İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 20/01/2026 YAZIM TARİHİ : 23/01/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan Menfi Tespit davasında 05/11/2025 tarihinde tesis edilen davanın usulden reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerini…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : .... KARAR NO : .... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/11/2025 NUMARASI : ... Esas - ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI : ... VEKİLİ : Av... DAVALI : ... VEKİLİ : Av... DAVA : Menfi Tespit İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 20/01/2026 YAZIM TARİHİ : 23/01/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan Menfi Tespit davasında 05/11/2025 tarihinde tesis edilen davanın usulden reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, müvekkilinin oğlu .......'nın, sahibi ve yetkilisi olduğu ....... Şirketi aracılığıyla davalıdan elektrik malzemesi tedarik ettiğini, bu ticari ilişki çerçevesinde ....... Şirketi'nin, davalıya karşı borçlandığını ve bu borçlara karşılık çeşitli zamanlarda çek ve senetler verdiğini, ancak davalının, alacağını zaten çeşitli kıymetli evraklarla güvence altına almasına rağmen daha fazla teminat talep ettiğini, davalının .......'ya, kalan malzemeyi ancak babası yani müvekkilinin şahsen teminat vermesi halinde teslim edeceğini bildirdiğini, davalı her ne kadar icra dosyasında alacaklı konumunda ise de; taraflar arasındaki ticari ilişkinin davalı ve oğlu .......'ın ortak ve yetkilisi oldukları ....... Şti ile müvekkilinin oğlu .......'nın yetkilisi olduğu ....... Şirketi arasında olduğunu, müvekkili ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davalının, müvekkilinin oğlunun şirketinin borçlarına karşılık teminat teşkil etmek üzere, içeriği boş bir bono imzalamasını talep ettiğini, müvekkilinin, davalının sözlerine ve aralarındaki geçmişe dayanarak, bu senedin yalnızca bir güvence mekanizması olarak kalacağına, oğlunun şirketinin borcunu ödemesiyle birlikte kendisine iade edileceğine inanarak, takibe konu 28.07.2023 tanzim ve 15.08.2023 vade tarihli bonoyu teminat amacıyla imzalayarak davalıya teslim ettiğini, bu senedin bedel hanesi ve diğer bazı kısımlarının boş olduğunu, senedin davalının kalan elektrik malzemelerini ....... Şirketi'ne teslim etmesi amacıyla verildiğini, dava dışı ....... Şirketi, davalıya olan ve yaklaşık 5.000.000 TL civarında olan borcunu çeşitli tarihlerde yaptığı ödemelerle kapattığını, bu ödemelerin banka kayıtları ve ticari defterlerle görüleceğini, borcun tamamen ödenmesiyle birlikte, müvekkili tarafından verilen teminat senedinin iadesinin gerektiğini ancak davalının borç ödenmesine rağmen teminat senedini müvekkiline iade etmediğini ve bedel kısmı boş olan senedin üzerini 5.000.000 TL olarak kendi başına doldurduğunu ve tahsil ettiği parayı ikinci kez tahsil etme çabasına girerek Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, senedin, gerçek bir borç ilişkisinden değil, baskı altında ve belirli bir teminat amacıyla verildiğini ve sonradan kötüniyetle doldurulduğunu, mevcut durumda, müvekkilinin taşınmazlarının satışı aşamasına gelindiğini beyan ederek müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğramasının önüne geçilmesi amacıyla, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasındaki taşınmaz satış işlemlerinin ve tüm takip işlemlerinin durdurulmasına yönelik teminatsız olarak, aksi kanaatte ise İİK'nın 72. maddesi uyarınca uygun bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, müvekkilinin takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu senet metni üzerindeki tarih, bedel ve imza gibi tüm yazıların, davacının bizzat kendi el ürünü olduğunu, irade fesadı iddiaları için 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, dava konusu kambiyo senedi/bononun, teminat senedi niteliğinde olmadığını, uyuşmazlığın kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gözetilerek çözümlenmesi gerektiğini, kambiyo senedinin, oluşturulma sebebini teşkil eden temel borç ilişkisinden soyut (mücerret) olma niteliğinden dolayı, senet lehtarının temel borç ilişkisini ve bu ilişki nedeniyle senet borçlusundan alacaklı olduğunu ispatlamasına gerek olmadığını, soyutluk ilkesinin gereği olarak, alacaklının kambiyo senedine bağlı alacağını ispat için sadece senedi sunması yeterli olup başka herhangi bir delil ibraz etmesi şartının bulunmadığını, dava/takip konusu senedin, kambiyo senedi niteliğinde bono olup illetten mücerret olduğunu, bonoda bedel kaydının, bononun zorunlu unsurlarından biri olmadığını, davacının, borç batağında olduğunu ve müvekkili gibi mağdur ettiği onlarca kişi bulunduğunu, davacının iddialarını, yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, tanık dinletilmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin alacağının sürüncemede bırakılması ve geç tahsil etmesini amaçladığını beyan ederek davanın reddine, İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca, davacı aleyhinde, alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Somut olayda ; davacı tarafından dava dilekçesi ekinde 21/03/2025 düzenleme tarihli arabuluculuk son tutanağı fotokopisi ibraz edilmiş, bu fotokopinin incelenmesinde, taraflarca ıslak imzalı olarak imzalandığı ve tutanağın herhangi bir barkod içermediği görülmüştür. 15/04/2025 tarihli tensip tutanağının 7/e maddesi ile "davacı vekiline 6102 s. TTK'nin 5/A maddesi ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesine göre, "arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın" aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması için bu tensip zaptının tebliğinden itibaren 1 hafta kesin süre verilmesine, aksi takdirde davalarının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verileceğinin kendilerine ihtarına" karar verilmiştir. Tensip tutanağı davacı vekiline 20/04/2025 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, son duruşmanın yapıldığı 05/11/2025 tarihine kadar arabuluculuk son tutanağı aslının veya arabulucu tasdikli suretinin ibraz edilmediği görülmüştür. Yargıtay 9. HD’nin 17/06/2020 gün ve 2020/932 E. 2020/5773 K. sayılı emsal içtihadında, "Öncelikle Dairemizce yukarıda değinildiği üzere mer’i mevzuatımızda taraf ve vekillerinin güvenli elektronik imzayla imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebileceği kabul edildiğinden, kanun ile öngörülen şartları haiz bir belgenin UYAP üzerinden gönderilmesinin de, elden fizikî olarak sunulması ile aynı hukukî sonuçları doğuracağı kabul edilmekle birlikte, uyuşmazlıklardaki dava dosyalarına UYAP üzerinden gönderilen arabuluculuk tutanaklarının fotokopi/suret olduğu bu nedenle kanun ile öngörülen şartları taşımadığı anlaşılmıştır. O halde uyuşmazlıkta hakimin UYAP üzerinden bu belgeye erişebilir olması nedeniyle belgenin fotokopisinin sunulmasının yeterli olup olmayacağı hususu üzerinde özellikle durulması gereklidir. 7036 sayılı Kanunda öngörülen belgenin dosyaya ibraz yükümlülüğü taraf ve vekillerine aittir. Bu meyanda, iş yargılamasında resen araştırma ilkesi de geçerli olmadığından, araştırma mükellefiyetinin hakime yüklenmesi de yerinde olmayacaktır. Aksi halin kabulünde UYAP sistemi üzerinden ulaşılabilecek her türlü bilgi ve belgenin hakimlerce toplanması sonucu ortaya çıkar ki bu durumunda mevcut yargılama sistemi ile bağdaşmayacağı açıktır. Açıklanan nedenlerle; taraf veya vekillerinin 7036 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi mucibince “arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini” elden veya UYAP sistemi üzerinden dosyaya ibraz etmemesi halinde, bu belgelere UYAP sistemi üzerinden erişebilme imkânının olmasının sonuca etkisinin bulunamayacağı cihetle, bu durumda davanın dava şartı yokluğunda usulden reddinin gerekeceği kabul edilmekle, uyuşmazlığın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin kararı doğrultusunda giderilmesine karar verilmiştir… 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini Düzenleyen Kanun’un 35 inci maddesine dayalı olarak; taraf veya vekillerinin arabuluculuk son tutanak fotokopisinin/suretinin dosyaya sunmasının yeterli olmadığı, 7036 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi mucibince bu tutanağın aslının veya onaylanmış bir örneğinin elden veya UYAP sistemi üzerinden dosya ibrazının gerektiğine ve uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine" karar verilmiştir. Yukarıda yazılı Yargıtay emsal içtihadında da belirtildiği üzere, arabuluculuk son tutanağı (tutanağının ıslak imzalı olması ve barkod içermemesi karşısında) tasdiksiz fotokopisinin sunulması yeterli olmayıp, aslının veya arabulucu tasdikli suretinin ibrazının gerekmesi, yasada yazılı kesin süre içerisinde de ihtara rağmen ibraz edilmemiş olması nedenleriyle, davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı vekili için 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, mahkemece 17/04/2025 tarih ve ... Esas sayılı ara kararı ile verilen ihtiyati tedbirin kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin derhal kaldırılmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece arabuluculuk son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanan bir örneğinin sunulmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin, hukuka ve usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu, arabuluculuk tutanağının, dava dilekçesi ekinde UYAP sistemi üzerinden tarattırılarak dosyaya sunulduğunu, mahkemece de tutanağın ıslak imzalı olduğunun tespit edildiğini, yalnızca barkod içermediğinin belirtildiğini, arabuluculuk sürecinin tamamlandığı ve anlaşmaya varılamadığına ilişkin bir belgenin bulunduğunu, 6325 sayılı HUAK'ın 18/A-2 maddesi her ne kadar belgenin aslının veya onaylı örneğinin ibrazını istese de, arabuluculuk sürecinin tamamlandığı, mahkemenin UYAP sistemi üzerinden bu belgeye ve arabuluculuk dosyasına erişim imkanının bulunduğu ve hatta UYAP entegrasyonu sayesinde karekod ile teyidinin sağlanabildiği durumlarda, sırf fiziki aslının veya arabulucu onaylı örneğinin ibraz edilmemesini şekli bir eksiklik olarak yorumlayarak davanın esastan incelenmeksizin reddedilmesi, hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, esasa ilişkin bu denli önemli bir davanın, salt şekli bir eksiklik nedeniyle reddedilmesinin, yargılamanın amacına ve hakkaniyet ilkesine açıkça aykırı olduğunu, ayrıca müvekkilinin kendi yargılama giderlerini üzerinde bırakılmasına ve davalı vekili lehine haksız yere 45.000 TL nispi vekalet ücreti ödemesine hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini, mahkemece, kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin ihtiyati tedbirin derhal kaldırılmasına karar verilmesinin müvekkilin için telafisi güç ve hatta imkansız zararlar doğuracağını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit talebine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. 6325 sayılı HUAK'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş olup, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Kanun metninden de anlaşılacağı üzere arabuluculuk tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin davacı tarafça sunulması gerekmektedir. Vekil tarafından aslı gibidir yapılan suretin dava dilekçesine eklenmesinin dahi yeterli olmadığı Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 21/11/2022 tarih,2021/4370 Esas-2022/8138 Karar sayılı ilamında belirtilmiştir. Bu sebeple UYAP üzerinden arabuluculuk dosyasına erişilebilecek olması da arabulucuk tutanağının sunulduğu anlamına gelmeyecektir. Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde arabuluculuk tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin sunulmadığı, suretinin sunulduğu, mahkemece verilen bir haftalık kesin sürede de davacı tarafından arabuluculuk tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin sunulmadığı bu sebeple davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinde ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinden aleyhine hüküm verilen davacının sorumlu tutulmasında ve mahkemenin takdirine göre karar kesinleşmeden ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu , davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2- Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, 6-Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 20/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır ....