T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/652 Esas KARAR NO : 2025/810 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2025 KARAR TARİHİ : 05/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket, ... İli, ... İlçesinde jeotermal elektrik üretim santrali kurduğunu, santrali oluşturan parçaların sahaya ta…
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/652 Esas KARAR NO : 2025/810 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2025 KARAR TARİHİ : 05/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket, ... İli, ... İlçesinde jeotermal elektrik üretim santrali kurduğunu, santrali oluşturan parçaların sahaya taşınması, teslimi, montajı sırasında gerçekleşebilecek ve yine santralin kurulumu, testi ve devreye alma aşamalarında oluşabilecek her türlü riziko ve zararın teminat altına alınması amacıyla ... Sigorta A.Ş. ile ... tarihinde ... no'lu ... Sigortası poliçesi akdedildiğini, davacı şirketin tahakkuk eden sigorta primini eksiksiz şekilde ödediğini, ... Sigorta A.Ş. 2020 yılında ilgili ... Sigorta ve ... Sigorta ile birleşerek ... Sigorta A.Ş. unvanını aldığını, davalı sigorta şirketiyle akdedilen poliçeye göre Sigorta Şirketi tarafından davacı tarafından kurulacak jeotermal enerji santralinin kurulumundan ilgili bakanlık onayını alarak üretime başlayacağı tarihe kadar; genel rizikolar ve ayrıca santralin kurulumu ve test edilmesi aşamasında doğabilecek tüm rizikolar 9.650.000 ABD Doları limit ile teminat altına aldığını, sigorta poliçesi kurulduktan sonra santralin parçaları temin edilmeye ve sahaya taşınmaya başladığını, süreç içerisinde santralin kurulumu ve test aşamalarında 2015 yılında 3 hasar meydana geldiğini, davacı şirket tarafından hasarlara ilişkin davalı sigorta şirketine bildirimde bulunulduğunu, sigorta şirketi eksper heyetine sahada gerekli açıklamalar yapılarak bilgi ve belgeler ibraz edildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından davacı şirketin tazmin talebi gerekçe göstermeksizin reddedildiğini, söze konu hasarların tamamı poliçe kapsamında olduğu halde tazmin edilmediğinden davacı şirket santralin kurulumunun tamamlanabilmesi ve devreye alınabilmesi için gerekli tüm masrafları bizzat karşılamak zorunda kaldığını, davacı şirket hasarların giderilmesi amacıyla yapmak zorunda kaldığı harcamaların tazmini amacıyla Davalı sigorta şirketine karşı ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı davasını ikame ettiğini, tahkikat sonucunda kurulan ... Karar sayılı ve 04.03.2021 tarihli karar ile davanın kabulüne, 500.000 TL tazminatın davalı sigortadan alınarak davacı şirkete verilmesine karar verildiğini, davalı sigorta tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapıldığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin... Esas ve ...Karar sayılı dosyasından kurulan hüküm ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, davalı sigorta şirketi temyize başvuruduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin... Esas ve... Karar sayılı ilamıyla kararın onandığını, davacı şirket, ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas ve... Karar sayılı ilamı uyarınca hemen ... 5. İcra Müdürlüğünün 2021/5146 Esas sayılı takibini başlattığını, davalı sigorta tarafından ödeme yapılmadığını, tehir i icra kararı temin edebilmek için teminat mektubu sunulduğunu, davacı şirket bu süreç içerisinde alacağını hiçbir şekilde tahsil edemediğini, davacı şirket 2015 yılında uğradığı zararların tazminatını ancak 09.07.2025 tarihinde 10 yıl sonra tahsil edebildiğini, davacı şirket elektrik santrali yatırımını amerikan doları şeklinde temin ettiği krediyle yapmış olup geri ödemeleri halen dolar şeklinde devam ettiğini, santralin kurulumunda ve çalışmasında gerekli olan makine ve ekipmanların tamamı ABD ve Avrupa'dan ithal edilmiş ve ithalatçı şirketlere dolar ve euro şeklinde ödemeler yapıldığını, dava konusu hasarların giderilmesi için yedek parçalar ABD ve Avrupa'dan temin edildiğinden bedelleri dolar ve euro ile ödendiğini, dava dayanağı sigorta poliçesi temiantı ve sigorta primi ABD Doları şeklinde belirlendiğini, davacı şirket davalı sigortaya sigorta primini dolar şeklinde ödediğini, davacı şirket haklı alacağını 2015 yılında tahsil edebilmiş olsaydı böylesi büyük bir kayıp yaşanmayacağını, davalı sigorta ödeme yapmadığı için davacı şirket temerrüt faiziyle giderilemeyecek ölçüde büyük zarara uğramış olduğundan müvekkilinin munzam zarar talebinin haklı ve hukuka uygun olduğunu, dava konusu taleplerine ilişkin olarak dava şartı arabuluculuk yoluna başvuru yapılmış ancak anlaşma sağlanamamış ve davacı şirketin uğradığı zararın tazmini amacıyla işbu davayı açtığını, bu sebeplerle , fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak, Davanın kabulü ile Davacı şirketin uğradığı munzam zarardan 1.000 TL belirsiz alacağın HMK md. 107 hükmü gereğince tahkikat sonucu talebin belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda talebimizi artırma hakkı ile diğer talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla temerrüt tarihi olan 23.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde, ... sayılı Montaj All Risks Sigorta Poliçesi kapsamında 01.09.2015 - 27.10.2015 - 25.11.2015 tarihli hasarları neticesinde ... sayılı hasar dosyası açıldığını, hasar tazmini talebi ardından müvekkili şirketçe ekspertiz çalışması yaptırıldığını, alınan ekspertiz raporu uyarınca ilgili hasarların teminat dışı değerlendirilmesi neticesinde tazminat talebi müvekkili şirketçe reddedildiğini, ardından mezkur tazminat talepleri için ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas sayılı dosya ile dava açıldığı ve işbu davanın kesinleşmesi neticesinde 500.000,00 TL tazminat ferileri ile 09.07.2025 tarihinde ... 5. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına ödendiğini, davacı işbu davası ile uğradığını iddia ettiği munzam zararı talep ettiğini, ikrar anlamına gelmemekle birlikte munzam zarar talep edilmesinin şartlarından biri de borçlunun kusurlu olması olduğunu, müvekkili şirketin kusuru bulunmamakta ve davacıyı zarara uğratmak maksadı ile ödeme yapılmadığı hususu gerçeği yansıtmadığını, ayrıca müvekkili şirket davacının tüm hak ve alacaklarını ödemiş olduğundan temerrüde düşmediğini, 01.09.2015- 27.10.2015-25.11.2015 tarihli hasarları sonucu müvekkili şirket tarafından hasar aşamasında hasarın sebebinin ve ekonomik boyutunun tespiti için bağımsız sigorta eksperine tevdi edildiğini, 01.09.2015 tarihli söz konusu hasar müvekkili şirkete 09.10.2015 tarihinde ihbar edilmiş olup... No'lu hasar dosyası oluşturularak gerekli incelemeler yapıldığını, düzenlenen 23.10.2015 Tarihli Ekspertiz raporunda sonuç olarak hasarın ani ve beklenmedik olmayıp zaman içerisinde artarak meydana gelmesi nedeni ile hasarın teminat dışı olduğu belirtildiğini, 27.10.2015 tarihli hasar müvekkili şirkete 02.11.2015 tarihinde ihbar edilmiş olup ... No'lu hasar dosyası oluşturularak gerekli incelemeler yapıldığını, 24.12.2015 Tarihli Eksper Raporunda sonuç olarak montaj konusu makinenin imalatından kaynaklanan hata olması nedeni ile hasarın teminat dışında kaldığının anlaşıldığını, 25.11.2015 tarihli hasar müvekkili şirkete 25.11.2015 tarihinde ihbar edildiğini, ... Nolu hasar dosyası oluşturularak gerekli incelemelerin yapıldığını, hazırlanan 24.12.2105 Tarihli Eksper Raporunda sonuç olarak bu hasar açısından da Genel Şartlar 3.d maddesi geçerli olup montajı yapılan makinenin kendi bünyesindeki bozukluk teminat dışı olup üreticinin sorumluluğu ve garantisi altında olduğunu, Sonuç olarak her üç hasar açısından da poliçe teminatlarına giren bir durum bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından verilen ret kararlarında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili şirket kendisine iletilen bilgi/belgeler çerçevesinde ve yerinde yapmış olduğu ekspertizler neticesinde mevzuat hükümleri uyarınca tazminat talep edilen hasarın oluş şeklinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını tespit ederek talebi reddettiğini, yukarıda ayrıntılı olarak arz ve izah edildiği üzere davacının hasar tazminatı talebinin reddedilmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, munzam zararın poliçe teminatı kapsamında olmadığını, işbu talep sigorta prensiplerine aykırılık teşkil ettiğini, munzam zararın şartları oluşmamış olup hukuk ve yasaya aykırı davacı taleplerinin reddi gerektiğini, davacının temerrüt faizini aşan zararı bulunmadığını, davacı, iddia etmiş olduğu faizi aşan zararını somut deliller ile kesin ve açık şekilde ispat etmesi gerektiğini, genel olgular ile farazi şekilde iddia edilen aşın zararın, kabulünün mümkün olmadığı yargıtay kararları ile sabit olduğunu, enflasyon oranında munzam zararın tazminin talep edilebileceğini kabul etmek hukuk tekniği bakımından mümkün olmadığını, aksi kabul hali temerrüt faizini enflasyon oranına çıkarılması anlamına gelecek olup işbu durum yetki tecavüzüne neden olacağını, davacının salt ekonomik olumsuzluklara dayanarak munzam zarar talebi mesnetsiz olup davacınının yararlanabileceği tek yasal karine temerrüt faizi olduğunu, davacının işbu davaya konu talebi açıkça zenginleşme yasağına aykırılık teşkil ettiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydı ile sigorta hukuk prensibi itibari ile müvekkili şirketin sorumluluğu mal varlığında riziko anında meydana gelen azalma ile sınırlı olduğu, izah olunan sebeple "munzam zarar" kavramı ile "sorumluluk sigortası" kavramı nitelik itibari ile örtüşmediğini, talebin reddedilmesi gerektiğini, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklı meydana gelen zararlardan müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, ikrar anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin temerrüte düştüğü kabul edilse dahi, iddia edilen munzam zarar ile temerrüt faizi arasında illiyet bağı bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, tüm bu izah edilenler ışığında işbu dava, usul açısından haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın usul ve esas yönünden reddini, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı taraf, davalı ile aralarında sigorta sözleşmesi olduğunu, santralin kurulumu ve test aşamalarında 2015 yılında 3 hasar meydana geldiğini davacı şirket tarafından hasarlara ilişkin davalı sigorta şirketine bildirimde bulunulmasına ve Söz konu hasarların tamamı poliçe kapsamında olduğu halde tazmin edilmediğinden davacının şirket santralin kurulumunun tamamlanabilmesi ve devreye alınabilmesi için gerekli tüm masrafları bizzat karşılamak zorunda kaldığını, şirket hasarların giderilmesi amacıyla yapmak zorunda kaldığı harcamaların tazmini amacıyla Davalı sigorta şirketine karşı ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davasını ikame ettiğini ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas 2021/192 Karar sayılı ve 04.03.2021 tarihli karar ile davanın kabulüne, 500.000 TL tazminatın davalı sigortadan alınarak davacı şirkete verilmesine karar verildiğini ve bu karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğunu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasından kurulan hüküm ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalı sigorta şirketinin temyiz başvurusunun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin... Esas ve ... Karar sayılı ilamıyla reddedilerek kararın onandığını, Davacının, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve... Karar sayılı ilamı uyarınca hemen ... 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibi başlattığını, Davalı sigortanın , tehir i icra kararı aldığını bu sebeple davacının şirket bu süreç içerisinde alacağını hiçbir şekilde tahsil edemediğini, davacı şirketin 2015 yılında uğradığı zararların tazminatını ancak 09.07.2025 tarihinde 10 yıl sonra tahsil edebildiğini belirterek munzam zarar talebinde bulunmuştur. Munzam zarar 6098 sayılı Borçlar Kanunu 122. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ...E ...K sayılı kararında hukukumuzda alacaklıya, zararın varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanındığı, ayrıca temerrüt faizi yükümlülüğünün doğumu için borçlunun alıkoyduğu paradan yarar sağlaması şart olmadığı gibi bu yararların iadesi amacının da bulunmadığı, temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olmasının şart olmadığı, borçlu, bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamayacağı, temerrüt faizinin, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulduğu belirtilmiştir. Aynı kararda munzam zarar para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... E ... K sayılı kararında munzam zarar isteminin şartları ayrıntılı olarak belirlenmiş ve munzam zarar talebi için; 1-bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. 2-borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyeti 3-borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olması 4-borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyeti Şartlarının bulunması gerekmektedir. Davacı taraf davasında munzam zarar talebi olarak ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı ve 04.03.2021 tarihli karar sayılı kararına karşı davalı tarafın istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurması ve tehir- i icra kararı alması sebebiyle alacağını 10 yıl sonra aldığı iddiasına dayandırmış ise de ... Cumhuriyeti Anayasası 40/2. Maddesinde "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmü yer almaktadır. Kanun yollarına başvuru hakkı, adil yargılanma hakkı ile ilintili olup, ilk derece mahkemesince verilen karara karşı davalının kanun yollarına başvurması kaynağını Anayasa ve HMK'dan almaktadır. Verilen ilk derece mahkemesi kararın karşı kanun yollarına başvuru hakkı ve tehir- i icra kararı kanundan doğan bir hak olup kanundan doğan hakkın kullanımı sebebiyle davalı borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olduğu söylenemez. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan sebeplerle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun... E ...K sayılı kararında belirtilen -borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olması şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından davacının munzam zarar talebi şartlarının oluşmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcı başlangıçta yatırılmış olduğu anlaşıldığından bu konuda yeniden bir karar oluşturulmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı yararına AÜTT gereği tayin ve takdir olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 05/12/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır