T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/270 - 2026/530 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/270 KARAR NO : 2026/530 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/12/2023 NUMARASI : 2023/273 E. - 2023/546 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fik…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/270 - 2026/530 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/270 KARAR NO : 2026/530 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/12/2023 NUMARASI : 2023/273 E. - 2023/546 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20/12/2023 tarih ve 2023/273 Esas - 2023/546 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı, davalılar ..., ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şahsa ait 2020/128055 sayılı “...” ibareli markanın tescil edilmek üzere ilanına, müvekkilinin SMK m.6/1, m.6/3, m.6/5 ve m.6/9 hükümlerine ve 2017/67851 sayılı “...” markasına dayalı olarak sunmuş olduğu itirazın, ... YİDK’nın 03.04.2023 tarihli ve 2023-M-3917 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa davacının itirazlarına mesnet aldığı marka ile dava konusu edilen markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunduğunu, davacının markasının ilk iki harfinin silinmesi suretiyle türetilen başvuru markasının davacının markasından ayırt edilmesinin mümkün olmadığını, davacının markasındaki en baskın, öncelikli, üstün ve dikkat çekici unsurun "..." ibaresi olduğunu, zira kelimelerin önüne getirilen "..." ekinin İngilizce’de “birliktelik, ortaklık, yardımcılık, arkadaşlık” anlamını verdiğini, ortalama bir Türk tüketicisinin (ver her halükarda ilgili tüketici kitlesinin) kelimelerin başına gelen "..." ekinin yukarıda belirtilen anlama geleceğini bileceğinin tartışmasız olduğunu, hal böyleyken "..." ibaresinin tali unsur olarak algılanacağını, ayrıca taraf markalarının benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, zira davacının markası 05. sınıfa giren emtialar yönünden tescilli iken dava konusu edilen markanın kapsamına da aynı emtiaların ve bunların 35. sınıf altında satışı hizmetlerinin alınmak istendiğini, davalının marka başvurusunun kötü niyetli ve davacı ile haksız rekabet yapmak saikiyle oluşturulduğunu ileri sürerek, ... YİDK’nın 03.04.2023 tarihli ve 2023-M-3917 sayılı kararının 05. sınıfa giren emtialar ve 35. sınıf altındaki 05. sınıf kapsamındaki malların bir araya getirilmesi hizmetleri yönünden iptaline ve 2020/128055 sayılı markanın tescil edilmesi halinde aynı mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı ... vekili, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılma ve iltibas ihtimaline sebebiyet verecek düzeyde benzer olmadığını, dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat seviyesinin yüksek olduğunu, bu nedenlerle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, somut olayda davacının SMK m.6/3 ve m.6/5 hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğunu, davalının dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ispat edemediğini savunarak, davanın reddini talep etmektedir. Davalı gerçek kişi vekili, davalının markasının tertibinde "..." ibaresinin siyah renkte yazılı olup "..." harfinin kırmızı renkte yazılmış olmasından kaynaklanan bir orijinallik bulunduğunu ve bu tertip tarzı itibariyle davalının markasının davacının düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle yazılmış “...” markasından bir hayli farklılaştığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre de ayırt edicilikte tüketici kitlesini en çok etkileyen kısmın markaya konu ibarenin başlangıç kısmı olduğunu, taraf markalarının başlangıç kısımlarının tamamen farklı olduğunu, dolayısıyla davaya konu markalar bütünsel olarak incelendiklerinde aralarında ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal algısı bakımından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırmaya yol açacak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, davacının iddialarının aksine, ortalama bir Türk tüketicinin "..." ibaresinin anlamını bilemeyeceğini, ayrıca "..." ibaresinin ne İngilizce'de ne de Türkçe'de bir anlam ifade etmediğini, davalı şahsın "..." markası altında piyasaya fiilen otomobil kokuları arz ediyor olduğunu, dolayısıyla taraf markalarını ihtiva eden ürünlerin çok farklı tüketici kesimlerine hitap ettiğini ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalının davacının markasının ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız olarak yararlanmasının veya markanın itibarına zarar vermesinin mümkün olmadığını, davalının kötü niyetli olduğunun da söylenemeyeceğini, davacının söz konusu iddialarını somut delillerle ispat edemediğini savunarak, davanın reddini talep etmektedir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamında yer alıp iş bu davaya konu edilen 5. sınıftaki emtialar ile 35/5. alt sınıftaki 5. sınıf emtiaların satışı hizmetlerinin, itiraza mesnet marka kapsamında yer alan 5. sınıftaki emtialar ile aynı veya benzer olduğu, 5/1. ve 5/3. alt sınıfta yer alan emtiaların hitap ettiği dikkatli ve bilinçli tüketici kesimi nezdinde "..." ve "..." markalarının iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olduklarının söylenemeyeceği, ancak davaya konu 5/2, 5/4, 5/5, 5/6 ve 5/7. alt sınıfta yer alan emtiaların ve 35/5. alt sınıfta yer alan 5. sınıf emtiaların satışı hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kesiminin ihtisas sahibi kimseler olmadıkları, dava konusu marka başvurusunu oluşturan "..." ibaresinin, itiraza mesnet "..." markası içinde bütünüyle bulunduğu, itiraza mesnet markanın başında yer alan "...-" hecesinin, markaları birbirinden farklılaştırmaya yeter derecede ayırt ediciliğinin bulunmadığı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında belirtilen bu mal ve hizmetler bakımından, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacı tarafın dava konusu edilen “...” ibaresinin, davalının markasının tescili kapsamına giren, 05. sınıftaki emtialar ve bunların satışı hizmetlerinde, kendisi tarafından Türkiye genelinde uzun yıllardır yoğun bir biçimde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden herhangi bir delil sunmadığı, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının, davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, davacının “...” markasını, B12 vitamini eksikliğinden kaynaklanan rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan bir ilaçta/enjeksiyonluk bir çözeltide mutad biçimde kullandığı anlaşılabilmekte ise de, davacının bu markasının sağlık sektöründeki bilinirliği, bu markaya ve markanın tanıtımına yapılan yatırımlar, bu markanın piyasa payı anlaşılamadığından, bu markanın bu sektörlerde “tanınmış” olduğunun söylenemeyeceği, davalı başvuru sahibinin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden, kötü niyet iddiasına dayalı istemlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; "5.sınıf: Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. 35.sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri bakımından 2023-M-3917 sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden markanın kısmen hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; 5/1 ve 5/3. sınıflardaki malların tüketici kitlesinin genel olarak bilinçli addedilmesinin mümkün olmadığını, "..." ibaresiyle siyanokobalamin maddesinin farklı olduğunu, tüketicilerin büyük bir bölümü için bunların birbirleriyle hiçbir şekilde ilişkilendirilemeyeceğini, bu nedenle bu maddenin varlığının müvekkilinin markasını zayıf marka haline getirmeyeceğini, ilk derece mahkemesi kararında 5/1 ve 5/3. alt sınıfları altındaki malların benzer bulunmamışken, aynı mallar yönünden 35. sınıf altında bir araya getirme hizmetlerinin benzer bulunmuş olmasının çelişkili olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; taraf markalarının görsel ve işitsel olarak farklı oldukları gibi aralarında kavramsal bir benzerliğin de bulunmadığını, 5/2, 5/4, 5/5, 5/6 ve 5/7. sınıfında yer alan mallar ile 35/5. alt sınıfta yer alan 5. sınıf emtiaların satışı hizmetlerinin tüketici grubunun bilinçli olduğunu, anılan emtiaların çoğunun eczanelerde satıldığını, eczanede satılmayan ürünlerin dahi, ortalama tüketici kitlesine kıyasla daha bilinçli bulunduğunu, anılan markalar arasında karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı gerçek kişi vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının talep ve davasının zamanaşımına uğramış olduğunu, davacı şirket ile müvekkilinin faaliyet alanlarının birbirinden tamamen farklı bulunduğunu, otomobil kokusu markası olan "..."in, ilaç firması olan davacı şirketin markasıyla karıştırılmasının veya davacı şirkete ait olduğunun zannedilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu iki markanın da 5. sınıf içerisindeki malları kapsasa dahi üretilen ürünlerin de birbirinden farklı olduğunu, markalarının görsel, işitsel ya da kavramsal yönden ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, ayrıca taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlığın somut olaya bir etkisinin de olmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : 1- Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalılar ... ile ... vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2- Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalı gerçek kişinin “...” ibareli markanın 03, 05 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davacının “...” markasını gerekçe göstererek 05. sınıf altındaki mallar ve 35. sınıf altındaki 05. sınıf kapsamındaki malların bir araya getirilmesi hizmetleri yönünden başvuruya itiraz ettiği, itirazların önce Markalar Dairesi ve nihai olarak da YİDK tarafından reddedildiği, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın davalının başvurusuna konu markası ile davacının itirazına mesnet markası arasında, 05. sınıf mallar ve 35. sınıftaki 05. sınıf malların bir araya getirilmesi hizmetleri yönünden, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). Açıklananlar çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının başvurusuna konu ibarenin “...” olduğu, davacının itirazına mesnet markasının esas unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, taraf markalarının son 5 harfi olan "..." ibaresinin aynı olduğu, "..." ibaresinin yaratılmış bir ibare bulunduğu, ibarelerin doğrudan bir etken madde adı olmadığı, bir ilacın içeriği veya cinsi bulunmadığı, her ne kadar "..." ibaresinin B12 vitaminin diğer adı ise de davacının "..." markasının etken madde adından bir hayli farklılaştığı, diğer bir deyişle "..." markasının orijinal kombinasyonu haiz olduğu, davalının "..." ibareli başvurusunun da davacının itiraza dayanak markasının son kısmında aynen yer aldığı, arasındaki ilk iki harfin farklılığının, markalarda esas/tek unsur olan bu ibarelerde geçen diğer ortak harflerin yaratmış olduğu benzerliği ortadan kaldıracak, yani esas/tek unsurları itibariyle karşılaştırılan markaları ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan kurtaracak güçte ve nitelikte olmadığı, bu ilk iki harf farklılığının, markaları SMK’nın 6/1 hükmü kapsamında “ayırt edilemeyecek derecede benzer” olma durumundan kurtaramadığı, zira; ilaç markaları yönünden markasal hüviyette ayırt ediciliğin; ürünün etken maddesine, jenerik adına ve diğer karakteristik özelliklerine yakınlaştığı sürece zayıflayacağı, uzaklaştıkça artacağı, çünkü üreticilerin ilaç markalarını yaratırken, ilacın etken madde ismine, etkili olduğu hastalık ismine veya halihazırda piyasada var olan markalara benzetme eğiliminde bulunduğu, taraf markalarında geçen ibarelerin, doğrudan ilacın içeriği/cinsi ile ilgili bilgiyi veren birer terim, ilaç etken maddesi veya jenerik isim olmadığı, bu ibarelerin taraflarca orijinal olarak türetilmiş kelimeler olduğu ve kendi başlarına markasal hüviyette ayırt ediciliği haiz bulunduğu hususları, mahkemece aralarında eczacılık ve farmasotik kimya alanında üniversite öğretim üyesinin ve farmasotik kimya yüksek mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyetince bildirilmiş ve dava konusu emteaların bir kısmı yönünden ortalama yararlanıcıların bilinç seviyesi yüksek ise de taraf markalarının uyuşmazlık konusu tüm mal ve hizmetler yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla Dairemizce de dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markası arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Dava konusu 05. sınıftaki mallar ile 35. sınıf altındaki 05. sınıf malların bir araya getirilmesi hizmetleri, taraf markalarında aynen yer aldığından, SMK'nın 6/1. maddesinde aranan emtea benzerliği koşulu da somut uyuşmazlıkta bulunmaktadır. Bu itibarla, anılan mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında yukarıda açıklanan nedenlerle somut olayda SMK'nın 6/1. maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne dair karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar ..., ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20/12/2023 gün ve 2023/273 Esas - 2023/546 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile YİDK'nın 03.04.2023 tarihli ve 2023-M-3917 sayılı kararının 05. sınıf altındaki mallar ve 35. sınıf altındaki 05. sınıf kapsamındaki malların bir araya getirilmesi hizmetleri yönünden İPTALİNE, 4-Dava konusu 2020/128055 sayılı markanın 05. sınıf altındaki mallar ve 35. sınıf altındaki 05. sınıf kapsamındaki malların bir araya getirilmesi hizmetleri yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55,000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 261,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 280,00-TL tebligat masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 7.210,40-TL yargılama giderine, 179,90-TL başvurma harcı, 179,90-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 7.570,20-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-Harçlar Kanunu'na göre davalı kurumdan alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalı kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 12-Harçlar Kanunu'na göre davalı şahıstan alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davalı şahıstan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 06/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.