11. Hukuk Dairesi 2011/12933 E. , 2013/16119 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/06/2011 tarih ve 2008/528-2011/297 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.09.2013 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin
**11. Hukuk Dairesi 2011/12933 E. , 2013/16119 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/06/2011 tarih ve 2008/528-2011/297 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.09.2013 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkillerinin murisi ile davalı sigorta şirketi arasında emeklilik ve hayat sigorta poliçesi düzenlendiğini, miras bırakanın teminat süresi içinde yaşamını yitirmesine karşın davalının sigorta tazminatını ödemekten kaçındığını ileri sürerek şimdilik 7.000 TL’nın 21.5.2008 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılamanın devamı sırasında talebini rapora göre 100.000 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili, davacılar murisi olan müşterileri Hayati Dökülen’ín daha önce kalp ameliyatı olduğunun ve sürekli ilaç kullanmakta bulunduğunun başvuru sırasında gizlendiğinin sonradan öğrenildiğini, bunun üzerine Hayat Sigortaları Genel Şartları C.2/2-2 gereği rizikonun teminat dışı olduğunu savunarak davanın reddine talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar murisinin kuyumculuk yaptığı, olay günü işyerinde hırsızlık olduğunu öğrendikten sonra öldüğü ve doktor raporunda muhtemelen kalp krizinden öldüğünün belirtildiği, müteveffanın kalbe bağlı bir sebeple öldüğü kabul edildiğinde temeldeki hastalığın sonucu olarak gelişmiş olma ihtimali bulunmakla beraber kesinlikle bu sebeple ölüm vukuunun belirlenmesinin mümkün olmadığı, temeldeki hastalığı olmasa da yaşadığı hırsızlık olayı sonucu ritim bozukluğu, ani kan basıncı yükselmesi gibi nedenle ölümün meydana gelmesinin de mümkün olduğu, bu nedenle rizikonun yanlış beyan edilen sağlık sorunundan kaynaklandığının ispatlanamamış olduğu, aksine bankaların konut kredisi kullandırırken hayat sigortası yaptırılmasını şart koşmalarından kaynaklanan bir nedenle salt prosedürü tamamlamak için hareket edildiği, sigortalının ölümünün temeldeki hastalığına bağlı olduğu kesin olarak söylenemeyeceğinden, hırsızlık olayının etkisi ile temeldeki hastalık olmasa da gerçekleşebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 100.000 TL’nın davalıdan dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda tanzim edilen hususlardan doğan hukuk davaları ticari davalardandır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Buna göre 3095 Sayılı Kanunun 4489 Sayılı Kanun ile değişik 2. maddesi uyarınca T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranının uygulanmasının istenebilmesi mümkündür. Davacıların talebinin de bu yönde bulunmasına göre mahkemece avans faiz oranının tatbik edilmesi gerekirken yasal faiz uygulanması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden 1086 sayılı H.U.M.K.’nın 438/7 maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının birinci bendinde yer alan “yasal faizi” ibaresinin kaldırılarak yerine “değişen oranlarda avans faizi” ibaresinin eklenmesine, yine kararın hüküm fıkrasında yer alan “ ve faizin türü itibariyle fazlaya ilişkin isteğin reddine “ ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, kararın düzeltilmiş işbu şekli ile ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6.462,10 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacılar'a iadesine, 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.