T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/489 - 2025/2529 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/489 KARAR NO : 2025/2529 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2020 NUMARASI : 2019/165 E. - 2020/200 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri v…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/489 - 2025/2529 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/489 KARAR NO : 2025/2529 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2020 NUMARASI : 2019/165 E. - 2020/200 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/10/2020 tarih ve 2019/165 E. - 2020/200 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2018/59261 sayılı 29 ve 30. sınıf emtiaları içeren "..." ibareli marka başvurusunun, davalı Kurum tarafından, ilgili tüketicide “sağlıklı kal” gibi bir mesajdan öte bir algılamaya konu olmayacağı ve markasal ayrıt ediciliğinin olmadığı, işaretin üzerinde kullanılacağı malların özelliğine de atıfta bulunduğu, tanımlayıcı (vasıf bildirici) nitelikte olduğu kanaati ile re’sen reddedildiğini, müvekkiline ait ... markasının tanınmış olduğunu, müvekkilinin ‘...’ ibaresini ilk kez 1990 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak markalarını arttırdığını, müvekkiline ait ‘from’ ibaresini içerir endüstriyel tasarımların da bulunduğunu, müvekkilinin ‘...’ ibareli seri markalar oluşturmak amacıyla hareket ettiğini, ‘...’ ibaresinin sağlıklı kal gibi bir anlamı olmadığını, ... sözcüğünün sağlık anlamının olmadığını, Ankara 1. FSHHM’nin 2006/369E-2007/65K ve Ankara 2. FSHHM’nin 2006/211E-2007/117K sayılı kararlarında ... ibareli markaların tanınmış olduğunun belirtildiğini, ... başvurusunun ortalama tüketici nezdinde doğrudan müvekkiline ait ... markasına atıf yapıldığının anlaşılacağını, müvekkilinin önceki tarihli tescilli markaları sebebiyle sahip olduğu müktesep hakkın davalı tarafından değerlendirmeye alınmadığını, başvurunun müvekkiline ait 2002/02839 nolu “...”, 2006/16353 nolu “... ye ...” ve 2016/41861 nolu “... ... ...” markalarının müktesep hak için istenen koşulların tamamını kapsadığını, yine müvekkilinin www...com uzantılı internet sitesi ile müşterilerine hizmet verdiğini, başvuruda müktesep hak iddia edilen marka emtia listesinin genişletilmediğini ileri sürerek, 2019-M-1544 sayılı YİDK kararının iptaline, 2018/59261 numaralı marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu ibarenin somut ve soyut anlamda ayırt edicilikten yoksun olup marka algısı yaratmadığı, belli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını, ayırt etme işlevini yerine getirmeyeceğini, ... ibarelerinin yaygın kullanılan sıradan bir cümle olduğunu, müktesep hakka dayanak 2006/16353 sayılı "... ye ..." ve 2016/41861 sayılı "... ... ..." şekil markalarının başvurudan farklı olduğunu ve 2016/41861 sayılı markanın kelime şekil ve renk kombinasyonundan oluştuğunu ve başvurudan farklı olduğunu, 2006/16353 sayılı markanın slogan marka olduğunu ve ... markasına atıf yapıldığını, “...” ibaresinin herhangi bir işletmeye bağlı olamayan gelen adlandırma olduğunu, bu markaların müktesep hakka dayanak olamayacağını, ... ibaresinden oluşan 2002/02839 sayılı markada ise KHK 7/1-a-c maddeler kapsamında gıda ürünlerinin çıkarılarak tescil işleminin yapıldığının görülebileceğini, seri marka şartlarının da oluşmadığını, bu markanın da müktesep hakka dayanak alınamayacağını, dava konusu kararın usule ve hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, büyük ve siyah renkte harflerle yazılı "..." ibaresinden oluşan marka başvurusunun, ait olduğu teşebbüslerin mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmesi ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olduğuna göre soyut olarak ayırt edici nitelikte taşıdığı, bununla birlikte bir ibarenin marka olarak tescil edilebilir nitelik taşıması için somut olarak da ayırt ediciliğe sahip olmasının gerektiği, dava konusu markanın kullanılacağı 29. ve 30. sınıftaki mallar bakımından, markanın ortalama tüketici nezdinde "sağlıklı ve fit kalmak" olarak algılanacağı, sağlıklı ve fit olmanın gıda sektörü ile yakından ilgisinin bulunduğu, ibareyi gören kişilerde bu ibarenin verilen malın özelliğini belirttiği kanısını uyandıracağı, markanın münhasıran özellik belirten ibarelerden ibaret olduğu, oluşturulan kompozisyon dikkate alındığında başvuru konusu ibarenin başvuru kapsamındaki malların diğer özelliklerini belirten ibereleri münhasıran ve esas unsur olarak içeren işaretlerden olduğu, dolayısıyla başvuru kapsamındaki mallar yönünden somut ayırt edicilik niteliklerini taşımadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibareli markalarının yoğun ve yaygın kullanımla ayırt edici hale getirildiğini, bu durumda SMK'nın 5/2.maddesi uyarınca SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri gereği başvurunun reddine karar verilmesinin mümkün olmadığını, SMK'nın 5/2.maddesine dayalı iddialarının gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, müvekkilinin "..." ibareli tescilli markaları ile başvuru tarihinden önce ürünlerini üretip piyasaya sürdüğünü, mahkemece verilen gerekçeli kararda müvekkilinin dava konusu başvuru üzerinde müktesep hak sahibi olup olmadığının da tartılışmadığını, tanınmış ve müvekkili tarafından kullanımla ayırt edicilik kazandırılmış "..." ibareli markalarının tanımlayıcı olduğunun söylenemeyeceğini, bu konuda kesinlik kazanmış yargı kararlarının bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafın 2018/59261 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun, ortalama tüketici zihninde sağlıklı olmayı, sağlıklı beslenmeyi ve düzenli fiziksel aktiviteyi ifade ettiği, "formda kalmak" eylemi ile doğrudan ilişkilendirileceği, dava konusu başvurunun tüketicilerce marka olarak algılanmasının, belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, başka işletmelere ait mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlamasının mümkün olmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesi uyarınca ayırt edici niteliği haiz bulunmadığı gibi başvurunun reddedildiği 29 ve 30.sınıf mallar yönünden doğrudan özellik bildirdiğinden aynı Kanun'un 5/1-c maddesi uyarınca tanımlayıcı da olduğu, bu nedenle marka olarak tescilinin mümkün olmadığı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, davacının önceki markalarından kaynaklanan müktesep hakkının bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 5/2. maddesi anlamında "..." ibaresine kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandırıldığının ispat olunamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.