T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:23/10/2023 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 29/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GER…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:23/10/2023 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 29/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava konusu senette davalının keşideci müvekkilinin ise kefil olduğunu, senedin davalı tarafından ödenmemesi üzerine icra takibine konulduğunu ve nihayetinde müvekkilinin bu borcu ödediğini; bunun üzerine davalıya ihtar göndererek borcun kendisine ödenmesini istediğini ancak davalının bu bedeli kendisine ödemediğini belirtmiş ödenen bedelin iadesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, taraflar arasında bir kefalet değil aval ilişkisi olduğunu, avalin de keşideci gibi müşterek ve müteselsil sorumlu olduğunu öne sürerek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Taraflar arasındaki ilişki bir kefalet sözleşmesi değil aval ilişkisidir. Ancak bu ilişki arasındaki fark taraflar arasında değil kefil ve alacaklı arasındaki münasebette ortaya çıkar; yani kefilin borcu ödeme şartları farklıyken avalin ödeme şartları farklıdır. Bunun dışında borcu ödeyen kefil veya avalin asıl borçluya başvurma haklarında bir fark yoktur. Senet metni incelendiğinde davacının avalist olduğu, takibin incelenmesinde ise borcu ödediği anlaşılmaktadır. Bir kambiyo senedinde asıl borçlu keşidecidir. Avalistin müşterek ve müteselsil borçlu olması, alacaklıyı koruyan bir hüküm olup keşidecinin borçtan sorumlu olup olmamasına bağlı olmadan avalistin borcu ödemesi gerektiğini ifade eder. Bunun dışında borcu ödeyen avalistin asıl borçlu olan keşideciye başvurma hakkı vardır. Bu halde davacının asıl borçlu olan davalıdan bu bedeli istemesi haklıdır. Bu sebeple davanın kabulüne karar verilmiş; ancak, davalı ihtarname ile temerrüde düşürülmüştür. İhtarnamenin tebliğ evrakı olmadığından 3 günlük tebliğ süresi olacağına kanaat getirilerek temerrüt tarihi belirlenmiş " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın çelişkili olduğunu, davanın halefiyet ilkesine dayanılarak açıldığını, mahkemenin taraflar arasındaki ilişkiyi kefalet değil, avalistlik olarak belirlemesine rağmen, davanın reddi yerine, kabulüne karar vermesinin hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, rücuen alacak istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacının avalist, davalının keşideci olmasına, TTK 702/3. Madde uyarınca aval veren kişinin, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan hakları iktisap edecek olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 8.504,595 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 2.126,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.378,445 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...