11. Hukuk Dairesi 2009/12683 E. , 2011/12519 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi . Taraflar arasında görülen davada Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/07/2009 tarih ve 2008/165-2009/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11/10/2011 gününde davalı avukatı ..... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anla…
**11. Hukuk Dairesi 2009/12683 E. , 2011/12519 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi . Taraflar arasında görülen davada Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/07/2009 tarih ve 2008/165-2009/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11/10/2011 gününde davalı avukatı ..... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline ait meyve bahçelerinin davalı tarafından bitkisel ürün sigorta poliçeleriyle sigorta örtüsüne alındığını, poliçede yazılı risklerin meydana gelmesi sonucu zarara uğradığını ileri sürerek, 9.190.00 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, zararın kaysı bahçelerindeki yalancı döllenmeden kaynaklandığını, teminat verilen don veya diğer rizikonun gerçekleşmediğini, meyve küçüklüğünün hava değişiminden de kaynaklanabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının meyve bahçelerinin davalı nezdinde sigorta örtüsüne alındığı hususunun çekişmesiz olduğu, don, dolu ve fırtına gibi rizikolar için teminat verildiği, bilirkişi raporu, yaptırılan tespit ve davacının resmi mercilere yaptığı başvuru kapsamlarıyla ürünlerin teminat kapsamı risklere maruz kaldığı, zararın belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.190 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HUMK.nun 213/3. maddesi uyarınca geçerli bir özrü olmadan davaya gelmeyen tarafın yokluğunda cereyan eden işlemlere itiraz etmesinin mümkün bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, bitkisel ürün sigorta poliçelerine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait birden ziyade kayısı bahçesinin düzenlenen sigorta poliçeleriyle don, dolu ve fırtına rizikolarını kapsar şekilde geçerli olarak davalı tarafından sigorta örtüsüne alındığı hususu çekişmesizdir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, teminat kapsamına alınan rizikoların gerçekleşip gerçekleşmediği, davalının bu nedenle tazminat ödeyip ödemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Davacı taraf, sigorta poliçesinde yazılı don, dolu ve fırtına gibi rizikoların gerçekleştiğini, kayısı bahçelerinin zarara uğradığını ve verim kaybının bulunduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili, açıklanan verim kaybının yalancı döllenmeden kaynaklandığını, zararın teminat dışı olduğunu savunmuştur. Mahkemece hukukçu ve ziraatçı bilirkişi tarafından düzenlenen rapora itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hükme temel alınan bilirkişi raporu denetime uygun olmadığı gibi taraf kanıtlarını da yeterli şekilde değerlendirip tartışmamıştır. Uyuşmazlığın çözümü için, kayısı bahçelerinde meyve dökülmesi şeklinde meydana gelen zararın sebebinin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Davacının yaptırdığı ve davalı tarafından itiraza uğrayan tespit sonucu düzenlenen raporda dökülen ve zarar oluşan meyvelerin büyüklüklerinde farklılıklar olduğu, hepsinin döllendiği ve meyve çekirdeğinin oluştuğunun gözlenmediği, meyveler üzerinde darbelerin bulunduğu açıklandıktan sonra, bu hasara don, dolu ve fırtınanın sebep olabileceği bildirilmiştir. Ancak, davalı başvurusu sonrasında Malatya Meyvecilik Araştırma Enstitüsü uzmanlarınca düzenlenen raporda ise, meyve tutumunun düşük ve düzensiz oluşu ile küçük meyve dökülmesinin nedeninin, hava sıcaklığının ani yükselmesine bağlı olarak yalancı döllenme olduğu, bu durumun ileriki aşamada meyveye gelen su ve besin yetersizliği sonucu meyveli çekirdekte ve etrafındaki dokularda kararmaya neden olacağı, aynı yörede başka kaysı çeşitlerinde aşırı meyve tutması olduğu, dökülme bulunmadığı, bu durumun don olayının gerçekleşmediğini gösterdiği yönünde açıklamalara yer verilmiştir. Don veya başka bir doğa olayıyla ilgili resmi makamlara başvuru yapılmamıştır. Öte yandan, 17.04.2008 tarihli Yeşilhisar Ziraat Odası üyeleri ile bir takım vatandaşların toprak ve meyvelerin donduğuna dair tutanak düzenledikleri sabittir. Yörede meydana gelen fırtına ile sıcaklık bilgileri dosyaya getirtilmiştir. Ancak, dolu ile ilgili bilgiler ise, araştırılmamıştır. Bu durum karşısında, sigorta dönemi içinde yörede dolu meydana gelip gelmediği hususunun meteorolojiden sorulması, davacı kaysı bahçelerinde dökülme şeklinde meydana gelen zararının, taraf kanıtları da tartışılarak hangi sebep veya sebeplerden kaynaklandığı yönünde kaysı meyvesi alanında uzmanlığı bulunan iki ziraat mühendisi ve bir sigorta hukukçusundan oluşturulacak kuruldan denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 3-Ayrıca, poliçe özel ve genel şartlarında zararın hesaplanmasında muafiyet kaydı mevcut olmasına rağmen bu kayıt dikkate alınmadan doğrudan belirlenen tazminatın hüküm altına alınması da kabul şekli bakımından yanlış olmuştur. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin raporun tebliğ edilmediği yönündeki temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.