T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/47 Esas KARAR NO : 2026/396 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/10/2018 KARAR TARİHİ : 27/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 25 yıldır Almanya'da ikamet ettiğini, davalının davacının kayınbiraderi olduğunu, davalının ...…
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/47 Esas KARAR NO : 2026/396 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/10/2018 KARAR TARİHİ : 27/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 25 yıldır Almanya'da ikamet ettiğini, davalının davacının kayınbiraderi olduğunu, davalının ...'da taksi işletmeciliği yaptığını, davacının 6 yıldır davalının yanında sigortalı olarak şoförlük yaptığını, şirket olarak işletilen taksi durağında çalışan tüm soförlerden işe başlama esnasında, kullandıkları taksilere verecekleri muhtemel zararlar gözetilerek teminat senedi alındığını, davacının da işe başlarken 2 adet teminat senedi imzalayarak davalıya verdiğini, kullanılan taksilerin ortalama değerlerinin 10-15.000 euro civarında olduğunu, davacının kayınbiraderi olan davalıya güvenerek senetleri imzalı ve boş olarak verdiğini, aralarında hiç bir ticari ilişki olmadığını, davalının senetleri doldurarak ... 13.ASTM ... D.İş dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı aldırdığını, akabinde ... 34.İcra Md.'nün ...E sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkilinin bir kısım gayrimenkulleri ile banka hesaplarındaki paralarının haciz altına alındığını, senetteki imza dışında hiç bir unsurun davacı tarafından doldurulmadığını, düşük bir ücret karşılığında çalışan davacının, davalıdan 450.000 TL borç almasını gerektirecek bir durumu ve ilişkisi olmadığını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senet tanzim tarihindeki pasaport kayıtları ile müvekkilinin o tarihte Almanya'da olduğunun anlaşılacağını belirterek senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; senedin davalı tarafından davacıya verilen borç para nedeniyle alındığını, senedin teminat senedi olduğuna dair hiç bir ibare bulunmadığını, bu durumun tanıkla ispat edilemeyeceğini, muvafakatlerinin bulunmadığını, senedin miktarı gereği iddianın ancak senetle ispat olunabileceğini belirterek davanın reddi ile %20 oranında icra inkar tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava ; takipten sonra açılan ve kambiyo senedinden ötürü borçlu bulunmadığının tespiti isteminden ibarettir. Davacı tarafça, müvekkilinin 25 yıldır Almanya'da ikamet ettiği, davalının davacının kayınbiraderi olduğu, davalının ...'da taksi işletmeciliği yaptığı, davacının 6 yıldır davalının yanında sigortalı olarak şoförlük yaptığı, şirket olarak işletilen taksi durağında çalışan tüm soförlerden işe başlama esnasında, kullandıkları taksilere verecekleri muhtemel zararlar gözetilerek teminat senedi alındığı, davacının da işe başlarken 2 adet teminat senedi imzalayarak davalıya verdiği, kullanılan taksilerin ortalama değerlerinin 10-15.000 euro civarında olduğu, davacının kayınbiraderi olan davalıya güvenerek senetleri imzalı ve boş olarak verdiği, aralarında hiç bir ticari ilişki olmadığı, senetteki imza dışında hiç bir unsurun davacı tarafından doldurulmadığı, düşük bir ücret karşılığında çalışan davacının, davalıdan 450.000 TL bor çalmasını gerektirecek bir durumu ve ilişkisi olmadığı, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, senet tanzim tarihindeki pasaport kayıtları ile müvekkilinin o tarihte Almanya'da olduğunun anlaşılacağı belirtilerek senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti talep edilmiştir. Dava dilekçesindeki iddiadan, taraflar arasında işçi - işveren ilişkisi içerisinde senedin düzenlendiği ileri sürüldüğünden, davanın ilk olarak görüldüğü ... 19. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ... E., ... K. Sayılı ilam ile görevsizlik kararı verilerek görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğu tespit edilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul B.A.M. 16. Hukuk Dairesince ... Esas ve... Karar sayılı ilam ile araflar arasında işçi/ işveren ilişkisi bulunup bulunmadığına ilişkin hiçbir araştırma, sigorta kaydı celbi gibi hususlar araştırılmadan ve davalı yanın aksi yöndeki beyanına rağmen sadece davacı yan beyanına istinaden eksik inceleme ile karar verilmiş olmakla davalı yanın istinaf başvurusunun kabulüne ve hükmün kaldırılarak eksik incelemenin tamamlanması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. ...19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce istinaf kararı sonrasında ... Esas,... Karar sayılı dosya üzerinde yapılan yargılama sonucunda, borcun sebebi olarak gösterilen bono, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda unsurları ile birlikte düzenlendiği ve dava konusu bononun kambiyo senedi vasfı taşıyıp taşımadığı hususunda 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğinden bu sebeple davaya bakmakla görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşıldığından bu defa Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu tespit edilerek görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın da istinaf edilmesi üzerine aynı daire olan İstanbul B.A.M. 16. Hukuk Dairesince ...Esas - ... Karar sayılı ilam ile, " somut uyuşmazlıkta; menfi tespit isteminin dayanağı olan bono kambiyo senedi niteliğinde olup dava TTK 4.maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliğindedir. Davacı dava dilekçesinde; dava dışı şirketin gerçek sahibinin davalı olduğunu ve davalının işveren olduğunu ileri sürmüş ise de, dosyada mevcut tercümeli evraklar ve mevcut delil durumuna göre bu hususu ispatlayamadığı da dikkate alındığında ilk derece mahkemesince asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmek suretiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiş, akabinde davacı tarafça yapılan başvuruya istinaden dosya mahkememize tevzi edilmiştir. Yukarıda, yargılama safahatına ilişkin yapılan özetlemeden de anlaşılacağı üzere, takibe konu bononun işçi - işveren ilişkisi içerisinde teminat amacıyla alındığı ancak senet nedeniyle borçlu bulunmadığının iddia edildiği, anılan iddia yönünden taraflar arasında işçi - işveren ilişkisi olması halinde görevli mahkemenin İş Mahkemesi olacağı ve anılan mahkemece taraflar arasındaki işçi - işveren ilişkisi içerisinde alındığı iddia edilen senet yönü ile araştırma yapılması gerekeceği, ancak İstanbul B.A.M. 16. Hukuk Dairesince ...Esas -...Karar sayılı ilamda belirtildiği üzere dava dışı şirketin gerçek sahibinin davalı olduğu ve davalının işveren olduğunun, dosyada mevcut tercümeli evraklar ve mevcut delil durumuna göre ispatlanamadığı, böylece taraflar arasında işçi - işveren ilişkisinin kanıtlanamadığının istinaf ilamı ile kesinleşmiş bulunduğu anlaşılmakla davacının iddiasını dayandırdığı olguları ispatlayamadığı sabit hale gelmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla yapılması gereken ise dava konusu kambiyo senedinin TTK'nın kıymetli evrak hükümlerine göre kambiyo vasfı taşıyıp taşımadığı, söz konusu senedin teminat senedi olup olmadığı yönleri ile değerlendirmesinin yapılmasıdır. Zira, davacının iddiasının esas dayanağı olan taraflar arasındaki işçi - işveren ilişkisi olduğu ve bu ilişki içerisinde senedin alındığı yönündeki olguların ispatlanamadığı istinaf kararı ile kesinleştiği gibi, anılan olguların araştırılması da mahkememiz görev alanına girmemektedir. Bu nedenle kıymetli evrak hukuku bağlamında inceleme yapılması gerekmektedir. Davacı tarafça, senetlerin teminat amacı ile imzalı ve boş olarak verildiği, aralarında hiç bir ticari ilişki olmadığı ileri sürülmüştür. Davaya konu bonolar, kıymetli evrak niteliğindedir. Kural olarak, bono bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulü gerekir. Sebepten bağımsız olarak soyut bir hukuki işlem şeklinde olan bonodan dolayı borç altına giren kişilerin bu bononun bedelsiz ya da bonodan dolayı borçlu bulunmadığı iddiasında ispat külfeti borçluya aittir. Diğer menfi tespit davalarından farklı olarak kıymetli evrak ilişkisinden kaynaklanan menfi tespit davalarında borç ikrar anlamı taşıyan bonodan dolayı alacaklının alacağını ispat etmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Davacı taraf her ne kadar teminat bonosu olarak verildiği iddiasına dayanmakta ise de bu iddasını aynı kuvvet ve mahiyette yazılı bir belge ya da delille ispatlayabilmiş değildir. TTK'nun 680.maddesi gereğince açığa bono düzenlenmesi mümkün olup borçlunun bononun anlaşmaya aykırı bir şekilde doldurulduğu iddiasının dava değeri de gözetilerek belge ile ispatlanması gerekmektedir. Davalı taraf açıkça tanık dinletilmesine muvafakat etmemiştir. Açığa senet düzenlenmesi mümkün olduğundan, senedin sonradan doldurulduğu iddiası grafolojik inceleme ile de kanıtlanamaz. Davacı tarafça her hangi bir sahtecilik ya da dolandırıcılık iddiası yönünden delil de sunulmuş bulunmamaktadır. Bu bakımdan davalı tarafın takibe koyduğu belge bono niteliğinde bulunup HMK'nun 201.maddesi gereğince senede bağlanmış her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve bu senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak hukuki işlemlerin tanık ile ispat edilemeyeceği, aynı yasanın 200.maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette senet ile ispat olunması gerektiği düzenlenmiştir. Davacı tarafın tanıkları görevsiz mahkemece dinlenmiş ise de anılan tanıkların beyanları da bu yasal düzenlemeler karşısında usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmiş olup, davalı tarafça cevap dilekçesinde %20 tazminat talebinde bulunulduğu, İİK'nın 72/4 maddesinde "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez" düzenlemesi bulunduğu, somut olayda da görevsiz mahkemece 10/10/2018 tarihli ara karar ile teminat karşılığında ... 34. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına icra veznesinden yatırılan paranın davalıya ödenmemesi konusunda tedbir kararı verildiği, davacı tarafça teminatın ikmal edilmesi ile tedbir kararının uygulandığı nazara alındığında asıl alacağın %20'si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-İİK 72/4 maddesi uyarınca asıl alacağın %20'si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 7.684,88 TL harçtan mahsubu ile fazlaca alınan 6.952,88 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden reddedilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 72.000 vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine, 6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/04/2026 Katip ... E-imzalıdır Hakim ... E-imzalıdır