T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/977 - Karar No:2025/1263 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/977 KARAR NO : 2025/1263 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2023 NUMARASI : 2022/654 E-2023/444 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 03.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 03.12.2025 Davacılar vekili …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/977 - Karar No:2025/1263 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/977 KARAR NO : 2025/1263 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2023 NUMARASI : 2022/654 E-2023/444 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 03.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 03.12.2025 Davacılar vekili tarafından davalı aleyhine açılan devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Dava dışı ... Genel Müdürlüğü tarafından 2886 sayılı Kanun kapsamında ihaleye çıkartılan ... Projesi Gürpınar Sulaması II. Kısım İnşaatı işinin, Ankara 30. Noterliğinin 05.09.1997 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmeyle davalıların kurdukları ... Ortak Girişimine ihale edildiğini, dava konusu işin, 16.000 hektara yayıldığını, 74 + 817 km ana kanal, 73+280 km yedek kanal, 144+675 km Sulama Tersiyer kanalı, 25+530 km Tahliye Kanalı, 77 + 065 km Tersiyer Drenaj kanalı ile çeşitli sanat yapılarından ibaret olduğunu, davalıların 08.08.2006 tarihine kadar toplam 25 ara hakediş düzenlediğini ve hakediş bedellerini aldıklarını, devre esas alınan ve dava dışı idare tarafından da onaylanan 25 nolu hakedişte davalı şirketler tarafından o tarihe kadar istihkakı alınan tüm imalatların gösterildiğini, 8 Ağustos 2006 tarihinde davacı şirket ile davalı şirketlerin kurduğu .... Ortak Girişimi ve ... Genel Müdürlüğü arasında Ankara 41 Noterliğinde ... yevmiye numarasına kayden üçlü bir devir sözleşmesi imzalanarak dava konusu işin, tüm hak ve vecibeleri ile müvekkili şirkete devredildiğini ve işin müvekkili şirket tarafından 15.08.2012 tarihinde tamamlandığını ve geçici kabulünün 21.10.2013 tarihli geçici kabul tutanağıyla idareye teslim edildiğini ve hazırlanan kesin hak ediş raporunun idareye sunulduğunu, müvekkilinin 08.10.2015 tarih ve 29076 sayılı kesin kabul ve kesin hesap müracaatı üzerine, idare tarafından Kesin Hesap Tespit Komisyonu oluşturulduğunu, kesin kabule esas metraj ve kübajların belirlenmesi amacıyla görevlendirilen komisyonun 09.12.2015 tarihli, 811576 sayılı İmalat Tespit Tutanağında; vaziyet planında S1-Y10-1, S1-Y10-2, S1-YI0-4, S1-Y14-8, S2-Y1-7, S2-Y1-8A, S2-Y1-8B şeklinde isimlendirilen kanalların yapılmadığı veya eksik yapılmış olduklarının tespit edildiğini, tespit sırasında çekilen fotoğrafların da adı geçen kanalların arazide bulunmadığını ortaya koyduğunu, taraflarca imza altına alınan 09.12.2015 tarihli Kesin Metraj ve Hesap Tutanaklarıyla, sözü edilen eksik imalat miktarlarının, müvekkilinin kesin hesap hakediş icmalinden indirildiğini ve kesin hesabın 21.07.2017 tarihinde onaylandığını, 09.12.2015 tarihli İmalat Tespit Tutanağında, hakedişlerle bedelleri davalı şirketlere ödenmiş olan S1-Y10-1, S1-Y10-2, S1-YI0-4, S1-Y14-8, S2-02, S2-Y1-8A, S2-Y1-8B numaralı kanalların hiç yapılmadığı, S2-Y1-7 nolu kanalın ise kısmen (1048 metrelik kanalın 143 metrelik kısmının) yapılmış olduğunun kayıt altına alındığını, idarenin yapılmayan ve eksik yapılan imalatların tasfiye kabulüne kadar tamamlanmaması halinde, kesin hesaptan indirileceği yazısı üzerine, S1-Y14/8, S2-Y1/8A, S2-Y1/8B ve S2-Y1/7 nolu kanallarda kesin hesapta görünen miktarda imalat yapılmış ise de, S1-Y10/1, S1-Y10/2, S1-YI0/4 ve S2-02 nolu kanallarda hiçbir imalat yapılamadığından 09.12.2015 tarihli kesin hesap icmalinden eksiltildiğini, müvekkili şirketin kesin hesap icmalinden indirilen S1-Y10-1, S1-Y10-2 ve S1-Y14 numaralı kanallara ait imalat ve ihzaratın, 4 nolu ara hakedişle S2-Y1-8A ve S2-Y1-8B numaralı kanallara ait imalat ve ihzaratın, 6 nolu ara hakedişle, S2-Y1-7 numaralı kanala ait imalat ve ihzaratın, 6 ve 9 nolu hakedişlerle, S2-02 numaralı kanala ait imalat ve ihzaratın 10 nolu ara hakedişle ve S1-Y14-8 numaralı kanala ait imalat ve ihzaratın ise 16 nolu ara hakedişle davalı şirketlere ödendiğinin görüldüğünü, taraflarca karşılıklı imza altına alman 31.05.2018 tarihli tasfiye kesin kabul tutanağının da davalı idarece 19.06.2018 tarihinde onaylanarak işin kesin kabulünün gerçekleştiğini, davalı şirketlerin müvekkili zararına haksız olarak zenginleşmeleri ve dava dışı ...’nin ise kusur sorumluluğu nedeniyle, 18.02.2016 tarihinde Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/152 Esas sayılı dosyasında davalılar aleyhinde tazminat ve alacak davası açıldığını, mahkemenin 23.08.2028 tarihli kararı ile kesin hesap işlemlerinin devam ettiği, kesinleşmediği için davacıdan herhangi bir kesinti yapılmadığı dikkate alındığında, sebepsiz zenginleşme iddiası ile ilgili davanın erken açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiğini, kararın istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 2020/148 Esas ve 2021/124 Karar sayılı 16.02.2021 tarihli kararıyla esastan reddedildiğini, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 29.03.2022 gün 2021/3438 E- 2022/1719 K sayılı ilamıyla da onanarak kesinleştiğini, davalıların idare tarafından onaylanarak resmi evrak statüsüne kavuşan hakediş belgelerinde gerçeğe aykırı olgulara yer vererek müvekkilinin zararına yol açtıklarını, müvekkilinin sözleşmeyi hak ve borçlarıyla devraldığını, dava konusu işin iş bitirme tarihinin 15.08.2012 ve kesin hesap onay tarihinin ise 21.07.2017 olduğunu, idare ile 09.12.2015 tarihinde 2013 yılı birim fiyatlar esas alınarak müştereken imzalanan kesin hesap hak edişinin 21.07.2017 tarihinde onaylandığını, müvekkili şirketin kesin hesap hakedişinden eksiltilen imalat miktarının, uygulama yılı (2013) birim fiyatlarına göre değerinin 549.097,15 TL +KDV olarak hesaplandığını, davanın ... Genel Müdürlüğüne ihbarını talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 549.097,15 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili: Davacının sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının iddia ettiği sebepsiz zenginleşmeyi öğrenme tarihi kati olarak en geç 08.08.2006 olan devir tarihi olarak tespit edilmesi ve 16 yılı aşkın süredir bu hususta hiçbir talepte bulunmayan davacının haksız davasının usulden reddi gerektiğini, esas bakımından ise davacının devir sözleşmesi ile işi tüm hak ve vecibeleri ile devraldığını, davacının gerçeğe aykırı iddialarının doğru olduğunun kabulünde dahi müvekkillerinin bu hususta sorumluluğunun bulunmadığını, 08.08.2016 tarihli devir sözleşmesinin 37.1.1, 37.2.2 maddeleri incelendiğinde davacının işi o güne kadar olan haciz, temlik, işçi ödemeleri, SGK ödemeleri de dahil olmak üzere en geniş kapsamıyla tüm borçlarıyla devraldığının görüldüğünü, davacıların kanalların yapılmadığı ve buna rağmen ödemelerin yapılmadığı iddiası gerçeğe aykırı olmakla birlikte devir sözleşmesi ile bu hususta da yükümlülükleri üstlendiğinden ötürü talep hakkına sahip olmadığını, kanalların yapılmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili şirketlerce inşa edilen kanalların 10 yıl boyunca davacının uhdesindeki şantiye alanında bir anda ortadan yok olmasının şüpheli olduğunu, söz konusu kanalları eksiksiz olarak yapıldığının kullanılan beton miktarından, nakliye ücretinin sıkıştırma işinden kazı çalışmasına kadar hakkediş tutanakları, metrajlar ve yeşil defterlerle sabit olan müvekkili şirketlerin sorumluluğu olmadığı gibi davanın kötüniyetli ve haksız açıldığını belirterek, davanın zamanaşımı ve esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan vekili: Davacı ile müvekkili idare arasında herhangi bir rücu ilişkisinin bulunmadığını, bu nedenle davanın müvekkiline ihbar edilme işleminin hukuka aykırı olduğunu, "... Sulaması 2. Kısım İnşaatı" işinin 08.08.2006 tarihli Devir Sözleşmesi ile Devreden ... Ortak Girişimi tarafından devralan ... İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti.'ne müvekkili idarece muvafakat etmesi ile devredildiğini, Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin sözleşme eki olduğunu, söz konusu şartnamenin 22, 39 ve 40.maddesi hükümleri bir arada değerlendirildiğinde daha önce yüklenici tarafından yapılmış ancak kesin hesap incelemesinde yerinde görülmeyen veya kusurlu olduğu tespite edilen imalatlarla geçici hakedişlerde sehven bedelin ödendiği, ancak imalatının gerçekleştirilmediği tespit edilen imalatlara ilişkin bedelleri geçici hakediş raporlarına girmiş olsa dahi kesin hakkediş raporlarından kesilebileceğinden söz konusu kesin hesap işlemlerinde de bu doğrultuda işlem tesis edildiğini, diğer yandan devir sözleşmesinin 1.maddesinde yer alan hükümde belirtilen devreden ve devralan taraflar arasındaki hak ve vecibelerle ilgili karşılıklı sorumlulukların müvekkili idareyi bağlamadığını, ayrıca davalılar ... tarafından dava konusu iş ile ilgili olarak Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/152 E.sayılı dosyası ile müvekkili idareye karşı açılan davada mahkemenin 15.03.2018 tarihli ve 2018/213 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, dava konusu taleplere ilişkin olarak müvekkili idarenin sorumluluğu söz konusu olmadığından davaya davacı yanında müdahil olarak katılmasının mümkün bulunmadığını belirtmiştir. İlk derece mahkemesince: Davanın, alacak talebine ilişkin olduğu, davalıların oluşturduğu adi ortaklık tarafından Ankara 30. Noterliği'nin 05/09/1997 tarih ... yevmiye numaralı devir mukavelesiyle üstlenilen "... Sulaması 2. Kısım İnşaatı" işinin yüklenici ortaklık, davacı şirket ve iş sahibi ... arasında imzalanan Ankara 41. Noterliği'nin 08/08/2006 tarih ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile davacı şirkete devredilmiş olup bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davacı şirket tarafından devir sözleşmesiyle üstenilen işin ... tarafından kesin kabulü yapılarak, 19/06/2018 tasdik tarihli tasfiye kesin kabul tutanağının düzenlendiğinin tespit edildiği, davacı devir tarihinden önce ortaklık tarafından bir kısım imalatların hiç yapılmadığı, bir kısmının kısmen yapılmasına rağmen hakediş bedellerinin davalılara ödendiği, fazla yapılan ödemelerin müvekkilinin kesin hesap icmalinden eksiltildiği, bu nedenle davalıların sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle iş bu davanın açıldığı, cevaba cevap dilekçesinde davacının sebepsiz zenginleşme yerine TBK. 205 maddesi kapsamında imzalanan devir sözleşmesine dayandığı, daha önce davacı tarafından Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/152 Esas sayılı dosyasında açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda, kesin hesap işlemlerinin kesinleşmemesi nedeniyle davanın erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 16/02/2021 tarih 2020/148 Esas 2021/124 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin kararının Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 29/03/2022 tarih 2021/3438 Esas 2022/1719 Karar sayılı kararıyla onanarak ilk derece mahkemesi kararının kesinleştiği, davalılar vekilinin kesinleşen 1 Asliye Ticaret Mahkemesi kararı gereğince, davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğu, bu nedenle 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle zamanaşımı definde bulunmuş ise de, cevaba cevap dilekçesiyle davanın devir sözleşmesine dayandırılmış olması, taraflar arasında 08/08/2006 tarihli devir sözleşmesinin bulunması dikkate alındığında davanın 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğu kanaatine varılmakla, zamanaşımı defi talebinin reddine karar verildiği, taraflar arasında imzalanan devir sözleşmesinin 1. maddesinde "...Ortak Girişimi Ankara 30. Noterliği'nce 05/09/1997 tarih ve ... Yevmiye numarasına tescil edilmiş olan sözleşme ile ... karşı taahhüt ettiği "...Sulaması 2. Kısım İnşaatı" işini, bahsi geçen sözleşme ve eklerindeki hükümler dairesinde devir sözleşmesinin noterlikçe tasdikine kadar istihkaklara konmuş ve ... tebliğ edilmiş bütün haciz, temlik vs. İle birlikte tüm hak ve vecibeleriyle ... Şirketi'ne devretmiş ve adı geçen firmada aynı şartlarla devralmıştır." ve 2. maddesinde "... Ortak Girişimi'nin bu işle ilgili olmak üzere a)... Genel Müdürlüğü'ne, Hazineye, İşçi Sigortaları Kurumu'na ve bu işte çalıştırdığı işçilere olan tüm tahakkuk etmiş ve edecek borçlarını aynen ödemeyi, b)3. Şahıslar lehine kanuni mevzuata uygun olarak devir sözleşmesinin noterlikçe tasdikine kadar ... Genel Müdürlüğü'ne tebliğ edilmiş olan her türlü haciz ve temliklerini tahakkuk edecek istihkaklardan ödemeyi müteahhit ...Şirketi kabul ve taahhüt eder." hükümlerinin yer aldığı, anılan hükümlere göre davacı şirket devir sözleşmesine konu işi tüm hak ve vecibeleri ile birlikte devralmış olup, devredenin ... Genel Müdürlüğü'ne tahakkuk ettiği ve edecek borçlarını aynen ödemeyi taahhüt ettiği, devir sözleşmesiyle davacı şirket, devreden ortaklığın devir tarihinden önce ... Genel Müdürlüğü'ne tahakkuk ettiği veya tahakkuk edecek borçlarını ödemeyi üstlendiğinden, işin tasfiye kesin hesabında devir tarihinden önce yapılan imalatlara ilişkin ... tarafından yapılan kesintilerden de davacı şirketin sorumlu olduğu, devir sözleşmesi kapsamında devreden şirketten davacının ... tarafından yapılan kesintileri talep etme hakkının bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme karar gerekçesindeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, davacı ve davalılar arasında, TBK'nun 205. madde hükümlerine göre imzalanmış 08.08.2006 tarihli devir sözleşmesi bulunduğunu, devir sözleşmesiyle iş ortaklığı tarafından idareye karşı taahhüt edilen işin davacı şirket tarafından üstlenildiğini, devralan davacının devredenin tüm hak ve vecibelerini, sözleşmenin değişmeyen tarafı olan idareye karşı yüklendiğini ve devredene halef olduğunu, mahkeme bu halefiyet ilişkisine dayanarak davanın reddine karar vermiş ise de gerekçede yer verilen sorumluluğun davacının idareye yönelik sorumluluğuyla sınırlı olup davalı devredenlerin sorumsuzluğunu içermediğini, müvekkilinin dava dışı idare tarafından düzenlenmiş resmi belgelere ve alacağın varlığına güvenerek devredenlerin alacak ve borçlarını devraldığını, davacının idare tarafından düzenlenmiş resmi belgelere güvenmesinin TMK’nun 7.maddesi uyarınca belgeledikleri olguya güvenmek olduğunu, Yargıtay içtihatlarında da hakediş evraklarının resmi belge olduğu ve bu belgeleri gerçeğe aykırı olarak doldurmak suretiyle hiç ya da tam olarak yapılmayan imalatları, tam yapılmış gibi göstererek yükleniciye fazla ödeme yapmanın resmi evrakta sahtecilik suçuna vücut vereceğinin kabul edildiğini, davalıların idare tarafından onaylanarak resmi evrak statüsüne kavuşan hakediş belgelerinde gerçeğe aykırı olgulara yer vererek müvekkilinin zararına yol açtığını, dilekçe ekinde sunulan hakediş evrakında imzası bulunan davalı şirketlerin resmî belgede sahtecilik fiili nedeniyle de ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu, sundukları uzman görüşünde de sebepsiz zenginleşme kurallarına göre devirden önce yapılan haksız ödemelerin istirdadı talebinde haklılığın olduğunun ifade edildiğini, mahkemenin dava konusu işin tüm hak ve vecibeleriyle alındığı şeklindeki kabulünün hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede devredenin sorumsuzluğuna ilişkin bir hüküm bulunmaması bir yana devredilen sözleşme eki şartnamenin 34/2 (40) maddesinde, kesin hesap metrajlarında, ara hakedişlerdeki miktarlara itibar edilmeyeceği, metrajların kesin hesap aşamasında düzenlenecek imalat tespit tutanaklarıyla tespit edileceği hükmünün benimsendiğini, taraflar arasındaki devir sözleşmesi ivazlı olduğundan, sözleşmeye bağlı borç ve alacaklarını devreden davalıların, alacağın varlığını garanti ettiklerinin kabul edileceğini, sözleşmenin imzası tarihinde yürürlükte olan mülga 818 sayılı BK.’nın 169. maddesine göre, alacağın devri ivaz karşılığında yapılmış ise temlik eden alacağın temlik zamanında mevcudiyetini garanti ettiği, devralanın bu nedenle uğrayacağı menfi zararları ödeyeceğinin kabul edildiğini, alacağı devredenin kusurlu olması halinde ise devralanın, menfi zararları dışındaki zararlarını da talep edebileceğinin uygulama ve doktrin tarafından kabul edildiğini, TBK.’nun 193/4.maddesinde yer alan yeni düzenlemede ise, alacağı devredenin kusursuzluğunu ispat edememesi halinde, devralanın uğradığı diğer zararları da ödeyeceğinin madde metnine eklendiğini, hal böyle iken mahkemenin taraflar arasındaki devir sözleşmesinin 2. maddesi gereğince davalıların sorumlu tutulamayacağı şekildeki değerlendirmesinin, dava dışı idare açısından doğru kabul edilebilirse de devreden davalıların devralan davacı tarafından ibra edildikleri şeklinde yorumlanamayacağını, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşme hukuku genel prensiplerine ve olayda kıyasen uygulanması gereken alacağın temliki ve borcun üstlenilmesi özel hükümlerine göre ele alınarak bir sonuca varılması gerektiğini, alacakların istenilebilir yani muaccel olduğu tarihin, 19.06.2018 tarihli kesin hesap onay kesin kabul tarihi olup zamanaşımı başlangıç anının da 20.06.2018 olacağını, bu durumun Yargıtay kararlarıyla kökleşmiş olan "bir hakkın dava edilebilme hakkı doğmadan zamanaşımı işlemez" ilkesinin de bir sonucu olduğunu, buna göre davalıların zamanaşımı ve öte yandan davanın, TBK.’nın 158. maddesinde belirtilen 60 günlük sürede açılmadığı iddiasının yerinde olmadığını, nitekim mahkemenin, "cevaba cevap dilekçesiyle davanın devir sözleşmesine dayandırılmış olması, taraflar arasında 08/08/2006 tarihli devir sözleşmesinin bulunması dikkate alındığında davanın 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğu" gerekçesiyle zaman aşımı defi talebinin reddine karar vermiş olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemenin zamanaşımı itirazlarının reddine ilişkin kararının hatalı olduğunu, zira devir sözleşmesi ile sözleşmeyi devralan davacının gerçeğe aykırı iddiasına dair hususları en geç, işe ilişkin yer gösterme ve teslim tutanaklarının imzalanması ile öğrenmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu tutanaklar imzalanmadan davacının işe başlamasının mümkün olmadığını, dosyada mübrez işe ilişkin evraklardan da görüldüğü üzere davacının devir akabinde Ağustos ayı içerisinde hemen işe başladığını, 2006 yılı Ağustos ayı itibariyle değerlendirme yaptıldığında öğrenme tarihi itibariyle başlayacak alacak zamanaşımının 2016 yılı Ağustos ayında sona ermiş olacağını ve davaya cevap dilekçelerinde ayrıntılı izah ettikleri üzere, işbu dava zamanaşımı ve bağlı hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığından zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, gerek genel alacak gerekse sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde işbu dava zamanaşımına uğradığından, mahkemenin esasa yönelik görüş ve kararına tümüyle iştirak etmekle birlikte, evvela davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının dava zamanaşımı süresinde açılmadığından gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına, bu talepleri yerinde görülmediği takdirde her halükarda esas yönünden isabetli mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemesince dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olarak davalıların zamanaşımı defiinin 18.01.2023 tarihli duruşmada ara kararıyla reddedilmiş olduğunun anlaşılmasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK.'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince davalılardan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının peşin alınan toplam 1.230,80 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcı ve 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının talep halinde davalılara iadesine, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca ödenen başvuru harcı ile yaptıkları yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 03.12.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip