Hukuk Genel Kurulu 2013/547 E. , 2014/292 K. "" MAHKEMESİ : Kayseri 3.İş Mahkemesi TARİHİ : 06/12/2012 NUMARASI : 2012/623 E-2012/678 K. Taraflar arasındaki “hizmet tespiti ve işçilik alacakları” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 3.İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 03.11.2011 gün ve 2009/1375 E.-2011/545 K.sayılı kararın incelenmesi davacı ve davalı SKG vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 18.10.2012 gün ve 201…
**Hukuk Genel Kurulu 2013/547 E. , 2014/292 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kayseri 3.İş Mahkemesi TARİHİ : 06/12/2012 NUMARASI : 2012/623 E-2012/678 K. Taraflar arasındaki “hizmet tespiti ve işçilik alacakları” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 3.İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 03.11.2011 gün ve 2009/1375 E.-2011/545 K.sayılı kararın incelenmesi davacı ve davalı SKG vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 18.10.2012 gün ve 2011/17333 E.-2012/17907 K. sayılı ilamı ile; (...Dava, davacının davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece hizmet tespiti ve alacak davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Sigortalılığa ilişkin “hizmet tespiti” davaları, sosyal güvenlik hakkına ilişkin olarak ortaya çıkan davalardır. Yasal dayanağını 506 sayılı Yasa'nın 6. ve 79/10. (5510 sayılı Yasa açısından ise 86/9. ) maddelerinden almaktadır. Sözü edilen 6.maddede, çalıştırılanların, işe alınmaları ile kendiliğinden sigortalı olacakları, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği belirtilmiştir. Anılan Yasa'nın 79/10. maddesinde ise, sigortalıların, çalışmalarının tespiti ile ilgili dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır. Bu bakımdan, hizmet tespitine ilişkin davalar sosyal güvenlik hakkı ve kamu düzeni ile ilgili olup, kişi iradesi belirleyici etkiye sahip değildir. İçerisinde bulunduğu yasal statünün belirlediği durum doğrudan dikkate alınır. Bu nedenle hakim, kendiliğinden araştırma yapma yetkisine sahiptir. Bu yetki kapsamında, gerektiğinde tanık ve diğer deliller yoluyla doğrudan gerçeği bulma yükümü bulunmaktadır. İşçilik haklarına ilişkin davalar ise, 4857 sayılı Yasa'dan kaynaklanmaktadır. Bu tür davalar, kişi iradesine önemli rol verilip, taraf anlaşmalarına geçerlilik tanınan, alacak ve tazminat türünde olan davalardır. Taraflar bu tür haklarından her zaman vazgeçebilir. Bu nedenle hakim, kendiliğinden araştırma yapmaz. Tarafların bildirdiği deliller dışında delil toplanması da olanaklı değildir. Kaldı ki, SGK'nun bu davalarda davalı sıfatı bulunmamaktadır. Bu durumda, her iki dava türünün, taraflarının statüsü, hakimin delil araştırma bakımından kendiliğinden hareket etmesi, taraf iradelerine atfedilen rol, dava konusu edilen haktan vazgeçilip vazgeçilememesi gibi yönlerden yasal konumları birbirinden tamamen farklıdır. Her iki dava türünün birlikte görülmesi durumunda; davanın birinde birkısım delillerin kendiliğinden dikkate alınması, diğerinde alınmaması gerekecektir ki, aynı dava dosyasında birbiri ile çelişkili kararlar yer alabilecektir. Kaldı ki, işçilik haklarına ilişkin olarak dairemiz kararları ile işçilik alacaklarına ilişkin davalar yönünden asıl görevli Yargıtay ilgili dairelerinin kararları arasında farklı uygulamalar ortaya çıkabilecektir.