11. Hukuk Dairesi 2018/5193 E. , 2019/6632 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 20/12/2016 tarih ve 2016/962-2016/764 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisi…
**11. Hukuk Dairesi 2018/5193 E. , 2019/6632 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 20/12/2016 tarih ve 2016/962-2016/764 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 1974-1976 yıllarında aynı zamanda yetkili bayiliğini yaptığı, davalı şirkete ortak olduğunu, fakat davalı şirketin işleyişi ile ilgili toplantılar ve toplantılarda alınan kararların müvekkiline bildirilmesinden dolayı, müvekkilinin ortak olduğu dönemdeki hisse adedinin bu gün itibariyle kaç adet hisse ve sermaye payına tekabül ettiğinin tespit edilemediğini, şirkete ait karar ve pay defterinin incelenmesi için talepte bulunulmuş ise de, şirket kayıtlarının incelenmesi için izin verilmediğini, davalı şirketin 06/05/1994 tarihinde şirket antetli kağıdı ile şirket kaşe ve imzası altında gönderdiği belgede, müvekkilinin 4 hisseye sahip olduğunun aynı zamanda kârdan payına düşen miktarın cari hesaba alacak olarak işlendiğini belirten belge verdiğini ileri sürerek davacının davalı şirkette bulunan hisselerinin durumunun ve bu hisseler için davalı şirketin ödemekle yükümlü olduğu kâr payının belirlenmesinin talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafın hissedarı olduğunu iddia ettiği hissenin 1960 yılında tescil edilen bir şirket olup, ana sözleşmesi gereğince şirket hisselerinin hamiline hisseler olduğunu, hamiline şirket hissesine sahibi olduğunu iddia eden kimsenin bu durumu ancak hisse senedi veya onun yerine kaim belge ile kanıtlayabileceğini başka belgeler ile hissedar olduğunun iddiasının dinlenemeyeceğini, davacı tarafın aynı mahiyette Şişli Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/333 D. İş. nolu dosyası ile tespit talebinde bulunduğunu, bu dosyadan alınan bilirkişi raporunda da, davacının şirkette hissedar olarak görülmediğini sonucuna varıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece uyulan bozma ilamı, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının elindeki belge şirket yetkilisi olmayan kişilerce düzenlendiğinden belgenin bağlayıcı olmadığı, davacının elindeki belgenin hamiline hisse senedi niteliği taşımadığı, nama yazılı yada çıplak pay olarak düşünüldüğünde ise, pay defterlerinde davacının ismine rastlanmaması nedeniyle davalı şirkette ortak olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.