11. Hukuk Dairesi 2025/4107 E. , 2026/1067 K. "" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/609 Esas, 2025/751 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/844 E., 2024/187 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi…
11. Hukuk Dairesi 2025/4107 E. , 2026/1067 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/609 Esas, 2025/751 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/844 E., 2024/187 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, dava dışı...Sağlık Hizmetleri A.Ş. ile imzaladığı, davalının da müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu finansal kiralama sözleşmesinin feshedildiğini, daha sonra aktedilen finansal kiralama sözleşmesinin de 08.09.2014 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, müvekkilinin alacağının bir kısmının tahsili için davalı aleyhine başlattığı takibe davalının itiraz ettiğini, diğer borçlu şirket aleyhine ise iflas dosyası açıldığını, finansal kiralama sözleşmesinin feshi ve kiralanan malların iadesi için açılan davanın, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.06.2018 tarihli, 2014/1413 E. ve 2018/851 K. sayılı kararı ile müvekkili lehine sonuçlandığını, davalının en az dava miktarı kadar borcunun bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptali ve takibin devamına, davalının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacak iddiasına dayanak yapılan sözleşmelerin tarihlerinin 18.04.20 08... .12.2010 olduğunu, kanunen gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefaletin buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağını, kefil sıfatıyla finansal kiralama sözleşmelerini imzaladığı iddia olunan davalı müvekkilinin sözleşme tarihleri üzerinden 10 yıldan daha uzun süre geçmiş olması sebebiyle herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, sözleşmelerde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, kefaletin hukuken geçerli olabilmesi için kefilin sorumlu olacağı kefalet limitinin de açıkça tereddüde yer verilmeyecek şekilde sözleşmede yazılması gerektiğini, sözleşmede limit de belirtilmediğinden ortada hukuken geçerli bir kefalet ilişkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 598/3 hükmünde gerçek kişinin kefaletini sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yıl süre ile sınırlandırıldığı, takip tarihi olan 05.11.2021 tarihinden önce 20 08... tarihli dava konusu sözleşmelerdeki davalılara ait kefaletlerin 18.04.20 18... .12.2020 tarihlerinde sona erdiği, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu 1. maddesi uyarınca TBK'nın 598. maddesinin dava konusu finansal kiralama sözleşmesine uygulanması gerektiği, TBK'nın 598. maddesinde uyarınca gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağından davalı kefillerin 05.11.2021 takip tarihi itibariyle herhangi bir sorumluğu bulunmadığı, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerçek kişi tarafından verilmiş kefaletlerin sona ermesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin ilk kez TBK'nın 598. maddesiyle getirildiği, davaya konu kefaletnamelerin 18.04.2008, 27.02.2010 tarihli olduğu, davacı tarafından 03.11.2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip tarihi itibarı ile on yıllık sürenin dolduğu, hak düşürücü sürelerin, zamanaşımı sürelerinde olduğu gibi durmasının veya kesilmesinin mümkün olmadığı, hükmün gerçek kişi tarafından verilmiş müteselsil kefalette uygulanmasında yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf istemine gelince takip tarihi itibarı ile takibe konu alacak yönünden hak düşürücü süre dolduğundan neticeten davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de davalı lehine nisbi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf istemin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.