T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1364 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2025/1489 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2023/23 E - 2023/410 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1364 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2025/1489 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2023/23 E - 2023/410 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 28/11/2025 YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2025 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin karo bordür, parke, çevre düzenlemesi işleri yaptığını, dava dışı ... ile işçilik karşılığı bir takım işlerin yapımı konusunda anlaştıklarını, malzemelerin dava dışı ... ve ... aracılığıyla dava dışı ... Ltd. Şti.'den temin edildiğini, bu şirketin ortağı olan davalı ... ile dava dışı ...'ın kardeş olduklarını, müvekkilinin her ikisi ile de tanışıklığının bulunmadığını, ancak müvekkilinin ... ile aralarında görülen takip ve davalar olduğunu, bu sırada müvekkili tarafından yapılan işler nedeniyle 3.400,00 TL ve 16.000,00 TL bedelli senetlerin dava dışı ... ile ... ile aralarındaki anlaşmaya istinaden teminat amacıyla lehdar hanesi boş olarak müvekkili tarafından imzalanarak verildiğini, bonoların lehtar hanesine davalının ismi yazılarak teminat senedidir yazan kısım da kopartılmak suretiyle takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya borcunun olmadığını, davalının bahsi geçen diğer kişilerle anlaşmalı olarak müvekkilinin aleyhine kötüniyetle hareket ettiğini belirterek takibe konu senetler nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ve dava dışı ...'ın ayrı ayrı müvekkiliyle olan ticaretlerinden dolayı tarafların birbirlerini tanıdığını, davacının borcuna ilişkin ...'a verdiği senetlerin ... tarafından borcuna karşılık müvekkiline verildiğini, davacının sunduğu teminat senedi olduğuna dair açıklama bulunan senetlerle dava konusu senetlerin aynı olup olmadığının belli olmadığını, senetlerin müvekkiline icra takibindeki haliyle verildiğini, kaldı ki neyin teminatı olduğu belirtilmeden yazılan teminattır ibaresinin senedin vasfını etkilemeyeceğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, açık bono düzenlenebileceği, açık bono verilen kişinin başkasının adını yazarak bonoyu tedavüle koyabileceği, bonolardaki imzalara itiraz edilmediğini, davacının dava dışı üçüncü kişiye hamil kısmı boş olarak verilen bonoların davalının adının yazılmak suretiyle icra takibine konu edilmesinin tek başına uyuşmazlık konusu bonoların geçerliliğine etki etmeyeceği, davacının kambiyo taahhüdü ile bağlı olduğu, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, senetlerden biri üzerinde "teminat senedidir" şerhinin bulunduğunun kabulünün dahi neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden sonuca etkili olmadığı, bonoların dava dışı üçüncü kişilere teminat amacıyla verildiğine dair yazılı bir delil sunulmadığı gibi bu iddia ile birlikte davalının iktisabında kötüniyet niyetli olduğunun da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek senetlerin dava dışı kişilere teminat olarak lehtar hanesi boş şekilde verildiğini, daha sonra davalının ismi yazılarak ve teminat senedidir şeklindeki açıklama senetten koparılarak tahrif edilmek suretiyle kötüniyetli olarak takip başlatıldığını, müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, lehtar hanesi boş olarak verilen bonoların, bonoyu alan davalı tarafından lehtar hanesine kendi isminin yazılıp yazılamayacağı, davalının bonoların bedelsiz olup olmadığını bilebilecek kötüniyetli hamil olup olmadığı, bonoların teminat bonosu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Ankara 2.İcra Müdürlüğünün 2022/20964 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 26/12/2022 tarihinde davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 2 adet senede dayalı olarak toplam 28.098,62 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi başlatıldığı görülmüştür. Takibe konu senetlerin yapılan incelemesine göre, senetlerin 18/05/2018 keşide tarihli, 15/02/2020 vade tarihli, 16.000,00 TL bedelli ve aynı keşide tarihli, 15/01/2020 vade tarihli, 3.400,00 TL bedelli, nakden ihdaslı oldukları, senetlerde davacının keşideci, davalının lehtar olduğu, senetlerin kambiyo vasfına haiz olduğu görülmüştür. Davacının senetlerin bedel ve keşideci isim ve imzası dışında boş olarak düzenlendiği, senetlerde teminat senedir açıklamasının bulunduğu, bu ibare koparılmak suretiyle senetlerin takibe konulduğunu iddia ederek boş senet örneklerini dosyaya sunduğu, sunulan örneklerde senetlerden 16.000,00 TL bedelli senedin yan tarafından teminat senedir yazısının bulunduğu görülmüştür. Açık bonoya ilişkin uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 798. maddesi yollamasıyla TTK 680.maddesinde; "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun." hükmü bulunmaktadır. Açık ticari senet eksik unsurları tamamlanınca sanki baştan beri doldurulan içeriği varmış gibi işlem görür, açık ticari senette keşideci ve senedi elinde bulunduran arasında yapılan anlaşma ile eksik unsurların doldurulması senedi teslim edilen kişiye bırakılmıştır. Tarafların anlaşmaları sonucu bononun lehtar hanesi açık bırakılarak bir başkasına tevdi mümkündür. Bu durumda bonoyu alan kişi lehtar hanesine kendi adını yazabileceği gibi isterse bonoyu lehtar hanesi açık olarak başka bir kişiye vererek açık kısmının o kişi tarafından doldurulmasına imkan sağlayabilir (Aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 20/04/2016 Tarih, 2015/17844 Esas, 2016/6913 Karar sayılı, 29/03/2007 Tarih, 2006/10950 Esas, 2007/3168 Kara sayılı ilamları). Somut olayda, davacı senedin lehtar hanesinin sonradan yazıldığını, esasen senedin teminat senedi olduğunu iddia etmiştir. Dava konusu bonolar davacı tarafından imzalanarak lehtar hanesi boş olarak ...'a verilmiş, ... tarafından da davalıya verilmiştir. Davalı, bonolarda boş bırakılan lehtar hanesine kendi ismini yazarak icra takibi başlatılmıştır. Boş senedin verildiği kişinin önemi yoktur. Bu husus bonoların geçerliliğini etkilemez. Senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunun yazılı delillerle kanıtlanması gerekir. Davacı, davalıya ancak TTK 599.maddesinde yazılı koşullarla def'ileri ileri sürebilir. İspat yükü davacıda olup, davacının öncelikle bonoları verdiği kişiye borçlu olmadığını, davalı hamilin bu durum bildiğini ve bonoları iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini kanıtlaması gerekir. Davacı iddiasını usulüne uygun delillerle ispat edememiştir. Senetteki teminat senedir şeklindeki açıklamanın koparılmak suretiyle senedin tahrif edildiğine yönelik iddia yönünden de senetten bu ibarenin koparılıp koparılmadığı belli olmamakla birlikte, koparılmış olması halinde dahi neyin teminatı olarak verildiği belirtilmediğinden teminat iddiası da ispatlanamamıştır. Yukarıda açıklandığı üzere mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davacının iddialarını yazılı delillerle ispat edememesine göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 28/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."