İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari alım satım ilişkisinden kaynaklanan alacak mevcut olduğunu, iş bu alacak hakkında İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü'nü…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/702 KARAR NO : 2025/1528 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/10/2021 NUMARASI : 2020/471 Esas - 2021/1128 Karar DAVA: İtirazın İptali ( Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari alım satım ilişkisinden kaynaklanan alacak mevcut olduğunu, iş bu alacak hakkında İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konulduğunu, ancak davalı taraf 14.07.2020 tarihinde iş bu dosyadaki borca, faize ve ferilerine herhangi bir hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz bir şekilde itiraz etmiş ve neticesinde takibin durduğunu, davalı tarafın itirazlarının iptaline ve takibin devamına, davalının haksız ve kötü niyetli olduğundan takip konusu meblağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı şirket arasında ticari ilişkinin dahi mevcut olmadığı bu halde davacı tarafından alım satım ilişkisine dayanan alacağın var olduğu iddiasının tamamen asılsız olduğunu, zira davacı tarafın iddia etmiş olduğu alacağa/borca ilişkin hiçbir hukuki delil ileri sürmediğini, yalnızca müvekkilinin ticari sır niteliğine haiz ticari defter ve kayıtlarını ve dahi vergi kayıtlarını sayın mahkemeden talep ettiğini, davacı tarafından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinde olduğu gibi işbu dava dilekçesinde de söz konusu alacağın hukuki dayanağının ne olduğu, bu dayanağın hangi tür belge niteliğine haiz olduğu, ne tür ve neye ilişkin alım satım ilişkisinin mevcut olduğu ve dahi böyle bir alım satım ilişkisi mevcut ise kendileri tarafından hangi tür hizmetin veyahut edimin ifa edildiğine dair hiçbir açıklama mevcut olduğunu, takip dosyasına yapılan itirazının kabulüne, davacının haksız icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının ikame etmiş olduğu işbu dava ve icra takibine dair kötüniyetli icra tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. 6100 sayılı HMK hükümlerine göre, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altındadır (HMK 190). Davacı cari hesaba dayalı alacaklı olduğunu iddia etmiş olup bu hususu ispatlaması gerekmektedir. Bu cihette tarafların ticari defterlerinde bilirkişice yapılan incelemede, tarafların defterlerini usulüne uygun tuttukları, davacının düzenlediği faturaların davalının defterlerine de işlendiği, buna göre takip tarihi itibariyle davalının ticari defterlere göre davacı şirkete 6.453,42 TL TL borçlu olduğunun tespit edildiği, bu haliyle davacının davalıdan bu miktarda alacağı bulunduğu anlaşılmakla, bu asıl alacağa yönelik yapılan takibe itirazın iptaline karar verilmiştir. Her ne kadar takip dosyasında işlemiş faiz talep edilmiş ise de ; Taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığında ve borçlunun bir ihtar veya ihbarla temerrüde düşürülmediğinde işlemiş faiz talebi kabul edilemeyeceği, davacının düzenlemiş olduğu fatura tutarının ödeneceği vade belirtilse dahi bu durumu değiştirmeyeceği (Yargıtay 23.HD 2016/9530 E, 2020/877 K), anlaşılmakla anılan bu şartlar gerçekleşmediğinden davacının işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. (Yargıtay 3.HD 2020/9238 E, 2021/6719 K) Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ile davacı şirket arasında ticari alım satım ilişkisi bulunduğunu, davacının ileri sürmüş olduğu iddialara ilişkin hiçbir hukuki dayanak bulunmadığını, davacının söz konusu alacağın hukuki dayanağının ne olduğunu açıklamadan yargılama yapıldığını ve karara bağlanmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından HMK'nın 194. maddesine aykırı şekilde ikame edilen davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının davasında haksız olduğunu ve yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın yasalara aykırı olduğunu, yerel mahkemece hiçbir hukuki delile sahip olmayan davacı yan lehine ilgili mercilerden toplanacak delillerle yargılamanın yürütülmesinin usul ve esasa ilişkin HMK hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, mahkemenin adaletli ve hukuka uygun bir karar vermesi gerekirken davanın kabulüne karar vermesinin davalıyı mağdur ettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile " Cari hesaptan kaynaklanan fatura alacağımızdır 6.453,42 TL" borcun sebebi gösterilerek 6.453,42 TL asıl alacak, 4,86 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.458,28 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta, davalı taraflar arasındaki ticari ilişkiyi tümden reddetmektedir. . Tarafların ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile; davalının davacıdan bir kısım mal satın aldığı, tarafların delil olma niteliğindeki ticari defter kayıtlarının bire bir uyumlu olup takip tarihi itibarıyla davalının davacıya 6.453,42 TL borcu bulunduğu, davacının düzenlediği faturaların davalı ticari defterlerine itirazi bir kayıt ileri sürmeden kaydedildiği, faturalara TTK 21/2 maddesi gereği 8 günlük süresinde bir itirazda bulunulmadığı, taraflarca verilen BA-BS formalarınında bire bir mutabık olup vergi dairesine taraflarca bildiriminin yapılmış olduğu, Bu durumda davalı taraça herhangi bir itirazı kayıt ileri sürülmeden kendi ticari defterlerine kaydettiği ve vergi dairesine BA formuyla bildirdiği malları teslim almadığının ispatlaması gerekmekle olup buna dair herhangi bir delil sunulmadığı, bilirkişi raporu ile de davacını takip tarihi itibarıyla alacağı 6.453,42 TL oluğu belirlenmiş olmakla davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. 6100 sayılı HMK'nın dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü başlıklı 29. Maddesi (1) Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar. (2) Taraflar, davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler. Karar tarihide yürürlükte bulunan AAÜT'nin Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret başlıklı 13 Maddesi (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." hükmünü içermektedir. Bu durumda gerek davanın kabulüne dair hüküm kısmında, gerek reddedilen miktar üzerinden hesaplanan vekalet ücretinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalının yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 83,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 532,1 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/10/2025