İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 23/02/2026 YAZIM TARİHİ : 23/02/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 12/02/2025 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Konya’ın tanınan müteahhitlerinden o…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/02/2025 NUMARASI : ... Esas - ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI : ... VEKİLİ : Av... DAVALI : ... VEKİLİ : Av... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 23/02/2026 YAZIM TARİHİ : 23/02/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 12/02/2025 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Konya’ın tanınan müteahhitlerinden olduğunu, bonoda lehdar ve kefil olan ..... ve ...... kardeşlere ait Karaman ilinde bulunan bir arsaya AVM yapmak için anlaştıklarını, müvekkilinin arsanın bir kısım bedelini nakit, diğer kısımını da yapılacak AVM'den dükkan yeri vererek alacağını, ..... ve ...... kardeşlerin emaneten kendilerine ait arsanın tapusunu ...... üzerine yaptıklarını, sözleşmelere ilgililer sıfatıyla imza koyduğunu, ......'un ise tarafları bir araya getirdiğini ve tanıştırdığını, muhasebe işlerini yaptığını, Köse kardeşlerin AVM yapılıp değerlenmeye başlayınca sürekli taleplerini artırdığını, muhasebecileri ......’tan geçtiğini düşündükleri ve müvekkilinden hile ile alınan A4 kağıda atılan bir imzadan emanetçi olarak bütün mallarını verdikleri ...... (...... Sanayi – Matbaa) aracılığı ile kambiyo senedi oluşturulduğunu düşündüklerini, müvekkilinin Karaman iline yaptığı AVM için yaptığı ödemeler, aldığı tapu kaydı ve tüm sözleşmelerin, bütün hisseleri kendisine ait olan ...... Şti. tarafından yapıldığını, oysa ki düzmece hazırlanan bonoda borçlu olarak şahıs gösterildiğini, çünkü şirket olsa ticari defterlerin gerçeği ortaya çıkaracağını, ayrıca senedin arkasına sahte kaşe vurulduğunu ve iptal edildiğini, senedin alacaklısı davalı ile müvekkilinin hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, ciro silsilesinin bozuk olduğunu, takibe konu senedin gerçek olmayıp, matbaa yahut bilgisayar marifeti ile üretildiğini, müvekkilinin, aleyhine başlatılan takip ile dava konusu bonodan haberdar olduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; HMK m.209 hükümleri gereğince sahtecilik iddialarına binaen öncelikle teminatsız olarak, aksi halde uygun görülecek bir teminatla takibin durdurulmasına, takibe konu senedin sahte olduğunun tespitine, Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının iptali ile müvekkilinin davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine takip konusu alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, iddiasını ispat edemediğini, dava konusu edilen icra dosyası ve takip dayanağı senet incelendiğinde tüm vasıflarına haiz kambiyo evraklarından sayılan bono olduğunun görüleceğini, müvekkilinin, takip dosyasındaki bonoda yetkili hamil konumunda, davacının ise müracaat borçlusu konumunda olduğunu, kambiyo evraklarının ticari defterlere kaydının zorunlu olmadığını, sebepten mücerret bu kambiyo evraklarından dolayı borçlu olmadığını iddia eden tarafın, iddiasını ancak yöntemine uygun yasal yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini, davacının tanık dinletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını beyan ederek davanın reddi ile davacı aleyhine dava konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Dava, "Menfi Tespit" davasıdır. Somut olayda ; Konya .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasında davalı tarafından davacı ve dava dışı iki kişi aleyhine, 9.800.000 TL. bedelli bonoya istinaden, toplam 9.856.761,68 TL. alacak üzerinden, 15/06/2021 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlattığı belirlenmiştir. Davacı, dava konusu bonodaki imzaya itiraz etmelerine rağmen imzanın davacıya ait olduğunun ortaya çıktığını bildirmiş, dava konusu bononun hile ile davacıya boş kağıt imzalatılıp, bu kağıdın matbaa veya bilgisayar aracılığıyla bono haline getirildiği ve ayrıca bonoda ciro zincirinde bozukluk olduğu gerekçesiyle dava konusu bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Dava konusu bononun incelenmesinde ; borçlunun ..., kefilin ......, lehtarın ..... olduğu, 03/11/2019 tanzim, 09/06/2021 ödeme tarihli ve 9.800.000 TL. bedelinde olduğu belirlenmiş, bononun arkasında ilk imza ve cironun lehtar .....'ye ait olduğu, aradaki ciroların karalandığı, en son yetkili hamilin ve kendisine ciro yapılan kişinin davalı ... olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu bonoda ciro zincirinde davacının iddia ettiği gibi herhangi bir kopukluk tespit edilememiştir. Davacının şikayeti üzerine Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... Sor. sayılı dosyası üzerinden, davalı ve dava dışı kişiler aleyhine resmi belgede sahtecilik, açığa imzanın kötüye kullanılması şikayetleri ile soruşturma başlatılmış, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 17/04/2022 gün ve ... sor. 2022/19046 K. sayılı kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, bu karara karşı itiraz edilmesi üzerine Konya .... Sulh Ceza Hakimliğinin 13/06/2022 gün ve ... D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın aynı konuda yeniden yaptığı şikayet üzerine, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 05/02/2024 gün ve ... sor. ... K. sayılı kararı ile daha önce aynı konuda soruşturma yapıldığı, yeni bir delil ortaya çıkmadığı gerekçesiyle tekrar kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, bu karara da yapılan itiraz üzerine Konya .... Sulh Ceza Hakimliğinin 01/10/2024 gün ve ... D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Konya ... İcra Hukuk Mahkemesinin 17/11/2021 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile de dava konusu bonodaki imzanın 30/09/2021 tarihli Jandarma Kriminal raporuna göre davacıya ait olduğunun anlaşılması nedeniyle davacının takipteki imzaya ve borca itirazının reddine karar verilmiş, karar 05/04/2022 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı taraf, dava konusu bononun tarafların ticari defterlerinde yer alıp almadığı konusunda inceleme yaptırılmasını istemiş ise de; Yargıtay 19. HD.nin 12/04/2016 gün ve 2016/1133 E. 2016/6477 K. sayılı emsal içtihadına göre, "Dava, bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Bononun, ticari defterlerde kayıtlı olmaması tek başına bonodan dolayı alacak bulunmadığı sonucunu doğurmaz. Bonoya karşı ileri sürülen iddiaların yazılı delille ispatı gerekir." Bu nedenle usul ekonomisi gereğince tarafların ticari defterlerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Davacı taraf, bononun sahte olarak hazırlandığı konusunda Adli Tıp İncelemesi yapılmasını da istemiş ise de, bonodaki imzanın davacıya ait olması ve davacının sahtecilik iddiası hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verilmesi nedeniyle Adli Tıp incelemesi de gerekli görülmemiştir. Davacı taraf tanık dinletmek istemiş ise de, davanın mahiyeti, alacağın miktarı ve karşı tarafın açık muvafakatinin bulunmaması, davanın bu şartlarda yazılı delillerle ispatının gerekmesi nedeniyle davacı tarafın tanık dinletme talebi de kabul edilmemiştir. Davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılması nedeniyle, davalı tarafa yemin teklif edip etmeyecekleri sorulmuş, davacı taraf davalıya yemin teklif etmeyeceklerini bildirmiştir. Davacı taraf, davalıya borçlu olmadığını ispat edemediğinden davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı taraf, fer'i nitelikte tazminat talep etmiş ise de, bu dava içerisinde ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden ve 2004 s. İİK'nin 72/4. maddesi gereğince fer'i nitelikte tazminat verilmesinin şartları oluşmadığından davalının da fer'i nitelikteki tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davacının davasının ispat edilememesi nedeniyle reddine, davalının fer'i nitelikteki tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki evvel yargılamaları esas alarak davanın esasına girmediğini, esas alınan savcılık / mahkeme kararlarının da yersiz ve yetersiz olduğunu, davanın konusunun imza itirazına ilişkin değil senedin sahteliğinin tespitine ilişkin olduğunu, senedin adli tıp incelemesinden geçmesi gerektiğini, somut iddialarının dikkate alınmadan ticari defterler incelenmeden, tanık dinlenmeden davanın ispat edilemediğinden reddine karar verildiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. Dosya istinaf incelemesi için dairemizde iken davacı vekilinin Uyap üzerinden e-imzalı olarak ilk derece mahkemesine gönderdiği 05/02/2026 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiklerini bildirdiği, davalı vekilinin de Uyap üzerinden e-imzalı olarak ilk derece mahkemesine gönderdiği dilekçesiyle davacı tarafından yapılan / yapılacak olan feragati kabul ettiklerini, istinaf ve temyiz haklarını kullanmayacaklarını, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını bildirdiği, davacı vekilinin feragat dilekçesi ile davalı vekilinin beyan dilekçesinin ilk derece mahkemesince Uyap üzerinden dairemize gönderildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde davadan feragat etme yetkisinin bulunduğu görülmüştür. Davaya son veren taraf işlemleri olan feragat, kabul ve sulh, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307 ilâ 315. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Tasarruf ilkesinin bir sonucu olarak davaya son veren taraf işlemleri hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir. Bir başka ifade ile taraflar davayı kabul ederek ya da davadan feragat ederek veya sulh sözleşmesi yaparak yargılamanın her aşamasında ve hatta kanun yollarında herhangi bir hükme gerek kalmaksızın davayı sona erdirebilirler. Ancak bu işlemler vekil tarafından yapılacaksa vekilin vekâletnamesinde özel yetkinin bulunması gerekir (HMK m. 74). Davadan feragat, davayı kabul ve sulh, içerikleri itibariyle birer maddi hukuk işlemi olmakla birlikte, yapılış şekli itibariyle birer usulü işlemdir. Bu nedenle söz konusu işlemler bir taraftan maddi hukuk anlamında uygulama imkânı bulan iradeyi bozan hâllere dayanılarak iptal edilebilirken, diğer taraftan kesin hüküm gibi sonuç doğurmaktadır. Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK m.307). Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan kısmen veya tamamen vazgeçer. Feragat, davayı kesin olarak sonuçlandıran bir hukuki işlem olup, yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, davacı vekili tarafından ibraz edilen 05/02/2026 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiğinin bildirildiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragat etme yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla HMK'nın 310 maddesi gereğince karar kesinleşinceye kadar davadan feragat mümkün olduğundan ve dairemizce henüz davacının istinaf sebepleri esastan incelenip karara bağlanmadığından, davacının feragat beyanı nazara alınarak ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması ve HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurularak davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)Davacının davadan feragat beyanı nazara alınarak istinaf talebine ilişkin dilekçesinin REDDİNE, 1-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, B)Davacının davadan feragat beyanı nazara alınarak, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2025 tarih ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, C) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, 1-Davanın FERAGAT nedeniyle REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin alınan 167.359,50 TL peşin harç ve 969,35 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 168.328,85 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 167.596,85 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf vekalet ücreti talep etmediğinden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatıran tarafa iadesine, D) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, E) Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 23/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır ...