T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1044 Esas KARAR NO: 2026/393 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/253 Esas- 2023/112 Karar TARİH: 09/02/2023 DAVA: Ticari Ünvanın Korunması KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olma…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1044 Esas KARAR NO: 2026/393 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/253 Esas- 2023/112 Karar TARİH: 09/02/2023 DAVA: Ticari Ünvanın Korunması KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 23.09.2004 tarihinde ...Limited Şirketi olarak ticari unvanını tescil ettirdiğini, belirtilen tarihten itibaren müvekkili şirketin ticari hayatına bu ticari unvan ile devam ettiğini ve bu unvan ile Türkiye'nin birçok yerinde önemli projelere imza attığını, müvekkili şirketin piyasada "..." olarak anıldığını, müvekkili şirketin son dönemlerde birlikte iş yaptığı firmalardan, kendi bünyesine ait olmayan projeleri, proje tekliflerini sanki kendilerince yapılmış olarak algılandığını fark ettiklerini, bunun üzerine yaptıkları araştırmada ortak faaliyet gösterdikleri piyasada ... olarak anılan bir firmanın daha varlığını öğrendiklerini, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/481 Esas sayılı dosyasında kazanmış oldukları davanın istinaf mahkemesince bozulduğunu ve dosyanın şuan Yargıtay incelemesi aşamasında olduğunu, davalı şirketin tescil tarihinin 05.09.2016 olduğunu, müvekkili şirketin unvan tescil tarihinin çok daha eskiye dayandığını, ticari unvanın kullanımı bakımından önceliğin müvekkili şirkete ait olduğunu, şirketlerin faaliyet alanlarının ortak olduğunu, davalı şirketin piyasada söz konusu şirketler arasında oluşan iltibastan faydalanması ve şirketler arasında karışıklık çıkması ihtimalinin bulunduğunu, davalı şirketin tutumlarının haksız rekabet oluşturduğunu beyanla davanın kabulü ile "..." ibaresinin davalının ticari unvanından ve sicil kayıtlarından terkinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret sicil kayıtları herkese açık olup, davacının 5 yıl sessiz kalarak unvan kullanımına razı olduğunu ve dava açma hakkını kaybettiğini, müvekkili şirketin kurulduğu günden itibaren davacının bu ilandan basiretli bir tacir olarak haberdar olma yükümlülüğünün olduğunu, müvekkili şirketin kurulduğu günden itibaren büyük saygın projelere imza atarak harcadığı emekle kısa sürede firmasına değer kattığını, sektörde proje alanında tanınır, güvenilir, bilinir firmalar arasında yerini aldığını, faaliyet alanlarının kesinlikle ortak olmadığını, müvekkili şirketin sadece projelendirme, davacının ise sadece taahhüt hizmeti verdiğini, web sitelerinde yer alan işlere bakıldığında müvekkili şirketin proje firması olduğunun açıkça görüldüğünü, müvekkili şirketin taahhüt alanında faaliyeti olmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği bütün işlerinde taahhüt alanına ait olduğunu, dava dilekçesinde çekirdek kısmın ... olduğunun iddia edildiğini, ...'nın çekirdek unsur değil ek unsur olduğunu, davacının dava dilekçesinde ticari unvan kullanımının adeta bir markaya yaklaştığının belirtildiğini, bunu kabul etmemekle birlikte ticaret unvanının marka değerinin olsa bile müvekkilinin bu durumdan istifade etmesinin söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin kurulduğu 2016 yılından itibaren ticaret unvanı markasını "..." olarak Türk Patent ve Marka Kurumuna tescil ettirdiğini, müvekkilinin piyasada "..." olarak tanındığını, iltibastan faydalanılması ve şirketler arası karışıklık ihtimalinin olmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın, ticari unvana müdalenin men'i, davalı şirketteki ... ibaresinin ticaret unvandan ve sicilden terkini istemine ilişkin olduğu, Ticaret Sicilinden her iki şirketin kayıtlarının incelenmesinde davacı ....... Şti.'nin 23/09/2004 tarihinde, davalı ... ... ... A.Ş.'nin 05/09/2016 tarihinde ticaret siciline her iki ünvanın müşterek ibaresi ... ismi ile sicile kayıt edildikleri, iş bu davanın dava tarihinin ise 10/04/2021 olduğu, her iki şirketin iştigal konularının benzer olduğu, her iki şirketin de faaliyet alanının merkezinde mekanik tesisatın bulunduğu, tarafların isim benzerliklerinin, ticari hayatın olağan akışı içinde ortakları aynı kardeş şirket izlenimi vermediği ve davacının çalışma alanının, davalının çalışma alanını da kapsadığı, mevzuat gereği unvanda faaliyet konularından en az birinin gösterilmesi yeterli ve zorunlu olup, faaliyet konularının farklı olması hususunun unvandan her zaman anlaşılamayacağı, ki somut olayda da her iki şirketin unvanından bunun anlaşılamadığı, davacı tarafından dava dıışı "... ... . . ... ...Anonim Şirketi" hakkında açılan davada, davacının 5 yıl sessiz kalarak unvan kullanımına razı olduğu, dava açma hakkını kaybettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, bu dosyada verilen kararın kesin hüküm veya kesi delil teşkil etmediği, davalı taraf davacının 5 yıl sessiz kalarak unvan kullanımına razı olduğunu iddia etse de davalı ... ... ... A.Ş.'nin 05/09/2016 tarihinde ticaret siciline kayıt edildiği, iş bu davanın tarihi ise 10/04/2021 olup 5 yıllık sürenin de dolmadığı, her ne kadar 5 yıllık süre dolmamış ve buna göre unvanın kullanımına davacının razı olmadığı açık ise de 5 yıllık süreden daha az olan 4 yıl 7 ayı 5 günlük sürenin geçtiği, davacının her ne kadar farklı bir şirket olsa da ... unvanlı diğer şirkete karşı dava açmakla bu unvanın kullanılmasına rıza göstermediği ni ortaya koyduğu, ticaret sicilinin aleniliği gereği tescil ve ilandan itibaren 5 yıllık süre önce tescil eden aleyhine işletildiği gibi, yine aynı alenilik gereği kendisinden önce aynı faaliyet alanında benzer unvan ile bir şirket bulunduğunu sonradan benzer unvanı tescil ettiren içinde uygulanması gerektiği, buna göre gerek sessiz kalmada rızanın oluşup oluşmadığında sürenin tayini gerek ise, sessiz kalarak sonradan benzer unvanı tescil ettirenin bu unvan ile tanınmışlık, kredi sağlamasından sonra terkini talebinin TMK 2. maddeye aykırı olup olmadığının takdirinin gerektiği, somut olayda rızanın oluşmadığı, terkin isteminin TMK 2. maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği, TTK'nın 50.maddesi uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine ait olup önce tescil edildiği için bu unvanı kullanma hakkının davacı tarafa ait olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalının kurulduğu 2016 yılından itibaren ticaret unvanının markasını "..." olarak tescil ettirdiği ve bu marka ile tanındığı, davalı şirketin kurucusu olan .... tarafından ilk olarak 2010 yılında dava dışı ... ..... A.Ş.'nin kurulduğu, davacının bu şirkete karşı açtığı davada 5 yıl gibi uzun bir süre sessiz kalarak kullanıma razı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği ve kararın istinaf incelemesinden geçtiği, davalı şirketin dava dışı ... .... ..Şirketi'nden önce kurulduğu ve davacının 2016 yılından itibaren davalı şirketten haberdar olduğu, ticaret sicil kayıtlarının herkese açık olduğu, davacının beş yıl sessiz kalarak kullanıma razı olduğu ve dava açma hakkını kaybettiği, Mahkemenin, sessiz kalmak suretiyle hak kaybının tespiti için aranan süreyi yanlış değerlendirdiği, 4 Yıl 7 Ay 5 günlük süre dolduğu için davacının unvanın kullanımına razı olmadığını söylediği ancak dava konusunun Ticari Unvanın Korunması olduğu ve TTK 52. maddede zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin düzenlenmediği, bu sebeple makul bir sürede dava açılmasının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin uygulaması ile hukukumuza yerleştiği, 5 yıllık süre dolmadığından, davacının unvana rızasının olmadığına hükmedilemeyeceği, Mahkemenin dürüstlük kuralını yanlış değerlendirdiği, Mahkemenin çelişkili bir şekilde ... ..... ..Şirketi ile davalı şirketin farklı şirketler olduğunu, bu davada verilmiş kararın somut olay yönünden delil teşkil etmeyeceğini kabul etmekle birlikte ortak ve yöneticilerinin aynı kişiler olduğunu kabul ederek davacının ... Proje ...Şirketi'ne dava açmakla sessiz kalmadığını ortaya koyduğunu kabul ettiği;Davalının ticaret unvanının TTK madde 45'e uygun olduğu, Mahkemece yanlış yorumlandığı, anonim şirketler yönünden işletme konusu ve şirketin türünün unvanın çekirdek kısmını oluşturduğu, davacı ile davalının unvanlarındaki çekirdek kısımların tamamen farklı olduğu, "..." ibaresinin ise çekirdek değil ek olduğu, davalı ile davacının ticaret unvanlarının çekirdek kısmı ayırt edici olduğu için TTK madde 45 anlamında bir ek alma zorunluluğu olmadığı, tarafların faaliyet alanlarının kesinlikle ortak olmadığı, davalının sadece projelendirme, davacının ise sadece taahhüt işleri yaptığı, bu nedenle karşı karşıya geldikleri projeler olmadığı, ticaret unvanının terkininde hak sahipliğinin sadece öncelikli tescile dayandırılamayacağı, şirketlerin tanınırlığına da bakılması gerektiği, davalı şirketin kendi sektöründe 20 yılı aşkın süredir hizmet verdiği, tanınan, bilinen şirketler arasında olduğu, büyük projelere imza attığı, söz konusu projelerin davacının tanınırlığından, unvanından faydalanılarak alındığının kabul edilemeyeceği, bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, TTK'nın 52. maddesi uyarınca davalının ticaret unvanındaki "..."'' ibaresinin sicilden terkini talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. TTK'nın 52. maddesi uyarınca; ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi bunun tespitini, yasaklanmasını, haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını isteyebilir. TTK'nın 43. maddesi ile anonim şirket, limited şirket ve kooperatiflerin unvanlarında işletme konularının gösterilmesi gerektiği, Kanunun 46. maddesi hükmüne uyulmak kaydı ile unvana ek alınabileceği kabul edilmiştir. TTK'nın 46/1. maddesi uyarınca unvana alınacak eklerin; tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve fınansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmaması, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmaması gerekir. Bunun yanında TTK'nın 45. maddesine uyarınca bir ticaret unvanına, Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılması zorunludur. Dosya kapsamından; davacı şirketin ticaret unvanın çekirdek kısmının "...........", davalı şirketin ticaret unvanının çekirdek kısmının ise, "... ... A.Ş." olduğu, her iki şirketin de unvanlarına ek olarak "..." ibaresini aldıkları, davacı şirketin 2004, davalı şirketin ise 2016 yılında kurulduğu, Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında; her iki şirketin de mekanik tesisat sektöründe çalıştıkları, davacı şirketin davalı şirketten farklı olarak mekanik tesisat projelerinin uygulayıcısı da olduğu, anahtar teslim projelendirme şeklinde çalıştığı, davacının faaliyet alanının davalının faaliyet alanını da kapsadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı taraf, davacının, ticaret unvanının kullanılmasına uzun süre sessiz kalması sebebiyle dava açma hakkını kaybettiğini iddia etmiş ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin son içtihatları ile bu süre belirli şekilde 5 yıl olarak kabul edildiği ve dava 5 yıllık süreden önce açıldığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Bkz. Yargıtay 11. HD; 19/11/2025 Tarihli, 2025/1925 Esas ve 2025/6832 Karar sayılı kararı)Davalı taraf, Mahkemece ticaret unvanları hakkında yanlış değerlendirme yapıldığı, her iki şirketin ticaret unvanlarının çekirdek kısmının birbirinden tamamen farklı olduğu, dolayısıyla TTK madde 45 gereği davalının ek almak zorunda olmadığı, yine her iki şirketin faaliyet konularının tamamen farklı olduğu yönünde istinaf sebepleri ileri sürmüştür. Her ne kadar her iki şirketin ticaret unvanlarının çekirdek kısımları birebir aynı olmadığından, davalının TTK madde 45 uyarınca ek almak zorunda olmadığı kabul edilebilirse de, davalı unvanına aldığı ek ile, her iki unvanın çekirdek kısmı arasındaki farklılığın ikinci plana düşmesine sebep olmuştur. Her iki unvan ilk bakışta tarafların, aynı gruba ait şirketler olduğu izlenimini yaratmaktadır. Ayrıca her iki şirketin temel iştigal alanı mekanik tesisat olup, davalının yalnızca proje üretmesi ve davacının ayrıca projelerin uygulayıcısı olması faaliyet alanlarının farklı kabul edilmesini gerektirmemektedir. Aksine ticari hayat içerisinde bir şirketin aynı alanda proje, diğerinin uygulama yaptığı, grup şirketi olarak mekanik sistemlerin proje ve uygulamalarını gerçekleştirdikleri gibi bir sonuca ulaşılabilmesi mümkündür. Bu da ticari dürüstlüğe aykırı bir netice yaratmaktadır. Bu hali ile davacı "..." ibaresini ticaret unvanı olarak ilk tescil ettiren kişi olduğu için davalının ticaret unvanından bu ibarenin silinmesini talep etme hakkına sahip olup, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.