T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/618 Esas KARAR NO : 2025/734 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 29/07/2022 KARAR TARİHİ : 15/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; ...Bankası A.Ş'nin müvekkilinin sahip olduğu müktesep haklara ve bankayla arasındaki sözleşme ilişkisine aykırı olarak, rıza ve o…
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/618 Esas KARAR NO : 2025/734 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 29/07/2022 KARAR TARİHİ : 15/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; ...Bankası A.Ş'nin müvekkilinin sahip olduğu müktesep haklara ve bankayla arasındaki sözleşme ilişkisine aykırı olarak, rıza ve onayı olmadığı halde, iktisap etmiş olduğu kurucu intifa senedine, kendi genel kurulunda tek taraflı olarak aldığı müvekkili bağlayıcılığı olmayan karara dayanarak eksik kar payı ödemesi yapıldığını, 2022 yılında kısıtlı olarak 3,65 TL kar payı ödemesi yapıldığını, oysaki kısıtsız olarak daha yüksek tutarda kar payı ödemesi yapması gerektiğini, eksik ödemeye dayanak gösterilen ... Bankası A.Ş.'nin 31.05.1991 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kurucu paylarına (İŞKUR) ödenecek temettüye ilişkin ödenmiş sermayenin 250 Bin -ikiyüzellibin- Türk Liralık bölümü ile sınırlı olarak ödenmesi kararı (...tarih ve...sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi s.110-111) ile buna ilişkin esas sözleşme değişikliğinin ve 25.03.2022 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında kısıtlı ödeme yapılması kararlarının ... Bankası kurucu intifa senedi sahibi müvekkilini bağlayıcılığının bulunmadığını, tespitin yapılması ve bu doğrultuda 2021 yılı kar payının (2022 yılında ödemesi yapılan) bankanın ilk kuruluş ana sözleşme M.58' de yazılı hüküm doğrultusunda net karın %10'u olacak şekilde (kısıt uygulanmaksızın) hesaplanarak, bakiye alacaklarının işlemiş ve işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte eksiksiz ve tam olarak müvekkile ödenmesini talep ettiğini, 25.03.2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kurucu senetlere kısıtlı kar payı ödeme kararının İş Bankası kurucu intifa senedi sahibi müvekkilinin bağlayıcılığı bulunmadığının tespitinin yapılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından sunulan ve talepleri kurucu intifa senedi sahipliği ile ilgili olan dava dilekçesi ve eklerindeki davacı tarafın iddia ve taleplerinin anlaşılabilir olmadığını, zira taleplerinin hukuki bir karşılığının bulunmadığını, Türk ticaret hukuku kapsamında genel kurul kararının bağlayıcı olmadığını, tespiti gibi bir kurum/müessesenin mevcut olmadığını , tüm iddia ve taleplerin müvekkil Banka ana sözleşmesinin 58'inci maddesinde 1991 tarihinde yapılan ana sözleşme değişikliği ile ilgili olduğunu, bu durumun dava dilekçesinin "3" numaralı sayfasının "1" numaralı paragrafından itibaren açıklıkla ortaya çıktığını, Bu doğrultuda, hukukta yeri ve hiçbir dayanağı olmayan davanın tüm talepler yönünden reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davalı banka tarafından 31.05.1991 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kurucu paylarına (...) ödenecek temettüye ilişkin "ödenmiş sermayenin 250 Bin -ikiyüzellibin- Türk Liralık bölümü ile sınırlı olarak ödenmesi" kararı ile buna ilişkin esas sözleşme değişikliğinin ve 25.03.2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kurucu senetlere kısıtlı kar payı ödeme kararının davacı yönünden bağlayıcı olmadığının tespiti ile 2021 yılı kar payının (25.03.2022 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan karara göre 2022 yılında ödemesi yapılan kar payının) banka ilk kuruluş ana sözleşme m.58' de yazılı hüküm doğrultusunda yasal karşılıklar ayrıldıktan sonra net karın %10 'u olacak şekilde ("ödenmiş sermayenin 250 Bin -ikiyüzellibin- Türk Liralık bölümü ile sınırlı olarak ödenmesi" şeklindeki kısıt uygulanmaksızın) hesaplanarak, bakiye alacağının işlemiş ve işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte eksiksiz ve tam olarak ödenmesi istemine ilişkindir. Dava ilk olarak ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas, ... karar sayılı dosyasından görülmüştür. Mahkemece yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiştir. Kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin... esas, ...karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Daha sonra dosya ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/491 esas sayılı dosyasına tevzi olunmuş, mahkemenin 2024/725 karar sayılı kararı ile dosyanın finans ihtisas mahkemelerinin görev alanında bulunduğundan bahisle gönderme kararı verilmiş ve mahkememizin ...esas sayılı dosya numarasını almıştır. Dosya heyetle görülmekte iken 21/01/2025 tarihli ara karar ile Her ne kadar dosya heyete tevdii edilmiş ise de davanın kurucu intifa senedinden kaynaklanan kar payı alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu, Genel Kurul iptali talebinin bulunmadığı, Genel Kurul Kararının bağlayıcı olmayacağı talebinin iptal istemini içermediği nitelik ve miktar itibariyle davanın heyet olarak bakılan davalardan olmadığı anlaşılmakla dosyanın tek hakime tevdiine dair ara karar oluşturulmuştur. Ara karar sonrası yargılamaya tek hakim ile devam olunmuştur. Davacı, davalı şirketin 31.05.1991 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararın bağlayıcı olmadığının tespiti ile 2021 ve 2022 yılında ödemesi yapılan kar payının 31.05.1991 tarihli toplantıda kararlaştırılan kısıt olmaksızın hesaplanarak bakiye kısmının ödenmesini talep etmiştir. 31 Mayıs 1991 tarihinde yapılan banka genel kurul kararı ile oluşturulan değişiklik maddesi ile davalı bankanın sermayesinde payı olan kurucu hissedarların (kurucu intifa senetlerinin) kâr payından olan %10 kâr payının ödenmiş sermayenin 250.000 TL’lik kısmı ile sınırlandırılmış olduğu, belirlenmiştir. Diğer bir deyişle ödenmiş sermayenin en fazla 250.000 TL’lik kısmının kurucu paylara dağıtımının söz konusu olduğu, kurucu hisselere toplam 250.000 TL temettü ödeme sınırı getirilmiş olduğu, ancak bahse konu bu sınırlamayı sağlayan genel kurul kararının iptaline yönelik herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosyaya celp edilen kayıtlardan davacının dava konusu kurucu intifa senedini 15/11/2019 yılında edindiği ve 2020 yılında sattığı, daha sonra 31/03/2022 tarihinde yeniden aldığı anlaşılmıştır. Kurucu paylar, kuruluş hizmeti karşılığında ana sözleşme hükümleri gereğince şirket kârının bir kısmına iştirak hakkı veren ve daima kurucuların adlarına yazılı olmak şartıyla ihraç edilen paylar olup Kurucu paylar, belli bir sermaye payını temsil etmediği gibi şirket yönetimine katılma hakkı da vermemektedir. Kurucu intifa senedinin amacı, kuruluşta emeği geçenlerin ödüllendirilmesi ve şirket kuruluşu girişimlerinin özendirilmesi olup, dava konusu kurucu intifa senedinin ortaklık hakkı bulunmamaktadır.İlgili Genel Kurul kararının alındığı dönemde geçerli olan 6762 TTK’da 403’ün tekrarı olarak yeni TTK m. 503. madde de intifa senetleri sahiplerine pay sahipliği haklarının verilemeyeceği, ancak bu kişilere net kara, tasfiye sonucunda kalan tutara katılma veya yeni çıkarılacak payları alma hakkı tanınabileceği belirtilmiştir. Kurucu intifa senedi sahipleri ile anonim ortaklık arasındaki ilişki ortaklık değil, sözleşmesel nitelikte bir ilişki olup, anonim ortaklıkta kurucu intifa senedi sahipliği ile pay sahipliği sıfatları tamamen farklı iki kurum olup , bu bağlamda kurucu intifa senetlerinin ortaklık payı olarak dikkate alınması söz konusu olamayacağı için “Bu madde ile ortağa tanınmış olan salahiyetleri kaldırma veya daraltma neticesini doğuran bütün mukavele şartları hükümsüzdür” hükmünün de uygulanmasının söz konusu olamayacağı değerlendirilmiştir. Kurucu intifa senetleri, ortaklıkta bir sermaye payını temsil etmediklerinden, pay senedi değildir ve sahibine ortaklık hakları vermezler. Bununla birlikte kurucu intifa senetleri sahiplerine hissedarlara özgü haklardan olan kar payı, tasfiye payı, rüçhan hakkı gibi haklar tanımaktadır. Bu kapsamda kurucu intifa senedi sahipleri şirkete karşı pay sahibi değil, alacaklı konumundadırlar . Anonim ortaklık sermaye artırımlarında kurucu senetlere, artırılan sermaye karşılığı kâr payı vermeye devam etmişse, sonradan bu hakkı geri alınamaz; fakat, ileriye doğru yeni sermaye artırımları için ise kâr dağıtımı yönünden sınırlama getirebileceği kabul edilmiştir. Diğer yandan kurucu pay sahiplerinin müktesep haklarının azalmasına neden olacak bir esas sözleşmenin kurucu senetlerin sahiplerince oluşturulacak kurulca onanması şartına bağlanmış olup müktesep hak ile kastedilen kuruluştan sonraki sermaye artırımlarında kuruculara kâr payı dağıtılmaya devam edilmiş ise en son uygulamaya göre dağıtılan kâr payının esas alındığı sermaye miktarı olduğu, bundan daha geriye doğru olan ve daha eski ve düşük tutarlı kuruluş sermayesine kadar bir sermaye miktarına göre dağıtım müktesep hakkın ihlali anlamına gelmekle beraber ileriye doğru kısıtlama ile bu yönde esas sözleşmeyi değiştirme müktesep hakkın ihlali anlamına gelmediği anlaşılmıştır. Kurucu senedi yeni devralan kişinin hukuki haklarının kapsamı ve sınırları, senedi devralma tarihinden önce yapılmış; uygulamayla kesinleşmiş, kanuna ve yerleşik yargı içtihatlarına uygun esas sözleşme değişikliklerinin hükümlerine göre belirlenir. Başka bir ifadeyle, senedi edindiği tarihte yürürlükte olan esas sözleşme hükümleri bağlayıcıdır. Yeni sahibi, senedi aldığı tarihte geçerli esas sözleşme hükümleri çerçevesinde senedin mülkiyetini devralmış ve bu hükümlerin öngördüğü sözleşmesel ilişkiye taraf olmuş sayılır. Ayrıca, esas sözleşme değişikliğinin yapıldığı sırada kurucu senedin sahibi olan önceki kişinin açık veya zımni rızasıyla ve geçerli hukuki çerçeve ile yargı içtihatlarına uygun olarak gerçekleştirilen değişikliklere yeni sahibin de katlanması gerekir; bu değişiklikleri kabul etmek ve yeni hükümlere uymak zorundadır. Yeni sahibi, senedi devraldığı tarihten önce hukuka uygun şekilde tamamlanmış ve kesinleşmiş işlemler öncesindeki hukuki durumlara veya yürürlükten kalkmış esas sözleşme hükümlerine dayanarak hak veya talepte bulunamaz; kendisinden önceki sahibin rızasıyla yapılmış hukuka uygun işlemlerin geçersizliğini ileri süremez. Esas sözleşmeler, hem şirketin iç ilişkilerinde hem de dış dünya ile ilişkilerinde hukuk güvenliğini sağlayan normlardır; bu yüzden esas sözleşmede hukuken geçerli bir değişiklikle getirilen yeni hüküm, o dönemdeki kurucu senet sahipleri için olduğu gibi, daha sonra devralma yoluyla kurucu senet sahibi olacak kişiler için de bağlayıcı ve emredicidir. Davacı, davalı şirketin 31.05.1991 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararın bağlayıcı olmadığının tespiti ile 2021 ve 2022 yılında ödemesi yapılan kar payının 31.05.1991 tarihli toplantıda kararlaştırılan kısıt olmaksızın hesaplanarak bakiye kısmının ödenmesini talep etmiştir. Davacının kendisi yönünden bağlayıcı bulunmadığının tespitini talep ettiği esas sözleşme değişiklik tarihi 31/05/1991'dir. Davanın açılış tarihi ise sözleşme değişiklik tarihinden yaklaşık 30 yıl sonra olup, 29/07/2022 tarihidir.. Davacının 25/03/2022 tarihli genel kurul toplantısından kısa bir süre sonra dava konusu hisseleri satın almış olduğu da gözönüne alındığında, davacının hisseleri satın almasından 30 yıl kadar önce yapılmış olan esas sözleşme değişikliğinin ilk ana sözleşmeye aykırı olduğunun 30 yıl sonra ileri sürülmesi de 4721 Sayılı TMK’nın 2 ve 3. maddeleri kapsamında hakkın kötüye kullanımı niteliğinde bulunmaktadır(. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/01/2019 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararı). Kaldı ki hisseleri satın alan davacı, hisselerin özelliklerini, üzerinde sermaye kısıtı bulunup bulunmadığı, kar payı verilip verilmediğini bilerek hisseleri satın almış bulunmaktadır.. Üzerinde sermaye kısıtı bulunduğu halde söz konusu hisseyi satın alan davacının bunun sonuçlarına katlanması gerektiği bariz olduğu gibi, hisseleri elde ettiği tarihten 30 yıl önce alınan esas sözleşme değişikliğinin kendisi yönünden bağlayıcı olmadığının tespitini ve kar payı talep etmesinin haksız olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sebeplerle davacının sahip olduğu hisseler nedeniyle kar payı ödenmesi yönündeki talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 256,17 TL harçtan mahsubu ile eksik 359,23 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 15.000,00TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 4-Arabuluculuk ücreti olan 1.560,00 TL’nin davacıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Davalı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 150,00 TL (tebliğ ve posta) yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı15/10/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır