11. Hukuk Dairesi 2011/5300 E. , 2012/11419 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 26/10/2010 tarih ve 2009/84-2010/404 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tut
**11. Hukuk Dairesi 2011/5300 E. , 2012/11419 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 26/10/2010 tarih ve 2009/84-2010/404 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, dava dışı Okan Cam AŞ'ye ait olan 1350 kasada toplam 2.749.170 kg net ağırlıktaki cam emtiasının 24/09/2008 tanzim tarihli konişmento muhtevası olarak davalı donatanın Rapsodi isimli gemisine Constanta/Romanya Limanı'nından Diliskelesi/Türkiye Limanı'na nakledilmek üzere yüklendiğini, geminin 26/09/2008'de varma limanına ulaşmasının ardından başlayan tahliyenin 29/09/2008'de tamamlandığını, ancak hasarlı emtiaların çıktığını ve bunun akabinde yapılan eksper incelemesi sonucunda tespit edilen zarar karşılığı 45.651.91 TL hasar bedelinin 23.10.2008 tarihinde ödendiğini, mevcut hasardan davalı donatanın sorumlu bulunduğunu ileri sürerek 45.651.91 TL'nin 23.10.2008 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, usulüne uygun olarak hasar ihbarı yapılmadığını, bunun aksinin ispatının davacıya ait bulunduğunu, yapılan tespitte herhangi bir temsilcilerinin bulunmadığını, taşımanın dayandığı konişmentoların ön sayfalarındaki koşullarda “yükün ağırlık, ölçü, kalite, içerik ve değerinin bilinmediğinin belirtildiğini, yükün kendisine teslim edildiği ve yüklendiği hali ile taşındığını, bağlantı özeti (fixtura recap) incelendiğinde yükleme ve boşaltma için “FİOS” (free in out stow = yükleme, tahliye ve istifleme masraf ve riskleri taşıtana/yükletene-gönderene aittir) kaydının bulunduğunu, ayrıca aynı kloza göre donatan, taşıyan ve kaptanın sadece taşınan kasa sayısı ile sorumlu bulunduğunu, bunun yanında taşımada kaptanın seyir güvenliği açısından yüklemeye nezaret etmiş olması nedeni ile iddia edilen hasardan sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ile dava dışı emtia sahibi arasında FİOS şartının öngörüldüğü, buna göre yükün yükleme, boşaltma ve istiflemesi masrafları ile bu faaliyetler nedeniyle doğacak zararların taşıtanın sorumluluğunda olduğu, bunun yanında navlun sözleşmesinde yükün bağlanması emniyet altına alınması ve takozlama malzemesinin sağlanması ve bunlara ilişkin faaliyetlerin icra edilmesi ile bu faaliyetlerin masraf ve sorumluluğunun da taşıtana yüklendiği, ayrıca dava konusu emtianın ahşap sandıklarda teslim alınması nedeni ile konişmentodaki temiz kaydının da bu sandıkların dıştan bakıldığında iyi durumda olduğunu gösterdiği ve bunun aksinin davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, deniz taşıması sırasında hasar gören emtianın rücuen tazminine ilişkindir. Gerek teknik gerekse de hukuk bilirkişisinin değerlendirmesinde hasarın ağırlıklı kısmının yapılacak sefere uygun istiflenmeme sonucu kayma ile meydana geldiği belirtilmiş, ancak navlun sözleşmesindeki “Fios” kaydı nedeniyle kaptanın sorumluluğunun söz konusu olmadığı, kaptanın nezaret yükümlülüğünün sınırlı olduğu görüşüyle davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği belirtilmiş, mahkemece de bilirkişi raporu benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, TTK’nun 1061. maddesi “taşıyan malların yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve özenini göstermekle yükümlüdür” derken yüke özen borcunun kapsamına giren faaliyetlerin ancak bir kısmını belirtmektedir. Gerçekte yükün iyi bir halde muhafazası ve gideceği yere salimen varabilmesi için gerekli bütün tedbirler buna dahildir (Çağa/Kender, Deniz Ticaret Hukuku II, Navlun Sözleşmesi Sayfa 135). Sözleşmeye konulacak “fio” veya “fios” şartı ile TTK’nun 1061. maddesinde sayılan faaliyetlerin ve yükümlülüklerin bir kısmı ve netice olarak bunların kötü yapılmasından doğan sorumluluk yükle ilgililere aktarılabilir. Ancak böyle bir şart, kaptanın nezaret görevinin, yükleme ve boşaltma işçilerini gözetmek yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz (a.g.e sayfa 135-136). Yükleme, boşaltma ve istif işlerinin yük ilgililerine bırakıldığı durumlarda dahi TTK’nun 975. maddesi uyarınca kaptanın yükleme ve istifin denizcilik örf ve usullerine uygun tarzda yapılmasına nezaret etmek görev ve sorumluluğu vardır. Bu durumda, yük hasarına münhasır olmak üzere yapılan hatalı istif ve boşaltmadan dolayı taşıyanın sorumluluğunun devam ettiği ve müşterek kurusunun var olduğu gözetilerek, deniz taşıması konusunda uzman bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden rapor alınarak, yapılacak değerlendirme sonucunda hasıl olacak kusur oranına göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.