T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1727 KARAR NO: 2026/243 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 18.05.2022 NUMARASI: 2020/644 Esas - 2022/436 Karar DAVA: Tapu İptali Ve Tescil Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1727 KARAR NO: 2026/243 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 18.05.2022 NUMARASI: 2020/644 Esas - 2022/436 Karar DAVA: Tapu İptali Ve Tescil Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı bankadan kullanılan kredilerden kaynaklı borçlar nedeni ile davalı banka ile 28.09.2018 tarihli Uzlaşma ve Borç Tasfiyesi Protokolü düzenlendiğini, davalı banka tarafından başlatılan takipler ve ihtiyati haciz kararları ile müvekkilleri üzerinde baskı uyguladığını, bu dosyalarda haciz işlemleri yapılarak müvekkillerinin adeta iflasa sürüklendiğini, müvekkillerinin davalı banka tarafından oluşturulan müzayaka halinde, faaliyetlerine devam edebilmek için, hiç bir şekilde tartışma ve müzakere etme şansı verilmeyen şartlarda Protokolü imzaladıklarını, Protokolde verilen taşınmazların teminat olarak devir edildiğini, bu devirlerin taşınmazların geri alınabileceği düşüncesi ile yapıldığını, davalı banka tarafından taşınmazların geri alınamaması için talep edilen gabin niteliğinde fahiş ödeme ve faiz oranlarını kabul etmek zorunda kaldıklarını, uygulanan cebrî icra baskısından kurtulmak için davalı tarafça talep edilen alacaklara karşılık, aynı zamanda davalı bankaya rehinli de olan .....Şti. ve ...AŞ'ye ait ...... İlçesi .....Mahallesi ... ada ... parsel... kat.. nolu bağımsız bölüm, ... Mahallesi .... ada . parsel .. kat.. nolu bağımsız bölüm, . İlçesi, . Mahallesi . ada, . parsel . blok . nolu bağımsız bölüm, ...... Mahallesi . ada . parsel, . blok . nolu bağımsız bölüm, .Mahallesi . ada.parsel. blok . nolu bağımsız bölüm, . Mahallesi . ada . parsel... blok . nolu bağımsız bölüm, .Mahallesi . ada . parsel . blok. nolu bağımsız bölüm, . İlçesi, . Mahallesi .... ada .. parsel .Blok .. kat . nolu bağımsız bölüm, ... İlçesi .. Mahallesi 832 ada. parsel . nolu bağımsız bölüm, ... Mahallesi ... ada... parsel .. nolu bağımsız bölüm, ..... ada ... parsel . nolu bağımsız bölüm, . ada. parsel ... nolu bağımsız bölüm, ... Mahallesi.. ada.. parsel . nolu bağımsız bölüm, . Mahallesi . ada . parsel . nolu bağımsız bölüm, . İli . İlçesi . Mahallesi . ada . parsel, . ada .parsel, . ada .parsel, . ada, . parselin Protokolde belirtildiği üzere davalıya teminat amacı ile devir edilmek zorunda kalındığını, taşınmazların teminat olarak verildiğinin Protokolün 2. maddesinde açıkça belirtildiğini, Protokolün 3. maddesinde ise anılan taşınmazlara ilişkin iştira hakkının kullanılacağı en son tarih olan 24.09.2020 tarihine kadar İİK'nın 135. maddesi gereğince banka tarafından tahliye ettirilmeyerek, borçluların kullanımında kalması hususunda mutabakata varıldığını, buna karşılık teminat amaçlı verilen taşınmazların geri alınması için şirketlerin yetkilisi müvekkili ...'a tanınan iştira hakkı ile belirlenen borç miktarının yine belirlenen süre içerisinde ödenmesi hâlinde teminat olarak verilen taşınmazların ... veya göstereceği üçüncü kişiye geriye verileceğinin Protokol içeriği ve özellikle 6. maddede açıkça belirtildiğini, Protokole konu taşınmazların davalı bankaya kredi borcunun teminatı olarak verildiğini ve borcun 24.09.2020 tarihine kadar ödendiği takdirde iştira hakkının kullanılabileceğini, bu durumda taşınmazların mülkiyetinin geri devredileceğini, Protokol gereği yapılması gereken ödemelerin yapılarak iştira hakkının kullanılmak istendiğinin davalı bankaya bildirilmesine rağmen bugüne kadar herhangi bir geri dönüş yapılmadığını, ödenecek miktar ve ödeme yerinin bildirilmediğini, taşınmazların Protokol ile teminat amacı ile bankaya devir edildiğinin açık olduğunu, taşınmazların inançlı işlem ve teminat amacı ile devredildiğini, müvekkillerinin dava konusu taşınmazların davalıya satışı ile ilgili gerçek bir mülkiyet devir iradesinin bulunmadığını, borcun ödenmesi hâlinde taşınmazların geri alınabilmesine dair düzenlemenin sözleşmede bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile ..... ila ..... sıradaki taşınmazların ..... Şti. adına, .... ila .. sıra no arası taşınmazların ..... ....... AŞ adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı .....AŞ vekili, savunmasında özetle; davaya konusu ve devirlerden önce müvekkili banka lehine ipotekli bulunan taşınmazların,.......Grubu ile imzalanan genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan ticari kredi hesaplarının kat edilmesi ve kredi alacağının muaccel hâle gelmesinden sonra, banka alacağına mahsuben, tapu bedelleri kredi borçlarından mahsup edilmek üzere satın alındığını, uyuşmazlığın tarafların ticari kredi ilişkisinden kaynaklandığını ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, Protokolün 15. maddesinde uyuşmazlık hâlinde İstanbul adliyesinin yetkili olacağının düzenlendiğini, davanın taşınmazın aynından kaynaklanmadığını, dava dilekçesinde belirtilen miktar üzerinden harç yatırılması gerektiğini, davalıların müvekkili bankaya borçlu olduklarını ve borçların ne şekilde ödeneceğine dair protokol düzenlendiğini, ancak ilgili kredilerin zamanında geri dönmemesi üzerine ...... Noterliğinin 12.09.2018 tarihli ve...., ... ve ... yevmiye nolu kat ihtarnamelerinin gönderilerek yaklaşık 88.000.000,00 TL borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, borçlular aleyhine bundan sonra İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ... Esas, ...Esas, ...... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarında icra takibi başlatıldığını, daha sonra dava konusu edilen 28.09.2018 tarihli Uzlaşma ve Borç Tasfiye Protokolünün imzalandığını, taşınmazların yaklaşık 42.740.000,00 TL bedel üzerinden müvekkiline devredildiğini, davacılar ve dava dışı diğer borçluların protokol gereği edimlerini yerine getirmediğini, ecrimisil bedelinin ödenmesi gereken tarihin 20.03.2019 olarak açıkça belirtilmesine rağmen gününde ödeme yapılmadığını, davacıların halen 749.000,00 TL ecrimisili ödemediklerini, davacıların iddiasının aksine, taşınmaz devirlerinin teminat amaçlı değil, yüksek bakiyesi devam eden kredi borcunun kısmen tasfiyesi amacı ile yapıldığını, protokolün taraf avukatları nezdinde imza edildiği nazara alındığında, müzayaka halinin oluşturulduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, taşınmazın devirlerinin inançlı işlem niteliği taşımadığını, gerçek değer üzerinden devir yapıldığını, davacıların protokol gereğince edimlerini yerine getirmediğini savunarak, davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davaya dâhil edilen davalı .....AŞ Vekili, savunmasında özetle; davaya konu ..... ilçesi ...... mahallesi .. ada ., . ve .(8) parsellerin müvekkilince 06.07.2020 tarihinde tapuda devir alındığını, satım öncesi tapunun incelendiğini, görevsiz olan İstanbul Anadolu ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/214 Esas sayılı dosyasında 13.11.2019 tarihinde konulan "tapu iptali ve tescili davası açılmıştır" şerhinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesinin 24.10.2020 tarih ve 2019/1803 E. 2019/1354 K. sayılı ilamıyla kaldırıldığı dikkate alınarak satıcı banka ile yapılan görüşmeler sonucunda satış protokolü hazırlanarak taşınmazların satın alındığını, tapu kaydına güvenilerek satın alınan taşınmazlar nedeniyle bir sorumluluk doğmayacağını, imzalanan protokolde, taraflar arasındaki borç ilişkisi, toplam borç miktarı, bankaya borç tasfiyesi gereği devredilecek taşınmazların listesi, mutabık kalınan devir bedelleri, devrinden sonra oluşacak tutarların hangi borçludan mahsup edileceği, bakiye borç miktarı, davacıların ödeyeceği ecrimisil bedeli, ödeme tarihi, iştira hakkının kullanılması şartları, iştira hakkının kullanılabileceği son tarih, protokol hükümlerinden herhangi birisinin zamanında yerine getirilmemesinin tüm sonuçları, kısaca davacı borçluların tüm yükümlülüklerin açık şekilde düzenlendiğini, protokolün tarafların avukatlarınca ..... sayılı Kanun'un 35/A maddesi kapsamında düzenlendiğini, davacılar ile banka arasında imzalanan protokol akabinde mülkiyetleri bankaya devredilen taşınmazların borç tasfiyesi amacıyla bankaya devredildiğini, bankaya devri yapılan taşınmazların kredi borçlarının tasfiyesini amaçlayan ve tarafların gerçek iradelerini yansıtan satış işlemleri olduğunu, taşınmazların satış bedellerinin kredi borcundan mahsup edileceğinin protokolün belirtilen kısımlarında defalarca tekrarlandığını, devrin teminat amacı bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davaya konu taşınmazların tapu kayıtları, tüm takyidatları, taraflar arasında düzenlenen protokol, yazışma örnekleri celp ve ibraz edilmiştir. Dosya kapsamına göre; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankadan kullanılan kredilerden kaynaklı borçlar nedeniyle davalı bankanın ihtiyati haciz kararları ile müvekkilleri üzerinde baskı uyguladığını, hiçbir şekilde tartışma ve müzakere etme şansı verilmeden 28.09.2018 tarihli Uzlaşma ve Borç Tasfiyesi Protokolü imzalandığını, ...Şti. Ve ...A.Ş.'ye ait bir kısım taşınmazların davalı tarafa teminat amacıyla devredilmek zorunda kalındığını, kredi borcunun 24.09.2020 tarihine kadar ödenmesi durumunda iştira hakkının kullanılabileceğinin ve taşınmazların mülkiyetinin geri devredileceğinin kararlaştırıldığını, taraflar arasında yapılan devir protokolü içeriği ve tarafların iradeleri göz önünde bulundurulduğunda yapılan devirlerin inançlı işlem olarak kabulü gerektiğinden, gerçek iradeleri yansıtmadan, teminat amaçlı olarak yapılan devir işlemlerinin geçersiz olduğunu, müvekkilinin iştira hakkını kullanma talebine karşı davalının sessiz kaldığını belirterek, inançlı işlemle ve baskı altında davalıya devredilen taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tesciline; dava konusu taşınmazların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için taşınmazlar üzerine takdiren teminatsız, ihtiyati tedbir konulmasına ya da tapu iptali ve tescili davası açıldığına dair davalıdır şerhi konulmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı, taraflar arasında imzalandığı karşı tarafın da kabulünde olan, " uzlaşma ve borç tasfiye protokolü" başlıklı, 28.09.2018 tarihli protokolün geçersiz olduğu iddiasını ileri sürmektedir. Bu protokolün taraf avukatlarının da katılımıyla imzalandığı anlaşılmaktadır. Davacı, protokolün müzayaka altında imzalandığını iddia etmekte olup bu iddianın yaklaşık ispatını sağlayacak bir kanıt sunulmadığı anlaşılmaktadır. Davacının protokol uyarınca iştira bedelini ve muaccel olan ecrimisil bedelini ödediğine dair bir iddiası da yoktur. Davacı protokole göre süresinde ödeme yapmak istediğine, karşı tarafın sessiz kaldığına, ödemeyi kabul etmediğine yönelik herhangi bir delil sunmamıştır. Davacının borcu tevdi ettiğine dair bir iddiası da yoktur. Bu durumda, alacaklı temerrüdünün mevcudiyeti konusunda ispat yükünü yerine getiremeyen davacının davasının reddine karar verilmiştir. Davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilirken Tapu İptali ve Tescil istenen, davalı ...üzerine kayıtlı taşınmazların değeri olan 7.150.000,00 TL. üzerinden bu davalı lehine, davalı ...Anonim Şirketi üzerine kayıtlı taşınmazların değeri olan 35.590.000,00 TL. üzerinden bu davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmek suretiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. ..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TMK'nın 736. maddesine göre iştira (geri alım) hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında görevin asliye hukuk mahkemesine ait olduğunu, mahkemenin kabulünün aksine 28.09.2018 tarihli Uzlaşma Ve Borç Tasfiye Protokolünün geçersizliğinin iddia edilmediğini, Protokolün dava ve cevaba cevap dilekçesi kapsamında yorumlandığını, dilekçede sözleşmenin 2. maddesine atıf yapılarak buradaki hüküm gereğince devir sözleşmesinde belirtilen taşınmazların teminat olarak davalı bankaya tapuda 02.10.2018 tarihinde devredildiğine ilişkin beyanda bulunulduğunu, Protokolün 3. maddesinin ikinci paragrafına atıf yapılarak "...Anılan taşınmazlara ilişkin iştira hakkının kullanılacağı en son tarih olan 24.09.2020 tarihine kadar İİK.m.135 gereğince banka tarafından tahliye ettirilmeyerek borçluların kullanımında kalması hususunda mutabakata varmışlardır..." hükmü ile teminat olarak devredilen taşınmazların müvekkillerinin kullanımında olacağının sözleşmede düzenleneceğinin ileri sürüldüğünü, ayrıca Protokolün 6. maddesine atıf yaparak iştira hakkının kullanılması halinde ...'ın göstereceği kişiye taşınmazların devir edileceğinin yazıldığını, sürekli şekilde Protokolün inanç sözleşmesi niteliğinde olduğunun belirtilerek, bunun da şahsi hakka dayalı inanç sözleşmesi olarak kabul edilebileceğinin belirtildiğini, Dava konusu sözleşmede .... ve ......'nın inanan, bankanın ise inanılan olduğunu, sözleşmenin amacının ise bankaya olan borçların ödenmesi hâlinde bankaya devredilen taşınmazların sözleşme kapsamındaki geri alım hakkı çerçevesinde 24.09.2020 tarihinde geri verilmesi olduğunu, protokolün yerine getirilmesi hâlinde taşınmazların geri verilmesi gerektiğini, TBK'nın 237/2. maddesi gereği resmî nitelikte düzenlenmeyen, TBK'nın 238 ve TMK'nın 736. maddeleri gereği geri alım hakkı tapuya işlenmeyen ve bu hâliyle tescile esas olamayacak protokolün ancak şahsi hakka dayalı inanç sözleşmesi olarak kabul edilebileceğini, mahkemenin ise davacıların protokolü kabul etmediğini var saydığını, bu gerekçenin temelsiz olduğunu ve davalının dahi mahkeme gerekçesindeki kabulü savunmadığını,Davacıların iddiasının, protokolün resmî belge niteliğinde olmaması nedeniyle taşınmaz devrine esas alınamayacağı yönünde olduğunu, belgenin yukarıda belirtilen kanun hükümleri ve Tapu Kanunu 26. maddesine göre resmî belge olmadığını, tapuyu geçiren sözleşmelerin resmî şekilde yapılmasının geçerlilik koşulu olduğunu, 1136 sayılı Kanun’un 35/A maddesi çerçevesinde düzenlenen belgeye ilam gücü tanınması doğrudan takip hukuku bakımından önem arz ettiğini, buna göre davaya konu protokolün taşınmazın mülkiyetinin nakline esas resmî nitelikte olmadığından yapılan tescilin yolsuz tescil olduğunu, Protokolün, İİK'nın 38. maddesine göre ilam niteliğindeki bir belge de olmadığının cevaba cevap dilekçesinin 6. sayfasının 11. bendinde açıklandığını, dava sırasında davalı vekilinin .... Noterliğinden keşide ettiği 05.08.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesiyle .... AŞ’ne gönderilen ihtarname, müvekkil banka tarafından haricen haberdar olunduğunu, ihtardaki iddiaların gerçek dışı olduğunu, protokolün ilam niteliğinde kabul edilerek taşınmazların devrinin hatalı olduğunu, ... AŞ ve davalı .... AŞ vekillerinin kabul ve beyanlarından dava konusu taşınmazların devrinin 29.09.2018 tarihli Uzlaşma ve Borç Tasfiye Protokolünün Avukatlık Kanunu m.35/A hükmü gereğince ilam niteliğinde kabul edilerek yapıldığını, oysa ilam niteliğinde olmayan protokole dayanılarak taşınmaz devrinin yasaya aykırı olduğunu, bankaca .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası üzerinden HMK’nın 297 ve 1136 sayılı kanunun 35/A maddelerine aykırı düzenlenmiş protokol dayanak belge kabul edilerek, ecrimisile yönelik icra takibi yapılarak, temerrüt şartları gerçekleştiğinden bahisle geri alma hakkının yok sayıldığını, Tevdi mahalli tayini talebinin mahkemece peşin hükümle reddedildiğini, cevap ve diğer dilekçelerde protokolden kaynaklanan ve mahkemenin bildireceği miktarın yatırılacağının belirtilerek borcun mahkemenin göstereceği yere tevdi edileceğinin açıklandığını, mahkemece 08.12.2021 tarihli ara karar ile tevdi mahalli tayini talebinine davalının cevabı beklenmeden istemin reddine karar verildiğini, mahkemenin 28.09.2018 tarihli Protokolünün karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olduğunun görmezden gelindiğini, bu sözleşmenin 3. ve 6. maddeleri gereği, sözleşme konusu taşınmazların kredi borcunun teminatı olarak verildiğini, borç 24.09.2020 tarihine kadar ödendiğinde iştira hakkının kullanılabileceğini, TBK'nın 97. maddesine göre karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde edimin ifasının sırasının belirlendiğini, TBK'nın 187/1. maddesinin ise borcun kime olduğunun çekişmeli olduğu hâllerde tevdi mahalli tayini istenebileceğinin düzenlendiğini, buna rağmen tevdi mahalli talebinin hangi gerekçe ile dikkate alınmadığının açıklanmadığını, mahkemenin ecrimisil bedelini iptal edilen icra dosyasına ödenmesini istemesinin şaşkınlık yarattığını, ara kararda 749.000,00 TL ecrimisil bedeli olarak tevdi yerine yatırma talebinin, bu paranın icra dosyasına yatırılması gerektiği ve talebin konusunun bulunmadığına karar vermesinin yerinde olmadığını, İcra dosyasında davalı bankanın ecrimisile yönelik olarak ...... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyasında takip yaptığını, takibin itiraz üzerine İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/545 Esas, 2019/862 Karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini, İstanbul BAM 21. HD'nin 2020/2005 Esas, 2021/693 Karar sayılı ilamı ile istinafın reddedildiğini, hükmün Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2021/5344 Esas, 2021/6657 Karar sayılı ilamıyla onanarak takibin iptalinin kesinleştiğini, iptal edilen bir dosyaya para yatırılamayacağını, Mahkemece, davacının ödeme isteğine karşı davalının sessiz kaldığına ilişkin kanıt sunulmadığının kabul edildiğini, oysa dava, cevap ve diğer dilekçelerde Protokole konu taşınmaların davalı bankaya kredi borcunun teminatı olarak verilmesi ve borcun 24.09.2020 tarihine kadar ödendiğinde iştira hakkının kullanılabileceği ve taşınmazların mülkiyetinin geri devredileceği düzenlemeleri gereği.......Noterliğinin 08.06.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle gereken ödemelerin yapılmasının ve geri alımın önerildiğini, bankaca ödenecek miktar ve yeri konusunda bilgi verilmediğini, 24.09.2020 tarihinden önce Ankara ... Noterliğinden keşide edilen 31.08.2020 tarih ...yevmiye numaralı ihtarname ile TBK'nın 97. maddesi gereği sözleşmeden kaynaklanan borcu ödemeye hazır olunduğunun davalıya bildirildiğini, ihtarların ulaşmasın rağmen TBK'nın 107. maddesine göre alacaklının temerrüdünün gerçekleştiğini, Davaya dâhil edilen ...AŞ'nin de özen borcuna riayet etmediğini, bankanın . Mahallesi, . ada, . (... Ada .), . ada, .parsel (. Ada, .), . ada .(. Ada, .) parsel numaralı taşınmazları dava sırasında 06.07.2020 tarihinde bu kişiye sattığını, davanın açılmasından sonra taşınmazların banka tarafından üçüncü kişiye devredilmesi üzerine HMK'nın 125. maddesi kapsamında alan şirkete dava yöneltildiğini, buna rağmen bu kişinin davalı olarak gösterilmemesinin hatalı olduğunu, 28.09.2018 tarihli Protokolün 2.maddesindeki "…Borçlu taraf, banka nezdinde doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı amacıyla yine banka lehine ipotekli bulunan (bulundukları yer ve ada parselleri yazılı) ... taşınmazları...toplamda 42.740.000,00 TL üzerinden bankaya devredileceği ..." şeklindeki düzenlemeye dayanılarak taşınmazların teminat olarak davalı bankaya tapuda 02.10.2018 tarihinde devredildiğini, Protokolün 3/2. maddesinin "... Anılan taşınmazlara ilişkin iştira hakkının kullanılacağı en son tarih olan 24.09.2020 tarihine kadar İİK.m.135 gereğince banka tarafından tahliye ettirilmeyerek borçluların kullanımında kalması hususunda mutabakata varmışlardır ..." hükmü ile teminat olarak devredilen taşınmazların müvekkiller kullanımında olacağının kabul edildiğini, Protokolün 6. maddesinde iştira hakkı diye adlandırılan geri alma hakkının vadesinin, bedeli ve faiz nispeti, iştira hakkının taşınmazların tamamına yönelik veya kısmen kullanılması hâlindeki uygulama, belirlenen borç miktarının belirlenen sürede ödenmesi hâlinde teminat olarak verilen taşınmazların müvekkili ... veya göstereceği üçüncü kişiye geri verileceğinin belirlendiğini, bu maddeye dayanılarak gönderilen .. Noterliğinin 08.06.2019 tarihli ve ihtarı ile ve .yevmiye numaralı ihtarnamesiyle gereken ödemeleri yapmayı önerip protokolde belirtildiği ifade ile iştira hakkının kullanılmak istendiği davalı bankaya bildirilmesine rağmen, bankaca herhangi bir geri dönüş yapılmadığı gibi, ödenecek miktar ve ödeme yeri de bildirilmediğini,Takibin iptaline ilişkin İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin kesinleşen kararı üzerine dava konusu . ada . (.ada.), . ada . (. ada .),. ada .(. Ada, .) parsel numaralı taşınmazları son ödeme günü olan 24.09.2020 tarihinde önce 06.07.2020 tarihinde ...AŞ’ye devredildiğini, Protokolün 3. maddesinde iştira hakkının kullanılacağı son tarih 24.09.2020 olarak belirlendiğini, Protokolün 6. maddesine göre gereken ödemeyi . Noterliğinin 08.06.2019 tarihli ihtarı ile taşınmazlarda davalıdır şerhi bulunmasına rağmen, dava konusu taşınmazların 06.07.2020 tarihinde satın alınmasının kötü niyetli olduğunu, davalıdır şerhi ile taşınmaz alanın TMK'nın 1010, 1011 ve 1012. maddeleri uyarınca kötü niyetli olduğunu, davalı bankanın yargılama sürecinden geçirilmeyen ve ilam niteliğinde olmayan sözleşmeyi kendi yararına yorumlayarak bazı taşınmazları diğer davalıya satmasının hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule, yasaya ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında düzenlenen 28.09.2018 tarihli Uzlaşma ve Borç Tasfiye Protokolü kapsamında kredi borcunun teminatı olarak davalıya teminat amacıyla ve inançlı olarak devir edilen taşınmazların, protokoldeki geri alım hakkına dalanılarak tapularının iptali ile davacılar adına tescili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davaya bakma konusunda ticaret mahkemesinin görevli olduğu Dairemizin 05.10.2020 tarih ve 2020/34 E. 2020/998 K.sayılı kararı ile kesin olarak belirlenmiştir. Davaya görevli mahkemece bakılmıştır. Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davasında, görevsiz Asliye Hukuk Mahkemesince 13.11.2019 tarihli ara karar ile dava konusu taşınmazların kayıtlarına davalıdır şerhi konulması yönünde karar verildiği, davalı yanca görevli mahkemeye yapılan itiraz üzerine mahkemece 15.09.2021 tarihli duruşmalı inceleme sonucunda itirazın kabulü ile görevsiz İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/214 E sayılı dosyasında 13.11.2019 tarihli ara kararı ile dava konusu taşınmazların kayıtlarına davalıdır şerhi konulması yönündeki tedbir ara kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı banka ile davacılar ve dava dışı borçlular arasında kredi borçluları olan .... AŞ, ... AŞ ile ... arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçların ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen .... Noterliğinin 12.09.2018 tarih ve ..., ... ve ... yevmiye numaralı kat ihtarları ile hesapların kat edilerek borçlu ve kefillere 88.000.000 TL borcun ödenmesi için ihtar gönderilmiştir. İhtarların sonuçsuz kalması üzerine borçlular hakkında ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... İcra Müdürlüğünün ...Esas ve .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi yapılmıştır. Borçluların talebi üzerine, taraflar arasında 28.09.2018 tarihinde Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesine göre uzlaşma ve borç tasfiye protokolü düzenlenmiş, bu protokolden sonra protokolde gösterilen dava konusu 18 adet taşınmaz 42.740.000 TL bedel üzerinden davalı bankaya devredildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki taşınmaz devrini de kapsayan protokolün incelenmesinde; alacaklının davalı banka, borçluların ise kredi borçlusu olan şirketler ile kefiller olduğu, davacılar... AŞ, .... Şti ve ...'ın protokole taraf olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazlar esasında davacı şirketlere ait olup bankanın kullandırdığı genel kredi sözleşmesi kapsamında bankaya ipotek olarak verilmişlerdir. Protokolün 1. maddesinde, borçluların .... Noterliğinin 12.09.2018 tarih ve ..., ... ve ... yevmiye numaralı kat ihtarları nedeniyle başlatılan takiplerde borçlu oldukları, protokolün genel kredi sözleşmelerinin ayrılmaz parçası olduğu, protokolün mevcut kredi sözleşmelerinin borçları ve teminatları değiştirmediği, yenilemediği ve ortadan kaldırılmadığının kabul edildiği görülmüştür. Protokolün 2. maddesinde, borçlu tarafından banka nezdinde doğmuş ve doğacak borçların teminatı amacıyla banka lehine ipotekli bulunan dava konusu edilen 18 adet taşınmazın toplam 42.470.000 TL üzerinden davalı bankaya devredileceği, devredilecek her bir taşınmazın satışa esas değerinin tabloda belirlendiği, her bir taşınmazın devri nedeniyle oluşacak kaydi tutarın sırasıyla ..., ... AŞ ve .... AŞ'nin nakdi borçlarından, bankanın bunların kredilerinden dilediğini dilediği şekilde mahsup edeceği kabul edilmiştir. Borçlu tarafın yukarıda belirtilen hususun kullandırılan kredilerin kısmen de olsa tasfiyesini teminen oluşturduğunu, borçların gayri nakit kısımlarını teşkil eden toplam 578.200,00 TL tutarındaki çek yapraklarını ve teminat mektubu asıllarını iade ya da bedellerinin bankaya depo edileceği kabul edilmiştir. Protokolün 3. maddesinde devir edilecek taşınmazların aşağıda belirtilen şartlar dâhilinde toplu olarak veya ayrı ayrı en geç 24.09.2020 tarihine kadar ... veya bu kişinin gösterileceği üçüncü kişiye iştira hakkı tanınması, ayrıca bu süreler dâhilinde davacılara geçici kullanım hakkı tanınmasının talep edildiği, tarafların en son 24.09.2020 tarihine kadar banka tarafından İİK'nın 135. maddesi gereğince davalıların tahliye ettirilmeyerek bu taşınmazların borçluların kullanımında bırakılması hususunda mutabık kaldıkları, ancak kredi borçlusu ve müteselsil kefillerin ecrimisil ve bu protokole konu ödemeleri aksatmaları hâlinde taşınmazların derhal tahliye edileceği kabul edilmiştir. Protokolün 4. maddesinde taşınmazların devrinin kredi borcunun ödenmesi amacı güttüğü belirtilerek, harçtan muaf olduğu, ancak bir harcın tahakkuk etmesi hâlinde bundan borçlunun sorumlu olduğu belirlenmiştir. Protokolün 6. maddesinde iştira hakkı düzenlenmiş olup, bu hakkın kullanılabilmesi için protokolde belirtilen borçların tamamının ödenmesi ön şart olarak konulmuştur. Taraflar arasında iştira hakkının en geç 24.09.2020 tarihine kadar ... veya göstereceği üçüncü kişi tarafından kullanılmasının gerektiği belirlenmiştir. İştira hakkının kullanılması hâlinde satış bedeli olan 42.740.000 TL'nin iştira bedelinin hesaplanmasında esas alınacağı, bu miktara faiz işletilerek bedelin belirleneceği kabul edilmiştir. Ödenecek ecrimisil belgesi protokolün 8. maddesinde düzenlenmiştir. Dava konusu protokolün temel amacı, davacılar ile davacıların grup şirketlerinin bankaya ödenecek borçlarının tasfiyesidir. Taraflar karşılıklı mutabakat ile bir araya gelerek taşınmaz değerlerini belirleyerek inanç sözleşmesi imzalamışlardır. Tapu maliklerinin bu Protokol kapsamında tapuda resmî devir yaparak taşınmazların tapusu davalı bankaya resmî şekilde devir ettikleri anlaşılmıştır. Bu nedenle, taraflar arasında düzenlenen protokolün iştira ve geri alım hakkının kullanılması kapsamında resmî şekil şartına bağlı olup olmadığının değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Zira dava konusu Protokol bir inanç sözleşmesi niteliğinde olup, Protokol kapsamında taşınmazların davalıya devir edildiği, 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı .... gereğince inanç sözleşmesinin yazılı olarak düzenlenmesinin geçerlilik için yeterli olduğu ve protokoldeki şartların yerine getirilmesi hâlinde taşınmazların iadesinin talep edilebileceği anlaşılmıştır. Ancak bu hususun kabul edilebilmesi için davacıların öncelikle protokolden kaynaklanan borçlarını yerine getirmeleri gerekmektedir. Davacılar, protokolden kaynaklı ecrimisil borçlarını ödememişlerdir. Ayrıca protokolün konusunu oluşturan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun da davacılar veya diğer borçlular tarafından ödendiği savunulup kanıtlanmamıştır. Protokole göre davacıların en geç 24.09.2020 tarihine kadar taşınmaz bedellerini ve ecrimisil bedellerini ödemeleri gerekmektedir. Protokol kapsamında taşınmazlar davalıya devredilmiş, bunlardan bir kısmı ise 06.07.2020 tarihinde yani 10.06.2019 tarihinde açılan bu davadan sonra ve mahkemece konulan davalıdır şerhinin kaldırılmasından sonra, diğer davalı .............AŞ'ye devredilmiştir. Davanın açıldığı İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/214 Esas sayılı dosyasında, davacı vekilinin talebi üzerine, davaya konu taşınmaz kayıtları üzerine 13.11.2019 tarihli ara karar ile davalıdır şerhi konulmuştur. Davalı vekilinin itirazı üzerine 15.09.2021 tarihli ara karar ile dava konusu taşınmazlar üzerine konulan davalıdır şerhinin kaldırılmasına karar verilmiştir. Davalıdır şerhi ise bu tarihten önce mahkemenin 13.11.2019 tarihli kararı ve Dairemizin 24.01.2020 tarihli kararı ile kaldırılmıştır. Davaya dâhil edilen şirketin faturaya güven ilkesi çerçevesinde taşınmaz iktisap etmesi mümkün olup, HMK'nın 125. maddesi uyarınca, dava konusunun devri hâlinde davacıya bir takım haklar sunulduğundan, dava konusunun üçüncü bir kişiye devir edilmiş olması başlı başına davacı iddialarının haklı olduğu anlamına gelmemektedir. Esasında devir sonrası davacı da HMK'nın 125. maddesine göre taşınmazları devir alan kişiye karşı dava da yöneltmiştir. Davacılar tarafından sunulan istinaf başvurusunda, geri alım hakkı veren anlaşmanın resmî şekilde yapılmadığı gerekçesiyle geçersiz olduğuna vurgu yapılmış ancak bu sözleşmenin TBK'nın 28. maddesi kapsamında aşrı yararlanma altında düzenlendiğine ilişkin bir istinaf sebebi ileri sürülmemiştir. Ancak istinaf başvurusundan sonra davacılar vekilince, HMK'nın 393.maddesi kapsamında Prof. Dr. ....'den alınan uzman görüşü sunulmuştur. Uzman görüşünde istinaf başvurusunda sözü edilmeyen aşrı yararlanma kurumu tartışılmış ve adi yazılı şekilde düzenlenen protokolün tapu devri için öngörülen resmî şekil şartını taşımaması nedeniyle iştira ve vefa hakları bakımından geçersiz olduğu, davacıların gabin iddialarının yerinde olduğu belirtilmiştir. Ancak, yukarıda belirtildiği üzere uzman görüşünde yer alan hususlardan gabine dayalı iddialar, istinaf başvurusunda ileri sürülmemiştir. HMK'nın 355. maddesine göre istinaf başvuru istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılacaktır. Ancak kamu düzenine açıkça aykırılık hâllerinde bu husus resen dikkate alınacaktır.Gerekçeli karar davacı vekiline 19.07.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, istinaf başvuru dilekçesi 22.08.2022 tarihinde sunulmuştur. Daha sonra düzenlenen uzman görüşü ile birlikte davacı tarafından 12.02.2024 tarihinde ek beyan sunulmuştur. İstinaf başvuru dilekçesinin verilmesinden sonra süresi içerisinde dahi ikinci bir dilekçe verilerek istinaf nedenleri ileri sürülmesi mümkün olmadığı gibi, süresinden sonra verilen beyanın ve uzman görüşünün de istinaf başvurusu olarak değerlendirilmesi ve istinaf incelemesi sırasında dikkate alınması mümkün değildir. Bir an için dava dilekçesinde de kısaca değinilen gabin iddiasının değerlendirilmesi gerektiği düşünülse bile, davacılar zor durumda olduklarını belirterek bankadan ödeme için kolaylık istemiş ve borcu yapılandırmışlardır. Bu aşamadan sonra davacıların zor durumda olduğu ve gabin altında sözleşmenin imzalandığı ileri sürülmesi dürüstlük kuralına da aykırıdır. Yine, inanç sözleşmesinde taşınmazların, protokolde belirlenen ve davacılar tarafından gabin altında belirlendiği ileri sürülen değerlerinin ödenmesi hâlinde taşınmazların geri istenebileceği açıktır. Değerin gabin altında belirlendiğinin ileri sürülmesi hâlinde, bu bedelin protokol kapsamında bankaya ödenerek taşınmazların geri alınması mümkündür. Davacıların rotokolde belirtilen şekilde ödemeler yapmadıkları, ayrıca sözleşme ile belirlenen ecrimisil bedelini de bankaya yatırmadan dava açtıkları anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen ve inançlı işlem olarak geçerli olan protokolde kendi edimi olan taşınmaz bedelini ödeme ve ecrimisil borcunu ödeme edimlerini yerine getirmeyen davacıların, dava açtıktan uzunca bir süre sonra sadece takip yapılan ecrimisil borcu yönünden ödeme teklifinde bulunmaları dürüstlük kuralına ve protokol ile taraflar arasında düzenlenen edim tarihlerine aykırıdır. Taraflar arasındaki protokol, teminat amaçlı taşınmaz devrine ilişkin bir inançlı sözleşme olup, yukarıda anılan İBK uyarınca, yazılı şekil şartı yeterli olup, davalının resmî şekil şartına ilişkin istinaf nedenleri yerinde değildir. Geçerli inanç sözleşmesi uyarınca, kendisine düşen edimleri protokoldeki tarihlerde yerine getirmeyen davacıların, ödeme tarihleri geçtikten sonra borcu tevdi etme taleplerinin hukuki dayanağı bulunmamaktadır.Uygulamada bankaların kullandırdıkları genel kredi sözleşmesi kapsamındaki kredilerin ödenmemesi hâlinde, banka ile kredi borçluları arasında düzenlenen inanç sözleşmeleriyle borçlulara ait taşınmazların bankaya devir edildiği görülmektedir. Bu şekilde bir uygulama, ... yasağının kapsamında değildir. İnanç sözleşmesi geçerli olup, inanç sözleşmesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesi hâlinde tapunun devredene iadesi söz konusu olacaktır. Bu davada temel husus davacıların inanç sözleşmesi kapsamındaki edimlerini yerine getirip getirmediğidir. Yukarıda açıklandığı üzere protokole göre davacıların en geç 24.09.2020 tarihine kadar ecrimisil ve taşınmaz için belirlenen bedeli ödemeleri hâlinde taşınmazların tapusunu talep etme hakkı bulunmaktadır. Davacılar vekili, bankaya gönderilen ihtara cevap verilmediğini, bu nedenle taşınmaz bedelinin ödenemediğini savunmaktadır. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde TBK'nın 97. maddesi gereğince karşı taraftan edimini yerine getirmesini isteyen kişinin sözleşmenin koşullarına ve duruma göre daha sonra edimini ifa etmesi gerekmedikçe kendi edimini ifa etmesi gerekmektedir. İnanç sözleşmesinde davacıların edimi sözleşmede belirlenen taşınmaz bedelinin ve ecrimisilin ödenmesidir. Davacılar Protokol gereğince 24.09.2020 tarihine kadar belirtilen borcu ödedikleri taktirde taşınmazların inançlı işlem kapsamında iadesini talep edebileceklerdir. Nitekim 08.06.2019 tarihli .......Noterliğinin ..... yevmiye numaralı ihtarı ile iştirak hakkının kullanılmak istendiğinin davalıya bildirilerek ödenecek miktar ile ödeme yerinin bildirilmesi istenmiştir. 24.09.2020 tarihinden önce gönderilen .... Noterliğinin 31.08.2020 tarihli ihtarı ile de borcun ödenebileceği bildirilmiştir. Davacılar bu durumda satıcının temerrüdünün oluştuğunu belirterek TBK'nın 107. maddesine göre belirlenecek miktarın ifa yerinde ödenmesi için mahkemeden talepte bulunmuşlardır. Davacılar tarafından gönderilen bu ihtarla bankanın temerrüde düşürüldüğünden söz edilemez. Zira davacılar ve kredi borçlularının taşınmaz bedelini ve ecrimisil borcunu bankaya ödeyerek borçtan kurtulmaları mümkündür. Borcun kime ödeneceği hususunda bir tereddüt bulunmadığı gibi alacaklının temerrüdünden de söz edilemez. Protokolün 6. maddesinde geri alım hakkının ne şekilde kullanılacağı ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Ecrimisil ödemeleri protokolün 8. maddesinde vadelendirilmiş olup belirtilen vadelerde ödemede bulunmayan davacıların 20.03.2019 tarihinde temerrüde düştüğü açıktır. Buna rağmen dava açıldığı tarihte de borçlarını ifa için teklifte bulunmayan davalıların protokol ile belirlenen sürenin geçmesinden uzunca bir süre sonra 26.11.2021 tarihinde sadece ecrimisil yönünden ifa yerinin belirlenmesini istemeleri dürüstlük kuralına aykırıdır. Bu nedenle mahkemenin bu talebin reddine ilişkin verdiği 08.11.2021 tarihli ara karar usulüne uygun olup, tarafların protokol ile belirlenen hak ve menfaat dengesine uygundur. Davacıların protokol kapsamında ödemeleri gereken ve protokolün 6, 7 ve 8.maddeleri gereğince belirlenen taşınmaz satım bedeli ve ecrimisil alacaklarının ödenmesi için tevdi mahalli tayinine gerek yoktur. Bu borçlar davalı bankaya her zaman ödenebilir. Davacıların belirtilen şekilde ve vadelerinde ödeme yapmadıkları hâlde inanç sözleşmesindeki edim dengesini davacılar lehine bozacak şekilde taşınmaz mülkiyetini geri istemeleri sözleşme ile bağlılık ilkesine tamamen aykırıdır. Davacının istinaf başvurusu esas itibariyle Protokolün 3/2. maddesinde ki, "...Anılan taşınmazlara ilişkin iştira hakkının kullanılacağı en son tarih olan 24.09.2020 tarihine kadar İİK.m.135 gereğince banka tarafından tahliye ettirilmeyerek borçluların kullanımında kalması hususunda mutabakata varmışlardır..." hükmü ile teminat olarak devredilen taşınmazların müvekkillerinin kullanımında olacağının düzenlenmesi; Protokolün 6.maddesindeki “...iştira hakkı diye adlandırılan geri alma hakkımızın vadesi, bedeli ve faiz nispeti, iştira hakkının taşınmazların tamamına yönelik veya kısmen kullanılması halindeki uygulama, belirlenen borç miktarının yine belirlenen süre içerisinde ödenmesi halinde teminat olarak verilen taşınmazların müvekkil ... veya göstereceği 3. kişiye geri verileceği belirlenmiştir.” hükmü karşısında, taşınmazların belirlenen 24.09.2020 tarihinin beklenmeden ...... ilçesindeki taşınmazların 16.07.2020 tarihli işlemle davaya dâhil edilen... AŞ'ye devrinin kötü niyetli olduğu belirtilmiştir. Taşınmazların bu tarihte davaya dâhil edilen şirkete devir edildiği açıktır. Bu nedenle davacıların açtığı dava HMK'nın 125. maddesi gereğince devir alan şirkete yöneltilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi, edimini vadelerinde yerine getirmeyen davacıların, kredi borcunun mahsubu karşılığında devir ettikleri taşınmazların iadelerini istemeleri mümkün değildir. Yukarında ayrıntılı şekilde izah edildiği üzere davacılar, dava tarihi itibariyle protokoldeki hiç bir edimini yerine getirmemişlerdir. Kendi edimini yerine getirmeyen bir kişi TBK'nın 97. maddesi gereği karşı taraftan edimini yerine getirmesini bekleyemez. Sözleşmedeki hükümlerin düzenleniş şekline göre ilk olarak davacılar taşınmaz bedelini protokolün 6. maddesine göre belirtilen şekilde hesaplayarak bankaya veya icra dosyasına yatıracaklardır. Ardından protokolün 8. maddesine göre ilk ödeme 20.03.2019 tarihinde olacak şekilde her altı ayda bir aynı güne denk gelecek şekilde maddede belirtilen her bir taşınmaza ilişkin ecrimisil borcu ayrı ayrı bankaya ödenmelidir. Borcun ödeneceği yer banka veya icra dosyalarıdır. Bunun için ayrıca ifa yerinin belirlenmesini istemeye gerek bulunmamaktadır. Bu şekilde işlem yapılmadan ve dürüstlük ilkesine uygun şekilde dava tarihinde ecrimisil ve protokolün 6. maddesine göre taşınmaz değerleri belirlenerek ifası talep edilmeden taşınmazların, kredi borcundan mahsup edilen bedelleri dikkate alınmadan taşınmazların tapusunun da iadesinin istenilmesi protokole aykırıdır. Ecrimisile yönelik takip dosyasındaki ödeme emrinin iptal edilmiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. Zira ecrimisil borcu ödenmediği için takip başlatılmıştır. Bu borcun bankaya ödenmesi karşılığında davacıların borçtan kurtulması mümkün olduğundan davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmeştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 5-Karar kesinleştiğinde dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.