma dava tarihinde davacının bayisi de olduğu "..." firması olup, davacının imzaladığı sözleşmenin 12.8 maddesinde, ürünlerin üretilmesi ve dağıtılması nedeniyle bir zarara uğraması halinde, ayrı bir muvafakate ihtiyaç duyulmaksızın bayinin,...'nın söz konusu ürünler üzerindeki hak ve yetkisini, tam bir halef olarak (Kibarlının ilgili bayi ile yada üretici ile yaptığı sözleşmelerdeki tüm hak ve yetkilerini kullanarak) zararını kendi nam ve hesabına ilgili kişiden tanzim edebileceği, dava konusu dönemde, üretici ... ve ... olmadığından davacı ürünün bozuk olması nedeniyle ancak üreticiden talepte bulunabileceğinden davalılara husumet yönelmesi yerinde görülmediği gibi dosyaya sunulan email yazışmaları, uyuşmazlık konusu döneme ait alınan analiz raporları ile de üretimin bozuk olduğu kanıtlanadığı, davacının sunduğu analiz raporuda 2015 yılına ait olup, taraflar arasındaki niza nedeniyle şirket hisselerinin "...'ya" devredildiği döneme ilişkin olup, bozuk ürün üretildiğini kanıtlamaya yeterli olmadığı, yine satışların azalmasına ilişkin olarak Sağlık Bakanlığının takviye edici ürün satımlarında denetimleri ve mevzuatta değişikliğe gittiği maddi bir vakaa olduğunu, gibi dosya sunulan e-posta yazışmaları ve somut bilgiler içersin bildiri mahiyetindeki yazı da bu durumu kanıtladığı, öte yandan davacı tarafından ürünlerin ayıplı olduğu iddia edilmiş ise de, buna ilişkin somut bir delil sunulmadığı gibi, gerek firmaya gerekse de, bayisi olduğu firmaya dava tarihine kadar ayıp ihbarı yapıldığına ilişkin bir delil sunulmadığı, bu nedenlerle, davalılar ... ve ... hakkında üretici olmadığından bahisle bayilik sözleşmesinde yazılı hüküm çerçevesinde hakkında dava açılamayacağı, açılabileceğinin kabul edilmesi halinde dahi bozuk ürün iddiası kanıtlanmadığından bu nedenle taleplerin yerinde görülmediği, davalı ... Ltd. Şti. yönünden ise üretici olmayıp bir şekilde dağıtım zincirinde yer aldığından üretimdeki bozukluk nedeniyle sorumluluğuna gidilemeyeceği, gidilmesi halinde dahi bozuk ürün iddiası kanıtlanmadığından iddiaların yerinde görülmediği, davacının piyasaya bayiler haricinde ürün dağıtılması iddiası yönünden, taraflar arasındaki ilişki, dava dışı ... üretici, davalı ... bir şekilde dağıtıcı, dava dışı ...Ltd. Şti. tek satıcı konumunda olduğu, ... öncesinde ... şirketi ortağı iken dava tarihinde şirket ortalığı sona ermiş, davalı ... ise ...'in ortağı olduğu, davacının imzaladığı sözleşmenin 12.8 maddesi ... Ltd. Şti. ve ... ve ...'e karşı davacıya dava açma hakkı vermediği gibi (Üretici ve bayi olmadıklarından), davacıya geçerliği tartışmalı olan Tek Satıcılık (Genel Dağıtıcılık) sözleşmesi kapsamında verilen bir hak bulunmadığı, ayrıca bu şekilde bir hakkın bulunduğu kabul edilse dahi tanıkların söz konusu pazarlama zinciri içersinde piyasaya bayi haricinde mal verilmesini davalıların yaptığına ilişkin somut delil sunamadığı, bir kısım tanıkların ... tarafından piyasaya sürüldüğünü iddia etmişken, bir kısım tanıkların ise üretici fabrikadan ... tarafından yapıldığını iddia ettiği, öte yandan tanıklar, davacı, bayi arasında iç içe geçmiş ilişkinlerin mevcut olduğunun anlaşıldığı, bu nedenlerle davacının iddialarının ispatlanmadığından, her iki nedenle talepleri yerinde görülmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçeli kararının "davanın niteliği ve uyuşmazlık" başlıklı bölümünde; "dava konusu zarara dayanak olan olayların üretici firma hisselerinin ...Firması tarafından satın alındığı, 2014 yılı Mart ayından sonraki döneme ilişkin olduğu" tespitini yaptığını, oysa müvekkili firmanın zarara uğramasına neden olan olayların tamamı 2013 yılında, yani hisse devrinden önce yaşandığını, ön inceleme duruşmasında "Mart 2014 öncesi" yazılacağına "sonrası" yazıldığını, bu yanlışın düzeltilmesi talebinde bulunulduğunu, mahkemenin "Deliller" bölümünün "ç" bendindeki "ticaret sicil kayıtları" alt başlığında "davacının delil olarak sunduğu bozuk imalatın, ...firmasının ... isimli üretici firmanın hisselerine sahip olduğu dönemde gerçekleştiği görülmüştür" diyerek yanlış tespiti tekrar ettiğini, hal bu ki; mahkemeye sunulan bozuk imalata ilişkin ürün numunelerinin üretim tarihinin 2013 yılı 6 ve 9. ayı olduğunu, yani zararın oluşmasına ilişkin olayların tarihine ilişkin olarak mahkemenin yaptığı tespit tamamen yanlış olduğu için bu tespite dayanılarak verilen kararın da yanlış olduğunu, mahkemece önemli delillerin yok sayıldığını, ...H1 isimli ürünün içinde çıkan yasaklı maddenin ise ayrıca bozuk ürün üretildiğini gösteren başka bir delil olduğunu, mahkemenin maddi olayı birbirine karıştırdığını, ...Doğal Sağlık Ltd. Şti. ile ...Pazarlama Ltd. Şti.'nin birbirinden bağımsız şiketler olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafça, davalıların sözleşmeye aykırı olarak söz konusu ürünleri tek dağıtıcı olan ...A.Ş. dışındaki kişiler eliyle piyasaya sunduğu ileri sürülmüş ise de davalıların bu yönde eylemlerde bulunduklarına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, kayıt dışı satışa ilişkin de söz konusu eylemlerin davalı tarafça gerçekleştirildiğine ilişkin somut deliller sunulmadığından davacı tarafın belirtilen iddiasını ispat edemediği, davacı tarafın bir diğer iddiasının ise davalıların ürünlerin içeriğini ve kalitesini özellikle haksız olarak düşürdükleri olduğu, davalılar ile dava dışı ilk dağıtıcı arasında ürünlerin kalitesine ilişkin herhangi bir standart tespit edilmediği, ayrıca, dosyaya sunulan kanıtlarla bu iddianın kanıtlandığının söylenemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları aynen tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıların distribütörü (ana bayii) olduğu belirtilen ...Şirketinin davacı şirkete bayilik verip vermediği, buradan varılacak sonuca göre sözleşmenin geçerli olup olmadığı ile davalıların sözleşmeyi ihlal edip etmedikleri ve haksız rekabette bulunup bulunmadıkları buradan da varılacak sonuca göre davacının zararının doğup doğmadığı noktasından toplanmaktadır. Dava, tek satıcılık sözleşmesinin ihlal edildiği ve haksız rekabette bulunulduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 54 üncü ve devamı maddeleri. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 205 inci maddesi. 3. Değerlendirme İlk derece mahkemesince davalı ... şirketi yönünden; ...ile ... şirketleri arasında 2011 yılında distribütörlük sözleşmesi varken, distribitörün ürünlere ait dağıtım hakkını eline almışken ... isimli firmanın, ... şirketine neden mal verdiğinin, ... şirketi ile ne gibi bir sözleşme imzalandığının kanıtlanmadığı, ... şirketinin ...ile pazarlama haklarını devraldığını iddia ettiği, sözleşmelerden sonra aralarında hukuki sorumluluğunu gerektirecek bir sözleşme bulunmadığı, devir geçerli kabul edilirse borçlu ve alacaklı birleşmesi nedeniyle distribitörlük sözleşmesi sona erecek olmasına rağmen ... Şirketinin dağıtıcısı ve üretici olduğu ürünlere ilişkin olarak kendisinin distribütörü olan ...firmasının, sonrasında tek dağıtıcı olduğunu iddia etmesine rağmen hangi çerçevede ... şirketinden ürün sağladığı, aralarında 2011 yılındaki üreticinin ve dağıtıcının ... olduğu dönemden sonra ki dönemde ne gibi bir sözleşme ilişkisi olduğunun davacı tarafından açıklanamadığı, davalılar .... ve.... yönünden;üretici olmadığından bahisle bayilik sözleşmesinde yazılı hüküm çerçevesinde hakkında dava açılamayacağı, açılabileceğinin kabul edilmesi halinde dahi bozuk ürün iddiası kanıtlanmadığından bu nedenle taleplerin yerinde görülmediği, davacının piyasaya bayiler haricinde ürün dağıtılması iddiasına ilişkin olarak davacıya geçerliği tartışmalı olan Tek Satıcılık (Genel Dağıtıcılıık) sözleşmesi kapsamında verilen bir hakkın bulunmadığı, ayrıca bu şekilde bir hakkın bulunduğu kabul edilse dahi tanıkların söz konusu pazarlama zinciri içersinde piyasaya bayi haricinde mal verilmesini davalıların yaptığına ilişkin somut delil sunamadığı dolayısıyla davacının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafça, davalıların sözleşmeye aykırı olarak söz konusu ürünleri tek dağıtıcı olan ...firması dışındaki kişiler eliyle piyasaya sunduğu ileri sürülmüş ise de davalıların bu yönde eylemlerde bulunduklarına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, kayıt dışı satışa ilişkin de söz konusu eylemlerin davalı tarafça gerçekleştirildiğine ilişkin somut deliller sunulmadığından davacı tarafın belirtilen iddiasını ispat edemediği, davacı tarafın bir diğer iddiasının ise davalıların ürünlerin içeriğini ve kalitesini özellikle haksız olarak düşürdükleri olduğu, davalılar ile dava dışı ilk dağıtıcı arasında ürünlerin kalitesine ilişkin herhangi bir standart tespit edilmediği, dosyaya sunulan kanıtlarla bu iddianın kanıtlandığının söylenemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlığı sağlıklı çözüme kavuşturabilmek için ilgili kavram ve müesseseler ile sözleşme hükümlerinin belirtilmesi gerekmektedir. Tek satıcılık sözleşmesi, üretici/sağlayıcı ile distribütör (dağıtıcı) arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve öyle bir sözleşmedir ki, sağlayıcı yani üretici mallarının tamamını ya da bir kısmını belli bir bölgede satmak üzere bedeli mukabilinde distribütöre göndermeyi, distribütörün de üreticinin ya da sağlayıcının dağıtım ağına dahil olarak sözleşme kapsamındaki mal veya hizmetleri kendi adına ya da hesabına satıp bu mal veya hizmetlerin sürümünü arttırıcı faaliyetlerde bulunmayı üstlenir. Bayilik sözleşmesinde ise, dağıtıcı ile bayii arasında akdedilen dağıtıcının ürünleri temin etmeyi, bayinin de bunları satmayı taahhüt ettiği rızai ve tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Anlaşıldığı üzere bayilik sözleşmesinde belli bir bölgede satmak unsuru bulunmamaktadır. Bu unsurun dışındaki unsurlar ise tek satıcılık sözleşmesi ile aynıdır. Esasen tek satıcılık sözleşmesi bayilik sözleşmesinin bir alt türüdür. Bilindiği üzere tek satıcılık ve bayiilik sözleşmeleri kanunda düzenlenmeyen atipik sözleşmelerdendir. O nedenle bu sözleşmeler kendine özgü (Sui Generis) yapısı olan atipik sözleşmelerdir. Dolayısıyla bu sözleşmelere Türk Borçlar Kanunun genel hükümleri ile niteliğine uygun düştüğü ölçüde acentelik, vekalet, adi ortaklık, satış ve hizmet sözleşmesi hükümleri uygulanabilmektedir. Dosyaya ibraz edilen bila tarihli tek satıcılık sözleşmelerinden ilkinin üretici-sağlayıcı olan ... şirketi ile distribütör ...Pazarlama Şirketi arasında yapıldığı görülmektedir. Bu sözleşmenin 5 inci maddesi üretici-sağlayıcının sorumluluğunu 10 uncu maddesi ise dağıtıcının yani şirketin taahhütlerini düzenlenmiştir. Bu hükümlerden madde 10.1 hükmüne göre, şirket yani üretici/sağlayıcının, sözleşmesinin geçerlilik süresi boyunca ürünleri bölgede distribütörden başka üçüncü şahıs ya da kuruluşa sağlamayacağını taahhüt ettiği, kendisi için sadece bir adet çağrı merkezi ve dükkân oluşturabileceği, çağrı merkezinin de distribütörün denetimine açık olduğu düzenlenmiştir. Sözleşmenin 2 nci maddesinin ise, sözleşmenin kapsamının tüm dünya olduğu belirtilmiştir. Dayanılan bir diğer sözleşme ise, bila tarihli olup davalılardan ...., .... ve dava dışı ... arasında imzalanan tek satıcılık sözleşmesidir. Bu sözleşmede ise .... ve T. üretici/sağlayıcı dava dışı ... ise distribütör konumundadır. Sözleşmenin 2 nci maddesinin (b) fıkrasında dağıtımın tüm dünya olduğu, üretilen ürünlerin tamamının sadece dağıtıcıya/distribütöre ya da onun tarafından belirlenecek kişilere verilmesinin kabul ve taahhüt edildiği, dağıtıcının yazılı onayı olmaksızın sağlayıcıların kendilerinin birinci derece yakınlarının ve bu kişilerin ortak oldukları şirketlerin, şu ana kadar ürettikleri ve şimdiden sonra üretecekleri ürünleri 3 üncü kişilere toptan ya da perakende satmayacakları hüküm altına alınmıştır. Dayanılan diğer bir sözleşme, davalılar ...., .... tarafından dağıtıcı yani distribütör olarak tayin edilen dava dışı ... ve ...şirketi arasında 29.08.2012 tarihinde yapılmış olup, bu sözleşmenin 3 üncü maddesinde Trabzon 1 inci Noterliğince düzenlenen 25.07.2012 gün ve 11211 yevmiye no.lu tek satıcılık sözleşmesinde ...'a ait olan tüm hak ve yetkilerin ...Doğal Sağlık Ürünleri şirketine devredildiği belirtmiştir. Dayanılan diğer sözleşme, dava dışı ...'tan tek satıcılık sözleşmesini devralan ...Doğal Sağlık Ürünleri şirketi ile bayi olarak adlandırılan davacı şirket arasında 05.09.2012 tarihinde düzenlenmiştir. Bu sözleşmenin 4 üncü maddesi bayinin çalışma bölgesini, 3 üncü maddesi bayiliğin konusunu, 11 inci maddesi fesih ve cezai şartı, 12 nci maddesi ...firmasının yükümlülüklerini düzenlenmiştir. Davacının tazminat istemine dayanak yaptığı bir diğer husus ise, haksız rekabet hukuki sebebidir. Haksız rekabet 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 54 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup anılan maddenin 2 nci fıkrası uyarınca, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı uygulamalar olduğu belirtilmiştir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince, davalılardan .... ve.... noterde düzenlenen tek satıcılık sözleşmesi ile dava dışı ...'ı tüm dünyada ana dağıtıcı yani distribütör olarak tayin etmişlerdir. Bu sözleşmenin 2 nci maddesinin (e) bendinde dağıtıcıya sözleşmeden doğan haklarını toptan ya da kısmen başka gerçek ya da tüzel kişilere devredebileceği, dağıtıcının yetkilendireceği kişi ya da kurumların da bu sözleşmede dağıtıcıya verilen hak ve yetkileri üreticiye karşı kullanabilecekleri açıkça hüküm altına alınmış olup dağıtıcı ... ise 29.08.2012 tarihli sözleşme ile tek satıcılık sözleşmesinden doğan haklarını ...Doğal Sağlık Ürünleri şirketine devretmiştir. Bu devir nedeniyle ana dağıtıcı-distribütör konumuna gelen ...Doğal Sağlık Ürünleri şirketi tek satıcılık sözleşmesi kapsamındaki ürünlerle ilgili davacı şirketi bayi olarak tayin etmiştir. Bu durumda dava dışı ..., davalılar .... ve.... ile yapmış olduğu tek satıcılık sözleşmesinden doğan haklarını sözleşmede verilen yetkiye istinaden, dava dışı ...Doğal Sağlık Ürünleri şirketine devretmiş olduğundan tek satıcılık sözleşmesinin tarafı akdi halefiyet yoluyla davacıya bayilik veren dava dışı ...Doğal Sağlık Ürünleri şirketi olmuştur. Diğer bir ifadeyle; distribütör ... sözleşmeyi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 205 inci maddesi uyarınca davacıya bayilik veren şirkete devretmiştir. Dolayısıyla bu hüküm uyarınca sözleşmenin tarafının davacıya bayilik veren şirket ile üretici/sağlayıcı olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un (4054 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinde sayılan dikey sözleşme yasağı hükümlerine, İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa hükümleri çerçevesinde angarya yasağına aykırılıklar barındırdığı belirtilmişse de, taraflar arasındaki sözleşme hem tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğinde olup angarya yasağı kapsamında değerlendirilmesinin hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Diğer taraftan tek satıcılık ve bayilik sözleşmeleri rekabeti sınırlayan dikey sözleşmeler olmakla birlikte 4054 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile muafiyet düzenlenmiştir. O nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet kurulu tarafından yayınlanan muafiyet tebliği kapsamına girip girmediği araştırılmadan rekabetin dikey sınırlandığı sonucuna varılması da hatalı olmuştur. Hal böyle olunca, mahkemece, davacıya bayilik veren ...Doğal Sağlık Ürünleri şirketinin sözleşmenin devri ile sözleşmenin tarafı olduğu gözetilip, dava dışı ... ile tek satıcılık sözleşmesi yapan ve kendilerini üretici-sağlayıcı olarak belirten..... ve......nin diğer davalı olan ... şirketi ile olan bağları da tam olarak tespit edilip bundan sonra davalıların sözleşmeyi ihlal edip etmedikleri yönündeki davacı delilleri sorulup toplandıktan sonra; sektör bilirkişisi, bilgisayarcı, ürünün üretiminden anlayan kimyager ve biyolog ve muhasebeciden oluşacak bilirkişi kurulu marifetiyle ürünün satışının yapıldığı iddia edilen internet sayfaları, tarafların ticari defter ve belgeleri, davalıların sözleşmeye aykırı ürün sattıklarının tespit edilmesi durumunda satmış oldukları ürünlerin niteliğinin ve niceliğinin farklı olup olmadığı, dolayısıyla daha düşük kalitede ürün üretilip daha düşük fiyata satılıp satılmadığı, sözleşmeye aykırı ürün satışının tespit edilmesi durumunda sözleşmeye aykırılıktan ve haksız rekabetten dolayı davacının zarara uğramış olup olmadığı, zarara uğradığının ispat edilmesi durumunda da uğramış olduğu zararın belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de, davacının dayandığı sözleşmede ... şirketi de sözleşmenin tarafı olmadığı halde bu husus gözetilmeksizin bu şirket yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.