İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sicil müdürlüğünün ... Bankası ile kurucu senet sahibi arasındaki sözleşmeye müdahalede bulunduğu, yetkisi olmadığı halde yetki aşımında bulunarak haksız olarak ku…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/125 KARAR NO : 2025/1907 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/11/2023 NUMARASI : 2023/327 Esas - 2023/768 Karar DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sicil müdürlüğünün ... Bankası ile kurucu senet sahibi arasındaki sözleşmeye müdahalede bulunduğu, yetkisi olmadığı halde yetki aşımında bulunarak haksız olarak kurucu senet sahibi aleyhine konulan kısıt kararını sicile işlemiş ve bunun sonucunda eksik kar payı ödenmesini sağladığı, sözleşmeye, kurucu senet sahiplerinin aleyhine ve yetki aşımı olacak şekilde dışarıdan müdahalede bulunulması Anayasa’nın sözleşme serbestisi ilkesine aykırı olduğu, Anayasa ihlali ve yetki aşımı olduğu, bu sebeple anılan kararın ve ... Bankasının 1991 yılında yapılan esas sözleşme m.58 değişikliğinin sicilden terkininin gerektiği, ... bankasının 31.05.1991 tarihinde kurucu intifa senetlerinin kar payına kısıt koyma ve buna dair esas sözleşme m.58'de yaptığı değişiklik hukuka uygun olmadığından ve hükümsüz olduğundan, kurucuların her birinin ayrı ayrı,tek tek rıza ve onayları alınmadan bankayla aradaki sözleşme ilişkisine aykırı olarak, tek taraflı bir işlem olmasından ve üstelik bu senedin Atatürk'ün vasiyetinde bulunmasından dolayı, alınan kararın, Atatürk'ün vasiyetinide ilgilendirmesinden, Anayasa ihlali başta olmak üzere ağır hukuk ihlallari içermesinden dolayı, sicil gazetesine işlenmesi mümkün bulunmadığından, fakat sicil müdürlüğünce olayın sıradan basit bir pay sahipliği genel kurulu olarak değerlendirilmesi, kurucu senet sahiplerinin ayrı ayrı ıslak imzalarının olup olmadığını sorgulanmaması gibi görevini ihmal ya da görevinin gereklerini yapmama, yetki aşımında bulunma gibi sebeplerle, hatalı olarak sicil gazetesine işlemesi neticesinde olaya işlerlik kazandırması, kişilerin ve devletin büyük zarara uğramasına ve mağdur olmasına sebebiyet verdiğinden, hukuka aykırı olan kararın Sicil Mevzuatı M.32, M.38(2) Amir Hükmü Gereğince sicil gazetesinden kaldırılmasına ve kurucu intifa senedi kar payı ile ilgili olan ... bankası esas sözleşme m.58'in sicil gazetesinde 1991 yılından önceki haline getirilmesine, yargılama giderleri ve vakalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu işlem ve taleple ile ilgili olarak davalı Müdürlüğe yapılmış bir başvuru ve Müdürlükçe verilmiş bir red kararı bulunmadığından davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, her ne kadar davacı tarafça henüz dava konusu tescil işlemi yapılmadan Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuru yapılmış ise de bu başvuru tescilin yapılmamasına yönelik olup tescil işleminden sonra yapılması gereken tescilin terkin edilmesi istemiyle aynı mahiyette olmadığı, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, davacı tarafın dava dışı şirkete karşı ikâme edeceği davada netice-i talebine ulaşabilecek olup, müdürlüğe husumet yöneltilmesi mümkün olmayan işbu davada; yargılama konusu genel kurul kararı hakkında yargı mercii gibi inceleme yapamayacak olan davalının, herhangi bir husumete ve dava açılmasına sebebiyet verecek bir işleminin bulunmadığı, davaya konu işlemin Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünce ve 30 yıldan fazla bir süre önce yapıldığı iddia edilen bir işleme dayandığı, Ticaret Sicili Müdürlüğü, Türk Ticaret Kanunu m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığı, davacı tarafın ticaret sicilinden terkinini talep ettiği hususun ne 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununda (m. 300) ne de 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununda (m. 354) tescil edilmesi öngörülmüş bir husus olmadığı, tescil edilmemiş ve tescile tabi bulunmayan husus hakkında davalı müdürlükçe herhangi bir işlem tesis edilmesinin mümkün olmadığı, davalı müdürlüğe husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı, davalı müdürlüğün davanın açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığı, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağı, bu nedenlerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden yönünden aksi takdirde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri ile yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; dava dışı ...'ın 31/05/1991 tarihli genel kurul kararının 09.07.1991 tarihinde Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü'nce tescil edildiği ve 11.07.1991 tarih 2814 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 110. ve 111. sayfalarında ilan edildiği, Ticaret Sicil Müdürlüğünün terkini istenen genel kurul kararını tabi olduğu mevzuat hükümlerine uygun şekilde ticaret sicile tescil işlemini yaptığı, Ticaret Sicil Müdürlüğünün dava dışı şirketin genel kurul kararlarının içeriğini usul ve esas yönünden yerindelik denetimine tabi tutamayacağı, bu bağlamda şirket hissedarlarının menfaatine yada hissedarların pay sahipliğinden kaynaklanan haklarını kısıtlayıp kısıtlamadığı hususunda değerlendirme yapma yetkisinin ve yükümlülüğünün bulunmadığı, davacı tarafça eldeki davanın konusunu oluşturan genel kurul kararlarının iptaline ve kar payı istemlerine yönelik dava dışı şirket hakkında dava açma hakkının bulunduğu tartışmasız olmakla, davacı tarafın bu yöndeki taleplerini dava dışı şirkete yöneltmesi gerektiği, davalı müdürlükçe mevzuata uygun şekilde tescil edilen genel kurul kararının hakkını kısıtladığından bahisle davalı müdürlüğe husumet yöneltilmesi mümkün olmayıp, davalı ... Sicil Müdürlüğünün eldeki davada pasif husumeti bulunmadığından davacı tarafça açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kurucu intifa hakkı sahiplerinin ortaklığa karşı bir sözleşme tarafı teşkil ettiğini, o nedenle kurucu intifa hakkı sahiplerinden her birinin rızaları bulunmadıkça ortaklık, ana sözleşmede tek taraflı değişiklik yaparak kurucu intifa senedi sahiplerinin haklarını düzenleyemediğini, söz konusu senetlerden doğan haklar müktesep hak niteliğinde olduğundan kurucu intifa senedi sahiplerinin genel kurulunda karar alınmadan bu haklardan mahrum edilmelerinin mümkün olmadığını, kurucu intifa senetleri sahipleri şirkete karşı 3. kişi konumunda olup sözleşmesel nitelikteki alacak hakkının genel kurul tarafından değiştirilebilmesi için hak sahibi değişikliğe rıza göstermesi gerektiğini, dolayısıyla kurucu intifa senedi ile tanınan bir hak (kar payı, rüçhan hakkı veya tasfiye payı) bu koşullar var olmadığı sürece tek taraflı olarak genel kurul kararı ile değiştirilemeyeceğini, kurucu intifa senedinin sözleşmesel yönü dikkate alındığında tıpkı sözleşmelerde olduğu üzere tek tarafın iradesi ile sözleşmenin koşullarında değişiklik yapılamayacağı hususu kendiliğinden ortaya çıktığını, bu banka az yukarıda zikredilen ve Yargıtay kararları ile de desteklenen ve içtihat haline gelmiş olan bu hususlara aykırı olarak kısıt koyduğunu kabul ve beyan ettiğini, bu kesin delilin dikkate alınmadan karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, 1991 yılında alınan kısıt kararında, işleminin kurucu ve esaslı unsurlarında noksanlık ve hukuka ağır aykırılık halleri bulunduğunu, bu haliyle genel kurul kararı tescil edilemeyeceğini, bu haller kararın butlan/yok hükmünde olduğunu kanıtlayan önemli hususlar olmasına rağmen mahkemesince dikkate alınmaması, değerlendirilmemesi, eksik inceleme ile hatalı karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, bankanın kurucu senet sahiplerinin ayrı ayrı, tek tek rıza onayını almadığını, bilgi ve haber vermediğini, toplantıya çağırmadığını, kararın alındığı toplantıda bulunmadıklarını, Sicil Müdürlüğü'de kabul etmekte olup uyuşmazlık konusu olayın doğruluk ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı hususu re'sen gözetilmesi gerektiği halde ve dava dilekçesinde de talep edilmiş olunmasına rağmen, tescili yapılan işlemin doğruluk ve dürüstlük ilkesine aykırı olup olmadığı hususunun gözetilmemesi eksik inceleme olup hakkaniyete uygun yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, ... bankasının, 1991 yılında almış olduğu kısıt kararı, TBK m.27'ye aykırı olduğunu, bu husus ise, 1991 yılında alınan kısıt kararının butlan/hükümsüz olduğunun en büyük kanıtı olmasına rağmen, sicilin kararı tescil etmesini bu yönüyle değerlendirilmemesi hukuka aykırı olduğunu, tartışma konusu olayın butlan/hükümsüz olup olmadığı hususu re'sen gözetilmesi gerektiği ve dava dilekçesinde de bu yönde kesin deliller bulunduğu halde, tescili yapılan işlemin butlan/hükümsüz olup olmadığı hususunun gözetilmemesi eksik inceleme yapıldığını, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu bu ... bankasının 1991 yılında aldığı kısıt kararı, miras güvencesi ilkesinin ortadan kaldırılması mahiyetinde olduğunu, bu ise alınan kararın butlan/hükümsüz olduğunun ispatı niteliğinde olduğunu, mahkemesince bu yöndeki iddiamız gözetilmeden ve gerekçeli kararda tartışılmadan verilen karar hukuka aykırı olduğunu, adil yargılanma hakkının, hukuki dinlenilme hakkının ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlali olduğunu ve kamu düzenine aykırı olduğunu, ... bankasının, 1991 yılında aldığı kısıt kararı, açıkça kamu düzenine aykırı olduğunu, bu ise alınan kararın butlan/hükümsüz olduğunu, sicil müdürlüğü yetki aşımında bulunduğunu, mahkemesince bu hususun gözetilmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraz davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının husumetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.11/07/1991 Tarih ve 2814 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan Türkiye ... Bankası Anonim Şirketinin 31/05/1991 tarihli olağanüstü genel kurulunda ana sözleşmenin temettünün dağıtılması başlıklı 58. maddesinde değişikliği gidilerek eski halinde "%10 kurucu paylarına" iken yeni halinde "%10 kurucu paylarına(ödenmiş sermayenin 250 Milyarlık bölümü ile sınırlı olarak" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Söz konusu değişikliğin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 09/07/1991 tarihinde tescil edildiği davalının verdiği müzekkere cevabından anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, kurucu intifa senetleri hakkında yapılan esas sözleşme değişikliği ile ilgili olarak kurucu intifa senetleri sahiplerinin rızası alınmadan yapılan genel kurulda alınan kararın sicile tescilinin yetki aşımı niteliğinde olduğu ve terkini gerektiğinden kararın sicil gazetesinden kaldırılmasına ve ... Bankası esas sözleşmesinin 58. Maddesinin 1991 yılından önceki haline getirilmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.TTK'nın 34/1. maddesinde ise, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde yine ilgililerin sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilecekleri düzenlenmiştir. Ticaret siciline tescil işlemi TTK'nın 27. maddesi ve devamında düzenlenmiştir. Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 28/2. maddesine göre tescil, ticari işletmeyle ilgili belirli hukuki hususların, ticaret sicilindeki ilgili sütunlarına yetkili müdür tarafından ilk kez yazılmasını ifade eden teknik bir terimdir. TTK'nın 28/1. maddesine göre tescil istemi, ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. Terkin ise tescil edilen kayıtların silinmesi olup Kanunda aksine bir hüküm yoksa bir kaydın kısmen veya tamamen silinmesi işlemi de tescil hakkındaki hükümlere tabidir. Davaya konu genel kurul kararının tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan Ticaret Sicili Nizamnamesinin 66/1. Maddesi, anonim şirketlerin kuruluşunun veya anonim şirketlerin esas mukavelelerinin değiştirilmesine ait kararların tescilinde, bu şirketlerin sermayelerinin artırılmasına veya azaltılmasına ait tescillerde Ticaret Vekâletinin müsaadesinin noterce tasdikli örneği ile mahkemenin tasdik kararının dahi ibrazı mecburidir, şeklindedir. Anılan düzenlemede Ticaret Sicil Müdürlüğünce kurucu intifa senedi sahiplerinin esas sermaye değişikliğine onaylarının aranması gerektiğine ilişkin bir şart bulunmamaktadır. Bu yönde başkaca bir mevzuat düzenlenmesi de bulunmadığından 09/07/1991 tarihinde ticaret siciline tescil edilen ana sözleşme değişikliğine ilişkin 31/05/1991 tarihli olağanüstü genel kurul kararının, kurucu intifa senedi sahiplerinin onayının aranmamış olduğundan bahisle sicilden terkininin talep edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/12/2025