11. Hukuk Dairesi 2010/7233 E. , 2011/17422 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.03.2010 tarih ve 2009/8 - 2010/139 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tü…
**11. Hukuk Dairesi 2010/7233 E. , 2011/17422 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.03.2010 tarih ve 2009/8 - 2010/139 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının %50 hissedarı bulunduğu Işıl Kuyumculuk Çerez Gıda İnşaat Turizm Dekorasyon Ticaret ve Pazarlama Ltd.Şirketi'ndeki hissesini 28/06/2002 tarihli devir protokolü ile ...’e devrettiğini, bu protokolde belirlenen altın karşılığı belirlenmiş senetleri müvekkiline verdiğini, ancak dava konusu senet bedellerini ödemediğini, alacağının tahsilin sağlamak amacıyla İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2008/571 esas sayılı dosyası ile takibe başladığını belirterek, davalının icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %40 ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, takibe konu senet bedellerinin davacıya ödendiğini, ödenmemiş olsa bile alacağın zamanaşımına uğradığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın BK'nun 26/4. maddesi gereğince zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı, TTK'nun 520. maddesinde şirket ortaklarının payının devrinin mutlaka yazılı şekilde yapılması, ayrıca noter tarafından onaylanması şartının yer aldığını, aksi halde devrin geçersiz olacağını, taraflar arasındaki hisse devri sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmış olsa bile imzaların noterce tasdik edilmemesi sebebiyle geçersiz olduğunu, davacının halen şirkete ortak olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, limited şirket ortağı bulunan davacının pay devri hakkındaki sözleşmeye dayalı olarak başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında imzalanan 28/06/2002 tarihli hisse devir protokolüne istinaden düzenlenen icra takibine konu senetler, 30/05/2003, 30/06/2003, 30/07/2003, 30/08/2003 ve 30/09/2003 vade tarihli olup, icra takibi 15/01/2008 tarihlidir. Borçlar Kanunu'nun maddesi gereğince dava beş yıllık zaman aşımına tabi ise de icra takibine konu senetlerin vade tarihleri ile icra takip tarihi arasında beş yıllık zaman aşımı süresi dolmadığından, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru olmamıştır. Ayrıca, Dairemizin içtihatlarına göre Türk Ticaret Kanunu'nun 520. maddesinde düzenlenen şekil şartına uymayan limited şirket hisse devir sözleşmesi geçersiz ise de; 15/07/2002 tarihli ortaklar kurulu kararı ile taraflar arasındaki hisse devrine muvafakat edildiği, Ticaret Sicil Memurluğu'ndan gelen evraklara göre, davalının taraflar arasında düzenlenen devir sözleşmesinden sonra şirket ortağı olduğunun şirketçe benimsendiği, davalının da şirket ortağı olarak faaliyette bulunduğu, şirketin tasfiyesine ilişkin 25/08/2008 tarihli ortaklar kurulu kararında diğer ortakla birlikte tasfiyeye ve tasfiye memuru tayinine karar verdiği görülmektedir. Bundan sonra sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesi Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olacağı gibi davalının şirket ortağı olmadığı ve sözleşmenin geçersizliği yönünde bir savunması da bulunmadığı halde yazılı gerekçelerle davanın reddi yönünde hüküm tesisi doğru olmamış, davalının diğer savunmalarının tahkiki yönünden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.