7. Hukuk Dairesi 2023/4275 E. , 2024/3734 K. MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Afşin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın …
**7. Hukuk Dairesi 2023/4275 E. , 2024/3734 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Afşin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların baba-oğul olduğunu, müvekkilinin 30 yılı aşkın süredir Almanya'da yaşadığını, dava konusu evi babasına gönderdiği paralarla müvekkilinin yaptırdığını, ancak yurt dışında yaşadığından taşınmazın babası adına tescil edildiğini ileri sürerek, Kahramanmaraş ili, Afşin ilçesi, ... Mahallesi, 242 ada 30 parsel sayılı taşınmazda bulunan davalı hissesinin iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; cevap dilekçesi vermemiştir. Ancak katıldığı 28.11.2019 tarihli duruşmada; davanın reddini istediğini beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 203 üncü maddesi nazara alınarak dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre davacının iddialarını ispat ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 242 ada 30 parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı hissenin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; 1.Davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, 2.Taşınmazın fiilen noter satış vaadi sözleşmesi ve adi yazılı satış sözleşmesi ile alındığı tarihin 1985 ve 1987 yılları olduğunu ve o tarihlerde davacının 21 yaşında olduğunu, taşınmazı alabilecek ekonomik duruma sahip olmadığını, 3.İnançlı işlemin ispatı için yazılı delil gerektiğini, ancak davacının yazılı delilinin bulunmadığını ve davanın tanıkla dahi tam bir ispatının sağlanamadığını, 4.Davacının şahsi haktan kaynaklı davasını sebepsiz zenginleşme istemiyle açması gerektiğini ileri sürerek ve resen belirlenecek nedenlerle kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 203/1 inci maddesinin inançlı işleme dayalı açılan davalarda uygulanma olanağının bulunmadığı, davacı tarafça yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ibraz edilemediği ve davacının davasını ispat edemediği halde davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; 1.Dava konusu taşınmazı muhtar senediyle ... 1987 yılında parasını ödeyerek satın aldığını, 2.Almanya'da yaşadığından taşınmazın babası adına tescil edildiğini, ancak taşınmazın aslında kendisine ait olduğunu, babasının yazılı belgeyi saklaması nedeniyle belgeye ulaşamadığını, 3.Yazılı delil başlangıcı sayılabilecek sözleşme tanıklarının bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas, 1947/6 Karar sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı vekili 30.06.2018 tarihli dava dilekçesiyle; Afşin İlçesi, ... Mahallesi, 16 parselde bulunan taşınmazın 30 yıldır Almanya’da işçi olarak çalışmakta olan müvekkili tarafından gönderilen paralarla satın alındığını ve üzerine ev yapıldığını, müvekkili yurtdışında bulunduğundan taşınmazın babası davalı adına tescil edildiğini, davalının tapu devrine yanaşmadığını belirterek, davalı payının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. I- Kanunlarımızda, gerek inançlı işlemi gerekse inanç sözleşmesini doğrudan düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, “mülkiyet hakkına dayanan” tapu iptal ve tescil davalarında inançlı işlemin ispatı için yazılı delil aranmış olup, inançlı işlemin geçerliliği için şekil şartı aranmamıştır. II- 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun; 1- "İspat hakkı" kenar başlıklı 189. maddesinin üçüncü fıkrasında, "(3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz.", 2- "Kanunda düzenlenmemiş deliller" kenar başlıklı 192. maddesinde, "(1) Kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğunu öngörmediği hâllerde, Kanunda düzenlenmemiş olan diğer delillere de başvurulabilir.", 3- "Senetle ispat zorunluluğu" kenar başlıklı 200. maddesinde, "(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.", 4- "Senede karşı tanıkla ispat yasağı" kenar başlıklı 201. maddesinde, "(1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.", 5- "Delil başlangıcı" kenar başlıklı 202. maddesinde, "(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.", 6- "Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları" kenar başlıklı 203. maddesinin birinci fıkrasının "a" bendinde "(1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir: a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler.", 7- “Yeminin konusu” kenar başlıklı 225. maddesinde; “Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.”, Hükümlerine yer verilmiştir. “Mülkiyet hakkına” dayanarak, inançlı işlem iddiasıyla açılan tapu iptal davası ile “şahsi hakka” dayanarak inançlı işlem iddiasıyla açılan tapu iptali davası arasında farklılık bulunmaktadır. Şöyle ki, mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal davasında, davaya konu taşınmazın mülkiyetinin önceden davacıda bulunduğu, teminat amacıyla veya başka bir sebeple davalıya devredildiği ve yapılan inanç sözleşmesi gereğince taşınmazın mülkiyetinin davacıya iadesi gerekirken, davalı tarafın bu inanç sözleşmesine aykırı davranması nedeniyle iadeye yanaşmadığından tapunun iptali ile davacı adına tescili talep edilmektedir. Mülkiyet hakkına dayanan tapu iptali davasında, davacı taraf mülkiyetinde bulunan taşınmazı resmi akit ile davalıya devrettiğinden senede karşı tanıkla ispat yasağını düzenleyen HMK'nın 201. maddesi nazara alınarak, taraflar baba-oğul olsalar bile resmi sözleşmenin aksi tanıkla ispat edilemez. Ancak, resmi sözleşmeye konu olan olayların gerçekte farklı olduğu veya resmi sözleşme dışında, taraflar arasında yapılmış gizli bir inanç sözleşmesi bulunduğu iddia edilir ise bu durumun mevcudiyetini aynı kuvvetteki bir delille, yani resmi bir sözleşmeyle ispat edilmesini beklemek hayatın olağan akışına ters düştüğünden, 1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararıyla, hiç olmazsa bu durumun yazılı delille ispatlanabilmesine imkân tanınmıştır. Böylece, resmi sözleşmenin aksini ispat yükü zorlaştırılmamış, aksine kolaylaştırılmıştır. III- Dava konusu olaya gelince; davacı ... ile davalı ... arasındaki akrabalık ilişkisi “baba-oğul” yakınlığındadır. İnanç ilişkisinin davacı ... ile davalı ... arasında arasında kurulduğu iddia olunmaktadır. Davaya konu olay, “mülkiyet hakkına” dayanmayıp, “şahsi hakka” dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır. Tapu iptal davasının şahsi hakka dayanması halinde, davalı tarafın iddianın aksini ispat amacıyla senet ileri sürmemesi halinde, HMK'nın 201. maddesi uyarınca bir senedin varlığından ve senede karşı tanıkla ispat yasağından söz edilemeyecektir. İlk derece mahkemesi, şahit ve diğer delilleri birlikte değerlendirmek suretiyle davanın ispatlandığı gerekçesiyle kabulüne karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davalı tarafın istinaf talebini kabul ederek, davanın ancak yazılı delille ispatlanabileceğini, şahit deliline dayanılamayacağını gerekçe göstererek ilk derece mahkemesi kararını kaldırmış ve yeniden kurduğu hükümle davanın reddine karar vermiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince, şahsi hakka dayanan ve baba-oğul arasında yapılan inanç sözleşmesinin ispatı için yazılı belge şart olmayıp, dava şahitler ve diğer delillerle de ispat edilebileceğinden, Bölge Adliye Mahkemesinin yazılı delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesi doğru olmayıp, kararın bozulması görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.