11. Hukuk Dairesi 2024/189 E. , 2024/8663 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/119 Esas, 2023/1607 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/283 E., 2021/133 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikt
**11. Hukuk Dairesi 2024/189 E. , 2024/8663 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/119 Esas, 2023/1607 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/283 E., 2021/133 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin bağlı olduğu grup şirket olan ... A.Ş.'nin 1988 yılından bu yana baharat ihracatçısı bir firma olup, yurtdışına mal ihraç ettiğini, gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda uçucu yağ üretimi yapmak amacı ile müvekkili şirketin 1999 yılında kurulduğunu, müvekkili şirketin başta Amerika olmak üzere birçok Avrupa ülkesine ihracat yaptığını, müvekkili şirketin ticaret unvanında "gıda maddeleri", "yağ", "yem" ve "katkı maddeleri" ibarelerinin yer aldığını, davalının ticaret unvanının müvekkili şirketin ticaret unvanı ile ayırtedilemeyecek derecede benzer olduğunu, ticaret unvanlarında yer alan esas unsurun aynı olduğunu, müvekkili şirketin markasında yer alan ayırtedici ibarenin "..." ibaresi olduğunu, bu bağlamda davalının ticaret unvanında yer alan ayırtedici ibarenin de "..." şeklinde olduğunu, davalının ticaret unvanının müvekkilinin markası ile iltibas yarattığını, davalının kendisine ait internet sitesinde markası henüz tescil edilmediği halde müvekkilinin markası ile iltibas yaratacak şekilde "..." markasını kullanmaya başladığını, internet sitesindeki kullanımın markaların rengi, konumu, internet sitesinin tasarımı, sitede kullanılan renklerin de iltibas yaratacak şekilde olduğunu, davalının internet sitesi ve kullanımının müvekkilinin markası ile seri marka intibası uyandırdığını, ayrıca davalının sattığı ürünlerin gıda takviyeleri olduğunu, riskli ürünler olduğunu, tüketicilerin bu ürünlerden zarar görmesi halinde müvekkili şirket ve markasının itibarının da olumsuz yönde etkileneceğini, davalının marka başvurusu müvekkili şirketin markası nedeni ile reddedilmiş ise de davalının haksız ve hukuka aykırı kullanımlarına devam ettiğini, bu kullanımın haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek, müvekkili şirketin ticaret unvanı "..." esas unsurlu markaları nedeniyle davalının "... Hbt Dış Tic. A.Ş." şeklindeki ticaret unvanının iptaline, davalının eylemlerinin, müvekkilinin markasına haksız rekabet yarattığının tespitine, tespit edilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının müvekkiline ait marka ile iltibas yaratan davalıya ait işyerlerinin tanıtımını sağlayan tabelalar, levhalar, dış camlar, kartvizitler, broşürler, reklam araçları, işyerinin içerisinde bulunan diğer unsurlar, davalının reklam ve tanıtımlarında, internette yahut sair mecralarda, her türlü tanıtım malzemesi ve basılı evrakta faturalar ve benzeri ticari dokümanında, tabelasında ve sair bilumum iş evraklarında kullanılmasının önlenmesine, el konulması, toplanması üzerinden müvekkilinin markası ile iltibasa sebep olacak unsurların kaldırılmasına, web sayfası ve sosyal paylaşım sitelerinin kapatılmasına, fazlaya ilişkin maddi tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığında 3.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, belirlenecek tazminata tecavüzün gerçekleştiği tarihten itibaren ticari faiz uygulanmasına ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiş, 29.01.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile de; maddi tazminat taleplerini 56.647,69 TL'ye ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ticaret unvanının terkinine ilişkin davalarda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, "..." kelimesinin cins çeşit ve vasıf belirttiğini, bu sebeple piyasadaki tüm kullanıcıların ortak kullanımına bırakılması gerektiğini, dolayısıyla müvekkilinin söz konusu unsuru ticaret unvanında kullanmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı şirket adına marka olarak tescil edilmiş olan “...” kelimesinin latince ot ve bitki anlamlarına geldiğini, keza bitkisel destek ürünleri üretmekte olan kişilerin kendilerini herbalist olarak adlandırdıklarını, herhangi bir şekilde bir bitkisel ürün üretmekte yahut pazarlamakta olan gerçek ve tüzel kişiler bakımından "..." kelimesinin bir cins çeşit ve vasıf belirttiğini, cins çeşit ve vasıf belirten bu gibi kelimelerin tek başına tescilinin mutlak ret sebebi olması nedeniyle mümkün olmadığı gibi piyasadaki tüm kullanıcıların ortak kullanımına bırakıldığını, müvekkilinin ticaret unvanında bulunarak davacının markası ve ticaret unvanı ile iltibas tehlikesi altında bulunduğu iddia edilen "..." ibaresinin kullanılmasının bu markalara yönelen ortalama tüketicilerin birbirinden farklı olması ve bunların ürünleri karıştırma ihtimali bulunmaması karşısında iltibas ihtimali bulunmadığını, taraflardan birinin tarım sektöründe ve yabancı toptan ithalat firmalarına hitap ediyorken diğerinin kişisel bitkisel sağlık desteği sektörüne hitap ettiğini dolayısıyla müvekkilinin ticaret unvanının karıştırılma ihtimali olmadığını, davacının tazminat talebine konu herhangi bir eylemin mevcut olmadığını, davacının adı şerefi ve itibarı gibi kişisel varlıklarına yönelik herhangi bir saldırının da söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davalı kullanımlarının gıda takviyesi, kozmetik ürünler ve form ürünlerinde olduğu, ürünlerin ambalajlarında "...+ Şekil" ibaresinin yer aldığı, davalının markasını özellikle gıda takviyesi ürünleri bakımından kullandığı, bu ürünlerin 5. sınıfta "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler." kapsamında oldukları, davalının marka tescilinin ise bu sınıfta olmadığı, buna karşın davacıya ait 2006/62898 numaralı markanın kapsamında 5. sınıfta anılan ürünlerin bulunduğu, bu nedenle davalı kullanımlarının davacı adına tescilli marka kapsamında olduğunun anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, "TR ..." ve "..." ibarelerinin ortalama tüketici tarafından karıştırılabilecek nitelikte benzerlik ihtiva eden kelimeler olduğu, kullanıcıların iki markanın farklı olduğunu ayırt etse dahi bu markaların aynı şirketin seri markaları olduğu düşüncesine kapılabileceği, bu nedenlerle de davalı kullanımlarının davacının 2006/62898 sayılı markasından kaynaklanan marka haklarına tecavüz oluşturacağı, davalının davacıya ait markayı iltibasa sebebiyet verecek şekilde kullanımları ile tecavüz eylemini gerçekleştirdiği sabit olmakla birlikte davalının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 155 inci maddesi kapsamında davalının tescil savunmasında bulunamayacağı, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) uyarınca aynı zamanda haksız rekabet de teşkil edeceği, 6769 sayılı Kanun öncesi marka sahibinin sonradan tescil edilmiş bir unvanın terkini talebinin açık bir dayanağı bulunmamakla birlikte bu unvanın markasal kullanımının ispatı halinde markaya tecavüzün oluşacağı, aksi takdirde yasa gereği ticaret unvanını kullanmanın doğrudan markaya tecavüz ve haksız rekabet olarak kabulünün mümkün olmadığının yerleşik hale geldiği, şirketlerin fiili faaliyet konularının dikkate alınması gerektiği, benzer ticaret unvanına sahip şirketlerin fiilen iştigal konularının da aynı/benzer olmasının, haksız rekabet değerlendirmelerinde aranan bir husus olduğu, somut olay bakımından yapılan değerlendirmede; davacı tarafın doğal yem katkı maddelerinin üretimi ve ticaretini yaptığı, davalı şirketin ise gıda takviyesi ve bitkisel kozmetik ürünlerinin üretimi ile ticaretini yaptığı, davalı tarafın "..." ibaresine ek olarak "HBT" ibaresini de ticaret unvanında kullandığı, davacı tarafın ticaret unvanında ek olarak sadece ... ibaresinin yer aldığı, "..." kelimesinin gıda sektörü bakımından ayırt edici bir niteliği bulunmadığı, davalının "..." kelimesine ek olarak "HBT" ibaresini kullandığı ve tarafların farklı sektörlerde iştigal ettiği de dikkate alındığında, ticaret unvanlarının karıştırılmasının söz konusu olmayacağı, davacı vekilinin tazminat taleplerinin 6769 sayılı Kanun'un 151/2-b maddesi uyarınca "sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca göre" hesaplanmasını talep ettiği, davalı taraf ticari defter kayıtları ile belgeleri üzerinde yapılan incelemede; davalının "..." ibareli ürün dışında başkaca ürün satışı bulunmadığının, işbu "..." ürünlerin Lactospore, Corcumm C3, PX38150M 150CCPET Metal Kapakh, PX38200M 38 Ağız 200 CCPET Metal Kap, Blospore Kapsül, CA- MG-D3 Kapsül, L- Arginine HCI, Şampuan ve El Kremi vb ürünler olduğunun tespit edildiği, muhasip bilirkişi tarafından ticari defter kayıtlarına göre, kar/zarar durumu incelemesine göre davalı şirketin 2015-2016-2017-2018 yıllarına ait dava tarihine kadarki dönemde "..." ibareli ürünlerden 56.647,69 TL net kâr elde ettiğinin hesaplandığı, açıklanan nedenlerle davacının maddi/manevi tazminat talep şartlarının oluştuğu, alınan bilirkişi raporunda belirtilen miktarın davalı yana ait ticari defter ve kayıtlar, tespit edilen ürün adedi, ihlale konu ürün sayısı, paranın alım gücü ve hak ve nesafet gözetilerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi gereği de makul olduğu, eylemin ağırlığı, hak ve nesafet gözetilerek takdiren 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle; davalı kullanımlarının davacının TÜRKPATENT nezdinde tescilli "..." ibareli marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalıya ait işyerlerinde davacının markasına tecavüz teşkil eden her türlü tanıtım evrakı, tabela, broşür, levha, kartvizit, internet yahut sair mecralarda her türlü tanıtım ve basılı evrakta, faturalarda, kullanımın önlenmesine, el konulmasına, kararın kesinleşmesine müteakip masrafı davalıya ait olmak üzere imhasına, tecavüze konu ürünlerin web sitesi ve sosyal medya hesaplarından kaldırılmasına, ticaret unvanının iptaline yönelik istemin reddine, maddi tazminat talebi yönünden 56.647,69 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin yurt içinde yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masrafı davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus ilanına karar verilmiş, hüküm davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, davalı şirketin 09.12.2015 tarihinde tescil edildiği, ticari faaliyetleri arasında katkı maddeleri ticaretine ilişkin bir konunun mevcut olmadığı, davacı şirketin ise 08.01.2001 tarihinde tescil edildiği, davacıya ait 2002/04651 tescil numaralı "...+Şekil" markasının 05 ve 31. sınıflarda, 2002/04652 tescil numaralı "... +Şekil" markasının 31. sınıfta, 2002/04653 tescil numaralı "... ...+Şekil "markasının 31. sınfta, 2006/898 tescil numaralı "TR ...+Şekil" markasının 03, 05, 29, 30, 31, 32 ve 35. sınıflarda tescilli olduğu; davalıya ait 2016/61856 tescil numaralı "...+Şekil" markasının ise 29. sınıfta tescilli olduğu, davalı tarafın cevap dilekçesinde süresi içinde kullanmama defini ileri sürmediği, davalı tarafça ilk defilerden olan kullanmama defi süresinde ileri sürülmediğinden, Mahkemece bu konuda araştırma yapılmamasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının “HT ...” markasının 2006 yılından bu yana tescilli olduğu, tescili devam ettiği sürece davacı için koruma sağlayacağı, ancak “...” ibaresini içermesi nedeniyle bitkisel takviyeler ve ürünler için zayıf marka olduğunun iddia edilebileceği, alınan bilirkişi raporu ile “...” ibaresinin ot, yeşil yaprak anlamına geldiği tespit edilmişse de, bu ibarenin markaların hitap ettiği ortalama tüketici açısından doğrudan yaygın bir kullanımının bulunmadığı, bitki, ot, yeşil yaprak anlamına gelen ibarenin anlamının bulunmasının zihni bir çaba gerektirdiği ve davacının markalarının tescilli oldukları mal ve hizmetler için doğrudan tanımlayıcı olmadığı, bu nedenle davacının markasının zayıf marka olarak nitelendirilemeyeceği, zayıf marka olarak kabul edilse dahi davacının markasında "..." ibaresinin yanında kullanılan "TR" ibaresinin davalının markasında "..." ibaresinin yanında kullanılan "TÜRK" ibaresinin kısaltması olarak kullanılan harflerden oluşması nedeniyle markaların ilişkilendirilme ihtimali bulunduğu, davalının "..." markasını insanlar için bitkisel gıda takviyeleri ile bitkisel kozmetik ürünleri için kullandığı, davacı adına tescilli 2006/62898 tescil numaralı "TR ..." markasının da 05. sınıfta "Tıbbi amaçlı diyetetik maddeleri, diyet gıdaları. Tıbbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler, bitki karışımları ve konsantreleri, şifalı bitki çayları, ginseng çayı" ürünleri için tescilli olması nedeniyle, davalının markasal kullanımını davacının tescilli markası kapsamında kaldığı, bu nedenle ürünlerin karıştırılma ihtimali mevcut olduğu gibi, aynı tüketici kesimine hitap ettikleri, davacının markasında yer alan "TR" ibaresinin davalının markasında yer alan "TÜRK" ibaresinin kısaltması olarak kullanılan harfler olduğu, bu nedenle markaların aynı işletmeye ait markalar olarak algılanabileceği, markaların diğer unsurlarının "..." ibaresinden oluşup, birebir aynı oldukları, bu nedenle markaların ilişkilendirilme ihtimalinin mevcut olduğu, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının eylemlerinin haksız rekabet ve davacıya ait tescilli marka hakkından doğan haklarına tecavüz edip etmediği, tecavüz söz konusuysa men'i ve ref'i ile davalı ticaret unvanın ticaret sicilinden terkinin gerekip gerekmediği noktasındadır. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 29 ve 149 uncu maddeleri. 3.6102 sayılı Kanun'un 54 ve devam hükümleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve ileri sürülen temyiz sebeplerine göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.