T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/984 KARAR NO : 2025/1735 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25.03.2025 Tarihli ek karar NUMARASI : 2022/461 Esas - 2024/977 Karar DAVA: Limited Şirketin Fesih ve Tasfiyesi Taraflar arasındaki limited şirketin feshi ve tasfiyesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı n…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/984 KARAR NO : 2025/1735 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25.03.2025 Tarihli ek karar NUMARASI : 2022/461 Esas - 2024/977 Karar DAVA: Limited Şirketin Fesih ve Tasfiyesi Taraflar arasındaki limited şirketin feshi ve tasfiyesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin verilerek kesinleşen kararda, tasfiye memuru olarak atanan ...'ın istifa dilekçesinin kabulü ile şirkete davacı ...'ın atanmasına ilişkin 25.03.2025 tarihli ek karara karşı, davalı şirket vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2017 yılında kurulduğunu, davacının %50, diğer ortak ...'nün %50 hisseye sahip olduğunu, ...'nün şirketin münferit yetkili müdürü olduğunu, müvekkilinin sermaye borcunu yerine getirmesine rağmen diğer ortağın sermaye borcunu yerine getirmediğini, TTK'nın 638/2. maddesine göre haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkma isteyebileceğini, şirketin kurulduğu tarihten itibaren genel kurul toplantısı yapmadığını, davacının şirket yönetimine katılımının engellendiğini, şirketin hiç kâr payı dağıtmadığını, bunun da yasa ve ana sözleşmeye göre şirketin feshi nedeni olduğunu, şirketin münferit yetkili müdürü ...'nün müvekkilini bilgilendirilmeden yanlış yatırım kararları aldığını, şirket defterlerinin müdür tarafından usulsüz şekilde tutulduğunu, şirket ortakları arasında ciddi uyumsuzluklar bulunduğunu, kardeş olan ortaklar arasındaki güven duygusunun tamamen kaybolduğunu ve diğer ortağın uzlaşmaz tavrını sürdürdüğünü, diğer ortakla davacının eşinin yurt dışındaki ortak işleri nedeniyle müvekkiline ve eşine hakaret edildiğini, diğer ortağın eylemleri ile ilgili müvekkilince suç duyurusunda bulunulduğunu, şirket programlarına müvekkilinin erişiminin engellendiğini, diğer ortağın TTK'nın 626. maddesine aykırı şekilde şirketle rekabete edildiğini ileri sürerek, müvekkilinin çıkma payının belirlenerek şimdilik 1.000,00 TL'nin ödenerek şirket ortaklığından çıkarılmasına, TTK'nın 638/2. maddesi gereğince müvekkilinin ortaklıktan kaynaklanan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına, alacağın tahsilini teminen şirkete tedbiren yönetim kayyımı olmazsa denetim kayyımı atanmasına, ayrılma bedelinin bulunmaması durumunda şirketin feshine, karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; 7155 sayılı Kanun ile getirilen arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davacının ortaklıktan çıkmasını gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığını, davacının resmi ortak görünmesine rağmen şirketin gerçek ve perde arkasındaki ortağının davacının eşi ... olduğunu, anılan kişinin öğretim üyesi olarak görev yaptığı için davacının şirket ortağı yapıldığını, ancak gerçek ortağın Almanya'da ki ... GmbH şirketinin ortağı ve yetkili müdürü olduğunu, davacı ve eşinin başından beri şirketin işleriyle ilgilenmediklerini, tüm işlemlerin müvekkilince yerine getirildiğini, inceleme ve bilgi alma hakkının usulüne uygun şekilde kullandırıldığını, şirketin kayıt ve belgelerinin şirket merkezinde ortağın incelemesine sunulduğunu, davacının şirket yönetimine katılımının engellenmediğini, gerçek ortak olan davacının eşinin aynı unvan ile yurt dışında kurulu şirkette yöneticilik yaptığını, yeni kurulan aile şirketinin, küresel ekonomik durumdan kaynaklı durgunluk ve ortakların talepte bulunmaması nedeniyle kar payı dağıtımı yapmadığını, müvekkilince şirketin usulüne uygun şekilde yönetildiğini, davacı ve eşinin eylemlerinin şirkete zarar verdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; mahkemenin 18.12.2024 tarihli gerekçeli kararında davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak 20.000 TL ücretle ...'ın atanmasına karar verilmiştir. Uyap ortamında yapılan incelemede, fesih ve tasfiyeye ilişkin gerekçeli kararın 27.01.2025 tarihinde taraf vekillerine tebliğ edildiği ve karar aleyhine kanun yoluna başvurulmaması üzerine kararın 11.02.2025 tarihinde kesinleşmiştir. İlk derece mahkemesince yargılama sırasında şirkete denetim ve onay kayyımı atanmasına karar verilmiş, bu karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusu Dairemizin 27.12.2024 tarihli, 2024/1834 Esas - 2024/2009 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Tasfiye memuru olarak atanan ... 24.03.2025 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; mahkemece tasfiye memuru olarak görevlendirildiğini 18.03.2025 tarihinde gönderilen tebligatla öğrendiğini, ancak takdir edilen ücretin yetersiz olması, ekonomik koşullar, alınan sorumluluk, harcanan emek ve mesai ile işlerinin yoğunluğundan dolayı azlini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2025 tarihli ek kararı ile; tasfiye memurunun talebinin kabulü ile ...'ın tasfiye memurluğu görevinden azline, yerine davacı ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece tasfiye memuru olarak atanan ...'ın görevinden azlini talebinin kabul edilerek, yerine davacı ...'ın atanmasına ilişkin 25.03.2025 tarihli ek kararın hatalı olduğunu, davacının tasfiye memuru olarak atanmasının, tarafsızlık ilkesini ihlal edeceğini, taraflar arasında bu dava dışında İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/308 Esas sayılı tazminat davası, İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/216 Esas sayılı davası, İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/218 Esas sayılı dava dosyaları bulunduğunu, sürekli olarak dava açıp şirketle hukuki ihtilaflar yaşayan davacının tarafsız bir şekilde davalı şirketin tasfiyesini sağlayıp sağlayamayacağının şüpheli olduğunu, taraflar arasında husumet ve menfaat çatışması bulunduğunu, Davacının yoğun mesai ve özveri gerektiren tasfiye memurluğu işini özenle yapıp yapamayacağının şüpheli olduğunu, tasfiyenin tarafsız bir kişiye yaptırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ek kararın kaldırılmasına ve tarafsız bir kişinin tasfiye memuru olarak atanmasına, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, şirket ortaklığından çıkma veya şirketin feshi davasında mahkemece şirketin tasfiyesine ve tasfiye memuru atanmasına ilişkindir. Mahkemece şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına ilişkin kararınınkesinleşmesinden sonra, atanan tasfiye memurunun istifası üzerine, davacı ortağın tasfiye memuru olarak atanmasına ilişkin 25.03.2025 tarihli ek kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılması istenmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda tasfiye memurunun istifası nedeniyle yerine davacı ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, karar verilmiş; bu ek karara karşı, davalı şirket vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece, terditli taleplerden ilki reddedilerek fesih ve tasfiye koşulları incelenmiştir. TTK'nın 636/3. maddesinde; haklı sebeplerin varlığında her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine davacı ortağın payını gerçek değerinini ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Dava dilekçesinde şirketin ortaklarının eşit paya sahip oldukları, kardeş olan ortaklar arasında derin görüş ayrılıkları ve karşılıklı davalar bulunduğu, eşit paya sahip olan yönetici ortağın, şirketin kayıt ve belgeleri hakkında bigi vermediği, şirketi kötü yönettiği, şirketin kar payı dağıtmadığı ileri sürülerek şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi, olmadığı takdirde şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istenmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, şirketin pozitif bir öz kaynağının bulunmadığı, şirketin borca batık olması yanı sıra ortaklar arasında sorunlar bulunduğu, şirketin kuruluşundan beri genel kurul yapmadığı, kar payı dağıtmadığı ve ortakların %50'şer paya sahip olması nedeniyle şirketin yönetilemez hale geldiği, şirketin devamında ortakların ve kamunun bir yararı bulunmadığı gerekçesiyle şirketin fesih ve tasfiyesine ve tasfiye işlemleri için ...'ın görevlendirilmesine karar verilmiştir.Kararın kesinleşmesinden sonra tasfiye memurunun, takdir edilen ücretin yapılacak işe oranla düşük olduğu gerekçesiyle 24.03.2025 tarihli dilekçe ile istifa ettiği, mahkemece istifanın 25.03.2025 tarihli ek kararla değerlendirilerek istifa eden ...'ın tasfiye memurluğundan azline, yerine davacının atanmasına karar verilmiştir. Mahkeme, fesih ve tasfiye davasında nihai kararını açıklamış ve kararın kesinleşmesi ile davadan el çekmiştir. Bu süreçten sonra tasfiye memurluğunda herhangi bir boşalma meydana gelmesi hâlinde, bu durumda davanın taraflarının usulüne uygun şekilde haberdar edilerek hukuki dinlenilme hakkının sağlanması ve bundan sonra uyuşmazlık hususunda bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece talep dilekçesi geldikten sonra, davacı ve davalıya herhangi bir bilgi verilerek talebe karşı diyecekleri sorulmadan tasfiye memurunun azline, onun yerine davacının atanmasına karar verilmiştir. Oysa dava ve cevap dilekçesindeki açıklamalar ile yargılama safhasındaki beyanlara göre davacı ile şirket arasında çok sayıda dava bulunduğu, iki ortaklı aile şirketi niteliğindeki şirketin yönetici ortağı ile davacı arasında ciddi uyuşmazlıklar bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda talep dilekçesinin diğer tarafa tebliği ile talep hakkındaki görüşlerinin alınması ve şirket ile ortak menfaatlerine uygun, tarafsız bir kişinin veya tarafların üzerinde anlaştığı bir kişi ile tasfiyenin tamamlanması için görevlendirmesi gerekmektedir. Mahkemece belirtilen şekilde bir işlem yapılmadan ve davanın taraflarına hukuki dinlenilme hakkı sağlanmadan, tasfiye memurunun talep dilekçesi üzerine kendiliğinden işlem yaparak davacıyı tasfiye memuru olarak ataması hatalı görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve talebin yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu ek kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında talebin yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek ek kararla birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 06.11.2025 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.