15. Ceza Dairesi 2012/17624 E. , 2014/11297 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık (değişen suç vasfına göre dolandırıcılık) HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Suç tarihi 15.01.2009 tarihi olduğu halde gerekçeli karar başlığında 15.01.2008 olarak yazılmış ise de, bu husus mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla…
**15. Ceza Dairesi 2012/17624 E. , 2014/11297 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık (değişen suç vasfına göre dolandırıcılık) HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Suç tarihi 15.01.2009 tarihi olduğu halde gerekçeli karar başlığında 15.01.2008 olarak yazılmış ise de, bu husus mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Sanığın, parkta oturan müştekinin yanına giderek sohbet ettiği ve memleketini sorduğu, müştekinin Gaziantepli olduğunu söylemesi üzerine “şu ileride hayat kadınları var, bir tanesi Antepli“ dediği, müştekinin de kardeşinin kayıp olan kızı olabileceğini düşünerek bu bayanı görmek istediği, akabinde birlikte Doğanbahçe Sokak No:16 sayılı yere geldiklerinde sanıkla birlikte hareket eden ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir şahsın müşteki ile sanığın yanına yaklaşarak polis olduğunu belirtip “ne geziyorsunuz burada“ diyerek kimliklerini ve paralarını istediği, bunun üzerine müştekinin cebinde bulunan 1600 TL'yi bu şahsa verdiği, daha sonra polis olduğunu beyan eden kişinin müşteki ile sanığa “sizi karakola götüreceğim“ dediği, bilahare birlikte karakola gittikleri esnada müştekinin namaz kılmak istediğini belirtip polis olduğunu söyleyen şahıstan izin istediği, bu şahsın da izin vermesi üzerine müştekinin camiye girerek abdest almaya başladığı, ancak durumundan şüphelenerek bir müddet sonra dışarı çıkıp baktığında her iki şahsında ortadan kaybolduğunu görüp dolandırıldığını anladığının iddia edildiği olayda, sanık savunması, müşteki ifadesi, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK'nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.