11. Hukuk Dairesi 2011/1185 E. , 2012/7475 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.11.2010 tarih ve 2009/243-2010/215 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihal
**11. Hukuk Dairesi 2011/1185 E. , 2012/7475 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.11.2010 tarih ve 2009/243-2010/215 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı adına TPE nezdinde tescilli TR 2008/07874 nolu faydalı model belgesinin yenilik unsuruna sahip olmadığını ayrıca yine davalı adına TPE nezdinde tescilli 2008/05322 nolu endüstriyel tasarım tescil belgesinin başvuru tarihi itibariyle yenilik ve ayırt edicilik kriterlerine sahip olmadığını ileri sürerek, davalı adına tescilli bulunan faydalı model belgesinin ve endüstriyel tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili adına TPE nezdinde tescilli faydalı model ve endüstriyel tasarım tescil belgesinin başvuru tarihi itibariyle yenilik kriterlerine sahip olduğunu, müvekkili tarafından davacı tarafa Beyoğlu 39. Noterliği aracılığıyla 4/08/2009 günü ihtarname gönderildiğini ve davaya konu edilen faydalı model belgesi ve endüstriyel tasarım tescil belgesinden kaynaklanan haklara tecavüzün durdurulmasını talep ettiğini, davacı tarafın bu nedenle kötü niyetli olarak eldeki davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tescilli bir sınai mülkiyet hakkının yenilik unsuruna sahip olmadığı, bu nedenle hükümsüz olduğu iddiasını ileri süren davacının bu yönde delilleri sunması gerektiği, davacı taraf fatura örnekleri sunmuş ise de, faturalarda tabiatı gereği ürünün görseli ve teknik özelliklerinin bulunmadığı, davacı tarafça dava konusu endüstriyel tasarım tescil belgesine konu tasarımın ve faydalı model belgesine konu buluşun yenilik kriterine sahip olmadığına dair görsel karşılaştırma yapılabilecek hiçbir ürün veya katalog, broşür, dergi, vs'nin dosyaya sunulmadığı, ispat külfeti altında olan davacının kendisine verilen sürelere ve delillerini ibra edeceğini beyan etmesine rağmen inceleme için delil sunmadığı, bu sebeple iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin 2 nolu bent dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-551 sayılı KHK'nin 154 vd. maddelerinde bir buluşa faydalı model belgesi verilerek korunması koşulları ve başvuru usulü özel olarak düzenlenmiştir. 551 sayılı KHK'de bir buluş başvurusunun patent belgesi verilerek korunması için zorunlu olan tekniğin bilinen durumunun aşılması koşulu faydalı modeller bakımından aranmadığından, faydalı model anlamındaki buluşun, bir sorunu çözen basit ve küçük buluş olduğu sonucuna ulaşılmalıdır. Bu yolla özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerce geliştirilen yeni ve sanayiye uygulanabilen çözümlerin de sınai mülkiyet hakkı kapsamında korunması yoluyla, bu tür ve benzeri işletmelerin emek ve yatırımları ile ortaya çıkardıkları yaratıcı fikri çaba üzerinde patente oranla daha kısa bir müddetle mutlak hak koruması oluşturularak, bu çeşit küçük buluş sahiplerinin de teşvik ve ödüllendirilmesi amaçlanmıştır. Dava konusu somut uyuşmazlıkta, mahkemece bilirkişi kurulundan rapor alınmış ve anılan raporda bilirkişiler davalı adına tescilli olan ve hükümsüzlüğü istenen faydalı model belgesinin istemleri dikkate alındığında bu buluşun ilk istemine bağlı 4 istemden oluştuğu, bu istemlerin hiç birinin bu parçaların bilinen birleştirme usullerinin ve nesnel biçimlerinin dışında bir özgünlük taşımadığı, yağmur borularına bağlanma gereği zaten standart ölçü ve biçimde olmalarının zorunlu olduğu, dönüştürücü deyiminin büyük çaptan küçük çapa (ya da farklı geometriye) geçerken bir özellik gerektirdiği, ancak burada böyle farklı bir buluşun görülmediği, diğer özellikler de dahil olmak üzere faydalı model belgesine konu buluşun 551 sayılı KHK'nin 154. ve 156. maddelerine aykırı olduğu, davalı adına tescilli olan ve hükümsüzlüğü istenen faydalı model belgesine konu buluşun bir sorunu çözen basit ve küçük buluş niteliği taşımadığı, ancak dava konusu faydalı model belgesinin yenilik içermediği iddiasının davacı tarafça sunulan delillerle kanıtlanamadığı mütalâa edilmiştir. Dairemizin 01.07.2010 tarih ve 12696/7759 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 551 sayılı KHK'nin 154. maddesi uyarınca, bir buluşun tescil edilebilmesi için, bu KHK'nin 156. maddesi hükmüne göre yeni ve 10. madde anlamında sanayiye uygulanabilmesi gereklidir. Yenilikten ne anlaşılması gerektiği ise aynı KHK'nin 156. maddesinde tanımlanmıştır. Anılan hükümlerin değerlendirilmesinde 551 Sayılı KHK ile mutlak yenilik koşulunun kabul edildiği anlaşılmaktadır. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de faydalı model tescil başvurusu yapılan buluşun başvuru tarihinden önce Türkiye içinde veya dünyada herkesin ulaşabileceği şekilde yazılı olarak veya bir başka yolla açıklanmış veya kullanılmış olmaması gerekir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere 551 Sayılı KHK'de mutlak yenilik kriteri benimsendiğinden, hükümsüzlük davasında bir yönün mahkemece re'sen dikkate alınarak tarafların bildirdikleri delillerle birlikte anılan KHK'nin 154 ile 156. maddesi göz önüne alınmak suretiyle ve bilirkişi görüşü dikkate alınarak çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Kamu düzenine ilişkin olan bu ilkeye dayalı olarak konusunda uzman olan bilirkişi veya bilirkişilerin yapacakları araştırma sonucunda bir buluşun 551 sayılı KHK'nin 156. maddesi uyarınca daha önce kamuya sunulduğuna dair elde edilen bilgi ve bulguların da HUMK'nun 75/son maddesi (HMK 31. md.) çerçevesinde re'sen dikkate alınması ve bilirkişi raporundaki değerlendirmenin anılan KHK'nin 154. ile 156. maddesine uygun olup olmadığına ilişkin hukuki denetimin de mahkemece yapılaması gerekir. Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda dava konusu faydalı modelin 551 sayılı KHK'nin 154. ve 156. maddesine aykırılık oluşturduğuna ilişkin kanaatlerini oluşturan somut belge ve dokümanların söz konusu raporu düzenleyen bilirkişilerden sorularak, dosyaya ibrazının sağlanıp, yenilik unsuru bakımından yeniden açıklama ve görüş istenilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bilirkişilerin dava konusu faydalı model belgesinin yeni olmadığına ilişkin taraf delilleriyle bağlı oldukları yönündeki mutalâasına iştirak edilmek suretiyle yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.